İçeriğe geç

KELEPÇE

Bölüm 12 · 18 dk okuma

KELEPÇE

Bölüm 12

12. Bölüm

🍁🍁🍁

"Bulut'um" beyaz tüğlerinde parmaklarımı gezdirdiğimde mırıldanarak kendini sevdirmeye çalıştı. Gözlerini hafif kısarken kendisini sevmem hoşuna gitmişti.

Kabına mamasını koyup ayağa kalktım elimdeki paketi tezgaha bıraktığımda gözüm duvardaki saate kaydı. Sabah erkenden koşumu yapmıştım bu yüzden kendimi rahat hissediyordum.

Spor yapmadığımda sanki eksik bir şey varmış gibi oluyordu. Daha fazla oyalanmamak için masadaki silahımı belime yerleştirdim. Kapıya ilerlediğimde telefonumu açtım. Bu sabah hocanın evine uğrayacaktık.

Mesajı yazıp attığımda merdivenlere gelmiştim. Merdivenler bittiğinde Aras karşımdaydı kafasını telefonuna çevirmiş benim attığım mesajı okuyor olmalıydı.

Kafasını bana çevirdiğinde telefonundaki mesaja gerek kalmadığını düşünerek cebine koydu.

"Hocanın evine mi gidiyoruz?" dedim ikimizde arabalarımıza ilerlerken "Günaydın. Evet, sana evin konumunu atıcağım. Ben Asır'la beraber geliceğim, sen önden eve geç" dedi arabamın kapısını açtım, arabasının önünde duran Aras'a döndüm "Günaydın" dedikten sonra arabama bindim.

Konuşmamız fazla ters gidiyordu. Arabayı çalıştırıp sürdüğümde Aras evin konumunu atmıştı. Biraz uzun süren yolculuğumun ardından ağaçlık alandaki küçük evin yakınında arabayı durdurdum.

Arabadan indiğimde gözüm etrafta dolaştı sadece bir ev vardı ağaçlık bir alandaydı. Mahalleye yakındı ama kuytu bir yerdi. Arabadan uzaklaşıp eve ilerlerken botlarım yumuşak toprağa baskı uyguluyordu.

Evin ön tarafındaki pencerenin perdeleri örtüktü demir kapıyı tıklatıcakken kapının aralık olduğunu farkettim. Yine de kapıyı tıklattım "Kimse var mı?" içeriden hiç ses gelmiyordu.

Etrafa baktığımda kimse yoktu. Belimden silahımı alırken gözümü kapıya kenetledim. Kapıyı elimle ittiğimde gıcırtı çıkarmıştı. Adımlarımı evin içerisine doğru atarken silahı ellerimin arasında daha sıkı tuttum.

Kapının hemen giriş kısmındaki odaya geldiğimde silahı odaya tutarak ilerledim. Girdiğim oda mutfaktı etrafa bakındığımda kimse yoktu. Mutfaktan yavaş adımlarla çıktım.

Silahımı iki elimle tutarken diğer kapıya ilerledim Aralık kapıyı ayağımla ittiğimde oda artık göz alanımdaydı.

Odaya baktığımda yerde kanlar içinde yatan beyaz sakallı ellilerinde bir adam vardı. Ahmet Hoca dedikleri kişiydi, profil fotoğrafına dün gece bakmıştım.

Karnına baktığımda birden fazla el ateş edilmişe benziyordu. Evde başka oda yoktu silahımı aşağı doğru indirdim. Bir elim silahı tutarken adamın yanına geldim hiçbir yere dokunmadan sadece adamın boynuna nefes alıp almadığına baktım.

Ölmüştü.

Odadan çıkıp çıkışa ilerledim. Bir elimde silah varken diğer elime telsizi aldım.

Ç: merkez, cinayet masadan Komiser Çağla

M: dinliyorum

Ç: Akça mahallesi 26 NO'lu evde saldırı gerçekleşti. Bir ekip gönderin.

M: anlaşıldı merkez, kaç kişi var.

Ç: bir.

M: yaşıyormu?

Ç: olumsuz merkez. Kendisi yürütülen cinayette şüpheli şahıs.

M: anlaşıldı bir ekip intikal ediyor. Olay yerine yönlendiriyoruz.

Gözlerimi etrafta dolaşırken kimse yoktu, olay gece olmuş olmalıydı.

Yarım saat kadar sonra olay yeri gelmiş incelemeye başlamışlardı. Aras ve Asır onlardan önce gelmişlerdi ama ekipi beklemiştik.

Ayağımın ucundaki taşı öne arkaya iterek uğraşıyordum Asır ve Aras ise kendi aralarında konuşuyorlardı. Miraç'ın bize yaklaşmasıyla taşla uğraşmayı bırakıp doğruldum.

Üçümüzde yan yanayken Miraç özel kıyafetleriyle yanımıza geldi "Komiserim üç kovan bulduk, maktül iki yerinden kurşun yemiş, bir kurşun boşa denk gelmiş" dedi.

Aras "Eve nasıl girmişler?" dedi gözleri eve dönmüştü "Başkomiserim kapıda zorlanma yok, kırıkta yok" dediğinde Asır bize döndü "O zaman kapıyı maktül açtı" dediğinde "Belkide tanıdığı birisidir" diyerek ekledim.

"Pekala silahı bulalım daha kolay olur" dedi Aras. Miraç başıyla onayladı "Her mermi çekirdeği çıktığı namlunun imzasını taşır. Biz laboratuvara delilleri göndeririz ordan silahın markasına ulaşabilirler" dedi Miraç yanımızdan ayrılırken biz Aras'a döndük.

"Emniyete geçelim laboratuvar sonuçları çıktığında yapmamız gerekeni yaparız."

Hepimiz araçlara geçerken emniyete gelmiştik. Arabadan indiğimde emniyete girdim hava soğumuştu bu yüzden dışarıda durmak istemiyordum.

Kendime bir kahve alırken diğerleri odaya geçmişlerdi. Koridorda ilerlerken önüme geçen kişiyle durdum bu sefer kahvemin dökülmesini istemiyordum "Günaydın" ayaklarım durduğunda kafamı yukarı kaldırdım sabaha kılıç Başkomiser ile başlamak pekte istediğim bir şeymiydi bilemiyorum.

Yada diğerlerinin sözüyle sabah sabah Kılıç'ın benimle uğraşmalarıyla ilgilenmek istemiyordum.

"Günaydın" dedim sesimi oldukça stabil tuttum "Uzun süredir beni görmüyorsun özledin mi?" dedi keyifli sesiyle. Bazı şeyleri şakaya vurmayı seviyor gibiydi.

"Ne istiyorsunuz?" dedim yüzüme ne gülümseme nede tevazü gösteren masum bakışlar vardı. Klasik çatık kaşlarımla ona bakıyordum gerçi insanlar çatık kaşlarıma alıştıkları için pek farketmiyordu ama Kılıç daha alışacak kadar benimle vakit geçirmemişti.

Kılıç baş parmağını ve işaret parmağını dudaklarının ucuna getirerek gülümsedi "Bak bu kadar kolay" kendince bana gülümsemeyi öğretiyordu. Haraketlerine tepkisiz bakarken kendini deli gibi hissediyor olabilirdi ama bahsettiği şeyler benim karakterimdi. "Galiba gülümsemek pek yüzünde gerçekleşen bir olay değil" bana üzülmüş gibi dudaklarını büktü.

Bu sefer sinirim bozulduğu için güldüm yandan gülüşümle gözleri dudaklarıma kaydı "Vay be gülümsemeyi biliyormuşsun" dedi hayran kalmış gibi.

"Neyse benim gitmem gerekiyor size iyi günler" dedim "Tabi çalışmak gerekiyor" başımı öyledir dercesine salladım daha fazla sohbete tutulmak istemediğim için hemen yanından geçip ilerledim. Bu adamın bana gıcık davranışları olması gerekmiyor muydu? Bir işler karıştırıyordu ama şuan kafamı onunla dolduramazdım.

Bardağımdan bir yudum aldığımda kahvenin soğudunu anlamamla yüzümü buruşturdum. Ben kahveyi sıcak seviyordum. Yanından geçtiğim çöpe bardağı attım, Kılıç'la her karşılaştığımda kahvemi içemiyordum.

Odaya geldiğimde Aras ve Asır pano karşısındaydı "Adli tıp raporu çıktı mı?" dedim ikisinin yanına geldim "Yok" dedi Asır.

"Naber?" duyduğum sesle arkamı döndüm kapıdan girip yanımıza gelen Zehra'nın yüzü gülümsüyordu bize iyi haber vericeğe benziyordu.

"Katili buldum"

Anında Zehra'ya döndüm "Hangisini?" dedi Asır araya girerek "Komiserim daha hocanın evindeki burgular laboratuvara yeni geliyor. Zeynep'in katilini bulduk" dedi. Aras "Katil kim?" dedi daha fazla sohbetlerini devam ettirmeden.

"Katil amcası Hasan ve kuzeni Selim"

Elindeki dosyayla bize baktı Zehra dosyayı uzatıp anlatmaya başladı "Başkomiserimin sözüyle olay yeri inceleme alanını büyüttü Zeynep'in gömüldüğü yerin 37 metre ilerisinde bir ayak izine rast geldik bir erkeğe ait. Olay yeri sanıkların evini araması sırasında ayakkabılarıda raboratuvara gönderdi. Gelen ayakkabıları izle karşılaştırdığımızda ayakkabı izinin Hasan'a ait olduğu ortaya çıktı" dedi ben konuşacakken Asır benden önce davrandı "Selim ne alaka?"

Zehra bu soruyu beklediği için hemen cevap verdi "Olay yerindeki tükürük Selim'e ait" dediğinde Aras "Ahmet'in evinden gelen delilleri incelemeye başla biz Selim ve Hasan ile ilgilenelim" dedi Zehra yanımızdan ayrılmadan önce.

"Selim ve Hasan'ı merkeze aldırıyorum" Asır'ın hızlı bir şekilde odadan çıkışıyla yerimde dikleştim. "Hocayıda onlar öldürmüş olabilir" dedim gözüm panoya gitti.

"Laboratuvardan silahın sahibini bulursak hocanın ölümünü bulmak daha kolay olur" sesi bir mırıltı gibi çıkmıştı "Eve bakılırsa katilin her şeyi saklamak gibi bir niyeti yokmuş, fazla delil bırakılmış"

Evin görüntüsünü gözümün önünden geçirdim "Bir anlık öfkeyle veya duygularıyla öldürmüş olmalı, planı dahilinde değildi" çünkü olay yeri ve maktükün öldürülme şekli katil hakkında ve planları hakkında bizlere bilgi verildi.

Elime kalemi alıp panoya ilerledim

Hasan Altay (amca)

KATİL

Selim Altay (kuzen)

KATİL

Panoda gözlerimi gezdirdim Aras'ın sesiyle gözlerim hocanın fotoğrafına kaydı "Hoca dedikleri kişi iyi niyetli birisi olmayabilir" dedi bu da seçenekler dahilindeydi.

Ahmet'in ölüm resmine götürdüm kalemi Aras'a göstererek yarım bir şekilde ona döndüm "Diyelim ki Ahmet kötü niyetli bir hoca ki ülkede iyi hocalar olduğu gibi bunu kötüye kullanan insanlarda var. Bu durumda elimizde ki şüpheli tek bir kişi oluyor" dedim düşüncelerim doğrultusunda kalemin ucunu Hakan'a götürdüm "Ahmet Zeynep'i taciz ettiyse bunu duyan Hakan onu öldürebilir" dedim.

Düşüncelerimi kısa süre düşündü yerinde doğrulup yanıma geldi, elimdeki kalemi kendi eline aldı kalemle Hakan'ın gösterdi "Neden şimdi? Zeynep Hakan'a bu konu hakkında daha önce konuşmuş olmalı sonuçta sevgilisi, rahatsız olduğunu söylemiştir. Hakan neden gece geldi ve öldürdü bir anda, istese daha önce öldürebilirdi."

Doğruydu bu yüzden sessiz kaldım laboratuvar sonuçlarını bekliyecektik bu süreçte Hasan ve Selim'in sorgusuna girecektik.

SORGU ODASI

Odanın camından Selim'e baktım elleriyle oynuyordu tedirginliği buradan belli oluyordu "Sorguya ben gireyim lütfen başkomiserim" gözlerimi Asır'a çevirdim elindeki dosyayı tutmuş sorguya girmeyi hevesle bekliyordu.

"Tamam gir Asır" dedi Aras bıkkınlıkla, Asır'ın sürekli ısrarları başkomiseride bıktırmıştı. Asır bu sözü bekliyormuş gibi hemen sorgu odasının kapısına ilerledi. Selim'e Asır'ın siniriyle başbaşa bırakmayı tercih ettim ve olduğum yerden kıpırdamadım.

Asır elindeki dosyayı atarcasına masaya bıraktığında Selim ürkmüştü. Asır rahat bir şekilde sandalyeye yaslandı.

"Katillik nasıl gidiyor Selim bey" dedi ciddi bir o kadarda dalga geçer gibi, Selim'in bakışları Asır'ı buldu "Ne katili komiserim?" sanki hiçbir şey bilmiyormuş gibi oyun oynamaya devam ediyordu "Kuzeninin katilliği" Asır kaşını kaldırdı. Selim "Ben öldürmedim. Nasıl öldür..."

Asır'ın hızla kalkıp Selim'in yakasına yapışmasıyla Selim korkudan ağlama kıvanına gelmişti "Ne yalan söylüyorsun lan! Kızı diri diri gömmüşsünüz! Birde bana burda dalavere yapma!" Selim diğer elini yumruk yapıp havaya kaldırdı ama sakinliğini korumak amacıyla durdu "Seni bir tokatla şuraya gömerim! Dua et başkomiserime sözüm var! Şimdi adam gibi anlat lan! Öldürdüğüne dahil deliller var" Asır tuttuğu yakayı ittirerek bıraktı.

Kendi sandalyeye otururken üstünü düzeltti "Şimdi adam gibi anlat!" dosyayı açıp Selim'e gösterdi "Deliller var bana boş yapma" Selim'in artık susma gibi düşüncesi olmadığı açıktı.

Asır'ın sorgularda ve iş hayatında akresif olduğunun farkındaydım ama sorgu odasında bu kadar sinirlendiğini kendi gözlerimle ilk defa görüyordum.

Bakışlarımı Aras'a çevirdim. Duvara yan bir şekilde yaslanmış ellerini göğsünde birleştirmişti. Asır'ın aksine sakin bir tavırla sorguyu izliyordu belli ki Asır'ın haraketleri ona göre alışa gelmişti.

Asır ne kadar sinirlensede karşısındaki vatandaşa vurma veya şiddet gösterme gibi davranışlardan uzak durması gerekiyordu. Polisin şiddet kullanma yetkisi yoktu.

Zorunda kalmadığı sürece şidet veya silah kullanma gibi yetkilerimiz yoktu. Karşı tarafın şikayeti üzerine sorunlar yaşanabiliyordu. Asır'ın başkomiserime sözüm var demesinden anladığım kadarıyla bu durumla karşı karşıya kalmış olmalıydı, neticesinde Aras'ın onu uyarması normaldi. Konu istenmeyen yerlere gidebilirdi.

"Babanla beraber Zeynep'i neden öldürdün?" Selim başını masaya çevirdi "Babam Zeynep'in Murat ile evlenmesini istiyordu onu uygun görmüştü, Murat zaten Zeynep'e aşıktı dünden razıydı ama bir aksaklık oldu" Selim'in sözünü Asır devam ettirdi "Zeynep'in Hakan ile ilişkisi vardı, onu seviyordu"

Selim bir an sinirle gözlerini Asır'a dikti "Keşke sadece sevseydi komiserim. Bu Zeynep'le Hakan birlikte olmuşlar babamda bunu öğrendi. İlk başta sevgili olduklarını öğrendi hallederiz diye düşündü ama sonra bunların... Birlikte olduğunu öğrendi" dedi Selim.

"Bu da baban için tersdi" dedi Asır hafif alayla "O Zeynep namusumuzu bin paralık etti" Selim'in kendini bilmiş tavırları Asır'ın masaya vurmasıyla sönmüştü "Sizde diri diri gömelim dediniz"

Selim daha sakin ve korkulu bir tavırla konuşmaya devam etti "Hayır yani komiserim namusumuzu kirletti bizde öldürdük" dedi konuşmak istemeyerek kestirip attı bir kızın hayatına son vermemiş gibi. Ellerimi birleştirerek sıktım parmağım tenime batıyordu.

Kirli insanlar, kirli zihniyetler...

Suçu itiraf ettiği için Asır da daha fazla onunla muhatap olmak istemedi masadan kalktığında odadan çıkarak yanımıza geldi "Belli ki babası ne dediyse ona uymuş, babası kafasını doldurmuş olmalı" dedi Asır elleri çenesine giderken sıkıntıyla okşadı.

"Kim zihnini doldurdu bilmiyorum umrumda da değil. Hiçbir şey bir kızı canının istediği gibi öldürebileceği anlamına gelmez" dedim gözümü hâlâ karşımdaki pislik adamdaydı.

Ölüm hakedeni bulmuyordu, yaşamak başka bir insanın tercihi olamazdı. Erkek olması kızın üstünde söz hakkı olduğu anlamına gelmiyordu. En üzücüsü ise hâlâ bu düşüncelere sahip insanların ülkemizde bulunmasıydı.

Erkeği bir şeymiş gibi gösterip kızın üzerine hükmünün olduğuna inandırıyorlardı sonra tecavüz edilen bir kız...Ayrılmak istedi diye öldürülen kadınlar... Küçücük bir sebep için dayak yiğen kadınlar...

Başka adamlardan korumak için hayatı hapis gibi yetiştirilen kızlar...

Kadınlar erkeklerin malı veya hüküm geçirebileceği bir eşya değildi bunu zihni bozuk inanlara anlatamazdın, küçük beyinlerinde kendi düşüncelerinin doğruluğu içindeydiler.

Nazım Hikmet'in sözü aklıma geldi

Tarih boyunca erkeğin kadını koruduğu söylendi. Sahi, erkek kadını kime karşı koruyordu?

"Hasan'ın sorgusuna ben girmek istiyorum" dedim sesim ne kadar sakin çıksada içimde durduramadığım bir öfke vardı ama bu sesime yansımamıştı. Duygularımın sesime yansımasını sevmezdim, kendi içimde yaşamak kimsenin bilmemesi daha iyiydi.

Kafamı çevirdiğimde bana verilen cevap yerine kahveliklerini yeşil gözlerime çevirmiş olan Aras'a baktım. Garip bir şekilde gözlerimden çevirmediği gözleri üzerine garip bir his doldu içimi düşüncelerimi, duygularımı görüyormuş gibi bakıyordu. Bu beni rahatsız hissettirdiği için gözlerimi ona geri çevirmedim, ne düşündüğümü bilemezdi.

"Beraber giriceğiz" anladığımı belirterek başımı hafif salladım ama yeşilliklerim ona geri dönmemişti. Bakışlarında beni rahatsız eden bir şey vardı.

Sorgu odasına Hasan'ın girmesiyle odağımı ona çevirdim kafamdaki düşünceleri bir yana bıraktım. "Girelim mi?" dedim gözlerim camdayken "Girelim" dedi.

Önden ben odaya girerken ardımdan o da girmişti. Sandalyeye otururken ben masanın kenar kısmında durdum ikisinin de ortasındaydım.

"Zeynep'i oğlunla öldürdün bize zorluk çıkarma bu yüzden uzatma ve sorularımıza cevap ver. Kızı neden öldürdün?" Aras'ın sesi sert bir o kadarda sakindi, ses tonunu ayarlamasını biliyordu. Hasan bir süre duraksadı "Belli ki sebebini biliyorsunuz" dedi önemsiz bir şeymiş gibi burun kıvırdı.

Ellerimi masaya koyup ona daha yakın durdum "Senden duyalım" dedim otoriter çıkan sesimle gözü beni bulmuştu "Namus işi komiserim siz anlamazsınız" bilmişliğine sadece güldüm "Kim bilirmiş?" yapmacık sözlerime aldırmadı önüne döndü.

"Zeynep bana kardeşimden emanetti" dedi çok üzülüyormuş gibi gözlerini masaya çevirdi "Emanetinizi öldürerek mi sahip çıkıyorsunuz" Aras'ın soru amaçlı sormadığını biliyorduk ama anlamayan insan her türlü anlamıyordu "Bu başka komiser" dedi kendini bir şey sanarmış gibi.

"Zeynep'in öldüğü gün neler oldu?"

Derin bir nefes aldı Hasan "Benim kulağıma Zeynep'in sevgilisi olduğu geldi ilk başta inanmadım olmaz öyle şey dedim. Ben Zeynep'i Murat ile evlendirecektim ama sonra bunu Zeynep'e söyledim ters ters tepki verdi istemediğini söyledi. O zaman şüphelendim 'evleneceksin' dedim. Akşam odasının kapısına baktığımda bavulunu topluyordu gizlice.

O zaman anladım birisi var, iyice mahallede sordum meğerse bunlar Hakan ile birlikte olmuşlar namusumuza leke sürdü. Kimseye söylemeden bu işi gizlice bitirecektik. Oğlum Selim'le her şeyi planladık bunları iş üstünde yakalayacaktık. Bu olayı kimse öğrenmeden kurtulmalıydık. Namusumuz dört paralık olurdu.

Diğer gün Esra Hakan'a haber yolladı, Esra bizi farketmesede Selim onu gizlice takip etti o zaman anladık Hakan ile ilişkisi olduğunu. O gün gece Zeynep evden gizlice çıktı bizde o sırada köşede bekliyorduk Selim'le.

Kendimi zor tutuyordum birde o adamla birlikte olmuşlardı! Mahallede inşaat halinde bir bina vardı Zeynep oraya girdi. On dakika kadar sonra Hakan geldi köşede onları dinledik. Zeynep Hakan'la kaçmak istediğini söyledi ama Hakan ödleğin teki korkttu olmaz dedi bahaneler sunmaya başladı. Belli ki kızla işi bittiği için kenara atıcaktı.

Daha fazla dayanamadım Selim'le girdik bizi gördüklerinde korktular. Hakan elimizdeki silahı görünce korktu kaçıp gitti. Zeynep ondan yardım istedi ama korkak duymazdan geldi kaçtı gitti.

Zeynep yarvardı ama nafileydi namusumuzu kirletmişti. Ormana gittik zaten Selim'le her şeyi planlamıştık. Ormanda mezarı kazılıydı çok direndi ama onun işi artık bitmişti "

Kafasını dikleştirmiş gurur verici bir şey yapmış gibi homurdanıyordu. Pişmanlık hiç yoktu "Kazma kürek gibi aletleri nereye koydunuz?" Aras böyle kişileri çok görmüş olmalıydı ki şaşırmadı. Böyle olaylara alışmak bile iğrençti.

"Onları denize attık su aldı götürdü" dedi Hasan. "Senin namusun Zeynep değil!" ellerimi yumruk yaptım. "O kızdır öyle erkeklerle olmaz. Bu olay duyulsaydı yüzümü kaldıramazdım" dedi sinirli çıkan sesi benim öfkemi harlıyordu.

"İyi ki öldü yaşamasından iyidir. Bir daha olsa yine öldürürdüm" bu cümle sabrımı sınırı olmuştu. Güldüm komik bir şeye değil aksine gülüşümde öfke bakışlarımda sinir vardı. Yerimde doğruldum bir kaç adım atarak Hasan'ın yakınında durdum.

"Çağla!!" Aras'ın uyarıcı sesi beni durdurmamıştı.

Hasan'ın üzerine savurduğum yumrukla ne olduğunu şaşarken sandalyeyle beraber yere buldu. Hakkettiği yere.

Aras hızla kalkarken ellerini koluma geçirip beni geriye çekti "Ne yaptığını sanıyorsun!" Aras'ın azarlayan sesi umrumda değildi.

Hasan için bir yumruk yeterliydi. Sadece bir yumruğumu onu yere serebilirdi. "Çık dışarı!"

Gözlerimi Aras'a çevirdim bu yaptığım için sinirliydi kolumu elinden kurtarıp hızla sorgu odasından çıktım. Asla pişman değildim.

Kendimi odaya attığımda masamdaki şişeye uzandım. Şişeyi kafama diktim. Kapağını kapatırken odaya giren ayak sesleriyle arkamı döndüm "Çağla ne yaptın sen öyle" Asır'ın hayran çıkan sesiyle ona baka kaldım.

"İyi yapıştırdın, bir yumrukla adam devre dışı" güldü önce bu haraketlerini anlamlandıramadım. "Hakketti o adam sen keşke benim içinde bir tane vursaydın, gerçi senin bir yumruk 10'a bedel. Nasıl vurdun banada öğretsene" dedi bu haline dayanamadım güldüm.

İkimizde dayanamayıp güldük. Bir süre sonra gülüşümüz durdu. Asır duraksayan gülüşüyle "Bazıları bizim gibi gülmeyecek" dedi Aras'ı bahsettiğinin farkındaydım. Pişman mıydım?

Tabi ki hayır. Yaptığım şeyler için pişman olmazdım.

"Neyse başkomiserim iki uyarır filan boşver. Gerçi o da bizim iyiliğimiz için uğraşıyor. Umarım adam şikayetci olmaz işte o zaman sıkıntı çıkar" dedi Asır. Artık ikimizde ciddi bir havaya girmiştik Asır'da adamın şikayetci olması olasılığını düşünüyordu.

Masaya kalçamı dayadığımda Asır masasındaki bardağa uzandı bir yudum almasıyla yüzü buruşmuştu, soğumuş olmalıydı.

Kapıdan giren Zehra'nın topuklu ayakkabısı sessizliği bozmuştu. Ben kendi masamın önündeyken Asır'da karşımdaki kendi masasının önündeydi. Zehra ortamızda ikimize bakışlar atarken "Ne oldu? Bir durum oldu galiba" soru içinde bakışlarını es geçerek "Sen ne için gelmiştin?" dedim.

"Başkomiserim yok mu?" dedi elinde tuttuğu dosyayla. Asır kendi etrafında döndü "Odada olmadığına göre yok" Zehra Asır'ın kendisiyle uğraşmasına sadece güldü "İkinci cinayetin delilleri çıktı bu yüzden başkomiserimi sordum."

"Bana katilin Hasan olduğunu söyleme" dedi Asır yüzünü buruşturarak "Hayır komiserim" Zehra'nın onaylamaması üzerine dikkatimi daha fazla verdim "Katil kim?"

"Olay yerindeki kurşun ve kovanlar incelendi. Silahı bulduk. Silah Murat'a ait"

Asır yerinden doğruldu "Ben başkomiserime bildireyim" dedi ama gerek kalmadı. Aras odaya gelmişti "Murat mahallede bir süredir görünmüyormuş, bıraktığımız ekipde görmemiş, gidip biz alalım" Aras bana hiç bakmazken bir polis memurunu çağırarak bir ekip ayarlattı.

Belimdeki silahı kontrol ederken gözüm Aras'a kaymıştı ama hiçbir şeyle ilgilenmeyerek silahını beline takmıştı.

Hepimiz hazır olduğumuzda kendi araçlarımız yerine polis araçlarına geçtik. İki polis aracıyla giderken araçtaki lambaları yanan ışıklarıyla beraber uyarı sesleri çıkarıyordu.

Kısa sürede eve geldiğimizde hemen araçlardan indik. Önde Aras ilerlerken hemen ardında ben ve Asır ilerliyorduk. Bir süredir ortalıkta olmadığı için önce evine bakıcaktık.

Aras kapıyı çaldığında açan olmadı birkaç kez daha açan olmadığında silahı anahtar kısmına tuttu "Geri çekilin!" silahı ateş etmesiyle pekte iyi olmayan kapı açılmıştı.

Önde üçümüz eve girerken ardımızdan polis memurlarıda girmişti. Asır bir odaya girdiğinde sesi geldi "Temiz" önümdeki kapalı kapıya ilerledim bir polis memurundan da ses geldi "Temiz" elimde tuttuğum silahı dikkatle ileriye tutarken kapının kurpunu tuttum.

"Temiz" Aras'ın girdiği odada temizdi. Kapıyı hızla açıp odaya girdiğimde açık bir pencere vardı kahretsin! Biraz daha erken olmalıydık. Hemen cama ilerlediğimde bahçeden kaçan Murat'ı gördüm.

"Kaçıyor!"

Herkes sesimi duyarken ben hemen camdan atlayıp arkasından ilerledim. "Dur!" uyarılarıma rağmen koşmaya devam ediyordu. Bahçedeki kısa duvardan atladı.

Duvardan ondan daha hızlı bir şekilde atladığımda artık ara sokaktayık "Teslim ol!" havaya uyarı amaçlı sıktığım kurşunla yolunu değiştirerek başka sokağa girmişti. Gözden kaçırmamak için daha hızlı koştum süren koşuşturmamız üzerine ona yakınlaştığımda silahı topuk kısmına sıktım.

Bir anda korkuyla kendisini yere attı, vurmamıştım.

Başına geldiğimde hemen hareket etmesine izin vermeden ellerini arkaya birleştirerek dizimi beline bastırdım. Çıkardığım kelepçeyi eline taktığımda ensesinden tutarak kaldırdım "kalk!"

Polis araçları tam üzerine geldiğinde Aras ve Asır'da arabadan inmişti. Murat'ı polislere verdim.

"Çağla sen nasıl koştun öyle tazı gibi" Asır'ın her şeyden eğlenecek bir şey bulması bütün yaşananların cabasıydı. Gözlerim Aras'ı bulduğunda o hâlâ sessizliğini koruyordu. Sorgudaki olanlar için beni uyarmasını beklerdim en azından. Ben bunu göze alarak vurmuştum o adama.

"Murat'ın sorgusunu tamamlayalım dosya kapanıyor" Aras'ın sessizliği ardından tek sözü bu olmuştu.

SORGU ODASI

Bu sefer sorguya Aras girmişti tek başına. Asır ve ben sorgu camından izliyorduk. Bu sorgu ardından hepsi mahkemeye götürülecekti.

"Ahmet'i neden öldürdün?" dedi Aras. Murat'ın hiç inkar etmeye niyeti yokmuş gibi konuştu "Zeynep'i taciz etmiş pislik herif. Hoca diye mahalleye gelip herkesi dolandırdı. Evine gelen kızları taciz ediyormuş."

"Bunu kimden öğrendin?" Aras masaya ellerini koydu sorularında sıralarken. "Mahallede birkaç kızdan duydum komiserim, kızlarda korkularından kimseye söylemezlermiş. Yeni öğrendim yoksa ben o aşalığı daha önce öldürürdüm."

"Öldürmek onun için kurtuluş. Şikayetci olsaydınız hapise girseydi" dedi Aras bir tavsiye verircesine "Yok komiserim öylelerinin nefes almaya hakkı yok."

Aras bir elini saçına götürüp saçını dağıttı o da yorulmuşa benziyordu. Akşam olmuştu ve hâlâ emniyette bunlarla ilgileniyorduk "Zeynep seni sevmiyordu neden böyle bir şey yaptın onun için?" benimde merak ettiğim bir soruydu bu.

Murat dertli bir nefes verdi "O sevmiyordu ama ben onu seviyordum komiserim" Murat artık dayanamamış gibi gözyaşları dökmeye başladı "Ben onu çok seviyordum, aşıktım"

Elleriyle göz yaşlarını silerken Aras masadaki bardağa su koyarak ona uzattı "O gidip Hakan'a aşık oldu. Onun için her şeyi yapmaya hazır olan ben varken. O korkak adama aşık oldu" dedi.

Hakan korkusundan Zeynep'i bırakıp kaçmıştı. Aşk gerçektende yürek gerektiriyordu. Kaçmak herkesin yapabileceği bir şeydi ama aşk herkesin yaşayabileceği bir duygu değildi.

Seçimler doğru veya yanlıştı ama sonuçları ise iyi ve kötüden ibaretti. Hayatımızda seçimlerimiz bir çok şeyi değiştirirdi.

Aras "Zeynep'i Hasan ve Selim öldürmüş" dediğinde Murat'ın yüzünde şaşkınlık oluşmuştu "Nasıl niye öldürmüşler?" dedi. "Zeynep Hakan'la birlikte olduğu için namus diye öldürmüşler"

Murat duraksadı elinde tuttuğu bardaktaki gözleri Aras'ın sorusuyla kalkmıştı "Zeynep'i şimdi olsa yinede kabul eder miydin?" Hakan ile birlikte olmasına rağmen Zeynep'le olabilirmi diye sormuştu ama bunu neden sormuştu.

"Olurdum"

"Ben Zeynep'i çok seviyorum onunla ne olursa olsun olurdum" dedi kendinden emin olarak ama Zeynep ölmüştü.

"Murat'la Zeynep hiçbir zaman birlikte olmamışlar sadece sevgiliden ibaretlermiş" dedi Aras. Murat şaşırarak Aras'a döndü. Bu bilgiyi bende yeni öğrenmiştim, Aras Hakan ile konuşarak bunu öğrenmiş olmalıydı.

"Aşk tek taraflı olmaz, mutluluk için iki tarafın istemesi gerekir" Aras ayağa kalktı "Bazen bir seçim iki tarafında sonu olur" Aras odadan çıkarken Murat'ın gözleri boş duvara takıldı.

Biz sadece boş duvar görsekte Murat'a göre o duvar birçok düşünceleri yüzeyinde geçiriyordu kendi içinde. Hapiste çokca düşünme zamanı olucaktı.

Biri hapiste diğeri ise mezardaydı.

....

Elimdeki karton bardaktan bir yudum daha aldım bu dosyada kapanmıştı kim kazandı? Kim kaybetti? Bilinmezdi. Ölümün olduğu yerde kazanan olmazdı.

Kafamı gökyüzüne çevirdim. Koyulaşmış bulutlar yağmur damlalarını yeryüzüne bırakmak için bekliyor gibiydiler. Rüzgarın şiddetli esmesinden dolayı saçım uçuşuyordu. Gecenin karanlığında emniyetin bahçesindeydim. Beni ısıtan tek şey elimdeki kahveydi ama elim hâlâ soğuktu.

"Hava çok soğuk üşümüyor musun?" arkama yaklaşan Kılıç'ı farketmiştim şimdi ise yanımdaydı.

Hemen yanımdayken ellerini cebine koydu "Olay çıkarmışsın" kafasını bana çevirirken ben önüme bakmaya devam ediyordum. Bu emniyette her şey çabuk yayılıyordu.

"Emniyetin kulağı deliktir dedikodular çabuk döner" dedi hafif bir gülüş ile.

"Adam seni şikayet ediceğim diyerek tutturmuş" dedi Kılıç. Şuan elimde bir şikayet dosyası veya uyarı olmadığına göre beni şikayet etmemişti "Neden şikayet etmekten vazgeçti?"

Kılıç derin bir nefes aldı "Aras adamla kısa bir konuşma yapmış" dedi kafamı ona çevirdim bakışlarından anladığım kadarıyla konuşma kısa değil gibiydi. "Neden böyle bir şey yapsın?" dedim anlamaz bir şekilde.

Omuz silkti "Sakın yanlış anlama bu sana özel bir şey değil. Aras ekibine karşı daha tedbirlidir. Asır'ında başından böyle şeyler geçti tabi akresif çocuk rahat duramıyor. Önceden birdi şimdi ikiye çıktı başındaki bela" dedi yani ekipinde olduğum için böyle bir şey yapmıştı.

"Adamı nasıl ikna etmiş?" bardağımdaki kahve bitmişti elimdeki kartonu büktüm "Aras'ın kendine özgü ikna etme şekilleri var diyelim. Çokta görmek istediğin şeyler değildir bence" dedi. Kılıç ne kadar Aras'ı sevmesede sesinde çıkan hayranlık gözle görürdü.

Elini başının yanına götürerek işaret parmağıyla iki kere şakak kısmına dokundu "Beyin bazen tek başına birçok şeyi halletmeye yeterli"

"İyi günler" dedim yanından ayrılırken elimdeki bardağı çöpe attım. Arabama bindiğimde derin bir nefes aldım.

Telefonuma gelen bildirimle duraksadım.

*Kuzey: Ela'yla sana geçiyorum. Evde görüşürüz kuzen ;)

🍁🍁🍁

Bölüm sonu

1 yorum