🍁🍁🍁
Kahvemden bir yudum daha aldığımda yan bakışlarla evin içine baktım. Balkonda üstümde kalın bir mont almış öylece temiz havayı içime çekiyordum.
Salonda dönen kişileri öylece izliyordum "Abla iyi temizleyin, orada pamuk hâlâ duruyor" dedim içeri seslenerek "Tamam hallediyoruz Çağla hanım" dedikten sonra işine devam etti.
Dün ki Kuzey'in çıkardığı sorundan sonra yengemi arayıp anlatmıştım. Doğurduğuyla biraz uğraşmalıydı.
O da çiftlikten birkaç kişiyi göndermişti evi toplaması için. Gelmişken bana bir kahvaltı hazırladıkları için karnımı çok güzel doyurmuştum. Kahve keyfi yapıyordum.
Kalçamı trabzana dayadığım için ayağıma soğukun geldiğini hissediyordum. Bedenime yapışık bir kot pantolon giymeme rağmen soğu hissetmemek elde değildi.
Telefonum çaldığında masanın üzerindeki çantamdan aldım. Arayan Asır'dı, beni hiç aramadığı için hayırsız bir haber olduğuna emindim.
"Günaydın Çağla ne yapıyorsun?" konuya direk girmeyerek selamını vermişti "Sanada günaydın Asır. Kahve keyfi yapıyorum" dedim.
"O zaman kahve keyfini kanla bölüyorum çünkü bir cinayetle daha karşı karşıyayız" kahve bardağımı trabzana koyduğumda dikkatimi ona verdim.
"Nerede?" dedim kolumda ki saata baktım 07.32 erken bir saatti ama keyfime ara vermek durumundaydım. "Ormanda bir ceset kampçılar tarafından bulundu" dediğinde "Kışın kampmı yapılırmış" dedim. Değindiğim noktayla güldü "Ne bileyim otantik insanlar işte" diyerek bana hak verdi.
Kulağıma erişen kırılma sesiyle hemen arkamı dönüp bir elimi trabzana koydum. Yerinde olmayan bardağımla ne olduğunu anladım. Aşağı baktığımda bardağım yerde parçalanmış bir haldeydi.
"O ses neydi?" dediğinde öfledim "Bardağım intihar etti" dedim.
Sözüme gülerken arkadan gelen polislerin seside geliyordu telefondan. "Balkondan aşağı bardağım düştü" dedim açıklama yaparak.
Asır'ın şen kahkahasıyla gözlerimi yerden çektim "Sende ne meraklısın aşağı bir şeyler düşürmeye. Neyse bu sefer yırttın. Başkomiseri arayıp olay yerine gelmesini söylediğim için evde yok" dedi benimle alay ederek.
"Başkomiserimi ölümden kurtardım. Bu sefer hastanelik olurdu kesin" sözüne gülmeden edememiştim.
"Asır" dediğimde trabzana koyduğum elime iyice baktım "Bu trabzan yamuk bak. Bana yamuk evi kakalamışlar" dedim sesim çok ciddi çıkmıştı. Yoksa neden trabzana koyduğum her şey aşağı düşerdi ki?
"Ben bir ara usta filan çağırayımda yamuk mu değil mi anlasın" dediğimde Asır beni ciddi ciddi dinleyip cevap verdi "Ustaya ne gerek var al bir tane terazi ölç" dediğinde göz devirdim "Ben nerden bileyim nasıl kullanılıyor. Hem lazer terazi fiyatları ne kadardır şimdi ona paramı vereyim?" dedim.
"Kıyafet, ayakkabı, çanta olsa binlerce lira veriyorsunuz" dediğinde gülümsedim "O ayrı bir şey tabiki de veririm onlara" çantamı omzuma taktım "Bu arada iyi hatırlattın bugün bir alışverişe çıkayım, stres atarım" dedim.
"Stres atmak istiyorsan benim çok iyi bildiğim bir yer var oraya gidelim" dediğinde bir kaşım havaya kalktı. Salondan geçerken temizlik yapanlara hiç karışmadan kapıya ilerledim.
"Neymiş o?" kapıdan çıktığımda merdivenleri inmeye başlamıştım bile. "Görürsün, gideriz bugün" dedi gizem katıyordu resmen.
"Stres atıcağıma onay veriyor musun?" dedim arabanın kapısını açtığımda "Senin gibi bir kadını anca bu keser" o görmesede başımı hafifce salladım.
Arabayı çalıştırdım "Konumu at, olay yerine geçiyorum."
"İyi atıyorum, hem başkomiserimde geldi" sözü bir anda kesildi "O ne ya?" kaşlarım çatılırken "Ne oldu?" dedim sesinde ki şaşırmaya karşılık.
"Neyse Çağla sen hadi gel" diyerek yüzüme telefonu kapattı. Bir şey vardı ama hayırlısı.
Olay yerine geçerken Asır konumu atmıştı. Ormanlığa geldiğimde polis arabalarının olduğu yere park ettim.
Torpidodan aldığım silahımı belime takarken telefonumu cebime koydum. Çantamı yan koltuğa bırakıp arabadan indim. Üstümde ki çeketi elimle düzeltirken memurun biri yanıma geldi "İleride ki ağaçların yanında bulduk ceseti" o benim birkaç adım önümden ilerlerken ben onu izliyordum. Yerde ki çamura baktıkça iyiki bot giydim diye düşündüm.

Şeriti geçtiğimde olay yeri çalışıyordu. Ceseti götürmüş olmalıydılar. Bakışlarım Asır ve Aras'ın yan yana durduğu ağaçın önüne çekildiğinde asıl dikkatimi çeken başka bir şeydi.
Aras'ın hemen yanında ki kadın.
Sarı dalgalı saçları açık bırakmışken kahverengi gözleri olay yerine bakıyordu. "O kim?" dedim kendi kendime ama cevabı veren Miraç oldu "Yeni savcımız" onun yanıma ne zaman geldiğini bile bilmiyordum.
Gözüm kadında takılı kalmıştı. Onu hiç tanımasam da hiç iyi şeyler hissetmiyordum. Hislerimden dolayı birini sevmezsem hep buna sebep olan bir şey oluyordu ve bu kadın ile anlaşamiyacak gibiydim. Bakışlarını bile sevmemiştim.
Asır ve Aras onunla konuşurken Miraç hâlâ yanımdaydı "Çiğdem savcı bir ara burada çalışıyordu ama sonra gitti."
Demek ki Aras'la daha önceden tanışıyorlardı. "Sana kolay gelsin Miraç" dedikten sonra onu çalışmaya bırakıp bizimkilerin yanına ilerledim.
Aras'ın bakışları beni bulduğunda üzerimde takılı kaldı. Asır'ın yanına geçtiğimde Çiğdem'in de gözü beni buldu. Hemen karşımdaydı.
"Çağla olmalısın" dedi sesi çok kuru çıkmıştı sanki. Başımla onu onayladım. Asır "Kendisi aramıza yeni katıldı aslında baya oldu ama işte en son aramıza katılan kişi kendisi" dedi gülümseyerek.
Çiğdem daha fazla benimle muhatap olmasken Aras, Asır'ın yerine geçip Asır'ı Çiğdem'in yanına bırakmıştı. Çiğdem bu sırada öylece Aras'ın yaptığına baktı.
Aras'ın ileriye doğru yürümesi üzerine bende ona ayak uydurarak onlardan uzaklaştık, üzerimde ki gözleri hissettiğimde başımı omzumdan çevirip baktım, Çiğdem'in bakışları üzerimizdeydi. Hiç tedirgin olmadan rahatsız olduğunu belli ediyordu.
Şeritten çıkmadan kenarda durduk, aramızda çok mesafe olmasada konuşmalarımızı duyamazlardı. "Ee ne yaptın Kuzey'i? Buldun mu cezasını?" dediğinde dikkatimi dağıtmak ister gibiydi.
"Sabah evi toplattım, Kuzey'e gelirsek onun için çok güzel planlarım var, çok eğleneceğiz" dedim sırıtarak. Gözleri dudağıma kaydı "Bizide mi içine kattın?" dedi başımı onaylayarak salladım.
"Kendini çok beğenen o iki kişiye çok güzel ders vericeğim" dedim ellerimi pantolonun cebine koyarken "Yarın akşam boşmusun?" bakışlarını diğer tarafa hiç çevirmedi "Sana ayıracak zamanım hep var" güzel anlamında gülümsedim "Yarın akşam alışverişe çıkıyoruz" Kaşları hafif çatıldı "Şu planını çok merak ettim" dedi.
"Bu akşam neden değil?" elleri yeni tıraş olduğu yüzüne gitti "Bu akşam başka planlarım var" dedim bu planlar onunla değilde Bige ile alakalıydı.
Babam Hakkari'ye gidicekti ama birkaç gün daha burada olmaya karar verdiği için yarın gidicekti.
Bu süreyi iyi değerlendirmek istiyordum.
Bige ile yüzyüze gelip konuşmaları gerekiyordu, onların arasında kalmaktan yorulmuştum. Artık ne alıp verecekleri varsa bunu bu akşam baş başa yapıcaklardı. Bunun için yengemden yardım almıştım.
Son olanlardan sonra Kuzey ile konuşup yapamazdım ama cezasını bulduğum için onuda kattım. Yengemle ve Kuzey'le planımız öz ve yalındı. Yengemde az değildi her şeyi yapmaya hazırdı ee Kuzey'in annesi ne olucak. Bugün evden amcamı götürüp babamı evde bırakıcaktı. Bige'yi alıp çiftliğe gidicektim ki bu baya zor olucak çünkü inatçı keçi kardeşim zorluk çıkartıcaktı.
Her şey yıllar öncesinde kalmıştı, daha fazla sürdürmelerini istemiyordum. Aralarında gereksiz bir soğukluk vardı aslında.
Miraç'ın yanımıza gelmesi üzerine dördümüzde dikkatimizi ona verdik "Maktül Meryem Duran" ceset götürülmüştü bile adli tıpa. "Önceki cinayetle bağlantılı olduğunu düşünüyoruz. Bu kızında bedeninde asitle karşılaştık, ama bu sefer üzerinde görünür bir yara izi yoktu, bıçak yarası dışında" dedi.
"Biz delilleri laboratuvara gönderdik, cesetide adli tıpa" Çiğdem girdi bu sefer araya "Tanıkların ifadesi alındı mı?" dediğinde Aras cevap verdi "Alıyorlar. Miraç sen devam et" dediğinde Miraç yanımızdan ayrıldı.
"Ailesine ulaşıldı mı?" dedi Çiğdem elinde ki dosyayı incelerken "Evet, hatta tamda başkomiserim ve Çağla aile ile konuşmak için gidiyorlardı" dedi Asır tabiki de ikimizin bundan haberi yoktu.
Çiğdem'in bir kaşı havaya kalktı "Bunun için başkomiseri uğraştırmayalım siz ikiniz ifadesini alın. Benim Aras ile birkaç işim var dosya hakkında" dediğinde Aras ile göz göze geldim.
"Öncelikle dosyaya ben bakıyorum gerekirse aile ile konuşurum, gerekirse küçük bir şüphe için bir yere giderim. Polisim ben cinayetin çözülmesi için her şeyi yaparım" sözlerini ciddi bir tavırla söylerken bakışları beni buldu özellikle "Siz aile ile görüşün ben adli tıpa geçerim işimiz bittiğinde" başımı onaylayarak hafifce salladım.
Çiğdem öksürdü "Artık dosyanın adli incelemesi bende, cinayet hakkında en ufak bilgiyi bile istiyorum" sesinde sezdiğim rahatsız tonlamayla gülümsedim "Ben sizi gerektiği gibi bilgilendiririm" dediğimde cevap vermesine kalmadan Asır'ı alıp gittim.
Arabaların olduğu yere geldiğimizde birkaç memurdan başkası yoktu onlardan biraz uzaklaştığımızda adımlarım durdu. Asır'da benimle beraber dururken ona döndüm.
"Bu savcıdan hoşlanmamam normal mi?" dedim dudağımı dişimin arasına alırken "Yani öyle böyle" diyen Asır'a tip bakışlar attım. "Ağzında ki baklayı çıkar bakalım sen" göz kırptım.
"Bende kendisini pek sevmem, gerçi o da beni sevmezdi" dedi eli ensesine gitti "Seni de sevmez büyük ihtimalle" ağır ağır konuşurken onu dinledim "Biraz gıcık bir kadın ama aramızda kalsın şimdi duyar filan, savcı sonuçta" dedi sesi sonlara doğru kısılırken.
"Savcı olduğunu iyi anladım zaten" dedim sert bir tonlamayla "Bu kadın ile ilgili bilmem gereken bir şey var mı?" dedim işaret parmağımı ona sallayarak gözlerini kıstı "Bence bu konuşmayı başkomiserim ile yap yani ben hiç karışmayayım" dediğinde bir kaşımı kaldırdım. Bir şeyler dönüyordu bunu hal ve haraketlerinden anlamak zor değildi.
"Ya şimdi konuş yada sonsuza kadar sus Asır. Eğer kendim öğrenirsem papaz oluruz haberin olsun" bir eli kalkarken "Yapma ama beni niye ilişkinizde yanan taraf yapıyorsun ki" dediğinde elimi cebime attım "İlişkimiz hakkında yani, geç arabaya yolda konuşacağız" arabaya bindiğimizde yola çıkmıştık.
Yan koltukta ara ara bakışlar atan Asır'a odaklıydım. Arabayı sürmeye devam ederken "Ee konuşacak mısın?" dedim.
"Şöyle Çiğdem, Aras başkomiserimle çok önceden tanışıyor" bunda ne vardı bana daha derin bilgiler lazımdı "Nereden?" omzunu kalırdı havaya "Bu kadarını nereden bileyim git sevgiline detaylı sor be kızım" dedi.
Derin bir nefes aldım "Niye hepiniz benden bir şey saklıyorsunuz gibi hissediyorum" konuma geldiğimde apartmanın önünde durdurdum arabayı.
"Demek ki yanlış hissediyorsun" dedi ve arabadan indi. Bende arkasından inerken yanına geçtim "Cinayet dosyalarında yalan söyleyenler hep katilden daha önce bir şüphelidir , biliyorsun değil mi?" dik bakışlarımı attığımda "3. Kat" dediği şeyle duraklarken o kaçarcasına yanımdan geçip binaya gitti.
"3. Kattalar" ardından giderken bana bir şey söylemiyeceğini anlamıştım. Asansöre bindiğimizde Asır gözlerini hep kaçırdı "Bugün gittikçe daha bir sinirlenmeye başlıyorum. Umarım sakinleştiriceğini söylediğin şey beni sakinleştirir yoksa birine çok fena patlayacağım" dedim.
Kapı açıldığında "Başkomiserim bunun için doğru aday, istediğin gibi patla o sakin adam gıkını çıkarmaz" kapı zilini çaldığında aramızda ki konuşma son buldu.
Kapı bir adam tarafından açıldığında hemen arkasında bir kadın duruyordu. "Buyurun kime bakmıştınız?" dediğinde "Komiser Çağla cinayet masadan geliyoruz" dedim Asır'da kartını gösterdi "Komiser Asır."
"Bir sorun mu var komiserim?" adamın bakışları ikimizi arasında gidip geldi "Biz kızınız için geldik" dedi Asır. Adamın Kaşları çatıldı "Benim bir kızım yok!" dedi sinirle.
Kadın araya girdi "Ne oldu Meryem'e ?" Asır'la göz göze geldik. "Kızınızın cansız bedenini bulduk" kadın gözyaşlarını tutamazken şaşkındı ama adam hâlâ ters bakışlar atıyordu.
Kapıyı örtmek için tuttu "Benim bir kızım yok, konuşacak bir şeyim yok" diyerek üstümüze kapıyı örtüceği sırada Asır eliyla kapıyı tuttu "Bizim konuşacak şeylerimiz var" dedi.
Kapıyı istemeye istemeye açtığında içeri girdik. Oturma odasına girdiğimizde kadın şok içinde yere bakıyordu "Demek öldü ha" dedi durgun bir sesi. Sert cevap maktülün babasından geldi "Su testisi su yoldunda kırılır. O pislikte ölüp gitti işte" dedi gergin bir tavıra sahipti.
Asır'a baktım baya gergin geçiçek gibiydi "Kızınız hangi yoldaydı? Neden bu kadar nefret dolusunuz?" dedim.
"Ona karşı hissettiğim hiçbir duygu yok. O ailesini yok saydı" dediğinde Asır araya girdi "Kızınızı en son ne zaman gördünüz?" kadın cevap verirken sesi titremişti "İki yıl önce çekip gitti" anlaşılan babası gibi annesi bu kadar yok sayamamıştı.
"Neden gitti? Neden onunla küstünüz?" sorumla adam hiddetlendi "O ailemizin yüz karası gitti başka adamlara" dediğinde konuşmaya devam edemedi "Biz onu okutuyorduk , yani okuyor sanıyorduk ama meğerse hayat kadınlığı yapıyormuş" bakışlarım kadında durdu.
"Biz öğrendiğimizde kovdum evden, öyle birisi benim evimde yaşayamaz" adamın eli kalbine gitti "İyi misiniz?" dediğimizde kadın kalkıp ilaçlarını verdi.
"Peki sizden sonra ne yaptı?"
"Devam etmiştir o pis işe ne olucak" Bakışlarım Asır'a kaydığında ayağa kalktık. "İfade ve swap örneği için emniyete bekliyoruz" dedi Asır. Kadın ayağa kalktığında bizi o uğurladı.
Asansöre geçerken ona baktım "Eğer aynı kişiyse bence durmayacak" dedim. "Bir hayat kadını ile okuyan bir genç kız. Katil öldürdüklerini tanıyor mudur sence?" dedim.
"Tanımıyorsa işimiz zor. Bağlantısı olmayan lastgele kişileri seçiyordur" dedi apartmandan çıkarken "Hiçbir şey rastgele değildir" dedim arabaya binmeden önce.
"Her katil ardında bir iz bırakır. Önemli olan o İzi bulmaktır" diyerek mırıldandım. Evden çıktığımızda zaman kaybetmeden arabaya bindik. Emniyete geri geçtiğimizde kendimizi odaya attık. Aras odada değildi ben masaya oturup panoya bakarken Asır laboratuvara geçti çıkan sonuçlara bakıcaktı.
Kapı çaldığında polise döndüm "Meryem Duran'ın ev arkadaşı geldi" yerimde doğrulup masama geçtim "Al içeri" giren kadın şaşkın bakışlar atarken masanın önünde ki sandalyeyi gösterdim "Buyurun beni neden çağırdınız bir sorun mu var?" dedi bazı şeylerin haberinde olmadığı belliydi.
"Meryem Duran'ın ev arkadaşısınız öyle değil mi?" dedim. Güzel bir kadın olduğu aşikardı "Evet ama neden sordunuz?" dediğinde elimi masamın üzerinde birleştirdim "Meryem Duran öldürüldü, bir cinayete kurban gitti maalesef" gözleri irileşirken eli ağzına gitti. Ağlamaya başladığında "N-nasıl olur?" dedi titrek bir sesle.
Bakışlarını önüne çevirdi duyduğu şeyi sindirmek ister gibi "Meryem'i en son ne zaman gördünüz Sude hanım?" emniyete gelirken Aras bu ev arkadaşı hakkında bilgi verdiği için bir şeyler biliyordum. Başını bana çevirdi "Bir işinin olduğunu söyleyip gece gitti. Diğer gün gelmedi bugün ise siz çağırdınız, öldüğünü söylüyorsunuz" dedi.
"Arkadaşınızın gelmemesine endişelenmediniz mi yoksa bu haraketleri işinden dolayı normalmiydi?" dedim. Bakışları anlık gözlerimde kaldı "Ne demeye çalıştığınızı anlamıyorum" dedi gözlerini kaçırdı.
"Meryem'in ailesi ile görüştük. Meryem hayat kadınlığı yapıyormuş" dedim. "Sizde mi yapıyordunuz" peçeteyle göz yaşlarını silerken gözlerinde endişeyi görebiliyordum.
"Meryem hanım konuşmanız gerekiyor" dedim onu uyararak. "Biz artık yapmıyoruz" dedi ama zor konuştuğu belliydi. "İkinizde bunu yapıyordunuz?" dedim bana net cevaplar vermesini bekleyerek "Biz kaçtık ellerinden" hızla bana döndü endişe içinde "Nejat yapmıştır, o pislik Meryem'i öldürmüştür" dedi yardım isteyen bir hale bürünmüştü.
"Nejat kim?"
Bakışları korku içinde etrafa baktı "Nejat genel evi yöneten kişi. Biz kaçtık bulamadı ama belli ki Meryem'i bulmuşlar."
"Sinan" içeriye giren polis memurunu kadının başında bırakırken odadan çıktım. Aras ile karşılaştığımda onun adımları durdu hemen yanında Asır vardı "Meryem'in ev arkadaşı geldi. Ahlak masanın devreye girmesi gerekiyor" dedim.
Asır başını salladı yanımızdan ayrılırken ben tamamen Aras'a döndüm "Nejat diye bir adam genel evi yönetiyormuş, ikisi kaçmış ama Nejat'ın bir şeyler yaptığından şüpheleniyor" derken odaya geri dönmüştük.
Sinan'ı geri gönderdiğimizde Aras eline aldığı sandalyeyi Sude'nin karşısına koyup oturdu. "Sude senin bize yardım etmen gerekiyor. Orada çalışan bir çok kadın daha var biliyoruz. Bize yerini ve bilgilerini söylemelisin."
İçeriye giren Asır ve yanında ki adamla Aras ayağa kalktı. "Başkomiserim, Ahlak masadan Komiser Serdar" elini uzattığında Aras elini sıktı. Onlar bir şeyleri konuşurken ben Asır'ın yanına geçtim "Laboratuvar sonuçları ne durumda ve otopsi?" dedim.
Aras ve Serdar'dan uzaklaştık. "Karnından bıçaklanmış, tecavüze uğramış ve aynı şekilde asit dökülmüş. Ormanda ki ayak izleri gece yağan yağmurdan dolayı silinmiş. Adam anlaşılan titiz davranıyor" dedi.
"Bu Nejat yani genel evi yöneten adam bu ikisinide öldürmüş olabilir?" dedim. "Belkide Berra'yı da genel eve almak istemiştir o karşılık verdiği için öldürmüş olabilir" dedi Asır benim tahminim üzerinde durarak. "Bu pislik adamlar her şeyi yapabilirler" dedim.
Aras'ın sesi üzerine ona döndük "Genel eve geçiceğiz, hazırlanın." silahımı kontrol ettiğimde belimdeydi. Hazır olduğum için sıkıntı yoktu ayağa kalkıp Serdar ve Aras'ın yanına geldiğimizde Sude odadan çıkartılmıştı.
"Genel eve ani bir baskın yapamayız, böyle adamlar inkar edip kaçmaya teşebbüs ederler. Bu yüzden önce içeriye adam sızdırıcağız bizler dışarıda bekliyeceğiz. Ardından baskını yapıcağız ama bunu kadınların zarar görmemesini ve adamların kaçmamasını sağlayarak yapıcağız " dedi Serdar. Aras ekledi "Bu olayda Ahlak masasıyla beraber yürütüceğiz, bizim yürüttüğümüz cinayet ile alakalı olabilir" dedi.
"O zaman ben içeriye sızayım" dediğimde Aras'ın bakışları hızla beni buldu "Hayır!" dedi. Yani çok güzeldim beni oraya almaları çokta zor olmazdı.
"Beni oraya alırlar, hem bu sayede içeride olmuş oluruz" dediğimde Aras'ın uyarıcı bakışlarına odaklamadım kendimi "Böyle bir şey olmicak" diyerek ısrarını devam ettirdi.
"Ben kendimi koruyabilirim, içeri sızmamız gerektiğini biliyorsunuz! İzin verin operasyonda bende olayım" dedim bana karşı çıkmamasını umarak baktım ona. Gözleri gözlerimde kaldı bir süre.
Serdar kararı vermemizi beklerken Asır'da aynı durumda bizi izliyordu "Bende içeri sızanlardan olucağım" dediğinde şaşırdım bir an. Serdar karşı çıktı "Başkomiserim biz dışarıdan operasyonu yürüteceğiz. Siz içeri sızamazsınız" dedi. Haklıydı bazılarımızın operasyonu yönetmesi gerekiyordu.
Asır "Ben ve Çağla içeri sızalım" dediğinde Aras'ı yatıştırmak ister gibiydi. Aras başını salladı "İkiniz giriceksiniz" dedi bu onu daha rahat ettiriceğini biliyordum.
Kapı çaldığında odaya iki memur kadın girdi "Çağla bu arkadaşlar Ayla ve Suna onlar seninle berbaber hayat kadınlığı için satılan kişiler olucak" dedi. İkisine baş selamı verdiğimde onlarda karşılık verdi.
"Asır komiserim siz kızları satmak için giden birisi olucaksınız. Kızları içeriye sızdırdıktan sonra oradan ayrılmak durumundasınız" dediğinde anlatmaya devam etti "Başka polis arkadaşlarıda içeriye sızdırıcağız, kulaklıkla anlaşıcağımız için eğer bir sorun oluşursa hallediceğiz" Aras ve Serdar bize tüm planları anlattığında onları dinledik.
****
Asır arabayı durdurduğunda arkasını döndü kızlara ve yanında oturan bana baktı "Geldik" dedi kulaklığa. "Herkes söylendiği gibi davransın, olay çıkartmak, insanların dikkatini üzerinize çekmek yok" dediğinde Serdar'ın sözünü böldüm "Bu güzellikle dikkat çekmemek zor" dedim elim arkadan hafif topladığım saçlarıma giderken Asır ve kızların gülüşünün yanında kulaklıktan bazı gülmelerde gelmişti "İşte böyle soğuk kanlı olucaksınız" dedi Sedar tavrıma gülerek onayladı.
Asır bana döndü "Yılan gibi olun diyor" dediğinde göz devirdim ben yılan değildim. Benimle uğraşmayı bırakmalıydı. "Eğer şuan bir fuhuş çetesinin içinde olmasaydın gülebilirdim" diyen Aras'ın hoşnutsuz sesi kulağıma geldi. Benim buraya girmemi istemiyordu ama polistik beni normal bir vatandaşmışım gibi davranması sinirimi bozuyordu.

Üzerimde siyah bir elbise vardı, diğer kızlarda şık giyinmişti. Dizime kadar gelen topuklu çizmem bacağımı saklar gibiydi. Tansu ve Ceyhun'un yüzümde bıraktığı ve hâlâ yüzümde taşıdığım izleri makyaj ile kapamıştım.
Buraya satıldığımız için hepimiz yüzümüzde ki gülüşü sildik. Son olarak "Ben bir polisim ne yapıcağım bilirim" dedim bunu Aras'a söylemiştim aslında. İçeride olduğumuz sürece bir sıkıntı çıkarmamasını istiyordum.
"Eğer yanlış bir durum olursa içeri gireriz" Aras'ın uyarıcı seside bana iletilmişti. İçeride olabilecek sorunda giriceğini söylüyordu.
"Başlıyoruz"
Arabadan inerken bizde ardından indik. Evin kapısında bizi karşılayan adam önce Asır'da baktı, ardından arkasında ki bizi baştan aşağı süzdü. "Ben yeni kızlar getirdim. Nejat beyle konuşmuştuk" dediğinde adam başını salladı. Asır'ın role girmesi bizim kadar hızlı olmuştu.
Önden adam ve Asır ilerlerken ardından yürüdük. Yukarı merdivenlerden çıkan şık kıyafetlerinin arasında ki genç kadın ve elini tutan ellilerinde ki adamı gördüm. Adam onu pis bakışlarla süzüyordu.
Koridoru döndüğümüzde büyük bir salonun içindeydik. İkili koltukta oturan kırk yaşlarında ki adamın yanlarında ayakta duran silahlı adamlar yerlerini almıştı. Odaya girdiğinizde bakışları bize döndü "Abi Cengiz bey kızları getirdi" dediğinde Asır Nejat'ın karşısında ki koltuğa otururken biz başlarında ayakta kaldık.
"Anlaştığımız fiyattan" Dedi Asır ciddiyetini bozmadan. Nejat hiç çekinmeden gözleriyle bizi süzdü. Gözleri benim üzerimde gereğinden çok dururken "Fiyatın çok olduğunu düşünüyordum ama görünene göre değerini karşılıyor" dediğinde hâlâ o iğrenç bakışlarını açık kalan bacağımdan ve açıkta kalan göğsümden çekmemişti. Bu sürede hiçbir tepki vermeden öylece baktım.
İnsan pazarlığı yaptıkları gibi fuhuşa da karışan bu pislik adam emniyet için Yakalamak büyük bir operasyon olucaktı. Görünenden daha fazlası olduğunu biliyorduk ama onu suç üstü yapmak daha mantıklıydı.
Adamlardan biri salona girdiğinde elinde bir çanta vardı. Çantayı Asır'ın önüne bıraktı "Bir süre evde kal, oyala Asır" kulaklıktan gelen sesi hepimiz duyarken Asır çantayı açıp içinde ki paralara baktı.
"Bir çayınız, kahveniz yok mu?" dedi çantayı kapatıp arkasına yaslanırken. Bizden memnun kalan Nejat halinden memnun bir şekilde yaslandı arkasına "İki kahve getirin bize" adamlardan biri giderken Nejat'ın bakışları üzerimizde dolaşıyordu.
Benim üzerimde daha fazla dururken kapıdan içeri giren otuzlarında ki hafif kilolu, orta boylarda, kumral bir kadın girdi. İnce dudaklarına sürdüğü kırmızı ruj benimkinin aksine kötü dururken kahvelerinden bile ondan hoşlanmadığımı anlamıştım. "Bunlar yeni kızlar, odalarına götür" dedi Nejat ama gözlerini bir süre kadının gözlerinden çekmediğinde aralarında bir şey konuşmuş gibiydiler.
"Beni takip edin" dediğinde önden ben ilerlerken arkamdan Ayla ve Suna geliyordu. Merdiveni çıkarken etrafta dolaştı bakışlarım. Üst kata geldiğimizde sayabildiğim beş güvenlik gözüme çarptı ama diğer koridorlarda kaç tane olduğunu bilemiyordum. Dışarıda adam sayısı daha çoktu. Bir villa olduğu için etrafı kapalıydı, bu da görünür olmaktan kaçındırıyordu.
Bazı kızları görürken bir kapıdan çıkan adam gömleğinin düğmelerini düzeltiyordu yanımızdan geçerken sırıtarak geçip gitti. Ne kadar pislik insan vardı bu dünyada.
"Dicle!" kadının çağırdığı kız yanımıza yaklaştı. Sarışın orta boylarda ama güzel bir kadındı. Yüzünde makyajı eksik etmediği belli olduğu gibi estetikli yüzünde oluşturduğu sahte tebessümü sundu bize. "Kızlara odalarını göster" dediğinde Suna ve Ayla'yı göstermişti.
Kulaklığımdan Asır ve Nejat'ın konuşmasını duyarken kızlar sarışınla gittiler. Ben hâlâ önümdeki kadınla ilerlerken bakışları üzerimde dolaştı "Güzel kadınsın" dedi sırıtarak. Buradakiler de insana değilde mağazada eşya bakıyorlardı resmen. Bu kadına aşırı tik olurken onun buradaki kadınları yöneten kişilerden olduğu aşikardı. İçimden ona bir tane geçirmek geçerken sabit yüzümü değiştirmedim.
Üst kata çıktığımızda adam sayısının daha çok olduğunu farkettim. Bir kapının önüne geldiğimde kapının iki yanında koruma vardı. İyice rahatsızlık hissi sarmıştı bedenimi. Adamlardan biri kapıyı açtığında kadın bana döndü "Güzelsin ama bakalım bu güzelliği kullanabilecek misin?" sözleri üzerinde ki pis imayı es geçip odaya girdim.
Üstümden kapı örtüldüğünde odaya baktım. Büyük bir odaydı, düzenli ve koyu renkler eşlik ediyordu. "Benim bazı işlerim var size iyi günler Cengiz bey" Nejat'ın sesini duyarken odayı incelemeye devam ettim.
"Asır evden çıkma, bir kadın istediğini filan söyle" Serdar'ın sesi üzerine Asır'ı duydum "Buraya kadar gelmişken keyfime bakmakta sakınca yoktur umarım" dediğinde gülmeden edemedim. Eğer Asır'ı tanıyor olmasaydım onun yıllardır bu adamların içinde olduğunu düşünürdüm.
"Elbette keyfini çıkarın" Nejat uzaklaşırken başka bir adam onu bir odaya götürmeyi teklif etmişti. "Asır senin namus elden gidiyor" dedim onunla uğraşarak.
Etrafta dolaşırken pencereden dışarıya baktım, bahçede dört adam vardı. "Kızlar dikkat edin, diğerleride ama özellikle siz!" Serdar'ın uyarılarını dinlerken çekmeceyi çektim içinde erkek kol saati, tesbih gibi şeyler vardı.
"Gerekmediği sürece bir kavgaya karışma Çağla" Aras'a göz devirirken o bunu görmemişti "Bana beceriksizmişim gibi davranma lütfen. Bende polisim, ne yapmam gerektiğini biliyorum" dedim Aras'ı uyararak. Bu kadarda üzerime düşmemeliydi kendimi beceriksiz hissediyordum.
Kulaklıktan dolayı konuşmaları herkes duyduğu için dikkat etmeye çalışıyordum "Daha birkaç hafta önce hastanede kötü bir durumdaydın, şuan daha iyi olabilirsin ama dikkat etmen gerekdiği gerçeğini değiştirmiyor" ben dikkat ettikçe o istediği gibi konuşuyordu.
Zaten emniyette aramızda bir şeyler olduğu döndüğü için çoğu kişi biliyordu aslında. "Odaya kız getiriyorlar ne yapıcağım lan!" Asır'ın endişeli sesi aramızdaki konuşmayı bölmüştü.
"Biraz keyfin yerine gelmesini istemiyor muydun?" dedim onunla uğraşarak. Asır homurdanırken bazılarından gülme sesi geldi "Sakin olun komiserim halledersiniz, biz hiç duymuyoruz" dedi Ayla. "Sizinde iyice maskaranız olduk" Asır'ın isyan sesleri yükselirken odada ki dolapa ilerledim. "Biraz ciddi olun, kimse yaralanmadan bitirelim operasyonu" dedi Aras. Aramızda ki en ciddi kişi kendisi gibi görünüyordu.
Dolapın kapağını açtığımda erkek kıyafetlerini gördüm. Şüphelerimde haklı olduğumu biliyordum. Kapağı örterken "Bir sorunumuz daha var" dedim.
Aras "Ne oldu?" dedi hemen "Beni Nejat'ın odasına getirdiler büyük ihtimalle" sözümün üzerinden birkaç saniye geçtiğinde "Çık oradan!" Diyen Aras'ın sesi sakinliğini bozarak sinirli çıkmıştı.
"Bu katta adam sayısı daha fazla, kapıda da bekleyenler var bunu yapamam" dedim yatağın kenarına ilerlerken. "O adamın sana dokunmasına izin verme yoksa bir daha saha görevi alamazsın!" Aras'ın ciddi tehditiyle kaşlarım çattım. Operasyonun ortasında kıskançlıklarıyla uğraşıyordum.
Yani tamam sevdiği kadının bir fuhuş abidesi bir pisliğin odasında olması kötüydü hemde yatağa atmak için burada olunca. Ama ben ne yapmam gerektiğini bilebilirdim, ani kıskançlıklarına dikkat etmesi daha iyi olucaktı. Bir an kafamda bu olayın tam tersinin olduğunu ve Aras'ı yatağa atmak isteyen bir kadını düşününce yüz ifademde sinir peydah oldu. Tamam Aras pekte haksız olmayabilirdi. Ah bu empatiler.
"Keyfine bak... " diyen Asır'ın konuşmayı Aras'ın duyduğunu farketmiş olucak ki lafı değiştirdi "Keyfine bak adamları dövmek serbest" diyerek çevirdi.
"Biraz zaman kazanın, bizimkiler sızdılar, gerekli bilgileri aldıklarında baskını yapıcağız" dedi Serdar. "Söyle ekibine hızlı davransın eğer o adam Çağla'ya dokunursa bir saniye beklemem içeri gireriz" dediğinde hafif şaşırmıştım. Aras o kadar insanın bizi duyduğunu bilerek böyle söylemişti. Çekindiği hiçbir şey olmadığı gibi bunu göstermekten kaçınmıyordu.
"Duydunuz çabuk halledin" dedi Serdar kendi ekibine. Suna'nın sesini duyabiliyordum "Üst katta yardım gerekli mi? Burada bizden kişiler var Ayla'da burada zaten" kapının önünde duyduğum seslerle yönümü kapıya yönelttim "Biraz yardıma hayır demem" dedim kapı açılmadan önce.
İçeri giren Nejat bana daha keyifli bakışlar attı. İçeri adımlarını atarken üzerinde ki çeketi çıkarmaya başladı. Üstünde beyaz gömleğinin üst düğmeleri açıktı. Göbeği göz önüne çıkarken bıyıklarını düzeltti elleriyle. Değil bıyığı baştan inşa etsek bundan adam olmazdı. Bu çirkini gördükçe midem bulanıyordu. Aras'ımı görüp göz zevkimi düzeltmem gerekiyordu.
Yüzünde ki pis sırıtışla yatağa bıraktı çeketini "Ne kadar güzelsin. Bakalım yatakta nasılsın? Bizim eve uygun musun görelim" üzerime gelirken bakışarımı hâlâ sabit tutabiliyordum ama yüzüme bir gülümseme koydum sahte olduğu anlaşılmayacak bir şekilde.
"Sana dokunmiyacak!" Aras hâlâ uyarısını yaparken sesi duyduğu sözlerden olmalı hiç hoş çıkmıyordu. "Seni becermek çok zevkli olucak" dediğinde göğsümde gözleri gereğinden uzun dururken midem iyice bulanmıştı, iğrenç.
"Piç herif!" Aras'ın ettiği küfürle bir kaşım çok hafif havaya kalktı.
Karşıma gelen adama baktım. Pislik adam benim sakin, beyefendi, küfür etmeyen sevgilimi bir maço, kıskanç, sinirli bir adama dönüştürmüştü.
Bir silah sesi yükseldi evden. Nejat kaşları çatılırken kulaklıktan gelen sözleri dinledim "Açığa çıktık! Herkes kendini korusun, içeri giriyoruz"
Karşımda ki adamı tutup kafasını arkamdaki komidine ardı ardına vurdum bu sırada ağzını elimle kapattığım için sesi çıkmamıştı. Ensesinden gömleğini kavradığımda sıkıca tuttup dikleştirdim. Kaşı kanarken yüzünde yara olmuştu.
Belinde ki silaha uzanamadan ben aldım. Onu hızla yere attığımda "Buraya gelin!" dedi bağırarak. Evde ki silah sesleri daha fazla yükselirken topuklu botlarımın sivri ucuyla ardı ardına bacak arasına vurdum. Önümde acıyla kıvranan adama baktım hissizce.
Kapı açıldığında elimde ki silahla iki kişiyi vurdum. Yüzü kızarmak değilde moralırken acılı çığlıkları büyüdü "Ne yaptın adama?" dedi Serdar duyduğu acılı seslere. Sesi nefes nefese geldiğine göre saldırıdaydılar.
"Artık kimseyi beceremeyecek" dedim yerde acıdan bayılan adama bakarak. "Aferin benim kızıma" Aras'ın naif ve kısık çıkan sesiyle yüzümde istemsiz bir tebessüm oluştu.
Kapıya ilerleyip yerdeki adamlardan birinin silahını aldığımda elimde ki iki silahı kullanır hâlâ getirdim. Kurşun seslerinin odağı olan odada olduğum için hemen kapının yanında saklanıyordum. Kurşun sesleri hiç kesilmediği için ve dikkatleri dağılmadığından hiçbir yerimi çıkaramıyordum.
Üzerimde ki kurşunların azaldığını farkettiğimde hızla bedenimin bir kısmını çıkararak silahı sıktım. "Yengeye zarar gelmesin" diyen Asır'ın sesini duydum. Benim duymam için özellikle sesli söylemişti.
Asır öyle söylediğinde biraz garipsedim, alışık olmadığım için olmalıydı "Çağla'dan devam Asır" dedim. Ara ara çıkıp sıkarken Asır'ın diğer köşede olduğunu gördüm, hemen yanında Suna vardı.
Ateş sesi kesildiğinde başımı hafif çıkarıp etrafı kontrol ettim, Asır'a baktığımda başını salladı. Üçümüz ve birkaç bizim gibi içeri sızan polis dışarı yavaşça çıkarken etrafı kontrol ediyorduk. "Biriniz Nejat'ın başına gitsin" dedi Asır.
"Gerek yok uyansada eksikliğinden geri bayılır" dedim. Asır kahkaha attı "Ne yaptın adama?" dedi elimde ki silahı hafifce aşağı indirim. "Sünnet etmek isterdim ama bunun için vaktim yoktu" dedim. Suna ve iki memurda gördüğüm hafif korku ve şaşkın bakışlara takılmadım.
"Başkomiserimin neden seni sevdiği belli kendi işini görmeyi biliyorsun" dedi Asır keyifli çıkan sesiyle. "O adamın sünnetini daha sonra hallederiz sen canını sıkma Çağla" diyen Aras'ın sesiyle onun varlığından haberdar oldum.
Arkamda duyduğum adım sesleriyle hemen döndüm. Üzerime yumruk için atılan adam ve ardında ki yedi kişiye baktım. Yumruğu tutup ters çevirdiğimde çıkan sesle adamın bağrış sesi birbirine karıştı.
Karnına attığım hızlı bir tekme ardından yere savurdum. Ardından üzerime gelen adamı yakasından tutup duvara yasladım ardı ardına yüzüne yumruklar geçirirken diğerleride kalanların işini bitiriyordu.
Karın boşluğuma vurduğu yumrukla birkaç adım geriledim. Yere attığım adam arkamdan kollarını sardığında öne doğru eğilerek yere yatırdım. Ardı ardına vurduktan sonra diğerine karşılık vermek için doğruldum.
Yerdeki adama ayağımla hızla vurdum bayıldığı kesin olsun diye. Kendi etrafımda dönüp karşımda ki adama ayağımla vurduğumda geri geri gidip yere yapıştı, eteğim bedenime bitişik olduğu için yukarı sıyrılmıştı, elimle düzelttim.
Eline aldığı vazoyla vurmak için atıldığında eğilerek kurtuldum. Elini arkasında birleştirdiğimde onu öne doğru attım "uzakta vur üstüme kan bulaşmasın" dediğimde Asır adamı karnından vurdu. Ölüceği bir organına denk gelmediği için yaşama ihtimali büyüktü.
Adamlar bittiğinde yukarı çıkan polisler bütün evi arayıp kalan kişileri tutukladılar. Kaçan bazı kişileri ise evin etrafını sardığımız için yakalamıştık.
Aşağı salon kısmına inerken kadın polisler tarafından götürülen fuhuşta kullanılan kadınlara baktım. Gözüm otuzlarında ki kadına kaydı. Kadınları pazarlamada o da bulunuyordu. Bir kadının asıl düşmanı başka bir kadındı.
Kadın polis memurunu durdurduğumda elimle kenara çekilmesini işeret ettim.
Birkaç adım mesafa bıraktı kendi ile kadının arasına "Komiserim kadınların pazarlamasında önemli bir rol oynuyor" dedi memur bilgi vererek.
Kaşımda ki kadına baktım onu ezikler gibi Bakışlarıma maruz kaldı. "Seni gördükçe içimde sadece iğrenme oluşuyor" dedim yüzümü buruştururken bir şey söylemedi. "Bir kadın olarak başka kadınlara yaptıkların açıklanır şeyler değil" dedim.
"Açıklayacak bir şey yok bu benim mesleğim, bunu yapmaktan iğrenmiyorum" dediğinde hızlı ama güçlü bir yumruğu yüzüne indirdim. Vurmanın etkisiyle serdelenip yere düştüğünde kadın memurun yüzünde saklayamadığı bir gülümseme ve yerdeki kadına karşı iğrenir bakışlar oluşmuştu. Eminim ki o da bu kadına daha fazlasını yapmak istiyordu.
"Götürebirsin" dediğimde kadını hiç nazik olmayan bir şekilde tutup kaldırdı, götürdü.
Dışarı çıktığımda Aras anında soluğu benim yanımda almıştı "İyi misin?" gözleri kontrol etmek için üzerimde dolaştı. O kadar pisliği gördükten sonra onu görmek iyi gelmişti. Kulağımda ki kulaklıktan kurtulduğumda o da aynı şekilde kulaklıktan kurtulmuştu.
"İyim bir sorun yok" dedim onu sakinleştirerek. "Çok güzel olmuşsun ama bu görev için böyle giyinmen sinir bozucu" dediğinde onun koluna girip polislerden uzak köşeye ilerledim "Ben her halimle güzelim Aras" dedim ona "Buna ne şüphe" dedi içli bir sesle.
Polislerden yeterince uzaklaştığımızda durup onun karşısına geçtim, bedenimi onun bedenine yaklaştırırken gülümsedim "Çok başarılıydım" dedim kendimi överek.
Soğuk rüzgarın etkisiyle hafif titrerken Aras belinde ki çeketi çıkarıp omuzlarıma koydu "Seni böyle gördükçe daha çok aşık oluyorum. Ateş gibisin, beni yakıyorsun" dedi gözlerim ortaya çıkan gamzesinde dolaştı.
"Ateşe dokunurken dikkatli olunmalı" dedim konu tamamen ateş olmadığını biliyorduk "Oysa ki ben kendimi ateşe tamamen bırakmıştım yanma pahasına" dediğinde içimde oluşan titremeyle yeşillerimi onu kahverlerinden çekmedim.
"Başkomiserim" Asır'ın soluğu yanımızda alması ile ona döndük "Ben eve geçiyorum?" dedi sorar gibi "Çağla'yı da eve bırak benim emniyette birkaç işim var" dediğinde ona döndüm. Bu olay için olmalıydı. "Tamam hadi gidelim Çağla" Aras'a iyi geceler dedikten sonra Asır ile arabaya geçtim.
Asır arabayı sürerken polislerden geri aldığım çantamdan telefonumu çıkardım. Kuzey'den 14 arama, 23 mesaj vardı. Sessizde kullandığım ve görevde olduğum için fazla takılmadım.
Mesajlara bakmadan Kuzey'i aradım "Nerdesin sen?" endişeyle karışık sorusuna sakin cevap verdim "İşim uzun sürdü Bige evde mi?" dedim. Bige'yi klinikten alıp babamla karşılaştırıcaktık tabiki onun bundan haberi yoktu.
"Burada ama zapdetemiyorum saat geç oldu biraz daha gelmessen uyuyacak bütün plan boşa gidicek" dudağımı yaladım "Geliyorum. Termosa çay hazırla ve kapıda olun" telefonu kapattıktan sonra çantama geri koydum.
"İyi iş çıkardık" dedi Asır memnuniyetle "Senin kıza ne oldu?" dedim onunla uğraşmak için "Ne kızı ya? Unutamayacağın değil mi bunu?" dedi kahkaha attım "Namusu iyi korumuşsun" dedim. Siniri bozulmuş gibi güldü.
"Senin şu sakinleştirici planın neydi?" dedim bugün olaylardan dolayı yapamamıştık "Yarın yaparız sorun yok hem bence bugün baya stres attık" dedi ardından "Tabi başkomiserim için aynı şeyi söyleyemeyeceğim adam bir saatte stres sahibi oldu" gülmeden edemedim.
Evin önüne duruduğunda arabadan indim. Hava çok soğuktu. O giderken ben Aras'ın bana verdiği sıcak çeketine sığınıyordum. Kokusu burnuma gelirken beni sakinleştiriyordu.
"Yürü artık Bige ne mızmızlandın?" Kuzey'in isyankar sesiyle kapıya baktım "Bu saatte çiftliğe niye gidiyoruz ki?" dedi Bige, onlar evden çıkarken.
Bige'ye çiftlikte kimsenin olmadığını orada biraz vakit geçireceğimizi söylemiştik ama aslında çiftlikte sadece babam vardı. Amcam, yengem ve çalışanları göndermiştik. Yengeme anlattığımızda hemen ortaklık kurmuştu. Bige ve babamı çiftlikte başbaşa bırakıcaktık, sonrası onlara kalmıştı ama yüzleşmeliydiler.
İkiside beni gördüğünde didişmeyi bırakıp bana baktılar. Üzerimde ki kıyafet ve şık olmam gözlerine batmıştı "Bu halin ne?" dedi Kuzey "Çiftliğe bu halde mi gidiceksin?" dedi Bige. "İşten geliyorum neyse daha fazla vakit kaybetmeden gidelim" Kuzey'in aracına ilerlerken "Senin polis olduğunda eminiz değil mi?" dedi Bige.
Arabaya bindiğimizde Kuzey çiftliğe sürdü "Son derece emin olabilirsiniz Bige hanım" dedim ona takılarak.
Saat gece yarısına gelirken Bige onu bu saatte zorla götürdüğümüz için düşük yüzüyle öylece camdan dışarıya baktı. Kuzey'le bir an göz göze geldik. Bige bu plandan hoşlanmasada olması gereken bir şeydi.
Çiftliğe geldiğimizde bizi şaşırtmayan babam kendini karanlığa bırakmış ışıkları kapatmıştı. Eve ilerlerken önümüze Bige'yi aldık. Kuzey kapıyı açtığında Bige içeri girdi biz ise hemen ardında kapıyı kitledin.
"Ne yaptığınızı sanıyorsunuz?"
"Bugün kaçmak yerine konuşmayı seçiceksin Arslan'ların vahşi kızı" dedi Kuzey.
Kuzey ile çiftlikten uzaklaşırken yolda yürümeye başladık. Kuzey'in elinde termos duruyordu. Yolda öylece yürüdük. Kuzey kolumdan tutup beni kendine çekti. Üzerimi koklarken kaşları çatılıp yüzü kırıştı.
"Bu senin parfümün değil! Bu kimin?" dedi rahatız bir ifadeyle. Kolumu ondan kurtardım "Aras'ın üşüdüğüm için verdi" dedim. Homurdanırken yürümeye devam etti "Başka kimin olucak ki zaten" bu çocuğun kıskançlığı ve sahipleniciliği beni benden alıyordu. Beni kızkardeşi olarak gördüğünü biliyordum, öz kardeş olsak beni kız kulesine filan kapatırdı galiba.
Sahil kenarına geldiğimizde gecenin soğunda kimse yoktu. İlerleyip oturacağımız yeri seçtiğimizde Kuzey üzerindeki çeketi benim oturmam için serdi yere, ağrı çekmemem için. Oturduğumuzda termosdaki çayı koyup bardağı bana uzattı.
Çayımı içerken içim biraz da olsa ısındı, gözlerim etrafda dolaştı. Buraya küçüklüğümden beri Kuzey'le gelirdik. Farklı, dinlendirici bir havası vardı.
Kuzey'e baktığımda canı sıkkın gibiydi "Ne oldu?" dedim. "Şirkette işler iyi gitmiyor. Babam öğrendiğinde beni öldürücek" dedi mutsuz bir sesle sonra güldü "Biricik oğlu bütün parayı iflasa götürüyor" gülmesine rağmen bu durumdan hoşlanmadığını anlıyordum.
"Bir ara şirkete gelirim" dedim. "Sende şirketi çok boşladın, hiç gitmiyorsun resmen" uyarımı dinledi ama bir şey söylemedi.
"Götüm dondu, bu götü burada üşütmek için tutmuyorum gidelim zaten yol uzun" diyerek ayağa kalktığında bende kalktım.
Kuzey beyin değerli götü üşümesin. Benim burada kıçım dondu bu kıyafetlerle.
🍁🍁🍁