🍁🍁
"10 dakika oldu gideli"
Duyduğum sesle haraket etmedim "Bu seni ilgilendirmiyor" onun yüzünden kavga etmiştik birde bana konuşuyordu. Kılıç'ın gülme sesini duyduğumda sinirli bir nefes verip arkama döndüm. Restoranın merdiven basamağına oturmuş sarhoş bakışlarla etrafa bakıyordu. Başını merdivenin demirine yaslamıştı.
"Burda arkasından bakmak yerine yanına gitmeye ne dersin?" birde bana akıl veriyordu. Soğuk rüzgar yüzünden daha çok üşürken haraketsizce ayakta duruyordum. Kılıç elini çenesinin altına koyup gözlerini kırpıştırdı fazla içmişti.
"Başkasına giden bir adamın arkasından niye gidiceğim ki" ellerimi göğsümde birleştirdim küs bir tavırla.
"Başkasına gidiyor ama sen hâlâ sanki o gelicekmiş gibi bıraktığı yerden ayrılmıyorsun. Seni cami havlusuna bırakmışlar gibi, annenin ve babanın geri geliceğini düşünüp öylece bekliyorsun" Ne anlatıyordu bana?
"O gelmicek senin gitmen gerekiyor" kaşlarımı çattım "Üstün aşk bilgileriniz için teşekkür ederim platonik bey. Başımıza ne geldiyse sizin yanlış aşkınız yüzünden oldu" daha fazla onunla konuşmak istemediğim için arabama ilerledim.
Aras'ın beni burada bırakıp gitmesi beni kırmıştı. Benide alabilirdi ama o gitmişti. Benim yaptığımda hoş değildi ama yüz yüze kavga etmeyi tercih ederdim. Şimdi onun ne düşündüğünü bilmediğim için içimde bir kurt beni yiyordu.
Arabamın başına geldiğimde Kılıç yüksek sesle bağırdı "Ailesinin mezarına gitti" elim arabanın kulpunda kaldı öylece. Arkamı döndüğümde bana bakıyordu "Onu tahmininden daha iyi tanıyorum. İnsan en çok sevdiği kişiden nefret eder. Yoksa değer vermediği kişiden neden nefret duyasın ki? Ben bu hayatta en çok Aras'tan nefret ettim. Aras'ta en çok benden nefret etti" sarhoş olduğu için arada duraklayarak konuşuyordu.
"Ailesinin mezarı nerede?"
🍁
Mezarlığın girişinde kaldım öylece. Mezarlığın neresindeydi ki? Mezarlıkların arasında yürürken etrafıda kontrol ediyordum.
Mezarın başında oturan Aras ile durakladım. O beni farketmemişti ama ben onu görebiliyordum. İki mezar vardı yan yana. Bana sırtı dönükken öylece mezarlara bakıyor olmalıydı.
Sessiz adımlarla ona yaklaştım. Onun iki üç adım arkasındayken mezarın üstünde ki çiçekleri görebiliyordum. Aras buraya sıkça geliyor olmalı ki mezarlar çok bakımlı ve çiçeklerleydi.
Benim varlığımın farkında olduğunu biliyordum. Bir kaç adım atıp yanına geçtiğimde başımı ona çevirdim. "Sürekli ortalıktan kaybolduğun yer burasıymış" dedim.
Mezarlığa döndüm. Betül Karakılıç ve Cengiz Karakılıç'a aitti mezarlar.
"Çok üzgünüm seni kırdığım için" dedim. "Kılıç mı söyledi burada olduğu mu?" sormuştu ama farkındaydı. Aras'ın elini sıkıca tuttuğumda mezara döndüm "Merhaba ben Çağla, müstakbel gelininiz. Tanıştığıma memnun oldum" dediğimde Aras şaşkın bir halde bana döndü. "Şimdi benim ailem ile tanışma zamanı."
Tuttuğum ellerimi çekip mezarlıktan uzaklaştırdığımda Aras şaşkınlıktan olmalı hiçbir şey söyleyemedi. Mezarlıktan çıkıp arabama ilerlediğimizde durdum. "Beni affetmen için ilk ve son şansı veriyorum sana. Ya beni affedip babam ile tanışırsın yada beni affetmeyip babam ile tanışma şansını sonsuza kadar unutursun yani beni de unutur..." kurduğum uzun cümlemi tamamlama izin vermeden dudaklarıyla beni susturdu.
"Özür dilemek yerine tehdit etmekte sana ait bir haraket olmalı" dudaklarını benden ayırdığında sözleriyle durakladım "Özür diledim işe yaramadı bende daha faydalı çözümler bulmaya karar verdim."
Beni kollarının arasına alıp sarıldığında kollarımı ona doladım "Aileni özlüyor musun?" dedim "Hatırlamıyorum. Çiçek sevip sevmediklerini bile bilmiyorum ama her geldiğimde çiçek getirip mezarlarına koyuyorum" Aras sürekli ortalıktan kaybolduğunda annesi ve babasının mezarına geliyordu öyle değil mi?
"Geçirdiğim kazada hafızamı kaybetmeyip onları hatırlamayı tercih ederdim" dediğinde birbirimizden ayrılmıştık.
Hatırlamadığı annesi ve babasına bile bu kadar sadıkken ona şaşırmamak elde değildi. Sadece fotoğrafta yüzünü gördüğü ailesine öyle bağlıydı ki her vakit bulduğunda her üzüldüğünde soluğu onların mezarında alıyordu. Aslında onları tanımıyordu ama seviyordu.
"Hadi babama gidiyoruz" dedim gülümseyerek. "Bu saatte? Sen şaka yapmamış mıydın?" bir kaşını havaya kaldırdığında güldüm "Zamanı gelicekti zaten. Uzatmaya gerek yok. Arabana geç ve çiftliğe gidiyoruz."
Ben kendi arabama geçerken o da kendi arabasına geçti. Çiftliğe giderken Defne'yi arayıp haber vermiştim bana yardım etmesi gerekiyordu. Kuzey'in çomak sokması ihtimaline karşılık ona söylemiyecektim çünkü Aras'ı sevmiyordu.
Çiftliğe girdiğimde merdivenlerin başında üstünde montuyla Defne'yi görmüştüm. Aras ile arabalardan indiğimizde merdivenlerden aşağı inip yanımıza geldi.
"Çağla'cım yürek yemişsin aferin sonuna kadar arkandayım. Gidin konuşun nişanı yapalım ben gideyim artık çok bile kaldım burada" Defne'nin hoşnut sesiyle Aras'a döndüm "Sırf yurt dışına gideceği için evlendirip gitmeye çalışıyor sen onu kafana takma" dedim Aras'a.
"Babam nerede?" dedim Defne'ye. "Bahçede, bu soğukta ne yapıyorsa" aldığım cevapla Aras'a döndüm. Biraz tedirgindim ama Aras beni şaşırtır bir halde sakindi. "Ben sizi yalnız bırakayım" Defne anlamış gibi yanımızdan giderken ben öylece kaldım.
"Ne o vazgeçtin galiba" dedi rahat bir gülüşle "Yok ama nasıl bir giriş yapıcağımı düşünüyorum" dedim. Kafamda tartıyordum ama çıkar yol bulamıyordum.
"Bence doğaçlama gidebilirsin. Önce babanın yanına gidelim. Madem yalnız daha kolay olur" başımı sallayarak onayladım.
Evin yan tarafına doğru yürüdüğümüzde elimi cebime koydum stresle. Eğer içeriden geçersek hepsi başımıza uçuşurdu ve beni deli ederlerdi bu yüzden evin etrafından dolanarak bahçeye geçiyordum.
Bahçeye geçtiğimde aydınlatmalar sayesinde evin ilerisinde koltukta oturan babamı gördüm sırtı bize dönük bir şeklide. Babamın yanında dikildiğimizde Aras'a yan bakışlarla baktım.
Babam bizi gördüğünde ayağa kalktı "Baba?" diyebildim. Aras babamla konuşamamı bana bıraktığı için sessizce yanımda duruyordu "Hoşgeldin Başkomiser" babam ile el sıkıştıklarında ben hâlâ öylece duruyordum.
"Baba ben seninle önemli bir şey konuşucaktım" dedim tedirgin halimi anlamış gibi göz ucuyla Aras'a baktı. Sevgili konusu açıldıktan sonra ki gün Aras ile karşısına çıkmıştım. Anlar gibiydi ama benim konuşmama izin verdi.
Konuşamayacağımı anladığımda Aras'ın elini tuttum. Babamın bakışları Aras ile birleşen ellerimizde durdu. "İyi ki doğaçla dedim" Aras başını bana eğip söylediğiyle ona döndüm "Stres yapınca pata küte dalıyorum" Aras'a bakarken gördüğüm kişilerle kaşlarımı çattım.
Evin balkonunda ki iri direğin ardında saklandığını sanarak bizi izleyenlerle şaşırdım. Bige, Kuzey, Defne bizi gizlendiklerini sanarak izliyorlardı. O değilde yengem onların yanında ne yapıyordu. Ah be yenge sen yapma bari?
"O kişi Aras mıydı?" babamın çatılan kaşlarıyla elimi Aras'ın elinden çekmemek için direndim. Gözleri en çok Aras'ın üstünde dururken gözlerinde ilk kez gördüğüm bakışlar vardı, korktu.
Benim için korkuyordu ama Aras ile olmama kızmasını beklerken korku beklediğim bir şey değildi. "Olmaz" dediğinde durakladım.
"Neden? Baba bana değer verdiğini ve kıskanç bir baba olduğunu biliyorum a..." babam sözümü kesti "Bunun kıskançlıkla alakası yok. Eğer gerçekten iyi olabileceğin biri olsaydı zaten sana izin verirdim. Kızımın mutlu olmasını isterdim."
"Ben zaten Aras ile mutluyum. Aras'ı neden sevmedin? Sana yanlış hiçbir şey yapmadı bu tepkin neden?" Aras babamın tepkisini anlayamamış gibi bir şey diyememişti ama sessizliğini bozdu "Eğer kızınız üzüceğimi filan düşünüyorsanız böyle bir şey olmaz. Ben Çağla'yı gerçekten çok seviyorum" dediğinde gözlerimi babamdan ayırmadım. Babamın takıldığı noktanın sevgi olduğunu düşünmüyordum.
"Sen seviyor olabilirsin ama sevgi yetmez. Ben kızımı düşünüyorum evlat. Eğer sende benim kızımı düşünüyorsan onu üzmez ve ondan uzak olursun" babamın sözleriyle kaşlarımı çattım. Aras'a döndüm "Sen git lütfen ben babamla konuşmak istiyorum. Yanlış anlaşılma olduğuna eminim" Aras gitmek istemiyerek elimi daha sıkı tuttuğunda gülümsedim "Lütfen" istemesede başını salladı.
O giderken ben babama döndüm. Neden hep karşımda durmak zorundaydılar. Onun izin vermemesini bekliyordum kızmasını bağırmasını bekliyordum ama o soğuk bir hayır demekle yetinmişti. Bu hayatta beni üzmeyen bir insan varsa o da Aras'tı.
Aras'ı bilerek göndermiştim çünkü babamın sözlerinin sınırı yoktu. Babamla karşı karşıya gelmelerini istemiyordum. Babam istemediğini söylemişti ama yinede onların kavga etmesini istemiyordum. Ben babamla kanlı bıçaklı olsamda aramızda hallederdik ama Aras ile araları açılırsa geri kapatılmazdı.
Gerçi babam Aras ile arasına bilmediğim o sınırı koymuştu bile.
"Neden bunu yaptın? Ben Aras'ı seviyorum. Neden bir kez olsun karşımda olmak yerinde yanımda olmadın?" onun karşısına geçtim.
"Ben doğru yaptıklarında yanında, yanlışlarında karşında durdum Çağla" dedi hâlâ korkutucu bir soğuklukta. "Aras hayatımın en doğrusu ve sen benim karşımdasın" dedim hüsran olmuş bir halde.
"Ben senin için doğru olanı yapıyorum" dedi sözlerimi duymaz gibi. "Git gide anneme benziyorsun. O da yaptığım her şeyde karşımda dururdu. Kendi bildiklerine doğru derdi ama onun doğruları benim hayatım oldu. Ve ben hayatımdan hiç memnun değilim" sesimi yükseltirken derin nefes aldım "Annem olsaydı o sesini alçalt derdi. Otorite daima onun elindeydi öyle değil mi baba" ellerini birleştirip arkasında kavuşturan babam hissizce baktı.
"Aras'ı neden sevmedin?" merak ediyordum sebebini. "Aras'ı sevecek kadar tanımıyorum ama seni üzecek kadar biliyorum" sebep vermiyordu sadece düşüncelerini söylüyordu.
"Beni annenle kıyaslama, biz benzemiyoruz" güldüm hatta kahkaha attım. Soğuk gecede kahkahlarım soğuk havaya karıştı "Ne sanıyorsun kendini? Annem kötü diye sen iyi miydin?" dedim ilk kez karşısında duruyordum ve ağlamıyordum. Birisinin önünde ağlamaktan nefret ederdim.
"Annem Bige'yi sevdi. Ama beni sevemedi. İlk fırsatta beni sevmeyi bıraktı sebebini iyi biliyorsun baba. Benim yüzünden Bige zarar gördüğü için annem kızına kıyamadı ama diğer kızından vazgeçti. Sen peki bu sırada ne yaptın? Bige ile hiç ilgilenmedin annem ile sürekli kavga ettin. Evde sessizce yaşadın bana karışmadım ama yanımda da olmadın. Ben Bige ve Annemin yanında yalnız hissederken yanımda mıydın? Söylesene. Sen eve gelmez oldun baba. Sen aileni bıraktın ve onlar dağılırken ben çabaladım. Annem öldü ben Bige'nin peşinde dolandım onu korumaya çalıştım. Sen sürekli askeriyedeydin ben senim başına hiç iş açmadım. Uslu durdum okuluma baktım" dolan gözlerimi geriye atarken akmasına izin vermedim.
İçimi ilk kez döküyordum ona karşı. Anlıyor muydu? Anladığını hiç sanmıyordum ve anlamayan birine konuşmak boş hissettiriyordu. "Bana kesin bir şey söyle, Aras ile olmamam gerektiğini beni üzabileceğini kanıtlayan bir şey söyle" dedim.
"Bana güven kızım. Bildiğim bir şeyler var ki sana söylüyorum" başımı salladım "Tabi ki sen Çınar Arslan'sın en doğruyu sen bilirsin" delice başımı sallarken o bana tezat çok rahhattı yada soğuk demeliyim.
"Ben artık o altınızda ezebileceğiniz bir kız değilim. Otur dediğinde oturan kalk dediğinizde kalkan. Ailesi dağılmasın diye kendinden vazgeçen o kız hiç değilim. Siz beni umursamadınız bende sizi umursamıyorum. Evet baba karşında duruyorum" dedim bakışlarına karşılık.
"Ya benim yanımda olur kızının mutluluğunu izlersin yada biricik kızınla kalan hayatınızı mutlu geçirirsiniz."
Kaşları o kadar hızlı çatıldı ki "Bir adam için mi bizi bırakacaksın?" anlamıyordu, anlamicaktı.
"Hayır baba. Annesinin sevmeyi bıraktığı kız çocuğu için. Babasının umursamadığı kızı için. Kız kardeşinin sanki her an yanında olmak zorunda gibi davranıp kafasına göre işler karıştırdığı için. Bu güne kadar sizin için yaşadım yoruldum beni hepiniz çok yordunuz. Ben bu ailenin annesi değilim. Senin yapman gerekenleri yapamam. Bige'nin her kötü durumunda yanında olup arkasını kollayamam. Polis olduğum için sürekli en doğrusunu bulamam. Ben en iyisi değilim, ben mükemmel değilim, ben iyi bir abla da değilim, iyi bir kız da değilim. İyi bir polis hiç değilim. Ben her şeyi mükemmel yapmaya çalışırken hiçbir şeyi başaramayan bir insanım" derin bir nefes verdim.
Göz yaşlarım akmasın diye başımı gökyüzüne kaldırıp kapattım. Bekledim o ise sustu.
"Görüşürüz"
Onu ardımda bırakıp ilerledim. Bizi dinlediklerini bildiğim aileme baktım duran adımlarımla. Kuzey ortalıktan kaybolmuş gibiydi. Öylece bana baktılar bende onlara. Bige'nin bakışları benden kaçarken bazı şeyleri belkide anlamıştı. Onları bırakıp gittim. Duymuşlardı her şeyi.
Defne'nin arkamdan seslendiğini duymuştum ama Bige onu durdurmuştu. Yalnız kalmak istediğimi bilmek zor değildi.
Arabaya bindiğimde çalıştırıp sürdüm. Çiftlikten çıktığımızda bir süre sürdüm. Kumsala geldiğimde arabayı durdurdum. Kendini yıllardır tutan göz yaşlarım sözlerim sayesinde özgrülüğünü kavuşmuş gibi akmaya başladılar.
Koltuğa yaslandım, arkamda duyduğum kıpırtıyla dikiz aynasına döndü bakışlarım.
Onun gözlerini gördüğümde göz yaşlarım akmayı bıraktı güldüm ona. O ise tebessüm etti sadece. Arabama ne zaman bindiğini bilmiyordum ama iyi ki yanımdaydı, her zaman olduğu gibi. Benim arkamda ki koltukta arkasına yaslanmış dikiz aynasından bana bakıyordu. Kuzey hayatımın en büyük şansıydı.
"Sana izin vericek bunu istemesede" dedi Kuzey babamdan bahsederken gözlerimi yumdum "Umarım kabullenir yoksa sözlerimde çok ciddiydim."
"Arabama gizlice binmeler falan" dedim gülümseyerek "Ben uyuyordum sonra sen bir anda sürdün arabayı" böyle olmadığını biliyordum ama şakaya vurmasına güldüm. Yanında ağlamaktan çekinmediğim tek kişiydi Kuzey. Her şeyi yapıp anlatabileceğim tek insandı, korkmadan çekinmeden anlatırdım. Bilirdi her şeyi her zaman.
Bir süre ikimizde öylece durup sakinliğini tadını çıkartık kumsal ileride kalıyordu ama burada suyu görebiliyordum. Arabayı çalıştırıp sürdüğümde eve gelmiştim. Kuzey'de benim ile birlikte geldiğinde sessizce eve çıktık. Aras'ın yanına gitmeyi düşündüm ama vazgeçtim saat geç olmuştu sabah konuşurdum.
Kuzey kendi odasına geçerken bende odama gidip üstümü değiştirdim. Uyumam düşüncelerim yüzünden beklediğimden uzun sürerken babamın sözlerini göz ardı edip zorda olsa uyuyabilmiştim.
🍁
"Çağla kalk"
Beni dürterek uyandıran Kuzey'i yatağımın başında gördüğümde gözlerimi zorlaki olarak açtım. Yatağımın başında gözleri kapalı dururken kulağında telefonu vardı "Kuzey sen uyurgezer mi oldun? Benim niye haberim yok" dedim yatağımda doğrularak. Bulut yatağın diğer köşesinde mışıl mışıl uyuyordu.
Kulağında ki telefonu bana uzattı "Defne aradı sana ulaşamamış" elinde ki telefonu aldığımda yüz üstü yatağa kendini atıp uykusuna devam etti.
"Ne var sabah sabah" dedim esneyerek "Telefonun neden kapalı Çağla" sesi sabaha göre çok enerjikti. Arkadan gelen haraketli sesler ve insanlardan dolayı kaşlarım çatıldı "Bugün emniyete gitmiyorum. Hem sen ne yapıyorsun öyle? Seslerde ne?"
"Yeğenimin istemesi için hazırlık yapıyorum" dediğinde mayışmış gözlerimi aralayıp uyuyan Kuzey'e döndüm "Kuzey'i istemeye mi geliyorlar" dedim.
"Hayır aptal seni istemeye geliyorlar. Tabi sen uyanmayı başarabilirsen" Defne'nin sözleriyle beynim anında uyanmıştı resmen "Beni mi istemeye geliyorlar kim?" Kuzey'in hızla ayaklanmasıyla elim kalbimin üzerine gitti korkudan. Kendisini istemeye geliceklerini söylediğimde gözlerini bile aralamamıştı.
"Kim olucak Aras işte" Kuzey telefonu hızla eline aldığında hoparlörü açtı "Ne oluyor ya. Hani amcam izin vermemişti" dediğinde bende aynı fikirdeydim.
"Damat beye haber gönderdik isteme için hazırlıklarını yapmaya başladı ama gelin hanımda haraketlenme yok. Dün Çağla'nın konuşmaları üzerine Çınar abim kendi yaşayarak hayattan ders almasına bu yüzden hiç karışmayacağını söyledi. Bende biraz araya girdim dedim ki bugün isteme haftaya nişan yeter dedim. Artık düğünü yazın yaparsınız " Kuzey ile şaşkınlıkla birbirimize bakıyorduk öylece.
"Amcamın tansiyonunu ölçtünüz mü hadi tamam Çağla'yı kendi haline bıraktı ama isteme en alaka? Bu hız ne? Senin altından çıktı dimi hemen isteme filan" Kuzey telefondan Defne ile konuşmaya devam ederken ben şoka girmiş gibi boş duvara bakıyordum.
Babama bir anda ne olmuştu? Galiba babam ne halin varsa gör kısmına geçmişti. Ama bir anda isteme olayı beni şaşırtmıştı.
Kuzey'le şok olmuş birbirimize bakıyorduk. Kuzey'e hızla sarıldığımda güldüm "Babamın Aras'ı seviceğine eminim" dedim.
"Amcam öyle hemen kızını vericek biri değil bence bir şeyler olucak" Kuzey'in aklımı karıştırmasıyla ondan ayrıldım.
"Benim çiftliğe gitmem gerekiyor" yataktan kalktığımda etrafımda döndüm "Önce Aras'ın yanına mı uğrasam" ellerimi başıma koydum "Hazırlanmam gerekiyor" ben dört dönerken Kuzey karşımda dona kalmıştı. Benim evlenme fikrim bile onda donma etkisi oluşturmuştu.
Aslında ortada evlilik yoktu sadece Defne'nin ısrarıyla nişan vardı. Ama bu bile Kuzey için devrelerinin yakmasına sebep olmuştu.
🍁
"Çağla çek şu elini yapıyorum işte"
Defne'ye ters bakışlar atarken o saçıma toka takıyordu. "Tulum çok mu basit kaldı?" dedim ona dönerek. Güldü "Bu sadece isteme, öyle abartmana gerek yok. Nişanda daha şık olursun" başımı salladım.
"Ben aşağı iniyorum sende oyalanma gel" Defne odadan giderken yatağımdan kalkıp aynanın karşısına geçtim. Kıyafetlerimi inceledim. İyiydi aslında isteme için abartmam gerek yoktu.
Siyah tulum göğüs dekolteliydi, ona uyumlu kemeri belimi sararken ayağıma ince topuklu ayakkabı giymiştim.
Çiftliğe geldiğimde yengem bütün hazırlıklarla ilgileniyordu. Defne ise ben, Kuzey ve Bige'nin hazırlanması için dört dönüyordu. Beni asıl korkutan babam ve amcamın ortada olmamasıydı.
Odaya giren Kuzey'e döndüm "Başımıza birde iş çıkardınız" söylenerek içeri girdi. Gömleğinin kol düğmesini kapatıyordu. "Söylenmeyi bırak. Her şey hazır mı?" bana tersçe baktı "Sadece bir isteme nasıl bir hazırlık istiyorsun acaba? Gelecekler tuzlu su mu kahve mi neyse onu içip gidicekler" bu istemeyi beklemediği gibi hoşta karşılamamıştı.
"İnelim hadi, babam geldi mi? Aras'lar dan sonra gelicekler bu gidişle. Kuzey burada duracağına git aşağı bak eğer babam gelmemiş olursa seni gebertirim" Kuzey'in uğraşmalarını göz ardı ederken o gitmişti.
Telefonumu alıp Aras'ı aradım. Gün içinde aramalarıma geri dönüş yapmamıştı. Telefon bu sefer açıldığında derin bir nefes verdim "Sen neden aramalarımı açmıyorsun?" arkadan birkaç ses duyduğumda kaşlarımı çattım.
"Asır ile uğraşmaktan vakit kalmadı. Hazırlık ayağına bizim ile uğraşıp duruyor. Asır çek şunu önümden" onunda sabrını sınıyor olmalılar. "Başkomiserim hazırlanmıyorsunuz ki birazdan istemeye gidiceğiz siz gömlek pantolon ile gidiyorsunuz" Asır'ın seslerini yakınlıktan dolayı olmalı duyabiliyordum "Asır düğüne gitmiyorum çek şu takım elbiseyi" güldüm.
"Söz kesiceğiz abartmayın" dedim Aras'ı uyararak ama Asır hiç rahat durmuyor olmalı ki seslerini duyabiliyordum. Aras'ın iyi olduğunu duyduğumda telefonu kapattım, gerçi Asır ile pek iyi değil gibiydiler.
Aras ile konuştuktan sonra aşağı inip neler olduğuna bakmıştım. Herkes hazırlandığı için sadece Aras'ların gelmesi kalmıştı.
Babam tekli koltukta otururken yan yana oturan amcam ve Kuzey'e baktım. Yengem, Bige ve Defne üçlü koltukta oturuyorlardı. Ben ve Aras için herkesin görebileceği yere iki sandalye koymuşlardı. İstemeyi kafamda büyütmediğim için fazla büyütülmesine gerek yoktu. Benim korkum koltuğunda sessizce oturan babamdı. Onunla hiç konuşmamıştık.
"Oturmayı düşünüyor musun?" Defne'ye döndüm. O benim aksime şık bir elbise giymişti ama Bige ise pantolon kazak ileydi. O da benim gibi abartmamıştı.
"Onlar geldiğinde hemen gidip kahveyi hazırlıyorsun Çağla. Baban vazgeçmeden bitsin gün" yengemin sözlerini başımı salladım. "Kahvenin içine bulduğun her şeyi koymayı unutma. Toz biber, kimyon, tuz, karabiber. Ben içeridekilere söyledim hazırladılar, kahveyi iyi yap" Kuzey'e şaşkınlıkla bakdım "Kahve mi yapıyorum baharat içeceği mi?" dedim ona.
Kapı çaldığında yerimde dikleştim. İstemeyi gözümde büyütmemiştim ama şuan içimde ki heyecan beni şaşırtmıştı. Kapıya ilerlediğimde Defne hemen arkamdaydı. En çok eğlenen o gibiydi.
Kapıyı açtığımda gördüğüm kişiyle şaşırdım. Beni isteyecek olan kişi amir miydi? Amirin hemen yanında Aras vardı elinde çiçeği ve çikolatası ile. Üstünde siyah bir gömlek ve aynı renk pantolon vardı. Elinde süslü çiçek ve elindeki kutuyla kendimi gülmemek için tuttum.
"Hoşgeldiniz amirim" sırasıyla eve girerek ardından Aras girdi elindekileri bana verdiğinde göz kırpıp yanımdan gitti. Merve bana tebessüm ederken "Ekipte bir kız isteme gerçekleştiriyoruz. Bugünü asla unutmayacağım" dedikten sonra girdi. Zehra ve Miraç'ta içeri girdiğinde ardından kapıyı kapattım.
Salona geçiceğim sırada Defne kolumu tuttu "Kahveyi yapalım. Abim seni verseydi rahat bir nefes verirdik" kolumdan tutup beni mutfağa getirdiğinde önüme kahve fincanını koydu.
"Hepsini ben mi yapacağım" dedim. Mutfağa giren Bige'ye döndüm içeride ki kalabalıktan kaçmışa benziyordu. Defne'nin bana yardım etmesiyle kahveleri yapmıştık.
Aras'ın kahvesini önüme koyduğumda çalışanlardan biri benim önüme içinde çeşit çeşit baharatları olduğu kabı uzattı "Kuzey Bey kahvenin içine koymanız için baharatları hazırlayıp birleştirdi." Kabın içi rengarenkti.
Kadının sözleriyle şaşkınlıkla ona baktım "Kuzey Allah bilir neler koydu bunun içine? Aras'a bir şey olmasın" dedim çekingen bir tavırla.
"Bir şey olmaz koy hadi" dedi Bige, Defne'de onu onayladı. "Hepsini koymam çok bu" dediğimde Defne kaptaki bütün baharatı kahvenin içine koymuştu. İstemeye istemeye kahveyi karıştırdım.
Kuzey'e güvenemiyordum Aras'ı zehirlemezdi umarım. Kalabalık olduğumuz için Defne'de kahveleri taşıyacaktı. Ben önden girdiğimde herkes oturmuştu tek konuşan amirdi.
Kahveleri verdiğimde tek Aras'ın kahvesi kalmıştı ona uzattığımda sırıtarak kahvesini ve suyunu aldı. Herkes gibi bende yerime geçtiğimde Aras'ın yanında ki sandalyeye oturdum.
Yan bakışlarla Aras'a baktım "Beni amir mi istiyecek?" bakışları bana döndüğünde "Kenan amirim babanla çocukluk arkadaşıymış" dedi. Bunu bilmiyordum. Ama aralarında ki konuşmaya bakılırsa birbirlerini gerçekten de iyi tanıyor gibilerdi.
"Kahveyi içmeyecek misin?" diğerlerinin konuşmasını es geçip Aras'a döndüm. Kahveyi eline aldığında önce bir yudum aldı. Ben ise yüzünün alıcağı şekli görmek için öylece ona baktım. Zorlaki bir şekilde yutkunduğunda bakışları bana döndü "Çok mu kötü?" dedim. Kuzey'den ne bekleyebilirirdim ki?
Aras cevap vermek yerine kahveyi tek dikişte içti. Tadını bilmiyordum ama kötü olduğunu bildiğim için yüzümü buruşturdum Aras ise suyu içti.
"İstemeden sonra bir hastaneye uğramamız gerekecek" Asır'ın sözüyle güldüm. Kuzey umarım baharatların içine zehir koymamıştı. "Bir midesini yıkatırsınız artık" Kuzey'in keyifli sesiyle herkesin bakışları tamamen bize dönmüştü.
"İçinde kahveden çok baharat var" dedi Defne o da bu durumdan eğleniyordu. "Hiçbir şey olmaz. Adettendir" Kuzey gülerken ona ters bakışlar attım.
"İçine tam olarak ne koydun?" Miraç'ın yanında ki Zehra'nın sorusuna cevap veremedim. Kuzey mutfakta bulduğu bütün toz halinde ki her şeyi içine koymuş olmalıydı. Umarım mutfakta fare zehri filan tutmuyorlardı.
"Ne o Zehra işine yarar diye mi sordun?" Merve'nin sözleriyle Miraç güldü ama Zehra'nın yanakları kızarmıştı bile. "Gelelim sebebi ziyaretimize" amirin konuya girmesiyle ortamda sessizlik oluştu. "Allah'ın emri, peygamberin kavli ile kızınız Çağla'yı oğlumuz Aras'a istiyoruz."
Nefesimi tutarken babam çikolata kutusunda ki çikolatadan birini alıp yedi. O kadar rahattıki bu beni ürpertiyordu. "Vermiyorum"
Hepimiz babama döndüğümüzde amcam ve Kuzey'in verdiği derin nefes ve arkalarına huzurla yaslanmalarını görmüştük.
"Madem kızı vermiyorsun niye istemeye gelin dedin?" amir çok rahat bir şekilde arkasına yaslandı babam gibi. "Ben size gelin isteyin dedim, vericeğimi söylemedim" babamın ne yapmaya çalıştığını anlamıyordum. Bu kadar hazırlığı boşa mı yapmıştık?
"Niye çağırdın bizi?" amirin sözüyle babam bir çikolata daha aldı "Canım çikolata istedi" şaka filan yapıyor olmalıydı. Aras'a dönüp baktığımda o da hiçbir şey anlamamış gibi amir ve babam arasında ki konuşmayı dinledi herkes gibi.
"Ben bu kızı almadan gitmem?" amirin net sözüyle Bige'ye döndü "Bana ve babana çay getir bakalım bu gece uzun olucak" Bige evin en küçüğü olarak konunun kendisine gelmesinden hoşnut değildi. Babam ukala bir tavırla sırıttı "Demli olsun ayık tutar."
"Sen verene kadar isterim bende" amirin sözüyle Aras ile göz göze geldik.
1 SAAT SONRA
İlk başta şaka olduğunu sanmıştım ama karşımızda iki inatçı keçi olduğu gerçeğini unutmuştuk galiba. Herkes kaçıncı olduğunu bilmediğim çaylarımızı içerken amir ben istemişti babam ise rahatlıkla vermemişti. Kuzey ve amcam verilmemenin rahatlığını yaşarken. Asır, Merve, Miraç ve Zehra öylece izlemişti.
Defne'nin omzuna kafasını koymuş olan Bige uyurken onun neden uyuduğunu anlayamamıştım. Defne'ye gözlerimle Bige'yi işaret ettiğimde Bige'yi uyandırdı.
Bige'nin gözleri yorgunlukla açılırken "Verdi mi?" dedi. "Hayır hâlâ isteme aşamasında" diyen Defne'yle Bige kafasını omzuna tekrar koydu "Verildiğinde uyandırırsın" göz göre göre uyuyordu.
Aras o kadar rahattı ki öylece babamları izliyoruz arada bana dönüp konuşuyordu ardından tekrar onlara bakıyordu.
Bu 1 saat boyunca sadece beni isteyip vememezlik yapmadılar aynı zamanda bir şeyler yiyip babam ve amirim kavga etti. Arada bizim ekip ve Aras babamı ikna etmeye çalıştı ama olmadı. Amcam ve Kuzey yerinden memnundu zaten.
"Çınar sen bu kızı vermiyecek misin?" cevap belliydi ama babam hayır demek yerine öylece Kenan amirime baktı. "Biz senin kızını zaten aldık. Çağla Aras'a aşık. Aras'ta Çağla'ya aşık. Biz kızı şuan sadece sözel olarak geleneklerimize uygun istiyoruz. Sende kızı ver ve bu gerginlik bitsin. Sonuçta sen kızı vermesende onların aşkı bitmeyecek. En azından söz takalım ve siz bir aile olmanın ilk adımlarını atın. "
Kenen amir ciddiyetini bozarak güldü "Sen kızı verene kadar isteyeyeceğim. Sabaha kadar yada günlerce. İnadımı bilirsin kızı alana kadar isteyeceğim" amir derin nefes aldı ve o saatlerdir duyduğumuz o soruyu sordu hepimiz o ezbere bildiğimiz cevabı almak için babama döndük ama benim sabrım artık kalmamıştı.
"Verdim gitti"
Sinirle ayağa kalkıp Aras'a döndüm "Vermiyor işte ne bekliyoruz anla..." babamın verdiği cevabı beynimde sorgularken Aras ayağa kalktı mutlulukla "Verdi" dediğinde hemen ona sarıldım.
Herkes şaşkınlığını attığında sevinç nidallarını duyabiliyordum. Bu Kuzey ve amcam için aynı değildi ikiside şaşkınlıkla babama baktılar hüsran bir halde.
Bazılarımız üzülürken bazılarımız seviniyordu.
Eğer babam beni vermek istemeseydi vermezdi ama sanırım herkesin sabrını zorlamayı seçmişti.
"O zaman haftaya nişanımız var" Defne nişanı yapmadan gitmeyecekti.
🍁
Üstüme yeşil bir kazak giyerken altımda kot pantolonlarımdan birini giydim. Saçımı at kuyruğu yaptığımda yüz hatlarım ön plana çıkmıştı. Telefonumu aldıktan sonra balkona çıkıp aşağı indim.
Yarın nişanımız vardı, bu yüzden çiftlikte hazırlıklarla uğraşıldığına emindim. Nişan çiftlikte aile arasında olucaktı. Hazırlıklarla uğraşmak istemediğim için hepsini Defne'ye bırakmıştım o hallederdi bu yüzden içim rahattı.
Bu bir hafta boyunca kahvaltı yapmak için sürekli Aras'ın evine geliyordum. Benim mutfakla ilgim olmadığı için benim işime geliyordu aslında.
Cam kapı aralık olduğu için içeri girdim. Aras benim sürekli gelmeme o kadar alışmış olmalı ki kapıyı aralık bırakıyordu. Aras'ı salonda göremeyince mutfaktan gelen kokularla oraya ilerledim. Mutfak girişinde durup duvara yaslandım.
Aras'ın üstünde siyah bir eşofman altı ve aynı renkte bir tişört vardı üstünde. Siyah ona çok yakışıyordu bunu istemede giydiklerindende anlamıştım. Yataktan çıkmış gibi dağılmış saçlarının tutamları yüzünde dağılmıştı. Yüzü yaptığı işi önemsediği için ciddi bir şekilde ekrandaydı.
Aras önünde ki bilgisayara dikkatle bakıp bir şeyler okudu ardından bilgisayardan uzaklaşıp yemeğin başına geçti. Aras'ın tarife bakarak yemek yapması beni şaşırtırken Aras o kadar ciddiydi ki beni görmedi.
İşinde ve yemekte bu kadar ciddi olması beni güldürmüştü ama onu izlemek için sessizce durup onu izlemeye devam ettim. Mutfakta onu görmek çok güzeldi. "İzlemek yerine yanıma gelmeyi düşünüyor musun?" sorusuyla sesi bir şekilde güldüm.
Ona doğru yürürken bilgisayar ekranına baktım. Muhlama yazısıyla yüzümde gülümseme oluştu. Aras bana doğru eğilip dudağıma naif bir öpücük kondurduğunda bir eli eblimi sardı.
Parmağımda yüzük olan elimi kaldırıp kalbinin üstüne koydum "Sen benim için Karadeniz yemekleri mi öğreniyorsun?" dedim yüzümde ki tebessüm ile. "Sen sevdiğini söylemiştin bende öğreniyorum" Benim için çabalaması çok hoşuma gidiyordu. Beni mutlu etmek çabası çok hoştu.
"Yarın nişanımız var farkında mısın?" dedim diğer elimide onun göğsüne koyarken. Güldü bir eli yüzük parmağıma gittiğinde "Parmağında bana ait bir yüzük taktığın sürece unutmam mümkün değil" dedi ve ardından avcumu öptü. Onun her dokunuşu içimi titretirken ona sımsıkı sarıldım.
Hayatıma girişi hızlı ve beklenmedik olmuştu ama hayatımda ki yeri daima benim için huzurdu. Bazen bir sebep veremezsin ama hislerin kanıt niteliğinde olurdu Aras'a olan hislerim aşkıma kanıt niteliğindeydi.
Telefonunun çalmasıyla benden ayrılıp tezgahtaki telefonunu aldı. Ben öylece ona bakarken onun yüzü düştü. Benim kaşlarım çatılırken telefonu kapatıp bana döndü.
"Ne oldu? Sorun mu var?" sorumla yalancı bir gülümseme kondurdu dudağına "Yeni bir olay var. Soruşturması bize ait" yine bir cinayet vardı.
"İyi de yarın nişanımız var" dedim yüzüm düşerken Aras gülümsedi "Nişan akşama. Sen nişanımız ile ilgilen ben olayı Asır ile ilgilenirim" sesi güven verirceydi.
Elimden tutup çektiğinde tezgaha koyduğu muhlamaya çatalı batırdı, çataldan süzülen muhlamaya gülümseyerek baktım. Muhlamayı bana uzattığında tereddüt etmeden yedim. Sevdiğimi bildiği için güldü "Gitmeden önce yiyebilirsin. Ben hazırlanıp geliceğim sen karnını doyur" yanımdan ayrıldığında ben muhlamayı yemeye başladım.
Muhlama keyfim bittiğinde evden silahımı ve çantamı alıp evin önüne çıktım. Aras arabasının önünde beni bekliyordu. Üstünde tişört vardı ama neyseki üstüne çeket almıştı. Benim gelmemle arabaya binip yola çıktık.
Asır olay yerinde olduğu için ilgileniyor olmalıydı. Başımı çevirip Aras'a baktığımda yola diktiği bakışlarında değişiklik olmadı "Nişan için kıyafetini seçtin mi?" bakışları kısa süreliğine bana çevrildi "Evet" Asır onu rahat bırakmadığı gibi nişan için kıyafetini de seçtirmişti.
Kuzey için bizim nişanlanıyor olmamız gerçeği kabul etmek zor gelmişti ama başka çaresi olmadığı için bir haftadır çok sessizdi. Asır ise bu olanlardan en mutlu olan kişilerdendi. Babam bu konu üzerinde durmadı, galiba gerçektende benim yaşayarak öğrenmemi istiyor. Gerçi onu hâlâ anlamıyorum.
Beni bütün belalardan uzak oyuncak bir bebek gibi büyütmemişti, hayatım güllük gülistanlık değil iken babamın bir anda benim için korkmasını anlamıyordum. Üstelik korktuğu şeyin Aras olmasını hiç anlamıyordum. Aras ile daha yeni tanışmışken neden böyle bir tepki verdiğini anlamamıştım ama huzursuzluğunu göstermekten çekinmiyordu.
İsteme için kabuldü ama bu nişanı Defne için kabul etmişti. Defne'nin ısrallarına kimse karşılık gelemediği gibi onun istediği her şeyi almakta ve yapmakta ne kadar iyi olduğunu hepimiz biliyorduk.
"Niye öyle bakıyorsun?" sözüyle düşüncelerimden sıyrıldım "Nasıl bakıyorum?" yan bakışlarla güldü "Düşünceli" evet düşünceliydim hemde oldukça "Sürekli ortalıktan kaybolman canımı sıkıyor" diyerek cevap verdim.
Aras bazen bir anda ortalıktan kayboluyordu ve nerede olduğunu bilmiyordum. Cevap vermek yerine geçiştirmesi ise can sıkıcıydı. Önceden de ani kaybolmaları olurdu ama tahminimce ailesinin mezarına giderdi. Ama son zamanlarda o kadar ortalıktan kayboluyordu ki bu kadar sık mezara gidiceğini sanmıyordum.
"Bazi işlerim var güzelim. Kafana takıcağın bir durum yok" sakinliğine başımı salladım. Ama güzelim kelimesi üzerine durmadan edememiştim. Bir kelime bir adama bu kadar yakışırdı. "Öyle olsun sözlüm" kurduğum cümleyle bakışları kısa bir süre bana döndü. "Bunu sevdim" güldüm.
Etrafıma baktığımda ormanlık bir yolda ilerliyorduk "Cinayet ormanda mı işlenmiş" dedim ileride polis arabaları ve şeriti gördüğümde geldiğimizi anlamıştım. Arbayı kenara parkettiğinde arabadan inip Polislerin yanına ilerledik. Aras'ın yanına geldiğimizde bizi yenice farketmişti.
"Olay yeri neresi?" Asır canı sıkılmışcasına derin bir nefes verdi "Bu seferki fazla..." durakladı "psikopatca" Asır'ın yüzünde gördüğüm şeyin korku olmamasını umdum ama tedirginliği içime işlemişti.
"Binanın arkasında" dediğinde ilerideki inşaat halinde terkedilen binaya yürüdük. O binadan başka burada hiçbir şey yoktu. Binaya girdiğimizde Asır'ı takip ediyorduk. Ayağımın altında ezilen taşların sesi dışında ses yoktu. Evden çıktığımızda biraz ilerleyip evin dışından baktık. Evin dışında duvarda gördüklerimle yutkundum.
6 ceset
Binanın iki ayrı penceresinde asılmış iki çıplak adam duvarda sallanıyordu. Çıplak adamların üzerinde kan lekesi yoktu. Boyunlarına bağlı ip pençerenin içinde geçiyordu muhtemelen orada bir yere bağlamışlardı. Bina iki katlı olduğu gibi ikinci katın pencerelerine asılmışlardı.
Elleri ve ayakları kesilmiş iki ceset binanın ortasına çivilenmişti. Sadece bedenlerin bir kısmı vardı ama onların üstlerinde kıyafet vardı yırtık ve kanlı olsada.
Diğeri iki ceset ise toprağa gömülüydü. Bütün vücudu toprağa gömülü adamların sadece başları görünüyordu.
6 erkek ceseti.
Hepsi acıyla öldürülmüşe benziyordu ama vahşice sunum yaparcasına duvarı kullanmışlardı. Duvarı bir tablo olarak kullanmış gibi adamları ölçülü bir şekilde yerleştirdiği yetmediği gibi birinci katın duvarına adamların kanlarıyla bir resim çizilmişti.
Sadace kırmızıdan oluşan resim bir denizdi. Kanlar içinde ki denizin ardında yarısı batmış kanlı güneş vardı.
"Kafayı yemiş olmalı" dedim şaşkınlığımı sonunda atlatabilmiştim. Miraç "Her şey gece olmuş gibi. Kanlı resime bakılırsa sabahın erken saatinde çizilmiş. Adamların ise ne zaman öldürüldüğünü bulmak için adli tıpa gönderilecekler."
Daha fazla duramadığım için evin önüne geçtik. Arka tarafta olay yeri çalışıyordu.
"Bir insan neden böyle bir şey yapar?" gördüklerimi anlamlandıramadığım için soru soruyordum.
"Eli hızlı olduğu belli" dedi Asır. Aras'a döndüğümde düşüncelere dalmıştı "Ne o Aras dalmışsın" koluna girdiğimde bakışları bana döndü "Resim" dedi mırıldanarak "Değil mi? Nasıl vahşi bir zihni varsa kanlı manzara çizmiş" dedim.
"Savcı birazdan burada olur. Çağla sen emniyete geç olucak yeni bilgileri incelersin. Asır sende kimlikleri bulunan adamların ailesi ile görüş. Bende burada kalıcağım bir süre daha" Aras'ın durgunluğu gördüklerinden dolayı olmalıydı "Baş üstüne başkomiserim" Asır yanımızdan ayrıldığında Aras'ın karşısında durdum.
"Nişanımızdan önce bu olay can sıkıcı oldu" dediğimde gülümsedi moralimi yerine getirmek için "Hallederiz güzelim. Bugüne kadar yaptığımız gibi hallederiz" bundan emindim. Yüzük olan elimle ellerini tuttuğumda parmakları bir hafta boyunca sıkça olduğu gibi yüzüğümün etrafında dolaştı. "Emniyete geç" dediğinde güldüm.
"Emredersiniz başkomiserim" ondan ayrılıp giderken arkamdan gülüşünün sesini duymuştum.
Nişanımla Kuzey ve Defne ilgilendiği için ben bu soruşturmayla ilgilenebilirdim. Bakalım bu cinayette bizi ne bekliyordu.
Neden olduğunu bilmiyorum ama bu cinayet benim ürpermeme sebep olmuştu. Belki de gördüğüm o şeylerden dolayıydı.
🍁
ERTESİ GÜN
Dudağımda son kez rujumun üzerinden giderken kulaklarım Bige'nin söylenişindeydi "Hani sadece aile arasında olucaktı aşağıda ki kalabalığın farkında mısın? Kuzey abi yine her şeyi abartmış" yatağımda oturduğu için ona sırtım dönüktü.
Aynadan uzaklaştığımda elim elbisenin eteğine gitti. Üzerimde yırtmaçlı yeşil bir elbise vardı. Gözlerimden dolayı olmalı belki ama kendime yeşili çok yakıştırıyorudum. Aras'ın da üzerimde yeşil görmeyi sevdiğini biliyordum bu yüzden nişan elbisem yeşildi.
Boynu açık elbisenin göğüsü sert bir çizgi gibi belime doğru iniyordu. Belimi saran elbise aşağı doğru genişleyerek ayak bileğimde bitiyordu. İnce topuklu ayakkabımın ipi bileğimde dolanıyordu. Boynumda ki Aras'ın bana aldığı yaprak kolye dışında hiçbir şey yoktu. Yeşil ve sarı biraz uyumsuz olsada kolye ince ve naif olduğu için dikkat çekmiyordu.
Elimde ki ruju kenara koyup Bige'ye döndüm. Saçlarını açık bırakmıştı. Üzerinde siyah kollarını saran bir elbise vardı. Elbise dizlerinin üstünde biterken sade siyah bir elbiseydi. Ayağında dizine kadar uzanan çizmeyle asi bir görünüşe sahipti.
"Kalabalık olmamasını ona defalarca söyledim" dedim. Aile arasında olmasını istiyordum, bazı akrabalarımız elbette olabilirdi ama nişanımda tanımadığım bilmem kaçıncı seviyede ki akrabalarımı görmek istemiyordum.
Kapı çaldığında Defne'yi kapının önünde gördüm "Damat bey geldi" ona sürekli damat dediği için artık alışmıştım. Defne ve Bige odadan çıkarken içeri giren Aras'da kaldı gözlerim.
Üzerinde siyah bir takım elbise vardı. Siyah takım elbisenin içine beyaz gömlek giymişti. Onu ilk kez takım elbiseyle görmüştüm ama bundan sonra hep görmek isteyeceğim bir görüntüydü. Kahverengi saçları özenle düzenlenmişti. Onun takım elbise içinde bu kadar yakışıklı görüneceğini düşünmemiştim. Kapıdan uzaklaşıp karşıma geçtiğinde ben hâlâ onu süzüyordum.
"Bir şey söylemicek misin?" dedim haraketsizce bana bakmasına. "Konuşmayı unutacak kadar çok güzelsin" gözlerinde ki beğeni hoşuma gitmişti. Ellerimi ellerinin arasına aldığında gözlerini yeşilliklerime dikti.
"Nişanlım" dediğinde yüzümde ki gülümseme büyüdü "Güzel nişanlım" güzel kelimesini özellikle vurgulamasına güldüm. "Yeşil bir insana bu kadar yakışabilirdi" hafif toplanmış saçlarımdan tutamlar yüzüme düşerken eli saçlarımı geri itti.
Elleri yanağımda ki yerini aldığında içimde azımsanamaz bir sıcaklık oldu. "Biz şuan gerçekten nişanlanıcak mıyız?" dedim bizi bu halde görmek beni şaşırtmıştı. "İlk taşındığında ettiğimiz kavgalardan sonra biraz imkansız geliyor olabilir" dediğinde hatırladıklarımla güldüm.
Konuşmamız kapının çalmasıyla son bulurken içeri giren Bige'ye döndük "Bir sorunumuz var" bize ne zaman hayırlı bir haber vermeyi düşünüyordu.
"Yine ne oldu?" dediğimde "Kuzey ortalıkta yok" dedi. Kaşlarım hızla çatılırken Aras'a döndüm "Onu hiç görmedim" dediğinde kapıya doğru ilerledim "Defne" seslenmemle merdivenlerden çıkan Defne'nin bakışları beni buldu.
"Kuzey nerede?" dedim endişeli çıkan sesimle. Bu çocuk yine neredeydi. "Bütün gün nişan için bana yardım etti. Sonra bir iş için gitmişti ama nereye bilmiyorum" ardımdan odadan çıkan Aras sözleri duymuştu.
Merdivenlerden çıkan Asır ve Merve'yle onlara döndü bakışlarım "Herkes geldi ama siz yoksunuz. Nişan ne zaman başlicak" dediğinde şuan umrumda olan o değildi.
"Kuzey'i en son nerede gördün?" Defne bir an düşündü "Akşam üzeri evden çıktı" dediğinde Bige'ye döndüm "Git evdekilere sor Kuzey nerede?" o aşağı inerken ben stresle etrafımda dolanmaya başladım. "Bu çocuk nereye kayboldu? Nişan günü nereye gitmiş olabilir" söylenirken Asır sakinleştirmek için "Kocaman adam ne olucak sanki?" dedi ama beni rahatlatmadı.
Bige bir süre sonra geri çıktığında beklentiyle ona döndüm "Kuzey abiyi en son evden çıkarken görmüşler. Şuan ortalıkta yok" dediğinde eteğimi tutup merdivene ilerlediğimde Aras'ın kolumu tutmasıyla ona döndüm "Nereye?"
"Kuzey'i bulmaya" dediğimde kaşları çatıldı "İnsanlar bizi bekliyor" dediğine elimi kolundan kurtardım "Kuzey nişanımda olmicaksa o insanlar bekleyebilir umrumda değil" dedim net bir sesle.
Kuzey'in bulunmadığı nişanı istemiyordum. Her şeyde yanımda olurken böyle bir günde nasıl olmazdı. Başına bir şey gelme ihtimali bile beni geriyordu.
Aras inadımı gördüğünde derin bir nefes aldı "Tamam sen burada kal ben sana Kuzey'i getireceğim" dedi. Aras ve Asır merdivenlerden indiğinde arkalarından öylece baktım. Umarım bulurdu yoksa nişanı unutsa iyi olur.
Yarım saata kadar bekledikten sonra yürümeye devam ettim. "Dönmeyi bırakır mısın Çağla?" Zehra'nın söylenmesine aldırmadım "Aras getireceğini söylüyorsa getirir" Merve'ye göz ucuyla baktım öyle olurdu elbette Aras'a güveniyordum. "Aşağıda herkes sizi bekliyor daha ne kadar bekleyeceğiz" Defne nişan için tedirgindi ama inadımla uğraşmıyordu.
Ben sanki istemiyordum. Sadece Kuzey'in gelmesini bekliyordum. "Polis arabası geldi" Bige'nin sözleriyle cama ilerledim ve bahçeye giren polis arabasıyla yutkundum.
Odadan çıkıp koşar adım aşağı indiğimde kapıya ilerledim herkes salonda olduğu için giriş kısmı görünmüyordu. Evden çıktığımda Ayakta dikilen Aras ve Asır bahçede ki polis arabasına bakıyordu.
Aras'ın yanına geçtiğimde kızlarda dışarı çıkmıştı. Arabadan inen polis memurlarının tutarak bize getirdiği Kuzey'i gördüğümde şaşkınlıkla gözlerimi irileştirdim.
Kuzey'in kollarına grimiş polisler onu bizim karşımıza getirdiğinde ben hâlâ şaşkınlık içindeydim. Kuzey altında pijaması ve üstünde sweat ileydi. Saçları dağılmışken gözleri uykulu bakıyordu. "Beni tutuklamanız için hiçbir sebep yok! Bırakın beni!" Kuzey'in bağırışıyla yüzümü buruşturdum.
"Başkomiserim bahsettiğiniz kişiydi getirdik" Aras sırıtarak başını salladığında polisler Kuzey'i bırakıp geri çekildiler "Sağolun gençler" Asır'ın sözü üzerine polis memurlarının bakışları ben ve Aras'a değdi "Tebrik ederiz" bizi tebrik ettikten sonra arbaya binip gittiler. Aras'a döndüm .
"Onu tutuklattın mı?" güldü dediğime karşılık "Ufak bir arama kararı çıkarttım. Ama sözümü tuttum Kuzey'i getirdim."
Kuzey'e döndüm "Sen kuzeninin nişan gününde neredesin!" azarlamama somurttu Kuzey "Defne günlerdir nişan için beni çalıştırıp uyutmadı bende sana gidip biraz uyuyacaktım ama uyanma kısmı planlarımın dışında oldu. Yaka paça beni buraya getirdiler" Aras'a sinir olduğunu belirten bakışlar atarken güldüm.
"Sen daha hazır bile değilsin. Nişan için insanları yeterince beklettik" Kuzey'i tutup çekiştirdiğimde eve girmiştik. Ara koridordayken önümden geçen kadına baktım. O giderken Kuzey'e döndüm "O kim?" dediğimde bana döndü "Babamın kuzeni Arif'in oğlu Samet'in baldızı Asuman"
Gözlerimi kırpıştırarak ona baktım "Ben sana nişan aile arasında olucak diyorum ve sen dıdısının dıdısına kadar çağırdın mı?" güldü "Sen akrabalarını tanımıyorsan bu benim suçum değil" merdivenden çıkarken ona dönmedim "Ben sana nişanda tanımadığımız kimse olmayacak demedim mi?" etrafımda tanımadığım uzak akrabalarımı istemiyordum.
"İçeride benim tanımadığım kimse yok zaten. Bilirsin sosyal çevrem iyidir" yanımdan kaçarcasından giderken şaşkınlıkla arkasından baktım. Şaka gibi birisiydi.
Üst katta beklerken diğerleride gelmişti. Yengem nişanın başlaması için baskı yapmıştı ama gitmemiştim. Aras'da benim yüzümden burada Kuzey'in gelmesini bekliyordu.
"Ne kadar uzun hazırlandı sanki kendi nişanlanıcak" dakikalardır sızlanan Asır'a Merve göz devirdi,bıkmıştı artık. Zehra Miraç'ın koluna dolanmış öylece boşluğa bakıyordu. Kuzey'in odası açıldığında hepimiz ona döndük "Gelini bekler gibi ne kapımda dikildiniz" ekipin hepsi ona kötü bakışlar atarken Defne "Çağla sen olmadan nişan başlamicak dediği için seni bekliyoruz" dedi.
Kuzey ukalaca güldü "Kuzenlik bu anlama geliyor" bana göz kıparken Aras yerinde doğruldu "Artık aşağı inelim. Baban seni verdiği gibi geri alıcak bu gidişle" onun heyecanına gülmeden edemedim.
Koluna girdiğimde merdivenlere ilerledik. Kuzey yüzünden onca insan beklemiştiki bizim çoktan nişan yüzüklerimizi takmış olmamız gerekiyordu. Salona girdiğimizde ilk nişan yüzüklerini takıcaktık çok bile beklemişti insanlar.
Arkamızdan diğerleri gelirken önden biz salona girdik. Çiftlik evinin salonu büyüktü ama bu kadar kalabalık ile karşılaşacağımı beklemiyordum. Nişan bittiğinde Kuzey kaçacak yer aramalıydı.
Çoğu kişiyi tanımamam dışında bizim gitmemizle insanlar alkışlamaya başladı. İnsanların arasında Işık'ı da gördüğümde bana gülümsedi. Beni şaşırtan ise Esin'di. O Hatay'daydı buraya ne zaman gelmişti? Bana hiçbir şey söylememişti.
Kumral omzunda salınan saçlarını açık bırakmıştı. Üstünde mavi bir elbise varken mavi gözleri ile güzel bir uyum içindeydi. En önde bizi alkışlarken bana gülümsedi. Sürpriz yapmış olmalıydı.
İnsanları çok beklettiğimiz için nişan yüzüklerini daha fazla bekletmemek adına insanların görüceği orta kısma geçtik. Amirim, babam ve amcam yanımıza geldiğinde babam onlardan ayrılıp Aras ile ortamıza geçti yüzüğü o takıcaktı. Ekip bize yakın kısımda dururken hemen yanımda duran Kuzey'di. Kapıdan bize doğru gelen Bige'nin elinde nişan yüzükleri vardı hemen arkasından Defne gelirken Bige'yi bunu yapmak için tehdit etmiş olma ihtimali kafamda dolaşıyordu.
Bakışlarımı herkesten çekip Aras'a döndüğümde o bana bakıyordu. Ben etrafı ve insanları incelerken o sanki hep bana bakıyordu. Bige'nin önümüzde durmasıyla içinde birbirine bağlı yüzükler ve makas vardı.
Ortamda sessizlik oluştuğunda herkes babamdan bir konuşma bekliyor gibiydi. Babam üzerinde ki gözleri görünce "Benden uzun yada anlamlı bir konuşma beklemeyin" dediğinde benimle birlikte salondakiler gülüşünü duymuştum. O hiçbir zaman böyle biri olmamıştı. Şaşırmamıştım.
Babam bize döndüğünde "Mutlu olun" dedi yüzüğü almadan önce. Önce benim elime parmağıma taktığında ardından Aras'ın yüzüğünü taktı. Aras ile göz göze geldiğimde içimde ki sıcaklık yüzüme vurmuş gibi hissettim. Nişan isteme gibi şeyleri çok umursayan biri değildim ama bana böyle hissettireceğini bilmiyordum.
Aras'ın yüzünde ki tebessüm içimde kelebek hissi oluşturdu mu bilmiyorum ama midemin iyi olmadığıma emindim. Bu kadar heyecan yapmamalıydım. Aras'tan gözlerimi kaçırırken babam makası Aras ile parmaklarımızda ki yüzüğe bağlı kurdeleyi kesti. Salonda büyük bir alkış koptuğunda güldüm.
Salonda ani yaşanan sessizlikle yeşilliklerimi Aras'tan çekip onların baktığı yere salonun girişine döndüm.
Girişte gördüğüm yüzlerle şaşkına uğradım. Çiğdem'i burada beklemiyordum. Daha anlamlandıramadığım ise Çiğdem'in yanında Kılıç bize bakıyordu. Çiğdem ve Kılıç'ın ardında ki polis memurlarıyla kaşlarımı çattım.
Onlar bize doğru döndüğünde içimde ki huzursuzluğun yok olmasını istedim.
Çiğdem birkaç adım geride duruken Kılıç Aras'ın karşısında durdu. Kılıç'ın gözünde ki telaş ve tedirginliği görünürdü.
"Eğlencenizi bölmek istemezdik ama yapmamız gereken bir iş var" Çiğdem'in sözleri üzerine bakışlarım ona çevrildi.
Ne demek istediğini anlamıyordum.
Kılıç'ın çıkarıldığı kelepçeler Aras'ın bileğini sararken içimde sonsuz bir fırtına koptu "Yapılan cinayetlerin baş şüphelisi olarak başkomiser Aras Karakılıç tutuklusunuz."
Duyduğum sözlerle göğsümde acının sızısı canımı yaktı. Bütün görüntüler bulanıklaşıyordu sanki. Sesler vardı ama neler söylendiğini anlayamıyordum. Bütün seslerin içinde Aras'ı aradım ama yoktu.
Aras'ın bileğini saran kelepçeler benim kalbimi kıskaçı altına almıştı.
Aras'ın bileklerinde ki kelepçelerde takılı kaldı bakışlarım. Onun eline kelepçe yakışmamıştı.
Aras polislerle giderken bana sırtı dönük olmasının acizliğini yaşadım.
Ne kadar zaman geçti? Neler oldu? Neler söylendi? Hiçbir şey anlamıyordum.
Ayağımın altında ki zemin kayarcasına birkaç adım geriye gittiğimde benim düşmemi engelleyen eller belimi sardı ve beni ayakta tuttu.
Kuzey, benim her anımda yanımda olduğu gibi düşmeme izin vermedi.
Bir eli belimi sararken diğer eli elimi tutuyordu bana iyi gelmek ister gibi. Onunda şaşkın olduğuna emindim ama ilk beni düşünüp arkamdaydı. Şimdi ise yanımda.
Bana bir şeyler söylüyordu ama duyamıyordum. Başımı yukarı çevirip maviliklerine baktığımda sustu benim ağzımdan çıkacak kelimeleri duymak ister gibi.
"Avukatı sen olacaksın"
🍁🍁🍁
Sezon finali
Bu bölüm ara içindi.
Yeni sezon olaylı gizemli geçicek.
Bölüm hakkında düşünceleriniz neler?
Aras'ın katil olucağını düşünüyor muydunuz?
Çağla'nın ne hissedeceğini bile bilememesi...
Yeni sezonda Avukat Kuzey Arslan'ı okuyacağız.
Bu cinayetler nişandan önceki gün buldukları altı cesetin katili olarak Aras'ı tutukladılar.
Yeni sezonda görüşmek üzere.



