İçeriğe geç

KELEPÇE

Bölüm 28 · 32 dk okuma

KELEPÇE

Bölüm 28

28. Bölüm

Tatlı okumalar :)

🍁🍁🍁

Kuzey sizi Ordu yolcuları adlı gruba ekledi

Kuzey grup adını Ne olursan ol gel olarak değiştirdi

Kuzey grup adını Tatil Ekibi olarak değiştirdi

Telefonuma gelen bildirimle kaşlarımı çattım. Kuzey yine ne işler karıştırıyordu. Grubun üyelerine girdiğim de gördüğüm kişilerle şaşırdım.

Aras, Asır, Kuzey, Miraç, Zehra, Merve, ben, Işık, Bige

Ne zaman bu kadar kalabalık bir tatil ekibimiz vardıda ben bilmiyordum?

Hemen Kuzey'e özelden yazdım.

Çağla: tatil ekibi en son bu kadar değildi.

Kuzey: kalabalık eğlenceli olur.

Çağla: bir gün kalıcağız zaten, ertesi sabah geliceğiz.

Kuzey: ben seni düşünüp ekip arkadaşlarınıda Ordu'ya davet ediyorum ve sen onları dışlıyor musun?

Kuzey: pekala ben onlara söylerim Çağla sizi istemiyor diye.

Çağla: sakın! Yok öyle bir şey.

Çağla: sadece insan haber verir ona göre ayarlardık.

Kuzey: sen hiç merak etme kuzen. Bu tatil ekibinin kaptanı benim. Ben her şeyi ayarladım.

Kuzey: keyifli bir tatil bizi bekliyor.

Çağla: sırf Aras ile yalnız kalmayalım diye kalabalık olmamızı istemiyorsan bende seni tanımıyorum Kuzey.

Kuzey: demekki sen beni hiç tanımamışsın Çağla.

Kuzey yine kafasına koyduğunu yapıyordu. Amacının eğlence değilde Aras ile yalnız kalmamam olduğunu adım gibi biliyordum. Ama diğerlerinin gelmeside iyi olmuştu.

Eğlenceli olucağı şimdiden belliydi. Kuzey'in kurduğu grubu rahat bırakmamasıyla mesajlara girdim.

Asır: bu grup ne ya?

Kuzey: Grubun ve tatilin kaptanı olarak herkese merhaba 🤗😜

Merve: bir gün kalmicak mıyız?

Zehra: öyle

Işık: Kuzey yine her şeyi abartıyor.

Miraç: Işık sen Kuzey'in her şeyi hep abarttığını nerden biliyorsun?

Işık: nereden biliceğim? Aynı yerde çalışıyoruz Çağla ceza olarak verdiği için.

Merve: ne cazası?

Kuzey: burayı özel konuşmalarınız için kullanmayınız.

Kuzey: bu grup tatil için kuruldu.

Aras: bu grubun faydası ne?

Kuzey: senin dışında pek çok faydası var.

Miraç: ben bir şeymi kaçırdım? Laf sokmalar dönüyor.

Asır: Kuzey kıskançlık yapıyor.

Merve: bu konuda en son konuşacak kişi bile değilsin Asır!

Zehra: ünlem işareti mi? Sadece bir günlüğüne evden ayrıldım ne oldu bu Allah'ın cezası evde.

Asır: bir şey olduğu yok.

Merve: kes sesini Asır!

Merve: seni engellemiyorsam tatil için. Tatil bittiğinde seni engelliyeceğim.

Asır: bu tatil senin sinirini alır bence.

Merve: sana olan sinirimi kimse alamaz. Bittin sen!

Işık: bu kadar ünlem işaretli konuşma gerginliği yeter.

Zehra: ya niye öyle dedin ben ne güzel kavgalarını okuyordum.

Miraç: biraz daha konuşsalar kavganın sebebini anliyacaktık tüh ya.

Çağla: kısaca neden kavga ediyorsunuz? diye sorsanıza.

Aras: sevgilim haklı

Kuzey: Aras haklı dediğine göre çok haksızsın Çağla.

Çağla: ortamı germe şu ergen laf sokmalarından kurtul.

Çağla: büyü biraz Kuzey.

Kuzey kişisi sizi gruptan çıkardı.

Aras kişisi sizi Tatil Ekibi adlı gruba ekledi

Çağla: KUZEYYYYY

Kuzey: konuşmalarına dikkat et ben senin kuzeninim.

Çağla: Aras'da benim sevgilim sende konuşmalarına dikkat et.

Kuzey: Aras'ı hiçbir zaman sevmiyeceğim.

Işık: burada bunu söylemene gerek yoktu bence. Ekibde, Aras ağabeyde burada.

Kuzey: yo yüzlerine de söylerim. ARAS SENİ SEVMİYORUM HERKES DUYABİLİR. Hatta bunu ses kaydıylada söyleyebilirim.

Kuzey: ses kaydı*

Kuzey: oldu mu?

Işık: inanmıyorum sana

Asır: insan eniştesini neden sevmez.

Miraç: başkomiserim gibi damat bulmuşlar birde laf ediyorlar.

Zehra: Çağla ve başkomiserim çok yakışıyor.

Merve: fav çift Çağla ve Aras

Işık: hepsine katılıyorum.

Kuzey Asır kişisini gruptan çıkardı

Kuzey Merve kişisini gruptan çıkardı

Kuzey Işık kişisini gruptan çıkardı

Kuzey Miraç kişisini gruptan çıkardı

Kuzey Zehra kişisini gruptan çıkardı

Kuzey Aras kişisini gruptan çıkardı

Çağla: Aras'ı neden çıkardın? O bir şey söylemedi ki?

Kuzey: onun varlığı zarar

Çağla Aras kişisini Tatil Ekibi grubuna ekledi

Çağla Asır kişisini Tatil Ekibi grubuna ekledi

Çağla Merve kişisini Tatil Ekibi grubuna ekledi

Çağla Zehra kişisini Tatil ekibi grubuna ekledi

Çağla Miraç kişisini Tatil ekibi grubuna ekledi

Çağla Işık kişisini Tatil Ekibi grubuna ekledi

Çağla: herkesi ekleyene kadar canım çıktı

Çağla: bir daha kimse kimseyi çıkarmayacak! Kimsede çıkmayacak yoksa...

Çağla: devamını hayal gücünüze bırakıyorum.

Asır: bizlik bir durum yok

Kuzey: tatil kaptanı benim, benimle aranızı iyi Tutun.

Miraç: horoz kendi çiftliğine öter mi ne diye bir söz vardı iyice öyle oldu bu işte

Işık: Ordu'da havalar nasıl?

Kuzey: bana özelden bir sürü kıyafet fotoğrafı atmak yerine havanın nasıl olduğunu en başında sorabilirdin.

Kuzey: orada kar var soğuk anladın mı? Ona göre kıyafetlerinizi hazırlayın.

Çağla: dedemin evinde mi kalıcağız?

Kuzey: yok diğer evde. Hem orada başbaşa eğlenceli olur.

Çağla: dedemi ikna etmek için gidiyoruz unuttun galiba.

Kuzey: dedem yanımıza gelip uğrar o sırada hallederiz.

Bige: konunun asıl yere gelmesi güzel

Çağla: vay Bige hanım günaydın telefona anca bakabildin galiba

Bige: ben sizin gibi bütün zamanımı telefon başında geçirmiyorum.

Asır: gece gece ne yapabiliriz.

Miraç: gece yarısı olmak üzere Bige sen küçüksün yat uyu

Bige: bana bebek muamelesi yapmayın.

Aras: çocuksun

Bige: 18 yaşına girmeme az kaldı.

Zehra: sen daha 17 yaşında mısın? Ay ne kadar küçüksün.

Merve: sonuç olarak grubun en küçüğüsün.

Bige: atın beni gruptan

Çağla: sakın! Uyarımı yaptım ben.

Bige: Çağla yan odamda kalıyorsun, başkomiserde diğer odada hadi ama bu çok garip.

Merve: ne yani Zehra'da benim yan odamda kalıyor ama mesajlaşıyoruz

Asır: Miraç'ta benim eve tüneyip salonda uyuyor ama hayat işte mesajlaşıyoruz.

Zehra: durun ben ne okudum

Işık: bir tek ben o noktaya takılmış olmamam güzel.

Miraç: ne oldu?

Zehra: Çağla sen ve Bige başkomiserimin evinde misiniz?

Miraç: Kuzey'in sessizliğinden Anladığımız kadarıyla o da sizinle aynı noktada takılı kalmış.

Çağla: babam ile kavga ettik evsiz barksız kaldım.

Aras: benim evim varken evsiz kalmazsın.

Bige: Çağla biraz önce eve camdan gizlice giren sen değil miydin?

Çağla: o kıyafetlerimi alıp çantamı hazırlamam içindi.

Miraç: anahtar yoksa nasıl girdiniz.

Aras: kendileri benim evimden alışık olduğu için girmesi zor olmadı.

Bige: camı kartla açıp hırsız gibi girdi.

Kuzey: bunu Aras'ın evinede yapmıştın.

Çağla: hatırlıyorum sen beni satıp kaçmıştın.

Kuzey: daha sonra geri gelip seni sırtlanın pençelerinden kurtarmıştım.

Asır: o olayı bende hatırlıyorum.

Merve: olaylardan geride kalmışa benziyoruz.

Zehra: sorgulamama kararı aldım.

Işık: +1

Miraç: +1

Kuzey: yarın yorucu bir gün yatın uyuyun.

*****

Arabanın camından etrafı seyrederken elimi saran parmakların sıcaklığıyla gülümsedim. Başımı çevirip Aras'a baktığımda onunda kahvelikleri benim üzerimdeydi.

Ordu'ya gelmiştik.

Uçaktan indiğimizde dedemin gönderdiği arabalara binmiştik, kalabalık olduğumuz için birden fazla araba ile gidiyorduk. Dedemin şuan kaldığı ev yerine diğer evlere gidiyorduk. Gittiğimiz evi daha tehna bir yerdi, ormanlık bir arazideydi ama kalabalık olduğumuz için orada kalıcaktık.

Babam, amcam ve Defne orada üç ev yaptırmıştı çok önceden. Babam ve amcam kavga ettiğinde babam kendisine göre bir ev yaptırmıştı, amcam da ona inat olsun diye oraya bir ev de kendisine yaptı. Defne ise onların evi olduğu için kendisininde evi olması gerektiğini söyleyerek kendisine bir ev yaptırmıştı.

Tabiki de Defne'nin evi daha güzel ve şıktı. Ahşap yapımı oldukları için çok güzeldiler. Her evin anahtarını kendilerinde vardı başkasında da yoktu. Amcam anahtarı Kuzey'e çok önceden verdiğinde Kuzey geri vermediği için şuan o eve gidiyorduk. Dedemin yanına uğrardık yada o bizim yanımıza gelirdi yani her türlü dedemle para konusunu konuşacaktık.

Araba durduğunda arabalardan indik. Çoğu kişi küçük çantalar hazırladığı için ellerinde tutuyorlardı, tabiki Işık'ın elindeki bavuldan bahsetmek istemiyordum. Fotoğraf çekileceğini söyleyip eşyalarını anca bu bavul alır diyerek açıklamasını yapmıştık.

Ayağım kara batarken montumun cebinden ellerimi çıkarmadım. Çantamı zaten Aras tuttuğu için etrafa bakındım. İleride ormanlığa giden yola, karşımda ki eve, ağaçlara...

"Fotoğraf çekilelim anı kalsın" Işık telefonunu çıkartırken selfie çubuğuna taktı. Hepimiz toplandığımızda Aras hemen yanımdaydı, kollarını bana sardığında kameraya baktık. Işık birkaç fotoğraf çektiğinde araba kullanan şoförlerin eline verdi telefonu "Böylede çekilelim" hepimiz kamera karşısına geçtiğimizde Aras arkadan kollarını benim boynuma dolayıp yüzünü yanıma getirdi. Başını hafif bir açıyla bana çevirdiğinde bende ona döndüm. Işık'ın istekleriyle fotoğraflar çekildiğimiz gibi birkaç kişilik fotoğraflarda çekildik. Aras ile de fotoğraflar çekerken artık bu kadarı yeterdi.

Karlar her yeri kaplarken görüntü çok güzeldi. Üşüdüğüm için hemen eve ilerledim "Kuzey kapıyı aç" dedim.

Kuzey çantasını elime sıkıştırıp anahtarını çıkardı "Hâlâ ev bıraktığım gibi insan biraz değişiklik yapar" diyen Bige'ye döndüm. Montun içinde iyice küçülürken soğuktan burnunun ucu kızarmıştı "Burayı pek kullanmıyorlar ki bir inat uğruna yaptılar evi" dediğimde Kuzey çoktan kapıyı açmıştı.

Ben daha kendi çantamı taşımazken onun çantasını kafasına atıp eve girdim. Ayağımdaki botumu çıkarıp kenara koyarken diğerleride botlarını çıkarıyordu. İçerisinin dışarıdan farklı olmadığı için çok soğuktu.

Neyseki babaannem evi önceden temizletmişti ama keşke yaktırsaydıda, donduk burada. "Bu soğuk ne ya?" Asır ellerini birbirine sürterek ısınmaya çalışıyordu. "Sobayı ve şömineyi yaktığımızda ısınırız" dediğimde herkes bir yerlere oturuyor yada etrafı inceliyorlardı.

"Hadi gidinde odun filan getirin" dedim kenara kıvrılıp otururken. "Erkekler olarak halledin" dedi Zehra kendide oturup işi onlara yıktı "Hani kadınlar ve erkeklee eşitti gelinde yardım edin" Miraç montun kapşonunu kafasına kadar çektiği için sadece gözleri görünüyordu "Elli kişi odun almaya mı gidiceğiz. Miraç ve Kuzey siz odunları getirin, Aras ve Asır'da şömine ve sobayı yaksın" dedim Kuzey beni şaşırtmayarak savunmaya geçti.

"Ben niye?" gözümü devirdim bu çocuk ne kadar sıkıntılıydı "Odunluğun yerini nerden bilsinler? Hadi Kuzey az laf çok iş" diyerek onları gönderdim.

Aras benim yanıma otururken "Burası çok soğukmuş, sen buraya geliyormusun sıklıkla? " dediğinde elimi koluna doladım "Yani genelde yazın gelirim, kışın kısa süreliğine burada olurum" dedim.

Kuzey ve Miraç odunları getirdiğinde Asır ve Aras yakma işini halletmişlerdi. Duvarı saran sedire otururken ev ısındığı için artık montlarımızdan kurtulmuştuk.

Sabahın erken saati olduğu için herkesin karnı acıkmışa benziyordu. Sıkıntıyla öfledim mutfakta yemek yoktu ve açtım. Herkes birbirleriyle sohbete dalarken ben Aras'ın dizine yatmış tavandaki ahşap çizgileri sayıyordum.

"Kaç tane varmış?" dedi Aras gülerek bana "Ne?" dedim ona gözlerimi değdirmezken, çizgilerde kaldı gözlerim "Çizgi sayıyorsun ya hani?" birkaç mırıltı çıkardım "Saymam bitmedi" dedim. Buraya ayağımı uzatarak yattığım için hepsini diğer tarafa göndermiştim ama Kuzey inat edip ayağımın ucundan kalkmamıştı. Arada tepik atıyordum ama ters bakışlar atmaktan başka bir şey yapmıyordu. Onun yüzünden ayağımı bükerek yatıyordum.

Başımı çevirip Asır ve Miraç'a baktım telefona dalmış hararetli konuşuyorlardı "Batmayız dimi lan" dedi Asır. "Yok komiserim bence batmayız" diyerek Miraç'ın cevap vermesiyle o malum soruyu Aras sordu "Ne karıştırıyorsunuz siz yine?" bakışları sonunda telefondan çekilip bize döndü.

"Borsaya girdik başkomiserim" dedi Miraç "Varya işte İnternet üzerinden yatırım filan yapıyorsunuz" dedi Asır ama anlaşılan ilk defa böyle işlerle uğraşıyordu. "Memur maaşı yetmemiş onlara" dedi Zehra.

"Parasını olmadık ilaçlara harçarsa öyle olur" dedi Merve ters ters Asır'a bakarak. Merakla onlara döndüm "Şu olayı bizede bir anlatsanıza Asır ne yaptı ve Merve sen neden ona bu kadar sinirlisin?" Merve ellerini göğsünde billeştirdi.

"Ben Asır'a nişasta al dedim oda aldı geldi bütün akşam evden çıkmadı bende kalıcağım dedi ama nişasta paketinin içine nişasta yerine başka bir ilaç koymuş. Yaptığım tatlıları bana sen kilo alıyorsun diye yedirtmedi, annemede sizin tansiyonunuz çıkar diyerek yedirtmedi. Sonra yiyen herkes tuvaletten çıkamadılar. Sürekli tuvalete gittiler sonrada kaçıp gittiler evden" Merve sinirle elindeki yastığı sıkarken Asır omuz silkti "Ne eczaneci kabızlığa iyi geliyor dedi. İyiliklerini düşünmem sorun mu?" dediği anda Merve'nin kucağındaki yastığın bedenine çarpmasıyla sustu.

Baya kötü bir durum yaşamıştı ama neyseki o tatlıları kendisi yememiş bu açıdan bakmak gerekir. "Ama çocuğu görüceksiniz bir itici bir itici" Asır yüzünü buruşturup anlatırken Asır ve Merve hariç hepimiz kahkahlara boğulmuştuk.

Bige merdivene koluna dayamış bize bakarken "Mutfakta kahvaltılık hiçbir şey yok, acıktık" dedi sıkıntılı bir nefes verdi. Sabah olduğu için acıkmıştık.

Kapı çaldığında Aras'ın dizine dayadığım kafamı kaldırıp ayağa kalktım. "Kim geldi" bilmiyorum anlamında omuz silkip kapıya ilerledim. Kapıyı açtığımda elinde poşetlerle bana bakan Salih'e baktım "Babaannem mi gönderdi?" dedim elindekilere bakarak "Evet" kenara çekildiğimde elindekileri bırakmak için geçti.

"Yemek sorunu ortadan kalktı" dedim diğerlerine bakarak Bige o kadar acıkmış olucak ki poşetleri karıştırmaya başladı. Salih diğer poşetleride arabaya gidip getirdiğinde kendisi gitmişti.

Mutfağa geçtiğimde Merve ve Zehra poşetlerdekileri çıkarıp tezgaha koyuyordu" burada kurt çıkar mı karşımıza?" Asır camdan dışarıyı seyrederek gelirken güldüm "Dağlık yerdeyiz yani karşına çıkar mı bilmem ama olanak dahilinde" dediğimde irileşen gözlerle bana baktı "Ne yani burada kurda ayıya yem mi olacağız" dediğinde bu diğerlerini güldürdü.

"Ne o komiserim ben ava çıkarız filan sanmıştım. Şöyle ormanda bir tur atardık" Miraç onunla takılırken ben kalçamı tezgaha dayayıp onları izliyordum. Merve ve Zehra kahvaltı için uğraşırken yanlarına kendim yerine Bige'yi vermiştim. Artık akşam yemeğini erkeklere bırakırdık.

Aras Miraç'a döndü "Ne avlamayı düşünüyorsun?" Miraç birkaç saniye düşündü "Ördek?" sorarcasına bize döndü "Ördek avliyacağım ayağına kurta avlanmada" Kuzey'in Miraç'ı korkutmasına güldüm. "Merak etmeyin kurt buraya inmez yani çok aç olmadığı sürece" dedim normal bir şeyden bahseder gibi.

"Açsa iner yani?" Asır'ın yüz ifadesine kahkaha atmak istedim "Ne o korkuyor musun? O kadar suçluyla karşılaş bir kurttan kork" Kuzey onun üzerine gitmeye devam etti.

"Aynı şey mi? Biri insan diğeri vahşi hayvan" Asır'ın hızlı cevabı ardından düşünmeye başlamış gibiydi "Yukarıda babamın silahları vardı onları alıp bir ormanda tur atarız" Kuzey onlarla eğlenmeyi sevmiş gibi sürekli onlarla uğraşıyordu.

"Bak sakın hayvanları vurmaya kalkmayın. Ördek filan da avlamaya kalkmayın, o hayvanları gereksiz yere vurmayın" Işık ciddi bir ifadeyle hepsine bakarak uyardı "Yok ya sadece atış talimi yaparız" dedi Kuzey rahatlığından ödün vermiyerek.

Aras telefonuna bakarken Asır yanıma geldi "Bu Kuzey atış talimi ayağına başkomiserimi vurmaz değilmi?" tedirginlikle sorduğu soruyu sadece ben duymuştum "Yok vurmaz onun uğraşmaları sadece laf üzerine" dedim rahat olmasını sağlayarak. Kuzey Aras'ı beni sevdiği için sevmiyordu. Ben kararımı verdiğim için anca söz üzerine laf atardı.

Aras'ın bakışları bana döndüğünde ona gülümsedim Asır'da düşüncelerinden arınıp Aras'a gülümsedi. Aramızda ne konuştuğumuzu anlamadı ama sormadıda.

"İnternet çekmiyor" dediğinde telefonumu çıkarıp baktım "Olur öyle şeyler" dedim rahat davranarak. Telefonda yapacak bir şeyi olmadığı için cebine geri koydu benim gibi.

Kızlar kahvaltıları hazırladığında masaya koyma işini Miraç, Işık, Asır, Aras ve bana bırakmıştılar. Kalabalık olduğumuz için çabuk bitiyordu ama ben sadece babaannemin yapıp gönderdiği laz böreğini alıp masaya kururmuştum.

Aras yanımda oturduğunda diğer yanıma Kuzey oturmuştu. Rahat bırakma gibi bir düşüncesi yoktu galiba. Ben ne zaman Aras ile yanyana olsam yanımızda bitiriyordu. Laz böreğini tabağıma koyarken Kuzey'de böreği önüne koyuyordu, sürekli börekleri kendi önümüze çektiğimiz için bizim didişmelerimizi diğerleri izlediler.

Bige ayağa kalkıp tabağı aldığında "Birazda biz yiyelim" diyerek yerine tekrar oturdu. İyiki tabağıma börekleri doldurmuştum.

Kahvaltıyı yaparken sohbet etmeye devam etmiştik, evde televizyon olmadığı için izleyemeyeceğimiz gibi telefonlarımızda çekmiyordu. Issız bir yerde ulaşılamaz konumdaydık.

Kahvaltı bittiğinde Kuzey Miraç, Asır ve Aras'ı ormana gitmek için ikna etmişti. Ben gitmek istediğimde ise bunu reddedip benim gelmemi istememişti. Umarım bir işler karıştırmıyordu.

Bige, Merve, Zehra, Işık ve ben evde kaldığımız için koltuklara geçip oturduk. Işık bir ara fotoğraf çekilmek için hepimizi dışarı çıkardı ama soğuk olduğu için uzun durmadık. Yapabildiğimiz tek şey sohbet etmekti. Ben ve Bige çay içerken onlar kahve içiyorlardı.

Zehra Merve'nin falına bakmak için kahvesini ters çevirmişti. Fala inanmadığım için umursamadım "Benim kalbim temiz dediklerim çıkıyor" dedi Zehra. Bige bağdaş kurduğu gibi yerinde rahattı "Bu fala bakan kişilerin genelde başı beladan çıkmıyor. Yani cinler filan musallat oluyor" dedi sosyal medyada çok dolanıp korku filmlerine bayıldığı için bu konulara çok daha meraklıydı.

"Bige'cim ben öyle herkese her zaman bakmam arada bakıyorum hem merak etme bir şey olmaz" Zehra oldukça sakindi ama Bige konuyu devam ettirdi. "Sen bilirsin. Ben öyle biliyorum" dedi çayını içmeye devam ederek önüne döndü.

"Bige lütfen bizi korkutma, bak ben böyle şeylerden çok korkarım zaten dağın başında kimsenin olmadığı yerdeyiz. Karın içinde bu ıssız yer ürkütücü duruyor" Işık tedirginlik içinde etrafına baktı "Korkma böyle şeylerden Işık" dedim. Ben pek takılmazdım bu yüzden umursamadım.

"Filmlerde oluyor ya bir grup tatil için tehna bir yere giderler ve sonra orada başlarına belalar gelir" Bige'nin korkutmaktan zevk alışına ters bakışlar attım. Işık iyice korkmuş gibiydi.

"Hadi fala bakalım" Zehra konuyu değiştirerek kahve fincanına baktı. Bir süre sessizce inceledi "Ee ne oldu?" dedi Merve. "Bir karanlık var bak burada" Fincanın içinde bir yeri gösterdi Merve'ye içinde tuttuğun bir sır var ve bu seni her geçen gün daha çok yıpratıyor" ilgimi çekmeye başladığı için bende onları izledim.

"Burada uzun bir çizgi var yani bunu uzun zamandır içinde tutuyorsun" bakışlarımız Merve'yi bulduğunda omuz silkti "Nereden bileyim yok ki öyle bir şey" sesi umursamaz çıktı ama Zehra devam etti "Benim gördüklerim doğru çıkar var ama sen söylemiyorsun" dedi kendi falcılığına laf söyletmeyip kahveyi masaya bıraktı.

"Çağla'ya da bak" Işık'ın sözüyle ona döndüm "Ben fala inanmam" dedim ama Merve ayağa kalktı "İnanmıyabilirsin sadece eğleniyoruz" mutfağa gidip benim için de kahve yaptı. Ben istemesemde dedikleri gibi eğlenmek için onlara uydum, Zehra ters kahve fincanını alıp içini inceledi.

Sessizliği can sıkıcı bir hal aldığında Işık "Hadi ama ne oldu?" dedi. Zehra düşünceli birkaç mırıltıdan sonra bana ara ara bakışlar attı "Önünde güzel günler var, çok mutlu olduğun bir şey yaşayacaksın" ardından yüzü hafif düştü "Ama sonu güzel bitmiyecek. Üzüleceksin ve canın yanıcak. Bir çıkmazın içine düşüceksin..." Merve Zehra'nın cümlesini tamamlatmadı "Eğlenelim dedik sen morelimizi bozuyorsun" dedi. Zehra elindeki fincanı masaya koydu "Ne sadece gördüklerimi söylüyorum" diyerek cevap verdiğinde ben sessiz kaldım.

Sohbet ederek zaman geçerken artık hava kararıyordu ama hâlâ gelmemişlerdi. Camdan dışarıya baktığımda karın beyazlattığı yerde hiçbir haraketlenme yoktu. "Nerede kaldı bunlar?" dedim sıkıntı içinde.

"Başlarına bir şey gelmesin" Zehra tedirginlik içinde konuşurken bende daha bir rahatsız hissetmiştim. "Kontrol mü etsek bu saate kadar gelmemeleri normal değil" Merve'ye doğru döndüm "Bizde kayboluruz" dedi Bige benden önce.

İyiki atış yapıcaklardı saatlerdir ortalıkta yoktular. Hava kararmadan çıksalar iyiydi daha sonra yolu bulmaları daha zordu. Evin önüne yaklaşan araba sesleri ile hepimiz kafalarımızı cama dayadık. İleride ki yola baktığımda iki araba gelmişti. Arabadan inen babam ve İdris amcam ile gözlerim irileşti, diğer araçtan ise dedem ve babaannem indi.

"Babamın burada ne işi var?" dedim mırıldanarak "Burada olduğumuzu dedem söylemiştir" dedi Bige onlara bakarken.

Kapıya geldiklerinde doğrulup kapıyı açtım "Uyy torunum gelmiştur" diyerek kollarını açan babaanneme sarıldım sıkıca. Ardından dedeme sarıldığımda bizi özlediklerini söylerken Bige sessizce ellerini öpüp sarıldı. Dedem ve babaannem eve girdiklerinde kızlarla tanışıyorlardı.

Karşımdaki babam ve amcama bakım "Beni fakir bırakanlara sarılmıyorum" dedim arkama dönüp salona geçtim "Hay İnadına" diyen babamın sesini duymuştum.

"Büyük bir sorunumuz var" dedim daha babam ve amcam yenice otururken "Biz ekipçe gelmiştik ama Kuzey onları alıp ormana götürdü atış filan yaparız diyerek ama saatlerdir yoklar" dedim elimi belime koyarken.

"Kuzey'e mi emanet ettin arkadaşlarını?" amcamın sorusuna başımı salladım. Babamdan dolayı özellikle ekip demiştim. Kalabalık geldiğimiz için Aras'a takılmazdı.

"Hava kararmadan çıkmaları gerekir" babamın düşünceli suratına baktım "Sen gidip bir baksan mı?" dedim. Buraları o avcunun içi gibi bilirdi ve asker olduğu için sorun yaşamadan onları bulabilirdi.

"Bana trip atan kızımın arkadaşlarını mı kurtarıcağım?" dediğinde az kalsın gülücektim hem mirastan men ediyordu hemde ona davranışlarımı beğenmiyordu. "İçlerinde Kuzey'de var" dediğimde başıyla amcamı gösterdi "O İdris'in sorunu" dediğinde ellerimi göğsümde birleştirdim.

"Acaba birileri onları bulmaya gidebilir mi?" diyen Merve'ye cevap vermedim, bende bunun için uğraşıyordum zaten "Mirastan men edip sana attığım tripe laf söyleyemezsin" dedim ona çıkışarak.

"Ah sen benum torunlarımu mirastan mı ben ettun?" dedemin hızla ayaklanmasıyla ona döndüm "Evet dede bizi fakir bıraktı oğulların" dedim hemen dedemin yanına sırnaştığımda babamın sinirli bakışlarını umursamadım.

Konu iyice sapmıştı ama sonuçta buraya bunun için gelmiştik "Ceza verdik sadece" dedi amcam sakin konuşmaya çalışarak "Yani paramızı istediğimiz gibi kullanabiliriz mi diyorsun amca" dedim bilerek dedemin yanında onlar sıkıştırıyordum.

"Evet kısa sürelik ceza verdik" dedi amcam bende hemen dedeme döndüm "Sorun yok dede sen otur rahatına bak. Bige dedeme çay getir" para işi halledildiği için diğer Konuya odaklandım. babamın yanına oturdum "Hava kararmadan bulunması gereken kayıplar var" gözlerimi kırpıştırarak onlara baktığımda babam gülüşünü sakladı "İstediğini yaptıracaksın değil mi?" yüzüme tatlı bir gülümseme kondurdum "Estağfurullah babacım" amcam ve babam ayağa kalktığında "Yarım saate geliriz" dediler ve gittiler.

Biz oturup onları beklerken gerçekten de yarım saat kadar sonra gelmişlerdi. Babam ve amcam önden gelirken arkasında Kuzey ve Aras vardı. Beni şaşırtan ise arkalarından gelen Asır ve Miraç'tı. İkisininde üstü kar içindeydi, saçlarına kadar kara kömülmüş gibiydiler.

"Ne oldu bunlara?" dediğimde amcam güldü ama öksürerek gülüşünü saklamaya çalıştı. Asır ve Miraç'in suratları sirke satarken diğerleri gülmemek için kendilerini zor tutuyorlardı.

Merdivenin basamağına oturduğum için hepsini görebiliyordum. Aras göz ucuyla bana baktıktan sonra koltuğa geçti. Kuzey ise hemen yanıma gelip merdivene oturdu. Kuzey "Biz ormanda dolaşıyorduk bir baktık Asır ve Miraç yok. Tabi ki de geri dönüp onları aramaya başladık" dediğinde Miraç araya girdi "Bizim kaybolduğumuzu saatler sonra mı farkettiniz?" gerçekten merak ederek sorduğu belliydi "Başkomiserimle kavga etmekten bizi farkedememiştir. Harbi ya siz benim yokluğumu nasıl anlamadınız? Miraç neysede ben unutulabilecek birimiyim?" Asır ciddi ciddi Aras'a dönüp cevap bekledi. Onunla beraber hepimiz Aras'a dönmüştük. Bu Asır gerçektende Aras'a trip atıyordu.

"Kuzey kar topuyla beni kovalamaya çalışmasaydı sizin kaybolduğunuzu daha erken farkederdik" Aras açıklamayı yaptığında Asır ellerini göğsünde birleştirip yönünü değiştirdi. Bir şey söyleyecektim ki babamın varlığıyla sustum. Bu Asır cidden benim sevgilime trip attığı yetmediği gibi Aras birde açıklama yapıyordu, bana bile bu kadar açıklama yapmamıştır.

"Asıl soruyu sormak istiyorum, sevgilim siz nasıl kayboldunuz?" Zehra'nın sorusuyla babam, amcam, Kuzey ve Aras hep bir ağızdan kahkaha attı, biz şaşkınlıkla onlara baktık. "Avcıların açtığı çukura düşmüşler" gözlerimi irice açtığımda artık tek gülen babamlar değildi.

"Önünüze bakmaymısunuz siz?" babaannemin sorusuyla Miraç "Bakıyorduk ama her yer beyaz olduğu için bir an gözümüz görmez olmuş bir baktık çukurun içindeyiz. Tabi başkomiserim ve Kuzey'in bizi bulması saatler sürdüğü için hava karardı. Sonrada Çınar Bey ve İdris Beyle ormanda karşılaştık, kurda kuşa yem oluyorduk."

Babaannem karadenizli olmadığı için bazen şiveli konuşur bazen ise normal. O karadenize gelin gelmişti ama şivesini biliyordu yıllardır burada yaşadığı için.

"Ha bizum uşak askeridur bulurdu sizi" dedi dedem gururla. Dışarıda hava iyice karardığı için lambalarla ev aydınlıktı. "Gidun da çay demleyun da içelum" babaannemin bana bakmasıyla işaret parmağımı kendime çevirdim "Ben mi?" başını salladığında kalabalığa göz ucuyla baktım. Birde bunun kek, pasta tabaklaması filan vardı. Babannem sağolsun gelirken boş gelmemişti en azından akşam aç yatmiyacaktık.

Kızlar halimi gördüklerinde gülselerde ayağa kalktılar "Biz yardım edelim" diyerek önden giden Merve'yle bende ayağa kalkıp mutfağa ilerledim. Mutfağa girdiğimizde diğerleri göz açımızdan çıkmışlardı.

"Bige nerede?" dedim çayı koyarken "Yukarı odaya çıktı" Zehra ile aynı odada kalıcaklardı. Oda sayısı fazla olmadığı için bazılarımızda salonda yatıcaktı.

Tabaklama işi bittiğinde "Aras'ın tabağını ve babamınkini ben vericeğim" diyerek onları uyardım "Baban cidden Aras'ı bilmiyor mu?" dedi Zehra sesini kısarak. Derin bir nefes verdim "Eğer bilseydi sence içeride bu kadar rahat oturuyor olurlar mıydı?" cevabım yeterli olmuş ki herkes tabakları aldı. Ben ise sadece iki tabağı aldım diğerlerini onlar hallederdi.

Çayı Merve dağıtırken ben elimdeki tabağı önce babama verdim sonrada çaprazında oturan Aras'a vermek için ilerledim. Tabağı ona uzattığımda dudağında yarım bir gülüş oluştu, bu işleri yapmayan biri olduğum için sadece ona ve babama getirmem dikkatini çekmişti.

Kalan işleri kızlara bırakırken ben Kuzey'in yanına merdiven basamağına oturdum. Kuzey ters ters bana baktı "Sen ev işi yapmaktan nefret edersin. İki tabak getirdin birini Aras'a birini ise amcama verdin?" bununda gözünden hiçbir şey kaçmıyordu.

Diğerlerinden biraz uzakta kaldığımız için kısık konuşmamızı kimse duymuyordu "Ne iki tabak getirmiştim bende onlara verdim ne abarttın ya" dedim umursamaz takıldığım bir tavırla "Kendine bir tabak alsaydın bari" dediğinde bu aklıma hiç gelmemişti ama kızlar getirirdi zaten.

"Bana verir insan" Kuzey'in uğraşları bitmiyordu tam cevap vericekken bize uzatılan iki tabakla ikimizde sustuk. Işık yüzündeki sıcak gülümsemeyle uzattığı tabakları aldık. Merve'nin çayları dağıtma sırası bize geldiğinde Asır rahat durmayarak laf atmaya başladı.

"Işık sen ne zamandan beri böyle işler yapıyorsun?" çayımı aldığımda onlara döndüm "Abartma istersen Asır sadece tabak getirdim" Işık olduğu yerde kıbırdanırken bu sefer Miraç'tan cevap yetişmişti "Bugün baya çalıştın, kahvaltı hazırlamalar, tabak dağıtmalar. Işık sen hayatında toplasan bu kadar iş yapmamışsındır."

Işık derin bir nefes verdi karşısında ki ikiliye karşı ama Kuzey'in onun üzerinde ki bakışlar ve sorusuyla durakladı "Sen hiç ev işi yapmaz mısın?" Işık konuşmaya kalksada Asır yine araya girdi "Ya Işık'ın annesi ve babası onu el bebek gül bebek büyüttü. Ağzına yemeyini yedirmedikleri kaldı. Öyle ev işi yemek filan hiç bilmez" Asır'ın sözleri üzerine Işık'ın yanakları kızardı. Yüzündeki onca makyaja rağmen kızaran yanakları belliydi. Işık'ın sürekli makyaj yapması dikkatimden kaçmamıştı, baya seviyor olmalıydı, makyajsız da güzel kızdı aslında.

Kuzey umursamayarak beni gösterdi "Çağla'da hiçbir şey bilmez" konuyu bana getirmesiyle dirseğimle vurdum "Sen sanki çok biliyorsun yengemde seni bebekler gibi büyütüyor. Hem ben ev işi yapmayı sevmiyorum, herkes yapmak zorunda değil" dedim.

Aras'ın sessizliğini bozmasıyla ona döndüm. Koltukta arkasına yaslanırken bir ayağını öne uzatmış sakince insanları izliyordu, Aras aslında hep sessiz taraf olmuştu bunu son zamanlarda daha çok farkına varıyordum. "Herkes her şeyi sevmiyebilir. Mesela ben yemek yapmayı çok severim bundan da kaçınmam. Bu kişiden kişiye değişir yadırgamamak gerekir" dediğinde herkes sessizce onu dinlemişti. "Ah bu uşak doğru deyur" dedemin Aras'ı doğrulaması üzerine dedeme döndüm. Dedem babamlardan daha zıttı. Onlar inatçıyken dedem medeni birisiydi.

Eğer babam dedem gibi olsaydı şimdi çoktan yanında oturan kişinin sevgilim olduğunu bilirdi. Aslında babam ve Aras çok iyi anlaşıldı babam sessiz ve ciddiyet seven biriydi, Aras çok konuşkan olmadığı gibi aramızda konulara en soğuk kanlı yaklaşan kişiydi. İlk defa onları böyle düşündüğümü farkettim. Babama yakışan en iyi damadın Aras olucağı aşikardı, babam bir süre inkar etsede onu sevicekti.

"Öyledir, bende yemek yapmasını severim. Balık pişirmeye bayılırım. İnsan insandan farklıdır aynı olsaydı insan olmazdı" babamın Aras'ı onaylayan konuşmasıyla yüzümde istemsiz bir sırıtış oldu. İlk defa karşılıklı düzgün bir diyalogları oluyordu.

Kuzey'in kolumu dürtmesiyle ona döndüm "Böyle aptal aptal sırıtmaya devam edersen Albay Çınar kızının bir şeyler karıştırdığını anlayacak " yüzümde ki gülüşü zorlaki bir şekilde silerken bakışlarım Aras'a değdi. Onun bakışları ise silip giden gülüşümün bıraktığı izlerde kaldı uzunca.

Bige merdivenlerden inerken biz merdiveni kapladığımız için durdu "Oraya otur yer yok zaten" dedim. Arkamıza otururken elimdeki tabağı ona uzattım "Bu aralar sporu aksattım hepsini yemiyeceğim. Yemek istiyorsan al" arkaya uzattığım tabağımı elimden aldığına artık iki elimlede çay bardağımı tutuyordum.

"Kurabiye ister misin Arslan ailesinin en küçük üyesi. Mahlum ablan bütün kurabiyeyi yemiş" Kuzey cevap beklemeden Bige'ye verdiğim tabağına bıraktı kurabiyeyi.

Kuzey'e ters bakışlar atmaktan yorulduğum için sessizce önüme döndüm. "Ee babaannem bize şöyle Afife ninenin korku hikayelerinden anlatırsın artık. Bu kış gecesine çok yakışır" Bige'nin sözüyle babaannem güldü.

"Ne korku hikayesi? Niye ki? İyiydik işte" Miraç'ın soruları beni güldürdü çünkü daha anlatılmadan korkmuş gibiydi "Ne o korktun mu?" dedi Asır eğlenerek.

"Yok ya ne korkucağım" Miraç inkarlarının arkasında durdu "Korkmadıysan babaannemin hikayelerini dinliyebiliriz. Yalnız onunkiler hiçbir hikayeye benzemez" Kuzey'in mavilikleri Miraç'ı buldu. Miraç Kuzey' e baktı tersçe "En son senin gazına geldiğimizde kendimizi bir çukurda bulmuştuk" kıkırdadım.

"Sen başla hadi" Bige'nin araya girmesiyle babaannem çayını kenara bıraktı. "Size Menhûr'un hikayesuni anlatacağum" Asır araya girdi "Cinsiyeti ne bu kişinin?" anlaşılan hikaye çokça bölünecekti.

"Menhûr yıllar öncesinde Ah bu toprakların üzerinde yaşam süren bir kadındır. Ah bu kadının eşi askere gitmiş, iki yıl geçmiş amma adamın ölüm haberi ulaşmış kıza. Oğlanın ailesi bu kızı kendi ailesinin evine geri göndermiş. Ah bu kız gençmiş çokça da güzelimiş. Ailesi bu kızı tekrardan evlendirmeye karar vermişler ama kız istememiş reddetmiş ama nafile. Zaman geçmiş ve düğün günü gelmiş " Zehra "Zorla mı evlendiriyorlar yazık kıza" dedi.

"Kız karar vermiş kaçmaya. Almış eline bir bıçak üstünde gelinliğiyle ta burada ki dağlara kaçmış. Ormanın derinliklerinde kaybolmayı, bulunmamayı ummuş. Bu kızı aramışlar günlerce ve bulmuşlar. Kızı bulduklarında Menhûr evlenmemek için elindeki bıçakla kendini kesmiş. Kızın gelinliği üzerinde ki kana bulanmış" Kuzey'in koluma yapışmasıyla ona döndüm.

"Ama Menhûr öldüğü bu dağları bırakmamış. Buralara gelen bazı oduncular, insanlar üzerinde kanlar ve çamurlara bulanmış gelinliğin içinde gezen bir kadını görürlermiş. Elinde ki bıçağıyla onları kovaladıkları söylenir. Bu hikayeye inanmayıp gelenler bir daha görünmemiş. Bu Menhûr çirkin mi çirkin, pis mi pismiş. Üzerinde ki gelinlik çamurdan kararmaya başlamış kanlar üzerinde kurumuş. Siyah saçları kahverengi gözleri varmış. Bu karanlıklarda buralarda dolaşan birini gördümü ona 'onlardan mısın?' dermiş. Eğer evet derse onu elindeki bıçak ile öldürürmüş" araya giren korkulu sesiyle Miraç oldu "Onlar kim? ve hayır dersek ne oluyor" Kuzey'in kolları iyice sıkılaşırken cevap gecikmedi "Kendini arayanlardan mısın demek istermiş. Eğer hayır dersen seni o bıçakla öldürürmüş" bitmiş bardağımı kenara bıraktım.

"Her türlü ölüyoruz. Peki neden hayır dediğimizde ölüyoruz?" bu soru Aras'tan gelmişti "Hayır dersen seni yabancı olduğunu bilip ona zarar vericeğini düşünürmüş. O bu dağlarda yaşam sürmeye devam edermiş bu yüzden buralarda geceleri dışarıda kimseyi göremezsiniz" babaannem derin bir nefes verdi "Eğer Menhûr'u görürsen evine gitmemelisin. Seni takip edip evini bulur ve bir daha sana rahat vermez. Ta ki öldürene kadar" herkesi sessizlik sararken ortamda bir süre hiç ses çıkmadı.

"Çocukları korkuttun anne" amcamın sessizliği bozmasıyla güldüm. Miraç, Asır ve Kuzey'in yüzleri beyazlamıştı. Kızlardan bahsetmek bile istemiyordum. Babam, amcam ve dedemde değişiklik olmadığı gibi Aras'da pek bu hikayelere inanmıyor gibiydi. Sessiz ve sakin bakışları yine beni bulduğunda babamın çıkardığı anahtarla bakışlarımız ona döndü "Erkekler benim eve geçsin" anahtarı Aras'a attığında Aras tek eliyle anahtarı düşmeden tuttu.

"Beni hiçbir güç bu karanlık ormanda dışarı çıkaramaz. Menhûr ile karşılaşmam hadi öldürürse" Miraç'ın korkusuyla Zehra şakasına onunla uğraştı "Merak etme sevgilim ben seni korurum" hepimiz ciddi kalamayıp gülmeye başladık. Ne garip bir çiftlerdi.

Aras ayağa kalktı "Kalkın gidelim" Asır Miraç'ın yakasını tutarak kaldırdı. Bakışlar yanımdan kalkmayan Kuzey'e kaydı "Ben gitmem" dedi o da korkmuştu belli ki. Babannem eskiden de hikayeler anlatırdı ve Kuzey hep korkardı.

"Sen erkek değil misin? Kalk onlar nasıl bulucak abimin evini?" amcamın çıkışmasıyla Kuzey zorlaki bir şekilde ayağa kalktı. "Biz sizi eve kadar bırakalım" diyerek ayağa kalktığımda babamın hızlı bakışları bana döndü "Şimdi bunlar korkar ben bir bırakayım onları" dediğimde Merve kurtarıcı gibi girdi araya "Bencede hem hava almış oluruz" dedi. Zehra'da ayağa kalktı "Sevgilime dadanacak olan her hangi şeylerden onu korumam gerekiyor" diyerek birazda şakaya vurdu. Işık ayağa kalkı bu sefer "Oturmaktan çok sıkıldım, sabahtan beri oturuyoruz" babamın yüzü hafif yumuşadı "Bende sebebsiz yere sizlere eşlik edeyim bari" beni en şaşırtan Bige olmuştu.

"İyi gidin çabuk gelin" babam sanki hepimiz kızıymışız gibi tembihlemesi üzerine montlarımızı giyip hepimiz evden teker teker çıktık. Karların arasında yürürken soğuk hava varlığını sürdürüyordu.

Arkamdan uzanıp sarılan elle durakladım "Sen benimle vakit geçirmek için bahanemi uyduruyorsun" yanıma geçtiğinde artık beraber yürüyorduk. Beremin üzerinden öptü neyseki ev görünmüyordu.

Kolları omzumun üzerinden atıp kendine çektiğinde sürü halinde giden bize baktım. Koyun sürüsü gibi her yere beraber gidip her şeyi beraber yapıyorduk.

Kuzey ve Miraç özellikle ortamızda gidiyorlardı. Kısa bir süre yürürken duyduğum tıkırtı sesiyle durakladım. Diğerleri de bu sesi duymuş olucakki hepsi durdu.

Karın duyurduğu adım sesleri kulağımıza geliyordu fakat hiçbirimiz kımıldamadığımız için ses bizden gelmiyordu.

"O-orda ne var?" Miraç'ın işaret ettiği samanlığa baktım "Orası samanlık" diyerek cevap verdim. Miraç ve Kuzey birbirine sımsıkı sarılmış titriyorlardı. Adım sesleri yaklaştığında Aras bizi daha çok korkutan sözleri söyledi "Ses samanlıktan gelmiyor."

"Acaba babanlar şaka filan mı yapıyor?" diyen titrek ses Zehra'ya aitti "Babamlar asla böyle şeylerle uğraşmazlar" dedim. Babam ve amcam bunlarla uğraşmadığı gibi dedem çok yaşlıydı böyle bir şaka için.

Karın üstünde ki adım izleri görünür bir hal aldığında nefesim kesildi. Samanlığın arkasından yavaş adımlarla yürüyen kadına bakakaldım.

Üstünde ki beyaz gelinliğin bazı yerleri çamur izleriyle kaplanmışken kurumuş kan izleri çoğunluğu karnında olmak üzere gelinliğin üzerindeydi. Siyah saçları gözünün önüne dağılırken çıkardığı garip sesler ve siyaha boyanmış yüzü bizi korkutmaya yetmişti. Hepimiz çığlık attığımızda hoşuna gitmiş gibi geceye kor gibi düşen bir kahkaha attı. Elinde sıkıca tutuğu üzerinde kan olan bıçak benim Aras'ın elini daha sıkı tutmamı Sağladı.

"KAÇINNNNN!"

Herkes çığlık atarken koşmaya başladığında o Menhûr'da koşan adımları üzerimize geldi. Aras'ın tuttuğum elini bırakmazken "Koş Aras koş" diyerek bağırdım. Kuzey ve Miraç'ın bağrışları hepimizden baskın geliyordu.

Bir süre soluksuz koştuğumuzda Aras'ın beni durdurması üzerine durdum. Diğerleri de dururken öne doğru eğilip derin nefesler alıyordum. Aldığım nefesler havaya buhar olurken dolunay ve beyaz karlar sayesinde etraf görülebilecek kadar aydınlıktı. Koşmamızı karlar zorluyordu ama korkudan bizi pekte etkilemiyordu .

"O- o şey neydi?" Asır'a cevap Merve'den geldi "Menhûr" kalbim çıkacakmış gibi atarken Aras'a döndüm "O çok korkunçtu" dediğimde kollarını açıp bana sıkıca sarıldı. Her fırsatı değerlendiren bir sevgilim vardı.

"Bir boklar var" dedi Merve ama Kuzey'in sesiyle ona döndük "Lan eve gelmişiz!" yenice farkettiğimle gülümsedim "O şey gelemeden eve girerim hadi" dedim merdivenleri hızlı adımlarla çıktık.

Aras elinde ki anahtarla kapıyı açarken ben hemen yanındaydım diğerleri ise arkamızda. Aras kapıyı açtığında karşımda gördüğümüz şeyle çığlığı bastık. Menhûr denen şey evin içinde bize sırıtarak bakıyordu. Çok korkunç bir görüntüydü.

Herkes kaçmak için merdivenleri üçer beşer atlarken ayağım merdiven basamağına takıldı yere yüz üstü düşerken bileğimdeki acıyla inledim "Aras!" ona seslendiğimde hızla bana döndü.

Elimden tutup beni kaldırdığında ayağımı burktuğum için üzerine bastığımda acıyordu "Koşamam" sözümle beni sırtına alması bir oldu.

Diğerlerine yetiştiğimizde arkadan koşarak gelen şeyle sürekli "Kaçın" diyordum. "Aras böyle midem bulanıyor kucağına alsana" dedim söylenerek "Öyle koşmak zor oluyor" dedi.

"Kurtulduk galiba" diyen Asır ile hepimiz durduk. Aras beni indirdiğinde diğer ayağıma ağırlık vererek durdum. Burktuğum ayağımı biraz havada tutarken herkes nefes nefese kalmıştı.

Aras'ın koluna bütün yükümü verirken önümüze çıkan Menhûr ile durakladık. O gelinliğin içinde nasıl bu kadar hızlı davranıyordu?

Aras ve benim üzerimize bıçakla geldiğinde Aras belinden çıkardığı silahı ona tuttu. Menhûr'un adımları bıçak gibi kesildi "Ops" çıkardığı sesle ona döndüm. "Aras madem silahın var niye şimdiye kadar çıkarmadın?" sinirle nefes verdim "Nereden bileyim silahın işe yarayıp yaramadığını."

"Bu çirkin şey ne ya" Asır'ın sözüyle Menhûr ona döndü "Ben çok güzelim bir kere" tanıdık sesle durakladım.

"Siktir" dedi Kuzey benim gibi tanımış olucakki.

Defne

"Sen? Nasıl yaparsın böyle bir şey?" diyerek ona sinirle bağırdım. Diğerleri hiçbir şey anlamayarak bizlere bakıyordu "Ama yüzünüzün halini görmeliydiniz ne kadar keyifliydi" diyerek gür bir kahkaha attı.

Elinde ki bıçağı kenara attı "O zaman tanışalım. Ben Kuzey, Çağla ve Bige'nin halası Defne Arslan" hiçbirinden ses soluk çıkmıyordu.

"Defne bu yaptığın saçmalık" dedim hâlâ sinirimi korurken "Sen gelmemi istedin ve ben yurt dışından sen istedin diye geldim. Gelişimin çok klasik olmasını beklemiyordunuz galiba. Ben Defne Arslan'ım" Kuzey şoku atlatmış gibi araya girdi.

"Defne Arslan Karadağ" diyerek Kuzey düzeltti. Defne değişen ifadesini hızla topladı.

Defne aylar önce ani bir evlilik kararı aldığı gibi bir süre sonra bir anda yurt dışına çıkıp ülkeye geri dönmemişti, eşiyle ise hiç görüşmemişti bu sürede. Onu arayıp konuştuğumda gelmek durumunda kalmıştı. Defne ne boşanmıştı, nede bu konuda konuşmuştu. O kendisi hakkında şeylerden konuşmayı sevmeyen birisiydi.

Defne bize doğru yürüdüğünde Aras'ın karşısına geçmişti "Tanıştığıma memnun oldum enişte bey" Aras uzattığı eli sıktı. Defne Asır'a döndü "Bu arada ben çok güzelim sizin gözünüz kör" yere eğilip avcuma gelen karı Defne'nin suratına fırlattım. Bok gibi bir şaka ile çıkmıştı karşımıza.

"Senin eğlencen yüzünden ayağım gitti!" yüzünde ki karla ilkirdi "Hâlâ bıraktığım gibisin sinirli ve çekilmez" kaşlarım hızla çatıldı "Ben mi çekilmezim? Hem sen beni en son düğünde gördün ne anlatıyorsun?" yaptığı şaka çok canımı sıkmıştı "İyi ya sana da bir şey söylenmiyor. Ayağınada bir şey olmaz" bana sırtını dönüp Bige'ye ilerledi.

"Küçük yeğenim senden ses soluk çıkmıyordu yoksa tekrar mı insanların içine çıkma kararı aldın?" herkesin canını sıktığı yetmiyormuş gibi çok rahattı "Sende evlenmişsin?" Bige düğünde olmadığı için sorgulayıcıydı bakışları "Yakındada boşanıcağım" dedi umursamaz bir ifadeyle.

Bir süredir ülkeye gelmesede boşanmadığı için sadece kısa sürelik ayrılma kararı aldığını düşünüyordum ama boşanmak istediğini ilk defa dile getirmişti.

"Hadi üşüdüm ben gidelim. Karın içinde kaldık öylece" dedim sızlanarak. Defne'nin üzerinde ki gelinliğine rağmen pekte soğuk etki etmiyor gibiydi "Neyse ikinci kez gelinlik giydin" dedim Aras beni tekrardan kucağına alırken kollarımı boynuna doladım.

"Bu kadar genç halanın olduğunu bilmiyordum" dediğinde ne zaman yanımıza geldiğini bilmediğim Kuzey "Babaannemin işgüzarlığı" dedi homurdanarak. Güldüm "Ben ona gel dedim ama o Ordu'ya gelmiş. İstanbul'a gelir diye düşünmüştüm" dedim.

"Siz erkekler Çınar abimin evine geçin, kızlar sizlede benim evime geçelim. Kız kıza vakit geçiririz. Annem babamlara söyler zaten" Defne bütün programı kurmuş gibiydi "Senin iş birlikçin kim?" dedim, bu kadar şeyi tek başına yapmış olamazdı "Salih ve annem. Salih kombin ve dekorla ilgilendi, annem ise hikaye ve yönetim kısmındaydı" Ah babaanne birde bununla mı uğraştın?

"Babaanneme bak yaşına filan bakmıyor her olayın içine giriyor" Kuzey sızlanırken Defne ve ben onun neden böyle söylendiğini biliyorduk "Hiç konuyu benim doğumuma getirme" diyerek uyardı Defne.

Başımı Aras'ın omzuna yasladığımda içine çektiği nefesi duymuştum "Babaannemin yaşı kaç olmuş seni doğurdu" Kuzey bu konuda en çok sızlanan kişisiydi çünkü halası kendinden küçüktü. "Ee annem doğruyu üçüncüde bulabilmiş" diyerek kendini övmeyi atlamadı "Babama söyliyeceğim bu sözleri" Kuzey'den ispiyoncusu yoktu.

"Söyle onlarda ailenin en mükemmelini biliyor. Genlerin en güzelleri bana kalmış" bunların atışmasından sıkıldığım için "Yeter gidelim artık" dedim.

Benim araya girmemle susmuşlardı "Miraç nerede?" Aras'ın sorusuyla bende etrafa baktım. O çok korkuyordu ve bir süredir sesi çıkmıyordu "Bende size ondan bahsedicektim konuşmanız bitseydi" Zehra'nın arkadan gelen sesiyle hepimizi ona döndük "Miraç bayıldı."

Yerde uzunca yatan Miraç'la kahkahama engel olamadım. Zehra hemen baş ucunda diz çökmüş ona bakıyordu. "Bu kadar korkucağını düşünmemiştim" dedi Defne ama eğlendiği belliydi.

Hayatımda bu kadar eğlenip güldüğüm bir zamanı hatırlamıyordum.

Sadece bir günlüğüne gelmiştik ama başımıza gelmeyen kalmamıştı.

Asır yanına gidip yüzüne birkaç kez vurdu "Uyanmıyor , Kuzey gel tut ucundan" Kuzey'de yanına geldiğinde Asır ayaklarını tuttu "Niye ben kollarını tutuyorum orası ağır, ayaklarını tutucağım" Kuzey'in sözleriyle Asır diğer tarafa geçip kollarını tuttu. Kuzey'de ayaklarını kavrayıp kaldırdılar "Bir şey olmaz değil mi?" Zehra tedirginlikle onlara bakıyordu "Biz eve vardığımızda ayıltırız onu" Kuzey'in sözleri sakinleştirdi mi bilmiyorum ama Kuzey ve Asır Miraç'ı tutarak gitti.

"Ben seni bıraktıktan sonra geçerim eve" Aras'a döndüğümde tamam anlamında başımı salladım.

Defne önden ilerlerken "Eşyalarımız diğer evde kaldı" diyen Merve oldu "Salih getirmiştir onları."

Bakışlarım Aras'a çevrildi o ise yola bakıyordu, diğerlerinden daha arkada kalmıştık Aras özellikle yavaş yavaş gidiyordu. Uzanıp dudağını küçük bir öpücük bırakmamla bakışları hızlı bana döndü "Beni taşıdığın için teşekkür ederim" diğerlerinin duyamayacağı kısıklıkta konuşuyordum.

Güldü, gamzesi ortaya çıktı "Seni ömür boyu taşıyabilirim, bu seni mutlu edicekse" kıkırdadım "Babamdan fırsat kalırsa" dedim sözüme o da güldü "Bence iyi anlaşırız" diyerek sesli düşündü. "Şuan o seni tanımıyor. Babam eskiden derdi ki 'babalar kızını seven hiçbir erkeği sevmez' ileride seni öğrendiğinde seni hiç sevmiyecek" diyerek biraz da gerçekleri söyledim.

Eve geldiğimizde Aras beni bırakıp geri gitti. Karanlıkta tek başına olmaktan korkmadığı belliydi, giderken camdan baktığımda çok rahattı.

Herkes üstünü değiştirdiğinde pijamalarımızı giymiştik. Ev önceden yakıldığı için sıcaktı. Defne'nin evi diğer evlere göre daha büyük ve güzeldi, buranın mimarisiyle kendisi ilgilenmişti. Peyzaj mimarı olduğu için özellikle bahçeye yoğunlaşmıştı.

Ayağımı uzatıp rahatça arkama yaslanırken "Bastırma Bige!" dedim uyararak. Bileğime buz koymuştu şişmemesi için "Çağla mızmızlanıcaksan yapmicağım" dediğinde sessiz kaldım.

Defne sobanın başına kurulmuş kumpir pişiriyordu, kokusu salonda yayılmıştı "Ne zamana hazır olur?" Merve'nin sorusuyla Zehra telefonla konuşmasını bitirmiş yanımıza geliyordu. Miraç'ı merak ettiği için onu aramıştı hemen.

"Birazdan hazır olur" Defne üstündeki gelinlikten ve boyalardan kurtulduğu için daha bir insana benzemişti. Beyaz tenine zıt saçlarında dolaştı bakışlarım "Siyah yakışmış ama sarıda iyiydi" dediğimde bana döndü "Siyah daha iyi" gözlerinde geçen kederi bir ben görmüştüm. Defne gülüp eğlensede bir şeyleri olduğu belliydi. Onunla bulduğum bir fırsatta konuşmam gerektirdi.

Defne aslında sarışındı Kuzey gibi ama yurt dışında çıktığı sırada siyaha boyatmıştı belliki.

"Ben ve Kuzey sarışın ama siz annenize çekmişsiniz ikinizde kumralsınız. Biraz baba tarafına benzer bir insan" Defne'nin takılarak söylediklerine güldüm ama Bige aynı değil gibiydi. Gözleri buzun üstünde dolaşırken kafasını kaldırmadı. Bige annemin ölümünde çok yara almıştı, o hepimizden daha bağlıydı anneme ve ölümü onda çok büyük değişikliklere sebep olmuştu.

"Kumpir hazır" masaya sıcak sıcak bıraktığında koksusu daha bir burnumuza geldi.

Defne yarın babam ve amcamın yanına gidiceğini söylemişti. Şimdilik hepimiz güzel bir gece geçirmiştik Defne'nin korkutmasını saymazsak.

🍁🍁🍁

Bölüm sonu

13 yorum