🍁🍁🍁
Arabaya kalçamı dayarken karşımda ki binada dolaştı gözlerim. Kolumda ki saate baktım. Bu kız bu kadar saat ne yapmıştı.
Kapıdan çıkan Bige'yi görmemle derin bir nefes verdim. Gelebilmişti, sağ elinde küçük bir çanta varken solunda örümcek dövmeli çocuk vardı. Doğum günümde de görmüştüm onu. Bige'nin çevresinde sıkça dolaşması can sıkıcıydı çünkü normal biri olduğunu sanmıyorum. Normal olsa kardeşimin onunla işi ne? Bige anormal seviyor.
Kapının birkaç adım ilerisinde ikiside durdu. Bige bana yan bir bakışla baktı. Karşılıklı durduklarında bir şey konuşuyorlardı. Bige'nin yüzünde rahatsız olduğunu gösteren bir ifade olmadığı için sessizce bekledim.
Bige'nin tedavisi bitmişti. Tabiki de ilaç tedavisi hâlâ görücekti. Zaten Bige'yi burada uzun süre tutmamın en büyük sebebi hayatımızda ki karmaşaydı. Hayatımız düzene girmeye başlarken ailemizde ki sorunlarıda atlatıyorduk. Bige artık çiftlikte kalıcaktı. Babam emekli olduğu için o da çiftlikteydi.
Ordu tatilimizin üzerinden iki gün geçmişti. Babam emekli olmuştu, parama geri kavuşmuştum, arkadaşlarımla güzel bir tatil geçirmiştim. Bige ve babam arasında ki soğukluk gittikçe azalıyordu, Aras'la aramız çok iyi. Bu hayatta ki en güzel günlerimi filan yaşıyor olmalıydım.
Bu yüzden içimde garip bir his vardı. Uzun zamana sonra kafama taktığım sorun, yaşadığım bir sıkıntı yoktu ve mutluydum. Şuanlık tek sıkıntım babam ve Aras'ın tanışmasıydı. Ama ekip arkadaşım olarak değilde sevgilim olarak.
Defne bir süredir yurt dışındayken benim onu aramam üzerine gelmişti. Aslında onun gelmesini Aras ve babamın olaysız tanışması için istemiştim. Ona anlatmıştım ve babamı tanıdığı için bana yardım edicekti. Şuan o da çiftlikte kalıyordu.
Bige o çocuktan ayrılıp bana doğru gelirken siyah gözler hâlâ onun üzerindeydi. Bige karşımda durduğunda ona döndü bakışlarım "O çocuk kim?" dediğimde arkasına bile dönmeden "O çocuk değil" dedi. "Pekala o adam kim?" dedim cümlede ufak bir değişikliğe giderek "Deren" bir kaşım havaya kalktı "Deren kız ismi değil mi?" göz devirip arabaya ilerleyip bindi. Çok konuştu hanımefendi.
Arabayı bende bindiğimde klinikten çıkmıştık. Yolu sessizce tamamladığımızda çiftliğe gelmiştik. Arabadan inip eve ilerlediğimde kapıyı çaldım. Hava soğuk olduğu için elimi montumun cebinde tuttum. Kapıyı çalışanlardan biri açtığında eve girdik.
Üstümde ki montu çıkarırken ev sıcaktı. Bige elinde ki çantayı çalışana verdi. Salona geçtiğimizde herkes akşam yemeği için masaya geçmiş bizi bekliyor olmalıydılar. "Akşam yemeği erken yeniliyor bakıyorumda" ben emniyete geçiceğim için yemeği erken yiyorduk. Sesimle bize döndüler. Amcam, babam, yengem yan yana otururken onların karşısında Defne ve Kuzey vardı. Ben Kuzey'in yanına otururken, Bige'de benim yanıma oturdu.
"Tam bir aile olduk" dedi amcam. Babam Defne'ye bakarak ima etmekten çekinmedi "Damat bey yok aslında" babamın sözüyle Defne ağzında ki yemeği zor yuttu. Çayından bir yudum alırken "Konuyu açıp durucaksınız değil mi?" dediğinde gözünü kimseye değdirmemişti.
"Bir anda ben evleniyorum diyorsun tamam diyoruz evleniyorsun. Bir anda hiçbir şey söylemeden İngiltere'ye çekip gidiyorsun. Sana bir yanlış mı yaptı? Sana bir şey mi yaptı diyoruz yok öyle bir şey diyorsun. Ne boşanıyorsun nede adamın yanına gidiyorsun."
Defne masada ki bakışlarını kaldırmadı amcamın sözleri üzerine."Boşanma davasını açıcağım. Buraya da birkaç haftalığına geldim birkaç işim var. Daha sonra İngiltere'ye geri dönüceğim" dedi Defne. Benim için gelmişti ve yine gidicekti.
Defne hayatında çok seçiçi biriydi. Bu yüzden öyle gelişi güzel erkek arkadaşları, sevgilileri olmazdı. Kendisini işine adar ve katıldığı derneklerle ilgilenirdi. Kadın savunucusu olan bir çok derneğe üyeydi. Kadınlar için yaptığı çokca şey vardı. Lisedeyken kadınlar için yapılan yürüyüşlere pankartlar hazırlayıp katılırdı. Tabiki de şimdi daha işe yarar şeyler yapıyordu. Benim açtığım restoranın kazancıda Defne'ye giderdi. Geliri kadınlar için yardım veya çocuk okutma gibi durumlar için kullanırdı. Kendinin de açtığı dernek vardı. Arada yapılan kutlamalar ile oradan iyi bir mevla ortaya çıkıyordu. Kadınlar, yetim çocuklar, okumak isteyen öğrenciler için. Ama bir süredir Defne olmadığı için aksaklıklar olup olmadığını bilmiyordum. Fakat Defne yurt dışında olsada orayla ilgilenirdi.
Defne gibi seçiçi bir kadının ani evlilik kararı hepimizi şaşırtmıştı. Aslında damat bey kötü birisi gibide durmuyordu. Defne evlenmek istediğine göre kötüde olamazdı zaten. Daha bir yıl olmadan Defne yurt dışında çekip gitmişti.
Babamlar sorunun ne olduğunu o adamın mı bir şey yaptığını sorup durmuştu ama Defne kendi aralarında ki sorunlardan dolayı böyle bir ayrılık olduğunu söylemişti.
"Üzerine gitmeyin işte o kendi hakkında en iyi kararı alır" dedi Kuzey daha fazla Defne ile uğraşmamaları için uyardı.
Herkes yemeğine geri dönerken Bige "Şu gizemli adamı bir ben bilmiyorum herhalde" dedi. Başımı ona çevirdim "Defne halan ayrılma kararı aldığına göre tanışmana gerek yok Bige'cim" aramızda en sakin ve anlayışlı kişi yengem gibi duruyordu.
Kahvaltı bittiğinde emniyete gitmek için evden çıktım. Merdivenleri indiğimde arkamda ki sesle durdum "Çağla!" Arkama döndüğümde Defne üstüne hiçbir şey almadan benim yanıma geldi. Bu soğukta bir ben mi üşüyordum acaba? Ocak ayındaydık.
"Ne oldu?" sorumla önce eve baktı sonra "Yürüyelim biraz" dedi. Ona eşlik ettim, evden biraz uzaklaşarak yürümeye başladık. "Aras'ı babanla tanıştırmakta emin misin?" kahveliklerinde durdu bakışlarım "Elbette. Babamın sevdiğim adamla tanışmasını istememde ne var?" onu anlamazken siyah saçlarınının geriye itti "Onu gerçekten seviyor olmasın. Onu Çınar abimle bile tanıştırmak istediğine göre gelecek planların var" kaşlarımı çattım "Sadece babamla tanıştıracağım ne kadar abarttın. Bir gelecek planım yok. Tabiki hayatımın ilerleyen zamanlarında Aras ile beraber olmak istiyorum" yüzüme baktı öylece.
Hiçbir zaman aklımda evlilik, yıllar sonrası gibi şeyleri düşünmemiştim. Çoğunlukla bugünümü düşünür ve ona göre haraket ederdim. "Onu seviyorsun" Defne bazı şeylerden emin olur gibi "O da seni seviyor" dedi. Bu sözlerine anlam veremezken "Onunla evlenmek istiyor musun?" dedi.
Adımlarım dururken ona döndüm "Senden sadece babama söylememde yardım et dedim, niye bu kadar büyüttün?" güldüm ama o hâlâ çok ciddiydi "Çağla sen hiçbir zaman gelecek planı kurmazsın. Yani diğer kızlar sevdiği adamla evlilik hayali kurar yada beraber gezi planları kurar ama sen yapmazsın. Çocukken evet belki gelecek hayallerin vardı ama son üç, dört yıldır senin gelecek hakkında hiçbir düşüncen dahi yok. "
Sözlerini nereye bağliyacağını merak ediyordum "Bak bir şeyler karıştırıyorsun hatta bunu Kuzey'de biliyor çünkü siz birbirinizden asla hiçbir şey saklamazsınız. Bir şey oldu ve siz çok değiştiniz. Kuzey o ölüp bittiği mesleğini avukatlığı bir çırpıda bıraktı. Sonda dağıldı sürekli kızlarla, dışarıda eğlenip duruyor. Evet eskidende arabalara çok düşkündü ama artık hayatı sadece oyun olarak görüyor. Avukatlık onun hayaliydi ve bir anda bıraktıktan sonra çok değişti. Hayatı boşuna yaşar oldu. Bu iyi değil Kuzey'in hayattan hiçbir umudu kalmadı boşuna yaşıyor. " durakladı.
"Sen evet anneni kaybettin ve annen ölmeden önce aranız iyi değildi. Sonra Bige çekti gitti, Barış ile ayrıldınız ama sen bunları yaşarken bile böyle değildin. Polis olucağım dedin okudun. Akedemi sırlarında bir şeyler oldu ve sende değiştin Kuzey gibi. Birkaç hafta sende haber alamadık. Başına gelenlere rağmen aileni toplamak için çırpınan Çağla bir anda her şeyden elini ayağını çekti ve kimsesiz gibi oldu. Bige'yi bıraktın, babandan vazgeçtin. Bizim ile görüşmedin. Sonda iyim dedim tekrar hayata devam ettin. Ama aynı Çağla olarak değil. Hayatına kimseyi almadım. Sadece mesleğine sıkıca tutundun. Kurduğun duvarları adamın biri geldi yıktı ve yıllar sonra ilk defa bana 'aşık oldum Defne' dedin. Barış ile birlikteyken bile hiçbir zaman aşık oldum demezken bana aşık oldum dedin. Onunla mutluydun, gördüm Çağla. Onunla gerçekten mutlu oldup bazı şeyleri atlattığını gördüm" uzun konuşmasını derin bir nefes vererek böldü. Onun gözleri dolmuştu ama ben öylece onu dinliyordum.
"Korkuyorsun" dedi.
"Mutluluğunun elinden alınmasından korkuyorsun. Ama sevdiğin için her şeyi yapmaktan ve aşkına tutunmaktan kaçınma. Ne yaşadınız da böyle oldunuz bilmiyorum kimseye söylemediğinizi hatta kendi aranızda bile konuşmadığınıza eminim. Ben ikinizizide tanıyorum, Kuzey'i de senide. Çünkü ben sizin halanızım" bu uzun konuşmasını bu şekilde bitirdiği için gözümü devirdim.
Bana bir anda sıkıca sarıldığında ona karşılık verdim "Mutlu olduğun gibi yaşa" dedi ondan ayrılırken "Sende" dedim. Bahsettiğim şeyin evliliği olduğunun farkındaydı. Ama duygularını gizlemekte başarılı olduğu için güldü "Hadi bakalım komiser hanım emniyete gidin" dedi. Kollarını birbirine sardı "Üşüdüm gidiyorum ben" arkasını dönüp eve ilerledi. Ardından bir süre durup düşündüm öylece.
Çok durmadan emniyete geçtiğimde koridorda ilerledim. Karşımdan gelen Çiğdem'i gördüğümde durakladım çünkü benden gözünü hiç çekmeden bana doğru geliyordu. "Nasılsın Çağla?" Aras'a karşı bir şeyler hissettiğini bildiğim için onunla muhattap bile olmak istemiyordum "iyim siz?" ellerini cebine koydu.
"Bir kahve içelim mi?" başımla onaylarken kahvelerimizi alıp dışarı çıkmıştık. Benimle ne konuşmak istediğini merak etmiyordum ama bakışları hoşuma gitmemişti.
"Ben bir süre burada çalışmıştım ama görev yerimi değiştirip gittim" kahvemi içmeye devam ederken bir elim cebimdeydi "Aras'ı üniversite sıralarından tanıyorum. İstanbul'dan gidene kadarda buradaydım. Aras ile ilişkinize şaşırdım aslında" dediğinde bir kaşım havaya kalktı "Niye?"
"Aras'ı uzun zamandır tanıyorum. Aras senin gibi bir kızı nasıl sevdiğini anlamadım. Hiç ona göre bir kadın değilsin" güldüm "Ona yakışan kadın sen misin?" sözlerimle bir an dumura uğradı.
"Dilinin kemiği yok galiba" dediğinde derin bir nefes verdim. Ağzımdan çıkan duman soğuk havayla kaybolurken gözleri bendeydi "Burada seninle bir erkek için kavga etmiyeceğim. Bana göre bir davranış değil. Kendi seviyende biriyle kavga etmek istiyorsan git bul çünkü o kişi ben değilim" onunla boş yapıp alttan gereksiz laf dalaşlarına girmeyi düşünmüyordum.
"Aras'ı sevmiyor musun? Onun için konuşmak bile istemiyorsun" oturup onunla kavga etmediğim için onu sevmediğimi söylüyordu "Aras bana aşık. Aras'ın gözleri benim üzerimde olduğu sürece onun üzerinde dolaşan gözler umrumda değil."
Daha fazla konuşmak istemediğim için ona sırtımı dönüp emniyete ilerledim. Ama onun sözleriyle durakladım. "Çağla sen iki kardeşmişsin. Senin bir kız kardeşin varmış" ona doğru döndüm.
Artık bakışları öncekinin aksine daha sinirliydi. "Kardeşim sizi ilgilendirmez!" Bige hakkında konuşmasını istemiyordum.
"Haklısın sadece merak etmiştim sonuçta beni ilgilendiren tek şey suçlu insalar ve onlara yataklık yapanlardır" gülümsedim "Bencede sayın savcım" onu arkamda bırakıp emniyete girdim.
Camdan dışarı bakan Kılıç'ı görmemle ayaklarım yavaşladı. Bir süredir ortalıkta yoktu, onu görmemiştim. Duvara yaslı bir şekilde camdan dışarıyı izlerken gözleri çok yorgun bakıyordu.
Camdan dışarıya baktığımda ben ve Çiğdem'in az önce bulunduğumuz ve şuan Çiğdem'in öylece durduğu bahçeye bakıyordu. "İyi misiniz?" bakışları bana çevrildiğinde gözlerinde önceden görmediğim farklı hisler vardı.
Önceden benimle uğraşıyordu ama şimdi çok durgun ve hissiz bakıyordu. Galiba benimle olan eğlencesi bitmişti "İyim" ses tonu bile depresyondayım diye bağırıyordu.
Yukarı merdivenlere doğru ilerleyen Aras'ı görmemle durakladım. Korktuğum olurken Aras'ın önce adımları yavaşladı ardından bakışları beni hisseder gibi bana döndü. "Sevgilinin yanına gitsen iyi olur, mahlum sevmediği adamın yanında sevdiği kadını görmek istemiyor, haklı olarak" Kılıç'ın sözlerine ben şaşırırken daha fazla beklemeden Aras'a doğru ilerledim.
Ben yanına ulaşana kadar öylece bakışlarını benden çekmedi. Yanına geldiğimde kolumdan tutup merdivenleri hızlı adımlarla çıkardı. Merdivenler bittiğinde bileğimde ki eli üzerimden çekildi. Odaya girdiğimizde hızlı bir dönüş ile bana çevrildi. "Çağla" durakladı.
"Ben sadece öyle durgun görünce yanına gittim" kendimi açıklamaya çalıştığımda sakin görünüyordu ama hoşnutsuzdu. "Kılıç'la seni görmekten nefret ettiğimi biliyorsun. Ama sen sürekli onun yanında oluyorsun. Gözümün içine baka baka sürekli Kılıç'ın dibinde bitiyorsun" biraz haklı olduğu için bir şey söylemedim.
"Özür dilerim bir daha böyle bir olmicak. Rahatsız olduğunun farkındayım elimden geldiğince bundan kaçınıcağım" uzlaşmacı davrandığım için fazla uzatmak istemediği belliydi. Benimle kavga etmekten hoşlanmadığını biliyordum.
Asır'ın odaya girmesiyle ona döndüm "Çaylar geldi" bize bardakları verirken hemen yanımıza geçti "Tatil bana çok iyi geldi. Arada böyle yapalım" yüzünde ki zevkten anlamam zor değildi.
"Yaparız arada" Aras kalçasını masaya dayarken içeri giren Miraç ve Zehra'yla gözlerim onlara çevrildi. "Bizim işlerimiz bitti bugün erken çıkıcağız" onlar karşımıza geçerken bende Aras'ın yanına geçtim.
"Bugün için planlarınız ne?" Zehra'ya dönerken Asır cevap verdi "Ben sizin gibi çift değilim öyle planlar yapayım. Eve giderim yatar film izlerim sabah kalkar işe gelirim" Asır'ın hayatını özet gelmesiyle güldüler.
"İnanmıyorum ya bugün niye başıma sürekli bir şey geliyor" İçeri konuşarak giren Merve'yle hepimiz ona döndük o ise üzerinde ki beyaz kazağının üstündeki lekeye bakıyordu.
Bizim ona baktığımızı farkettiği için küçük bir açıklama yaptı "Dikkatsiz biri yüzünden üstüme çay döküldü" kazağı beyaz olduğu için lekeler çok belli oluyordu.
"Eğlensek mi ya. Hani şöyle aramızda birileri evlensede düğün filan mı yapsak. Çok canım çekti" Asır'a ters bakışlar attım çünkü bunu bize dediğinin farkındaydım.
"Zehra ve Miraç evlensin eğleniriz Asır" dediğimde lafını onlara çevirmiştim.
"Bir gün elbette olur ama daha çok genciz" dedi Zehra gülümseyerek. Asır fırsat bulduğu için hemen konuyu bize çevirdi.
"Onlar genç ama siz. Yaşınız gidiyor artık evlenip barklansanız mı. Bak şimdi Çağla. Başkomiserim 28 yaşında sen 25 yaşındasın. Şimdi evlenseniz bir yıl evlilik filan derken hamile olsan bir yılda o çocuk doğucak. Bu kadar zamanda başkomiser 30 yaşında Çağla sen ise 27 yaşında oluyorsun. Çoçuğunuz 10 yaşına geldiğinde başkomiserim 40 yaşında. Çok yaşlı kalıyorsunuz."
Asır'ın üstün zekasıyla yaptığı hesaplamaya diğerleri gülerken ben bıkkınlıkla baktım "Niye hepiniz birden evlilik meraklısı oldunuz? Evlilik filan yok daha tanışalı ne kadar oldu zaten?" hepsine tersce baktığımda onlar ardımda bırakıp kapıda ilerledim "Sinirlendirmeyin benim sevgilimi" diyen Aras'da eğleniyor gibiydi.
Emniyetten çıkarken arabama ilerledim. Herkes taktı kafaya evliliğe. Daha tanışalı ne kadar olmuştu? Yani tamam seviyorum ama oturup nikah kıymayacağım hemen. Kolumun tutulup çekilmesiyle adımlarım durmuştu. Beni çeken bedene çarptığımda durakladım. Aras'ın peşimden geldiğini anlamamıştım.
Dirseğimi kavrayan ellerini geri çekmedi bende kendimi geri çekmemiştim "Bu kadar sinir fazla değil mi? Onlar sadece şaka yaptılar" elini çektiğinde ona bakmaya devam ettim "Benim bugün biraz sinirlerim bozuldu bu yüzden fazla abarttım ama başka şeyleri biraz kafaya taktığım için" dedim onu üzmek istemiyordum ama yinede o açıklama gereği duymuş gibiydi "Seninle zorla evlenicek değilim Çağla. Seni seviyorum ve elbette ki evlenmek isterim ama bu seni zorla nikah masasına oturtacağım anlamına gelmiyor" gülerken bende gülümsedim.
"Eve geçelim mi?" dediğimde arkasında ki emniyete döndü "Benim birkaç işim var ama akşam berabar oluruz" başımı iki yana salladım "Akşam spor salonunda olucağım. Spor hocam ile de görüştüm" bir kaşı havaya kalktı "Sinem Hanım mı?" dedi. Önceden yardım aldığım hocadan bahsederek.
"Hayır o gitmiş, yeni bir hoca var. Berkay Bey bana yardımcı olucak" güldü ama mutluluktan değildi "Berkay Bey ismi bile güzel değil. Hiç mi hanım kalmadı da bey sana yardım ediyor" haline gülmeden edememiştim "Benim medeniyet sahibi sevgilim, spor slaonuyla konuştum bundan sonraki programımla ilgilenecek hoca olarak Berkay Beyi önerdi."
"Anladım sen ne zaman gidiceksin Berkay Beyin olduğu o spor salonuna?" Berkay Bey kısmını her seferinde o kadar vurguluyordu ki kahkaha atmamak için kendimi zor tutuyordum. "Ben eve geçiyorum oradan çiftliğe gidip bizimkilere görüneceğim ve sonra spor salonuna yani Berkay Beyin olduğu spor salonuna gidiceğim" yanağından öpüp arabama geçtim. Ben gidene kadar öylece durup gidişimi izledi.
Eve geçtiğimde spor için çantamı hazırlayıp üstümü değiştirdim. Bulut'un mamasını verdikten sonra evden aşağı indim. Arabanın yanına geldiğimde Işık'ın sesiyle ona döndüm "Çağla" elinde tuttuğu tasmayla köpeğini gezdirmek için çıkarmış olmalıydı.
Karşıma geçtiğinde ona tebessüm ettim "Bu saatte ne yapıyorsun? Hava soğuk" dediğimde Peluş'u gösterdi "Öyle ama biraz dışarıda vakit geçirmek iyi geliyor" kışta olduğumuz için hava çoktan kararmıştı.
"Nasılsın? Ordu'ya gittiğimizden beri sizi görmedim. Kuzey normalde hep buraya gelirdi senin yanına ama bu sıralar onuda görmüyorum" hımm dedim. "Defne geldi ya benim pabucum dama atıldı. Onun bir anda geri gelmesiyle herkes onun üzerine düşüyor. Kuzey'de şirket ve Çiftlik arasında gidip geliyor."
Kuzey hiçbir zaman benim pabucumu dama atamazdı ben buna izin vermezdim ama paraya kavuştuğumuz bu sıralarda şirket ile ilgilenmesi gerekiyordu.
"Peki senin işlerin var galiba ben seni engellemeyeyim. İyi geceler" ona karşılık verdikten sonra arabama binip çiftliğe sürdüm. Işık'ın asıl sorduğu kişinin Kuzey olduğunun farkındaydım. Birbirleriyle kavga da etseler aslında iyi anlaşıyor gibiydiler. İkiside aynı kişiliğe sahiptiler bir nebze. Onlar bunu farkında mı bilmiyorum ama baya baya benziyorlardı.
Çiftliğe geldiğimde daha fazla soğuğa kalmadan eve girdim. Montumu çıkardıktan sonra salona ilerledim. Sesleri koridora kadar gelirken hepsinin salonda olduğunu görmemle onların bakışları bana çevrildi.
"Herkes toplanmış" Defne ve Kuzey'in oturduğu koltuğa geçip ortalarına geçtim. "İşler nasıl gidiyor?" dedim Kuzey yüzü düştü "Hallediyorum işte" dedi önemsemeyerek. Bahsettiğim iş eğer avukatlık olsaydı saatlerce gülerek konuşur anlatırdı. Onun için üzülüyordum ama onun inadını kimse kıramazdı. O Kuzey'di fazlasıyla umursamaz ama inatçı biriydi.
"Defne sen bundan sonra burada mı kalıcaksın? Ordu'ya mı gidiceksin?" bana getirilen çayı aldığımda herkes gibi içmeye başladım "Hiçbiri yengecim. Ben İngiltere'ye geri dönüceğim" bakışları bana döndü "Sadece burada kısa bir işim var onu halledip dönüceğim. Çok durmayı düşünmüyorum."
Bakışlarını benden çektiğinde babam ve amcama döndü. Bige elindeki telefonla uğraşırken bizi pek umursamıyor gibiydi. "Artık buraya gelme sebebini söyleyecek misin?" babam akıllı bir adamdı. Kız kardeşinide tanıyordu bu yüzden merak ettiği şeyleri düz bir şekilde soruyordu.
Kolumla Defne'yi dürttüm susması için. Babamın Aras ile tanışmasını istiyordum ama bugün bir anda öğrenmesini istemiyordum. Gerçi bana kalsa o gün hiç gelecek gibi değildi. "Ben Çağla için geldim" dediğinde yerimde doğrulup elimde ki bardağı ortada ki sehpaya koydum.
Bu sefer bakışlar bana dönerken ben Defne'ye uyaran bakışlarımı çevirmiştim. Koyu kahverengi elbisesi bedenini sararken o da doğruldu. Uzun kollu elbise onun güzel fiziğine tam otururken gözlerine çektiği rimeli onun gözlerini daha güzel çıkarmıştı. Dudaklarında ki sinsi gülüşünü bana sunarken elimle kolunu tuttum "Defne'cim" dedim. Ancak araya girdi "Çağla'ya ne oldu ki?" dediğinde Kuzey kurtarıcı gibi araya girdi.
"Hani Çağla kaçırılmıştı ya onun için geldi" mantıklıydı Kuzey'e aferin der gibi baktım. "Onun için ayrı konuşacağız ama Çağla'nın beni çağırmasının sebebi farklı" iyice stres ederken Defne rahat bir şekilde topuklularını yere vurarak ritim tutturuyordu. Normal bir ev günü için fazla şıktı ama o hep böyle olduğundan kimsenin gözüne batmıyordu.
Yutkudum Kuzey'e baktığımda o da hafif gerilmişti "Çağla'nın sizinle tanıştırmak istediği birisi varmış" Bige'nin de konuşmalar dikkatini çektiği için telefonu bırakıp olayları izlemeyi tercih etti.
"Çağla'nın tanıştıracağı kişiyi sen niye bize anlatıyorsun?" amcamın safca sorusuna yengem keyfi yerine gelmiş gibi açıkladı "Normal biri değil demek ki Çağla bunun için Defne'yi kullanıyor" yengem her şeyin farkında olan taraftı hep ama genelde sessiz kalıp olayları izlerdi. Yengemi severdim sakin bir kadındı.
"Nasıl yani?" babam rahatsız hissettiği için yaslandığı yerden huzursuzlaştı. "Sizin gibi korumacı kişiler yüzünden tanıştırmakta zorlanıyor ama bence siz iki medeni abim çok saygılı bir şekilde karşılar" Defne'nin sözü bittiğinde ona doğru eğildim "Sen benim babamı kendi babanla karıştırdın galiba" dedim.
"Kimmiş o kişi?" babam ayağı kalktığında bende ayağa kalktım. Gerginliğini buraya kadar hissediyordum "Yanlış zaman gibi?" diyen Kuzey'e döndüğümüzde Defne "O doğru zaman abimler için hiçbir zaman gelmeyeceği için bulduğumuz fırsatı değerlendiriyoruz."
"Baba" dedim ama devamını getirmekte zorlandım "Sadece tanışmanızı istiyorum ne olur lütfen sakin ol. Size evlenelim demiyorum ki" dediğimde konuştukça batıyordum ama Defne beni yerin dibine gömdü sözleriyle "Yani Çağla demek istiyor ki ileride evlenmeyi düşünecek kadar ciddi olduğum bir adam var hayatımda ama şimdilik sizinle tanışmanızı istiyor" babamın bakışları bana döndü "Evlenmek mi istiyorsun?"
"Yok yani ben şey baba"
"Ne zamandır tanıyorsun?" gerginlik iyice artarken durakladım "Onu aşık olmak için kısa ama ona güvenecek kadar uzun" sözlerimle ortamda bir sessizlik oluştu.
Defne araya girdi "Bu kız 25 yaşında artık olgun bir kadın. Ne yapması gerektiğini iyi biliyor, kiminle görüşeceğine karar verebilir. Onun için yapacağınız en güzel şey onun arkasında durup mutlu olmasını istemek. O kendi kararlarını verebilecek yaşta bir kadın. Sakın onun üzerine gitmeyin."
Babam sinir dolu bir nefes verdi dudaklarını aralamıştı ki Defne'nin sözleriyle hepimiz dona kaldık.
"Nişanlanmak istiyorlar"
"Ne!" Kuzey ile aynı anda şaşırmamız ile yutkundum. "O kadar ciddisiniz yani?" babamın sakinliği beni şaşırtırken bunu yaşayan sadece ben değildim.
"Sevgisinden eminim" diyebildim. Nişan nereden çıkmıştı? Kahretsin Defne!
Babamın sırtını dönüp gittiğinde hepimizi arkasından bakakaldık. Amcam öksürdüğünde ona döndüm "Ben bir gidip abime bakayım" o da sırtını dönüp gittiğinde gözden kayboldu.
"Çağla ne nişanı?" Kuzey sinirle bana döndüğünde bende aynı şekilde Defne'ye döndüm "Defne ne nişanı?" dediğimde Defne rahatça oturup arkasına yaslandı "Ben gitmeden nişanınızı yapmak istedim. Ne güzel işte nişanlanırsanız abimler sizi rahat bırakır yoksa sen o evde yaşamayı unut. Sence abim kızı ile ona aşık olan adamın aynı evde yaşamasına izin verir mi?"
Yengem oturduğu yerden bana çevirdi bakışlarını "Aynı evde mi yaşıyorsun?" bana kalmadan Kuzey cevap verdi "Hayır tabiki de. Aras onun alt katında yaşıyor yani komşular" yengem gülerek bana döndü "Bu damat adayı senin başkomiserin mi?" yengemin nereden bildiğini bilmiyordum ama parmağımla ona susmasını işaret ettim "Babam duyucak" onu uyardığımda başını salladı "Zaten tanıştıklarında öğrenicekler" diyen Bige'ye cevap vermedim. Bunun zaten farkındaydım.
Koltuğa kendimi bıraktım "Çınar abi cesur insanları sever. Karşı karşıya gelipte kızını sevdiğini söyleyemeyen bir adama karşı pekte hoşnut olucağını sanmıyorum" yengeme döndüm "O, ben istemediğim için söylemedi. Sadece bana saygı duydu."
Endişeyle yengeme dikkat kesildim "Babam neden bu kadar sakin karşıladı?" dediğimde güldü "Ee kızının büyüdüğünün farkında, bugünün geliceğini biliyordu. Hem anneniz Büşra'nın ölümüyle değişen tek kişi siz değilsiniz" Bige annemin ismi geçtiğinde ayağa kalktı "Ben odama geçiceğim" yanımızdan ayrılırken kaçar gibiydi. Annem onun hep yarayan kanasıydı. Onu çok özlüyordu.
"Tabi ki sana karşı sakin olması aynısını Aras'a karşı yapacağı anlamına gelmiyor" yengem bir rahatlatıyor bir geriyordu. Kuzey sessizliğini bozdu "Şu adamın ismini yeterince andık yerer artık. Çağla sen nişanlanıcak mısın?" gerginlikle doğrulup kafasını bana yaklaştırdı. "Tabikide de nişanlanıcak. Çınar abime söyledik o kadar eğer geri dönerse sıkıntı çıkartır. Kuzey sende kızı rahat bırak! Çağla'yı kıskanmayı bırak ve kendi hayatını toplamaya çalış" Defne'nin uyarılarını Kuzey duymuyormuş gibi benden cevap bekliyordu.
"Benim spor salonuna gitmem gerekiyor" ayağa kalkıp kaçar gibi evden gittim. Defne'nin babam ile konuşacağına emindim daha fazla burada kalmama gerek yoktu. Defne'ye tanıştırmak için yardım isterken o evlendirip gidicek gibiydi. Rahat durduğu yoktu.
Arabaya bindiğimde her şeyi ardımda bıraktım, spor salonuna geçtiğimde üstüme spor kıyafetlerimi giymiştim. Görevlilerden birini durdurduğumda "Berkay hoca nerede acaba?" dediğimde eliyle ileriyi işaret etti "Berkay hoca orada" dediğinde başımı sallayıp kadından uzaklaştım. Koltukta oturup içecek içen bana sırtı dönük adama ilerledim "İyi akşamlar"
Adamın kahvelikleri beni bulduğunda ayağa kalktı. Uzun boylu yapılı bir adamdı, sporla alakalı olduğu iri yarı yapısı ve sıkı geniş kaslarından belli oluyordu. Ben fazla kaslı insanlları sevmezdim hoş durmadığını düşünürdüm. Karşımda ki adam kaslıydı ama yüz yapısı ve boyu kötü görünmesini engelliyordu.
"Ben Çağla" elimi sıkarken gülümsedi "Bende Berkay memnun oldum. Sinem Hanım gittiği için size ben yardımcı olucağım" göz ucuyla bedenimi süzdü "Spora ilgili olmalısınız, zorlanmiyacağınızı bilmek güzel" dediğinde başımı salladım. "Siz ısınma haraketlerini yapın biraz sonra sizin yanınıza geliceğim" yanından ayrılıp gittiğimde spor aletlerinin olduğu geniş salona geçmiştim.
Üstümde siyah spor sütyeni varken altımda da siyah sporcu şortu vardı kalçamın biraz altında biten. Üstüme beyaz fermuarlı bir sweat almıştım karnımda kaybolmaya yüz tutmuş izler için. Fermuarı boynuma kadar çekiliyken çıkartmadan koşu yapmaya başladım. Bir süre ısınma haraketi yaparken Berkay gelmemişti.
Başka bir spor aletine geçerken oturup arkama yaslandım. Ayağımın üstünde ki ağırlığı yavaş haraketlerle yukarı kaldırıp indiriyordum. "Yanlış yapıyorsun" Aras'ın sesini duyduğumda başımı hafif yana çevirdim. "Sen ne yapıyorsun burada?" dediğimde ayağım haraket etmeyi bırakmıştı.
"Sana spor hocalığı yapıcağım" dediğinde durakladım. Nerden çıkmıştı şimdi? Elini cebine attığında çıkarttığı karta baktım "Spor eğitmeni Aras Karakılıç" dediğimde gülmeden edemedim. "Bu kartı nasıl çıkarttırdın?" omuz silkti "Ben senin yeni eğitmeninim. Berkay Beyin birkaç içi çıkmış o seninle ilgilenemeyecek. Zaten yeni gelmiş yeterince bilgi sahibi değil ve ben seni öyle bir adama bırakamam" sözleriyle dudaklarım aralandı, ciddiydi.
"Hanımefendi ısınma haraketleri yapılmış spora devam edin isterseniz" ciddiyetine kahkaha attım "O kartı nasıl çıkartmayı başardın?" sadece burada spor eğitmeni olanlara verilen bir karttı. Kartın üzerinde spor salonunun adı bulunurken sahte de değildi. "Sen yoksa polisliğin yanında spor hocalığıda mı yapıyorsun?" dediğimde güldü "Benden çok iyi bir spor hocasıyım" hâlâ oyuna devam ediyordu "Pekala Aras Bey bana yardım eder misiniz?" dediğimde ismini vurgulamıştım.
"Elbette ama bana sadece Aras diyebilirsiniz Çağla Hanım" ayağımın üstünde ki ağırlığı ayarlarken "Bana da sadece Çağla diyebilirsiniz" dedim ona uyarak. "Arkanıza yaslanın ve derin nefesler alarak ağırlığı kaldırın" elimi yanlardan tutarak ağırlığı kaldırmaya devam ettim.
Bu sürede Aras ellerini göğsünde birleştirip beni izledi dikkatle. "Sizin burada çalıştığınızı ilk kez görüyorum" dedim dudaklarımı birbirine bastırarak. "Ben sadece özel müşterilerim ile ilgilenirim" işinde çok ciddi birisi olduğunu biliyordum ama burada da ciddi olması beni ufak şaşırtmıştı.
Aras spor eğitmeni değildi ve bu kartı nasıl çıkarttığını bilmiyordum ama üzerinde durmadım. Spor aletlerinde yaptığım her şeyi dikkatle izleyip hatalarımı düzeltti. Spor hocası değildi ama spora ilgili olduğu için bilgi sahibiydi.
Spor yaparken sürekli flörtleşmiştik sanki sevgili değilmişizde yeni tanışmışız gibi. Aras elinde ki su şişesiyle yanıma geldiğinde bana uzattı "Teşekkür ederim" suyu kafama dikerken o beni izledi saatlerdir yaptığı gibi. "Barfiks çekelim mi? İlk pes eden kaybeder" dediğimde güldü "Sen ve beni düşününce bu saatler sürer" dedi.
Onun elini tutup çektiğimde bana ayak uydurup geldi. Onun elini bıraktığımda demire tutunup ayağımı yerden çektim. Aras güldü, karşıma geçtiğinde yan tarafımda durdu. O bana doğru bakarken ben ona doğru bakıyordum. İkimiz yan yanaydık fakat sağ eli benim sağ elimin çok yakınındaydı. Ayaklarını yerden çekerken başımla onay verdiğimde çekmeye başladık.
"Bugün babama senden bahsettim" dedim bahseden Defne'ydi ama olsun aynıydı işte. Kendini yukarı çektiğinde omuzları demirin üstündeydi. Kasları sertçe sıkılaşırken yutkunamadan edemedim. Kasları kötü duracak kadar çok değil aksine sıkı kasları ve geniş omuzlarıyla çok idealdi.
"Nasıl?" gözlerinde gördüğüm hafif şaşkınlığı tebessüm ettim "Tanışmanızı istiyorum yani senin sevdiğim adam olduğunu bilerek tanışmasını istiyorum" dedim kendimi yukarı çekerken. "Birisi var dedim ama bu kişinin sen olduğunu söylemedim. Yinede iyi bir gelişme bence" bakışları bendeyken "Ne tepki verdi?" dedi.
Yüzünde tedirginlik görmüyordum aksine bunun olmasını istiyordu. Babam ile tanışmayı istiyordu "Hiçbir şey söylemedi ama şuan benim büyüdüğüm gerçeğiyle yüzleşiyor olmalı" güldüm hafifce. Babamın neye ne tepki vereceğini kestirmek kolay değildi. Yengemin dediği gibi annemin ölümüyle değişen sadece biz değildik.
Ellerimi yana doğru atarak tamaman. Aras'ın karşısına geçtim. Şimdi karşı karşıyaydık. Ayağımı onun beline doladığımda sırıttı. İkimiz beraber Haraket ederken arada ağırlığımı ona veriyordum eğlencesine. Ayağımı beline doladığım içim ben biraz daha yüksekteydim ama gözlerimi onun gözlerinden çekmedim.
"Bundan sonra spor hocam hep siz mi olucaksınız? Ben sizinle spor yapmayı çok sevdim" dediğimde oyuna geri dönmüştüm.
Birbirine doladığı ayaklarını çözdüğünde elinin birini demirden çekip benim belimi kavradı. Ellerimi demirden çekip Aras'ın boynuna doladğımda ayaklarım belindeki yerinde kalmıştı. Aras diğer elinide çektiğinde yerdeydik, zaten demir ve yer arasında mesafe çok değildi Aras'da uzun olduğu için onun için hiç zor değildi. Ayaklarım beline, ellerim ise boynuna dolaşıyken dudaklarıma küçük bir öpücük koydu. "Berkay Bey spor hocanız olmadığı sürece daima size yardım edebilirim" dedi.
"Her spor yaptırdığınız kişiyle böyle mi ilgileniyorsunuz?" dedim yüzümde ki yakınlıktan dolayı. "Sadece sana" dudaklarımı dudaklarına bastırdım.
Akşam olduğu için daha az kişi vardı. Şuan bulunduğumuz odada ise kimse yoktu bu yüzden bu kadar rahattım.
Ayaklarımı yere değdiğinde onun karşısındaydım "Seni seviyorum" dedi bunu çok kez söylüyordu sanki ben unutucakmışım gibi. Avcunun içi yanağımdayken sıcaklığıyla gülümsedim "Bende seni seviyorum"
Aras hayatıma büyük bir sürpriz olmuştu.
İstanbul'a geldiğimde hayatımın değişiceğini en azından daha iyi olucağımı düşünürken beklediğim şey Aras değildi. O sürpriz olmuştu ve iyiki de olmuştu.
🍁
Bilgisar ile uğraşırken karşımda ki masasında oturan Asır'a kaçamak bakışlar atıyordum. Biraz garip duruyordu "Asır sorun ne?" dedim.
Bilgisayarı kapatıp ona döndüm "Annem memlekete gitti biraz kendini kötü hissediyormuş yani hastaneye gitmiş" dedi sıkıntılı bir nefes verdi. Annesini düşünüyordu "Hasta mı?" dedim sakin tuttuğum sesimle "Bazı testler yapmışlar sonuçları çıkınca öğreniceğiz" başımı hafifce salladım "Geçmiş olsun."
Dün akşam Aras ile yaptığımız spordan sonra eve geçmiştik. Şimdi ise emniyetteydik. Aras yine kaybolmuştu, bazen bir yere gidiyordu sonra geri geliyordu ama nereye gittiğini hiç bilmiyordum, bahsetmiyordu.
Telefonuma gelen mesajla durakladım. Bilmediğim bir numaradan mesaj gelmişti.
"Ben Çiğdem, attığım konuma gel. Konuşmak istediğim bazı şeyler var" kaşlarımı çattım. Neden böyle bir şey istemişti.
Masadan kalktığımda "Ben çıkıyorum" dedim zaten akşam oluyordu işlerimde bittiği için sorun olmicaktı. Emniyetten çıktığımda arabama ilerledim. Benimle konuşacak neyi olduğunu merak ediyordum çünkü konuşacak hiçbir şeyimiz yoktu.
Attığı konuma geldiğimde bir restorandaydım. Etrafımda ki masaları incelediğimde Çiğdem'in oturduğu masaya ilerledim ama gördüğüm kişiyle ayaklarım durakladı, Kılıç.
Onun burada ne işi var? Çiğdem beni gördüğünde gülümsedi "Otursana" Kılıç'ın yanında oturuyordu "Ne söyleyecekseniz söyleyin" dedim masaya oturmadan. Kılıç hiç bana bakmazken öylece masadaydı gözleri durgunca. Aras ile konuşmuştuk Kılıç'a yakın olmicağımı söylemiştim. Şimdi onlarla oturmak istemiyordum.
"Sadece oturup sohbet ediceğiz Çağla neden bu kadar büyüttün? Korkuyor musun bizden" Çiğdem gülerken ben sessizce kaldım. Kılıç ise ifadesizce masadan bakışlarını çekmedi, onda bir şeyler olduğu belliydi, iyi görünmüyordu.
Hâlâ ayakta dururken "Konuşacak bir şey olmadığına göre ben gidiyorum" dediğimde Çiğdem yerinde dikleşti "Çağla sen bir kızı tedavi ettiriyormuşsun, ne kadar iyi birisin" kaşlarımı çattım Bige'den bahsediyordu? Bakışlarından anladığım kadarıyla bundan daha fazlasını biliyordu.
Bige klinikte tedavi gördüğü için beni tehdit ediyordu. Bige'nin klinikten önceki hayatı iyi değildi. Bir şeylerden şüpheleniyor muydu? Yoksa elinde bir şeyler mi vardı? Çiğdem sadece göründüğü gibi biri değildi.
Karşılarında ki sandalyeye geçip oturdum. Çiğdem istediğini almış bir ifadeyle gülümsedi. Kılıç önünde ki bardağa kafasına dikti. Bardağında ki içeceği yenilerken sarhoş olmak istiyor gibiydi.
"Benimle ne konuşmak istiyorsan konuş" biran önce gitmek istiyordum. Çiğdem öne doğru eğildiğinde "Çağla..." telefonunun çalmasıyla durakladı. Eline telefonunu aldığında bana döndü "Ben hemen geliyorum" ayağa kalkıp yanımızdan gittiğinde arkama yaslandım.
Kılıç mayhoş bakışlarını elinde ki kadehden çekmedi "Senin neyin var?" dedim iyi görünmediği kadar berbat bir haldeydi. "Aşığım o kadar" kaşlarım hızla çatıldığında bakışları geldiğimden beri ilk defa yüzüme baktı.
"Sana değil" dedi yüzümde ki ifadeden dolayı. Kime aşıktı o zaman? Telefonuna gelen bildirimle ekranına baktı. Bir süre öylece telefon ekranına baktı sonra telefonu bırakıp öylece güldü. Gülüşü kahkahaya çevrilirken karşımda ki halini anlayamamıştım. İyi olmadığı kesindi.
Gülüşü solduğunda kadehi içmeye devam etti "Madem başkasına aşıksın neden benimle uğraştın?" dedim. Yeni bir aşk meselesi olmaldığı belliydi. "Aras'ı neden sevmiyorsun?" dedim ikisinin arasında ki şeyi öğrenmek istiyordum.
Kılıç arkasına yalandı "Akedeminin ilk zamanları Aras ile tanışmıştık. Onunla arkadaştık, iyi birisiydi ama hayatı çok karışıktı o da bunun farkındaydı. Sonra Çiğdem'le tanıştım arkadaşlar aracılıyla. Ona aşık oldum, her şeyiyle onu seviyordum ama ona söyleyemedim. Çiğdem'i Aras ile tanıştırdım çünkü Aras en yakın arkadaşımdı. Beraber vakitler geçirdik eğlendik. Çiğdem'e olan hislerimi Aras'a çok önceden bahsetmiştim biliyordu" şuan sarhoş olduğu için her şeyi anlatıyordu.
"Çiğdem'e açılma kararı aldığım sıralarda ne öğrendim biliyor musun" güldü acı çektiği belliydi "Çiğdem yüzüme baka baka Aras'a aşık olduğunu söyledi. En yakın arkadaşıma aşık olduğunu söyledi. Benden Aras ile aralarını yapmam için yardım etmemi istedi" doğru muydu bunlar? "Sende Aras ile aranı açtın, onunla kavga ettin" bunun için mi yıllardır araları kötüydü.
"Ama Aras ona aşık değildi" dedim omuz silkti umurunda değilmiş gibi. "Sen bu yüzden benimle ilgilendin. Aras senin sevdiğin kızı elinden aldığı için sende benimle ilgilendin Aras'a olan öfkenden" sözlerimi onaylamadı ama reddetmedi.
Aslında onların arasında ki kavganın sebebi bir kadındı. Kılıç Çiğdem'e aşıktı ama Çiğdem Aras'a aşık olmuştu. "Sırf Çiğdem'i sevdiğim için ona duygularımı söylemedim. Benden uzaklaşırdı. Kaç kez oturup onun ağzından Aras'a olan aşkını dinledim" gözünden akan yaşı eliyle hızla sildi.
"Zamanla farkettim ki Çiğdem'in ki aşk değildi takıntıydı. Aşk fedakarlık isterdi Aras istemediği halde Çiğdem inatla onun yanındaydı. Çiğdem Aras'ı takıntı haline getirmişti. Şimdi geri gelmesinin sebebi sensin. Çiğdem aylar önce gitmişti ama Aras'ın birine aşık olduğunu duyunca buraya geldi. Dedim ya takıntı onun ki. Sınırları olmayan bir takıntı"
Çiğdem hâlâ gelmemişken Kılıç konuşmaya devam etmedi "Çiğdem gelmedi" dediğimde güldü bana bakarak "Gelmeyecek" Ne dediğini anlamazken gülüşü büyüdü ama mutluluktan değildi "Çiğdem benimle yemek yemek istediğinde yıllar sonra yine umut ettim ama seni görünce anlamam zor olmadı" bilmece gibi konuşmayı bırakmalıydı.
"Neyi anlaman zor olmadı?" gözleriyle girişi işaret ettiğinde bakışlarımı gösterdiği yere çevirdim. Bize doğru gelen Aras ile ayağa kalktım. Şimdi anlamıştım.
Çiğdem, Aras'ın beni Kılıç'tan kıskandığını bildiği için yapmıştı bunu. Oyun oynamıştı, telefon ile konuşmaya gitmemişti bizi baş başa bırakmıştı. Beni burada tutabilmek için ise kardeşimi kullanmıştı.
Aras yanımıza geldiğinde gözlerinde gördüğüm sinirle Kılıç'a döndü "Aras" dedim bulunduğum durumun hoş olmadığının farkındaydım. Aras konuşmama kalmadan ellerimi ellerinin arasına alarak sıkıca tuttu. Kılıç'a döndüğünde ben ardındaydım.
"Bunu yapmaktan vazgeç. Ben Çiğdem'e karşı hiçbir şey hissetmedim. Zaten senin ona aşık olduğunu bilip nasıl ona karşı bir şey hissedebilirdim. Ben arkadaşımın yanında oldum ama sen bir kadın için aramızı bozdun! Biz iki yakın arkadaştık hatırlıyor musun? Ben senin ailen ile iyi anlaşıyordum sen benim ailemin olmadığını bildiğin için beni yalnız hissettirmemek için uğraşıyordun. Ama sonra ne oldu? Kılıç sen Çiğdem'e aşık oldun ben senin yanındaydım. Sırf Çiğdem bana karşı karşılığı olmayan hisler beslediği için benimle kavga ettin. Sana defalarca Çiğdem'i sevmediğimi söylememe rağmen sen bir kız için ikimizide bitirdin. Her şeyde karşımda durdun, yaptığın her şeyde İnadına benden daha iyi olmaya çalıştın. Seninle bir zamanlar dost olduğumuzu bilmez gibi yaşadığım her şeyde karşımdaydın. Neden mi? Bir kadın yüzünden!"
Aras yıllardır konuşamadığı her şeyi sanki şimdi döküyordu ama öfkeyle. Yılların biriktirdiği öfkeyi kusuyordu. Kılıç onu sessizce dinledi. Zaten sarhoştu "Şimdi sana ne söylesemde yılları açıklamayacak. Haklısın Aras. Değmeyen bir kadın yüzünden aramızı bozdum" Pes etmişti Kılıç.
"Bundan sonra farkettiğin hiçbir şey umrumda değil" Aras daha fazla konuşmadan tuttuğu ellerimi çekerek beni restorandan çıkardı. Restorandan çıktığımızda onu durdurdum.
Bana doğru döndüğünde konuşmak istemediğini belli ediyordu "Aras üzgünüm" dedim. "Neyden üzgünsün Çağla? Sana söyledim Kılıç'la yakın olmandan rahatsızım dedim. Sen gittin onunla yemek yedin" görünürde öyle olabilirdi ama değildi.
"Öyle değil. Çiğdem bana mesaj attı konuşacakları varmış bende geldim. Kılıç'ın burada olduğunu bilmiyordum. Çiğdem birisinin aradığı bahanesiyle gitti ve sonra" sözümü kesti "Çiğdem'in seninle konuşacak neyi var? Niye oturuyorsun onlarla?" durakladım. Bige hakkında söyledikleri yüzünden durmuştum ama şimdi ona bunu söylemezdim.
Neden? Diye sorduğunda cevap veremezdim. Zaten ailem hakkında bildiği pek bir şey yoktu. "Ne konuşacağını bilmiyordum. Dinlemek için oturdum" burun kemerini sıktı "Anladım" dedi ama anlamamıştı. Bana kırılmıştı.
Elini ellerimin arasından çektiğinde üşüdüğümü en derinimden hissettim. Cebinden çıkardığı telefonunda bir şeyler yapıp ekranı bana tuttuğunda duraksadım. Fotoğrafta ben ve Kılıç vardık. Masada karşılıklı oturuyorduk. Çiğdem fotoğrafımızı çekip Aras'a göndermiş.
"Ben bu fotoğrafı gördüğümde ne hissettim düşündün mü?" haklıydı bu yüzden bir şey diyemedim. Sessiz kaldığımda bana sırtını dönüp arabasına ilerledi "Nereye?" dedim arkasından.
"Sakinleşmeye" dedi sinirli çıkan sesiyle. "Nereye?" dedim sorumu yenileyerek. Nerede sakinleşicekti. Arabasının kapısını açtığında bana döndü "Senin aksine beni sakinleştirebilecek birisine" kaşlarımı hızla çattım. Arabaya binip gitti. Onu benden başka kim sakinleştirecekti ki? Sinirle soludum.
Asır'a mı gidiyordu acaba? Ne saçmalıyordum ki? Asır anca onu daha fazla sinirlendirirdi. Yanlız kalmak istese anlardım ama kimin yanına gidiyordu?
Beni burada bırakıp gitmişti. Onu kırmıştım ama bende kırılmıştım.
🍁🍁🍁