İçeriğe geç

KELEPÇE

Bölüm 24 · 26 dk okuma

KELEPÇE

Bölüm 24

24. Bölüm

Tatlı okumalar :)

🍁🍁🍁

"Kuzey kalk artık"

Bıkkınlıkla baktım. Gözleri hafif aralanırken bardakta ki suyu yüzüne çarptım. Kuzey bir anda gözünü açıp hızla kalktığında onu izledim.

Bana baktı ıslak yüzüyle "Ne oluyor?" uyanmıştı.

"Çağla ne oluyor?"

"Biz Aras ile sevgiliyiz"

Dondu

Baktı

Gözlerini kırpıştırdı

"Ben daha uyanamamışım" yatağa geri yatıp yorganı üzerine çekti "Kabusum bittiğinde uyanırım" dedi ve gözlerini kapattı.

Galiba biraz hızlı bir giriş yapmıştım.

Sabahın erken saatinde uyanıp hazırlanmıştım emniyete gitmek için. Biraz fazla erken kalkmıştım çünkü belki Kuzey'in beyin hücreleri algılamada daha hızlı olur diye düşünmüştüm.

Ondan bir şey saklamaktan nefret ederdim. Bu iyi veya kötü olsun anında ona söylemem gerekiyordu. Böyle bir şeyi ona söylemiyeceksem neden vardı ki?

Kuzey'in sweatinden tutup bir sağ bir sola sallamaya başladım "Kuzey kalk!" gözlerini araladığında tutup kaldırdım "Ben bir kabus gördüm" dedi boş bakışlarla.

"Sen Aras ile sevgiliydin" ağlamaklı yüzüne baktım. Yüzünü avucumun içine aldım "Kuzey ben Aras ile sevgiliyim" dedim anlaması için tane tane.

Dondu

Baktı

Gözlerini kırpıştırdı

Yine başa dönmüştük. Hay aksi

Bu sefer küt diye yatağa gitti. Çocuk bayıldı.

"Offf" dedim sıkıntıyla.

10 dakika sonra

"Oy oy oy ben öleyim"

Kuzey'in eline biraz daha kolonya dökerken ona mistik bakışlarımı atmaya devam ettim.

Çocuk on dakikada çöktü.

Salonda koltuğa yayılarak oturmuştu. Kafasını koltuğa dayadığı için tavana bakıyordu. Ayılması için resmen bir kutu kolonyayı dökmüştüm.

"Ağağağa" çıkardığı garip sesleri algılamaya çalışırken Bulut'un benden farkı yoktu. Aval aval yattığı köşeden Kuzey'e bakıyordu.

"Bulut'u korkutuyorsun kendine gel Kuzey" dedim uyarıcı sesimle bileğine masaj yapamaya devam ettim.

Kuzey bu kadar kolonyayla ayılmamıştı ama benim bayılmama az kalmıştı.

Sevgili olduğumuzu söylediğimden beri cenazesi varmış gibi dört dönüp sürekli bayılmıştı.

Elime döktüğüm kolonyayla yanağına iki tane geçirdim "Kendine gel!" attığım tokatla gözleri beni buldu.

Hızla ayağa kalktığında elimi üst dişlerime geçirmiştim anlık korkuyla. "Ya sen ne dediğinin farkında mısın? Aşık oldum, sevgilim var diyorsun" dedi irileştirdiği gözleriyle.

"Ee ne var bunda?"

"Yaşın kaç senin bir de sevgili yapıyorsun. Bir de gidip komşunu"

Ayağa kalkıp karşısına geçtim "Ben 25 yaşındayım 25, gayette herrr şeyi yapabilecek yaştayım" dedim bir edayla.

"Ben 25 yaşındayım 25, gayet herrrr şeyi yapabilecek yaştayım" ağzıma ökenen kuzenime baktım sinirle.

"Amcam bunu duysa görürsün 25'i 35'i" dedi işaret parmağını bana sallayarak "Söylemiyeceksin" dedim ikaz ederek.

"Söyleyeceğim"

"Söylemeyeceksin"

"Söyleyeceğim" resmen depiniyordu "Bir de bayıl Feriha" dedim haline bakarak.

"Babama yada amcama tek kelime etmiyeceksin" işaret parmağımı ona salladım.

"Sizde hiç iş ahlaki yokmu? İnsan gidip başkomiserine aşık mı olur" elini kalbinin üstüne koydu ağrıyormuş gibi.

"Aşk işte kime olucağı belli olmuyor" dediğimde Kuzey ağlamaklı bir halde kendini koltuğa bıraktı.

"Komşu komşunun külüne muhtaç derlerdi eskiler ama benim kuzenim komşusuna aşık" eliyle kendine yelpaze yaptı.

"Ee sende bu kadar yakışıklı bir komşu seçmeseydin" dedim bir kaşımı havaya kaldırarak. Kuzey başını kaldırıp bana baktı.

"Miyavvv"

İkimizinde bakışlarımız Bulut'a çevrildi "Bak Bulut'da beni onaylıyor" dedim gülerek.

Kuzey sinirle bakışlarını kısarak Bulut'a baktı "İçimizde ki hain" diye mırıldandı bir düşmana bakar gibi. "Hepsi senin yüzünden oldu, sürekli Çağla'nın yolunu o Aras denen adam ile karşılaştırdın"

Düşününce biraz haklıydı. Aras'ın evine girdiğinde Aras bana yakınlık göstermişti, dışarıda Işık'ın köpeği ile kavga ettiğinde de Aras beni kucağına almıştı.

"Yeter çık şu depresyondan aşağı iniyoruz" dedim elimi belime koyarak. Kuzey eline biraz daha kolonya dökerken bütün salon kokmuştu resmen "Nereye?" dedi biraz daha sakinleşmiş gibiydi.

"Eniştene"

Dondu başa dönmüyorduk umarım. "Enişte deme ona" sinirini anlamlandıramayarak Omuz silktim "Aras bizi kahvaltıya bekliyor"

"Gelmiyorum" dedi mızıkçı bir çocuk gibi.

"Geliyorsun" dedim.

"Gelmiyorum" küskün bir tavırla bana sırtını döndü.

"Peki bizde Aras ile baş başa kahvaltı yaparız"

"Geliyorum"

***

Kuzey'in kolunu tutup çekiştirirken resmen yere ayaklarını çivilemişti. Balkona çıkmıştık ama Kuzey'in aşağı inmeye pek bir niyeti yoktu.

"Kuzey yürüsene" dedim son kalan sabrımla "Ben gidiyorum ama ayaklarım gitmiyor Çağla" dedi resmen oturup ağliyacaktı.

Koluna girip zorla merdivenleri indirdiğimde derin bir nefes verdim. Eniştesiyle tanışmaya pijamalarıyla giden Kuzey'e bir şey dememek için kendimi zor tutuyordum. Gerçi geldiğine şükretmek gerekir şu durumda.

Aşağı camın önüne geldiğimizde Kuzey'e dönüp ellerimi omuzlarına koydum "Canım kuzenim" dedim sakince "Yok" dedi söylememi beklemeden.

Sakin tavrımı bırakıp sert ve otoriter sesime döndük "Asker!" dediğimde dim dik durup "Emret" dedi. Böylesi daha iyiydi "İçeride her hangi bir aptallık yapılmayacak. Tatlı tatlı tanışıp sohbet edilecek. Şiddet yok" dedim "Yok" hâlâ benim otoritem altındaydı "Ona saldırmak, kötü davranışlar yok. Kavga istemiyorum" dedim "Tamam" dedi.

"Rahat" dediğimde omuzları yine çöktü, yüzünün rengi bile atmıştı.

Cama dönüp tıklattım. Aras'ın camı açmasıyla Kuzey ile aralarında dışarıda ki soğuktan daha soğuk bir bakışma geçti.

Ben ne bekliyorsam sanki.

İkisindende ses çıkmayınca "İçeri geçelim" dedim onların gerginliği bana bulaşmıştı.

Kuzey'i çektiğimde olduğu yerden milim kıbırdamadı "Kuzey!" uyarıcı sesimle girdi.

Onu tutup götürürken Aras'a sakin ol bakışları attım. Şuan Kuzey her türlü saçmalıkları yapabilecek kafadaydı. Gerçi o kadar kolonyadan sonra benim kafamda mayhoş olmuştu.

Kahvaltı hazır olduğu için Kuzey'i oturttum. Aras'ın yanına oturmak için karşı tarafa gidicektim ki Kuzey kolumdan tutup yanına oturttu beni.

Aras karşımıza geçip oturduğunda ben masada ki böreği görür görmez tabağıma koydum. Kuzey'e dönüp tabağına koyucaktım ki "İstemez" dedi gözlerini Aras'tan çekmeyerek.

Kuzey böreği bile reddettiyse iş baya ciddiydi.

Sessizliği bozmak için birkaç şey yapsamda gerginlik iriklerime kadar yapışmıştı. Aras'a kaş göz yaptığımda omzunu kaldırıp indirerek Kuzey'i gösterdi.

Kuzey kolunu benim sandalyeme atıp gözlerini evin her yerinde dolaştırdı "Ev nasıl güzel mi?" dediğinde konunun nereye bağlanıcağını merak ediyordum "Güzel" dedi Aras bakışları anlık bana çevrilmişti.

"Demek sen Çağla'ya aşıksın" başını ağır ağır salladı. "Seni evden kovuyorum!" Kuzey'in anlık yükselişiyle ona döndüm.

"Ne?"

Aras ile aynı anda konuşmamızla rahatça arkasına yaslandı Kuzey.

"Pılını pırtını topla seni bu evden kovuyorum. Sonuçta bu ev bana ait"

Kuzey'e döndüm "Kuzey sen ne yapıyorsun" dedim Aras'a döndüm "Sen bakma ona, o biraz hasarlı" dedim.

Aras hâlâ sakinliğini korurken Kuzey buz gibiydi "Sözüm gayet açık, evimden seni kovuyorum" bu çocuk şaka olmalıydı.

"Öyle bir şey olmicak" dedim.

"Oldu bile, aradım Ezgi'yi halledicek her şeyi "

Gözümü kapattım sakinleşmek adına "O zaman tekrar ara iptal de. Aras burada kalmaya devam ediyor" dedim. Kafasını bana çevirdi "Hayır" inat etmeye devam etti.

"O zaman bende Aras'ın yeni evine taşınırım"

İkiside şaşkınlıkla bana baktı

"Yeni evinde banada yer var mı sevgilim?" tatlı bakışlarımı Aras'a çevirdim. "Zevkle" dedi Aras dudağının bir kenarı yukarı kıvrıldı.

Kuzey bana sert bakışlar atarken onu umursamadım. Kendini zeki sanıyor ama benim sınırlarımdan haberi yoktu. Hem bu devirde kiracı çıkartmak hiç kolay değildi. "İyi be kal bu evde. Çağla sende dur durduğun yerde" dedi pes ederek.

Masadan bana trip atarak ayağa kalktı "Nereye" dedim ona bakarak.

"Eve gidip eşyalarımı alıcağım"

"Neden?"

"Sana taşınıyorum"

Dudaklarım aralandı ama bir şey diyemedim. Ne alakaydı şimdi?

Bakışları Aras'a çevrildi "Yeni komşu geliyor. Komşu fetişcisi" yüzünü buruşturup çıkıp gitti.

Aras gülmemek için kendini zor tutarken bana döndü "Kuzenin biraz şey..." elimi havaya kaldırdım "Sakın devam ettirme" diyerek böreğime çatalımı batırdım.

Başımda bu eksikti. Kuzey'e aynı evde hayat mı geçerdi. Evin heryerini dağıtır sonra açım diye zırlardı. Bugüne kadar hep arkası toplanmıştı ama ben toplayamazdım.

"Bence iyi anlaşacağız " dedi Aras benimle eğlenerek. Kuzey'in nasıl bir kinci olduğunu birini sevmediğinde bir daha o kişiye karşı asla sevgi göstermediğini bir ben biliyordum.

Sevgi listesinin önünden bile Aras geçmiyordu.

Kahvaltımı yaparken "Kuzey neden beni bu kadar sevmedi?" dedi. Saf mı acaba diye Aras'a baktım "Sen beni sevdiğin için" dedim.

"Abilik görevini kendi üstlenmiş anlaşılan" dedi başımı sallayarak onayladım.

"Hadi emniyete gidelim" dedim heyecanla. Halime güldü "Gideriz şimdi bekle biraz masayı toplayalım" dedi ama ben kapıya doğru ilerledim "Sen topla da gel ben seni dışarıda bekliyorum" sabah sabah iş yapmak istemiyordum.

Dışarı çıkıp arabanın önüne geçerken Aras'ı beklemiştim. Aras geldiğinde onun arabasıyla yola çıkmıştık. İşe geri döndüğüm için keyfim oldukça yerindeydi.

"Akşam beraber yemek yapalım mı?" yemek yapmayı sevmiyordum ama onunla mutfakta olmak güzeldi. "Olur" dedi sakin bir ses tonuyla.

Kırmızı ışıkta durduğumuzda Aras'ın telefonu çaldı. Çağrıyı cevapladığında bakışları bana döndü "Geliyoruz" kapatıp telefonu cebine koydu tekrar.

"Ne oldu?" arabayı sürmeye devam ederken yolu değiştirdi "Olay yerine gidiyoruz" başımı tamam anlamında salladım. Arkama rahatça yaslanırken etrafa baktım. Yağan kar tutmamış sadece dökülmüştü.

Bir mahalleye girdiğimizde ileride oluşan kalabalıktan geldiğimizi anlamıştım. Araçı kenara park ettiğinde arabadan indim. Arabayı kalabalıktan biraz uzağa bırakmıştı.

Mahallede ki insanlar ve birkaç gazetici olay yerinin çektiği şeritin gerisinde kalmışlardı. Aras hemen yanımdayken "Montunun önünü kapat istersen, hava soğuk" dediğinde elimi montun cebinden çıkarıp fermuarı çektim. Hava gerçekten de soğuktu, insanlar bu soğukta iyi duruyordu.

İnsanları geçtiğimizde bir memur şeriti bizim için açtı. Herkesi geride bırakıp ilerlediğimiz de çöpün etrafında çalışan olay yeriyle yerde ki siyah ceset torbasının örtülmesini gördüm. İçinde bir kadın ceseti vardı.

"İnsanları dağıtın" dedi Aras sağ tarafta ki memura "Emredersiniz başkomiserim" elimi cebimden çıkartmasken yerde çökmüş işiyle ilgilenen Miraç'a kaydı bakışlarım.

Yüzü asık bir halde ayağa kalktı "Başkomiserim ceset çöpe atılmış, çöp toplayıcılarında biri tarafından bulunmuş" dedi ardından Asır sinirli bir tavırla yanımıza geldi.

"Yine ne oldu?" dedim suratı sirke satıyordu "İfadeler için komşularla konuşuyordum, benim sorularıma cevap vermek yerine onlar bana sorarak dedikodu topluyorlar" dedi üzerinde ki montunu düzelterek.

Miraç Asır'ın gelmesiyle devam etti "Kızın kimliği üzerindeydi Berra Saygın" dedi. Ceset götürürken bir an gözüm siyah torbada takılı kaldı. "Boğazında parmak izleri vardı ama daha kötüsü var" bakışları gördükleri gereğince tedirgin gibiydi "Bedeninin bazı noktalarına asit dökülmüş" katil baya acı vererek öldürmüştü belli ki. "Ama yüzünde asit yok"

Aras bana döndü "Ailesi ile iletişime geç maktülün cesedini kontrol edilip onaylanması gerekiyor" bakışları Asır'a döndü "Kızı araştır, en son neredeymiş, ne olmuş öğrenelim" ikimize komutları verdiğinde kendisi olay yerinde kalmıştı.

Ben emniyete geri geçtiğimde ailesine ulaşıp emniyete çağırmıştım, seslerinden de anlaşıldığı üzere kızlarının ölümü üzmüş olmalıydı. Berra'nın babası üç yıl önce kanserden ölürken sadece annesi ve kız kardeşi vardı geriye kalan.

Kısa bir süre sonra annesi ve kardeşi gelmişti. Annesinin durumu pek iyi olmadığı için isterse sadece kız kardeşi ceseti doğrulayabilir dedim ama onu son kez görmek istediğini söyleyip ağlamıştı.

Mesleğin en zorlarıda ailelerdi bana kalırsa. Adli tıpa geçtiğimizde Berra'nın kardeşi Betül annesinin koluna girmişti. Ceset teşhisi için geldiğimizi bilen Merve'ye küçük bir baş selamı verdim.

Önümüzde yatan kızın üstü örtülüydü, hemen yanımda ki iki kadına baktıktan sonra Merve'ye döndüm. Merve'de bunlara alışık olduğu için pek bir ifade vermiyordu ama onunda üzüldüğünü biliyordum.

Merve örtüyü tutup kızın sadece başını açtığında gözlerim beyaz yüzde, siyah saçlarda dolaştı. Daha üniversite öğrencisi gencecikti.

Annesi Emine feryat ederek ağlamaya başladığında Betül onu tutmaya çalıştı "Anne lütfen yapma" dedi akan gözyaşları ardından. "Anne!" hemen yerimden ayrıldım kadın fenalaştığı için bayılmıştı. Merve yardım için birilerini çağırırken kadını kendine getirmeye çalıştık.

Odaya geçtiğimizde biraz daha sakinleşmişti ama akan göz yaşları akmaya devam ediyordu. Aras "İyi misiniz?" dedi tekrardan. Masanın önünde karşılıklı koltuklarda anne ve kız oturuyordu.

Kendi masama kalçamı dayamış onlara bakıyordum. Asır ise Emine hanımın yanında ona su vermişti.

"Berra'm nasıl ölmüş komiserim" dedi acıklı çıkan sesiyle "Öncelikle sakin olun, Berra öldürülmüş bu yüzden bize yardım etmeniz gerekiyor" Aras onlara sakince konuşurken Emine başını salladı. Betül ise "Öldürüldü mü? Kim öldürdü?" dedi. Bu sorular artık çok klasik olduğu için üzerine çok durmadık. "Kim olduğunu öğrenmemiz için sizin bize yardım etmeniz gerekiyor" Asır'ın komşulara olan siniri geçmişti.

Cinayetlerde en büyük deliller aileydi. İlk şüphelilerde onlardı.

"Berra'yı en son ne zaman gördünüz?"

Annesi cevapladı "Dün okula gitmişti, daha sonra gelmedi" dediğinde Betül araya girdi "Ben dün akşam konuşmuştum telefonla, otobüse geç kaldığı için diğer otobüsü bekliyeceğini söyledi ama sonra telefonuna ulaşamadık" dedi.

"En son saat kaç gibi Berra'yla iletişim kurmuştunuz?" dedim gözlerimi ikisi arasında götürürken Betül "Akşam dokuz gibiydi" dedi "Berra'nın anlaşamadığı, kavgalı olduğu biri var mı? Sevgilisi filan" dedi Asır, cevabı veren Emine hanım oldu "Yok benim kızım okuluna gider, çoğu zamanını evde geçirildi komiserim" Betül sessiz kaldı.

Aras kapıya doğru seslendi "Arif!" odaya giren polise döndü "Emine Hanımın ifadesini alın, swap ve parmak izinide" dediğinde Emine hanımla beraber Betül'de kalkmıştı "Betül hanım siz oturun" dedim sözümle tekrar yerine geçmişti.

Emine hanım odadan çıkarken yerine, Betül'ün karşısına oturdum. "Betül Berra'nın sevgilisi var mı?" dedi Aras. Betül'ün bakışları kaçarken "Şey yok" dedi. Öne eğildim "Betül bize bildiğin her şeyi anlat ki katil bulunsun. Sakladıkların sadece seni şüpheli gösterir" dediğimde "Ben ablamı öldürmedim, neden onu öldüreyim?" dedi panikle.

Asır "Size katilsiniz demedik" dedi net bir sesle. Betül dolan gözlerini elinde ki peçete ile silerken "Eski sevgilisi Mete abi var ama onla iki ay önce ayrıldılar" arkama yaslandım daha rahat olabilmek için.

"Mete, ablana rahatsızlık veriyor muydu?" Aras'ın sözüne ekledim "Yada takıntılı tavırlar" dediğimde başını iki yana salladı "Mete abi bizim mahalleden. Ablamla ayrıldığında bir süre onu ikna etmeye çalıştı ama ikna edemedi ve vazgeçti. Birkaç haftadır onu rahatsız etmiyor diye biliyorum, kendi işine bakıyor. Onun yaptığını sanmıyorum"

Asır "Mete nerede çalışıyor?" dedi. Betül cebinden telefonunu çıkardı "Numarasını vereyim isterseniz. Bizim orada ki kahvede çalışır" Asır numarayı alırken Betül'de ifade vermek için göndermiştik.

"Eski sevgili vakası olmadığını ummak istiyorum" dedi Asır mırıltıyla. Aras'ın çalan telefonu araya girerken Aras ayağa kalktı "Adli tıpa geçiyorum" dediğinde bende ayağa kalktım "Bende seninle geleyim" kapıya ilerlediğimiz de "O zaman ben Mete'yi bulmaya gidiyorum" diyen Asır'ın sesini duymuştum.

Koridorda ilerlerken "Çalışmak sana iyi geliyor" dedi Aras. Gerçekten de öyleydi. Burada olmak, çalışmak yaşadıklarımı umursamamamı sağlıyordu. Kafamın başka bir yere odaklı olması olanları düşündürmüyordu. "Mesleğimi seviyorum" yüzümde oluşan tebbesüm ile ona döndüm "Bende" dedi içtenlikle.

"Kuzey benim evime taşınma kararı aldı" dedim yüzüm düşerken "Evi işi barkı yok, tek derdi benim" kafayı takıcağından emindim. Aras ile olmamı istemiyordu ama bunu engelleyemezdi. Bir yerden sonra o da bunu alışacaktı yada alışmak zorunda kalıcaktı.

"Sana değer vermesi güzel ama fazla sahiplenici" öyleydi fazlası ile hemde. Bu tavırlarıda sevdiği için oluyordu ya zaten. "Senin sabrının sınırlarını zorlayacak" dedim uyarıcı bir sesle. Adli tıpa geldiğimiz için ikimizde sessizleştik.

Elinde fotoğraf makinesi ile önündeki cesetin boynunu çeken Merve'nin yanına geldiğimizde elinde ki işi bırakıp bize döndü. "Kolay gelsin" dedim "Teşekkür ederim" arkasında ki dosyayı Aras'a uzattığında anlatmaya başlamıştı.

"Bedeninin bazı noktalarında ki yaralardan anladığım kadarıyla boğuşma gerçekleşmiş. Ölmeden önce tecavüze uğramış maalesef" gözlerim Berra'nın bedenine gitti "Tecavüz için mi öldürmüşler?" Merve elinde ki eldivenini çıkarırken "Sadece bu kadar değil" dedi bizi tedirgin etmeye yetmişti sesi.

"Genital bölgesine asit dökülmüş"

Kaşlarım çatıldı "Adam psikopat" dedim yüzümü ister istemez buruşturmuştum. Aras ise benden daha sakin tavırlarla Merve'yi dinliyordu. "Tırnağının arasında DNA ile karşılaştık ama kime ait olduğu maalesef belli değil. Ölüm saati 1 ile 3 arasında gerçekleşmiş"

Merve çalışmaya devam ederken biz yanından ayrılmıştık "Neden böyle bir şey yapmış olabilir? Yüzüne veya başka yerine dökmek yerine neden genital bölgesine döktü?" ben sorularımı sıralarken Aras "Karşımızda akıl sağlığı pekte yerinde olmayan biri olabilir" dedi, haklıydı.

Odaya geri döndüğümüzde kendim için çay almıştım. Çayı masanın üstüne koyduğumda Aras'ın elleri ellerimi sardı. Kalçasını masaya dayamış olduğu için tam karşımdaydı.

"Aras" dedim uyararak kapıya baktım. "Ne sevgilimin elini tuttum?" dedi muzhip bir sesle. Elimi çekmeme izin vermezken "Emniyetteyiz, burada özel hayatımızı dahil etmiyelim. İnsanlar görücek" dediğimde omzunu silkti umursamaz bir halde "Görsünler"

Derin bir nefes verirken elimi ondan kurtarıp çektim "Çalışma saati sırasında böyle yakınlıklar olmasın lütfen. Emniyetteyiz bir sıkıntı çıkmasını istemiyorum" dedim sözlerime göz devirdi. "İyi senin istediğin gibi olsun" iki elini havaya kaldırdı teslim olur gibi.

"Öyle yapma ama sende beni anla iş sırasında bunlar uygun değil" dedim tatlı tuttuğum bakışlarımı onun gözlerine diktim.

"Anlıyorum"

Asır'ın odaya girmesiyle ona döndüm "Mete'yi buldum, dün gece iki arkadaşıyla maç izlemişler. Arkadaşları doğruladı ama ben yineden swap ve parmak izi aldırdım" dedi kendi masasına otururken.

"Otobüs şoförü ile konuşuldu. Berra arabadan inmiş kamera kayıtlarıda var. Ne olduysa durak ve ev arasında bir yerde oldu. Olay yerini gönderdik genel bir inceleme yapılacak" dedi Aras.

"Boğulma izleri olduğuna göre bir kavga içerisine girilmiş , anlaşamadığı biri yada tanımadığı" gözüm panoya kaydı. Maktülün ve tanıkların fotoğrafları vardı bazı yerlerinde ise ipuçları. "Belki okuldan biridir, kızı rahatız ediyordur" dedi Asır ama Aras'ın sözüyle bir ihtimal daha devreye girmişti "Öyle olsaydı kız kardeşine anlatırdı" Asır omuz silkti "Belki de ailesine söylemekten çekinmiştir."

"Ben Mete'de takılı kaldım" dedi Asır bu sefer. "Baş şüpheli o" dedi kendi şüphelisini çıkarmıştı bile. "Sanmıyorum, uzun süre sevgili kalmışlar cinsellik istese bunu o süreçte yapardı. Neden tecavüz edip asit döksün" dedim ellerimi göğsümde birleştirerek.

Asır dudağını büzdü "Berra onu reddettiği içindir" yinede bana pek o gibi gelmiyordu. "Tecavüz olayı olduğu için hep erkeklere yöneliyoruz" ikimizde Aras'a döndük.

Bakışlarımızdan anlamadığımızı anladığı için açıkladı "Katil o demiyorum ama belki de bilen bir kadın yada aracı olan. Ona yardım eden. Bunu bilemeyiz" sözüne sessiz kalırken Zehra'nın içeri girmesiyle bakışlarımızın odağı olmuştu.

Elinde ki dosyayla ortamızda durduğunda "Maktülün saçının arasında bulunan ip parçası özel bir tekstil fabrikası aracılığıyla üretiyor. Fabrikayı ve satış mağazasını bulduk elimizde ki ip

bir kazaktan alınmış. Mağaza ile iletişime geçtiğimizde geçen haftalarda hırsızlık olayı ile karşılaştıklarını söylediler. "

Asır yerinde doğruldu "O zaman mağazaya gidiyoruz. Hırsız aradığımız katil olabilir " dediğinde Zehra hızla araya girdi "Asıl bombaya gelirsek" Asır durduğunda "Neymiş asıl bomba" dedi hemen.

"Maktülün tırnağının arasında ki DNA Mete'ye ait"

Asır "O zaman ben Mete'yi emniyete aldırıyorum" dedi Zehra odadan çıkarken. Aras bana döndü "Bizde mağazaya gidelim" dosyadan yerine baktığında odadan çıktık.

"Mete'nin olmadığını düşünürken ardından hemen Asır'ın haklı çıkması" dedim pasif bir sesle. Aras'ın arabasına bindiğimizde "Daha hiçbir şey belli değil. Katil bulunmadı" dedi. O saatte maktül ölmeden önce Mete'nin onun yanında ne işi vardı o zaman? Bir şeyler olduğu belliydi.

"Babam hâlâ İstanbul'da mı?" bakışları yoldayken ben ona döndüm "Hakkar'i de bir kaç işi var ardından tamamen burada olucaktır" sesim tahminimden daha mutlu çıktığında Aras'ın bakışlarına Mahruz kalmıştım. Babamın emekli olmasına sevinmiştim artık amcam onu sürekli bir yerden bir yere alıp götürürdü.

"Emekli mi oluyor?"

"Evet, artık ya İstanbul'da olur ya da Ordu'da" dudaklarında oluşan gülümsemeyle kaşlarımı çattım "Ne oldu?" arabayı mağazanın önünde durdurdu.

"Babanla anlaşabilmek için vaktim olucağa benziyor" bu biraz zordu en azından babam damadı olucağını öğrendiğinde imkansıza gidiyordu. Ama yavaş yavaş anlayıp alışması gerekiyordu, büyüdüğümü biliyordu.

O arabadan inerken benim gözüm boynumdaki yaprak kolyeye takıldı. Takip cihazı olayını açıcaktım ama hiç böyle şeylerden bahsedip canımızı sıkmak istemiyordum.

Mağaza orta büyüklükte bir yerdi. Kıyafetlerin asılı olduğu yerlerde gözüm dolaşırken ödeme kısmında ki adamın yanına ilerledik. "Buyurun size nasıl yardımcı olabilirim?" kartlarımızı çıkarıp gösterdik.

"Başkomiser Aras "

"Komiser Çağla"

Adam kendine çeki düzen verirken "Bir sorun mu vardı?" dedi "İsterseniz patronu çağırayım" yanımızdan ayrıldığında kısa süre sonra kırklarında üstünde takım elbise içinde ki bir adam yanımıza gelmişti.

"Buyurun komiserim bir sorun mu var?" ben etrafa bakınırken Aras açıklamayı yaptı "Geçen hafta ki hırsızlık olayı için geldik" adamın gözleri bir an ışıldarken "Buldunuz mu?" dedi.

"Biz cinayet masadan geliyoruz" dediğimde ileride ki odayı gösterdi "Odamda konuşalım isterseniz" ardından ilerleyip odaya geçtiğimizde masanın başında ki sandalyeye oturdu. Masanın önünde ki karşılıklı bakan iki sandalyeye geçerken "İçecek bir şey alır mısınız?" dedi ikimizde reddettiğimizde konuya girebilmiştik.

"Olayı anlatır mısınız?" dedim arkama yaslanıp adama bakarken. "Mağazaya müşteri kılığında girdi, kazaklardan birini aldığı gibi kaçmış. Polise de gerekenleri söyledik ama başında ki kapşondan dolayı yüzünü göremedik" önünde ki bilgisayarı bize çevirdi. Kamera görüntüleriydi.

Mağazaya kapüşonlu adam girdiğinde önce biraz dolaştı ama sırtı hep kameraya dönük duruyordu. Eline koyu mavi bir kazağı aldığında biraz bekleyip kapıya ilerliyor. Kapıdan hızla ilerleyip kaçıyordu.

Bilgisayarı kendi önüne geri çektiğinde Aras ile göz göze geldik aramızda sessizlik oluştu. Adamın kıyafetleri tozlu ve biraz kirliydi.

Aras ekranı önüne alıp yakınlaştırdığında adamın kolunda ki kırmızı bilekliğe baktı.

"Sorun ne acaba?" meraklı adama ben cevap verdim "Soruşturduğumuz bir dosya hakkında bilgi alıyoruz" anladığını belirterek başını salladı.

"Bu kazaktan başka bir tane var mı? Bakmak istiyorum" dediğimde birini arayıp konuştu. Aras bu sürede ikinci kez kamera kayıtlarını inceliyordu. Sorunun ne olduğunu anlamadığım için ona baktım ama gözlerini kısık bir şekilde videoyu inceliyordu.

"Videoyu alabilir miyiz?" adam sakin bir tavırla "Evet" derken kadının getirdiği kazağı aldım. Dosyada kazağın koyu mavi olduğu yazıyordu, yani maktülün saçında ki kazak bu kazaktandı.

Kamera görüntülerini aldığımızda mağazadan çıktık arabaya ilerlerken "Neden videoyu o kadar izledin" dedim. "Hiçbir şey kaçırmak istemiyorum" dedi ciddi tuttuğu yüz ifadesiyle. "Emniyete mi geçiyoruz?" arabanın kapısını açtığımda gözleri beni buldu "Ufak bir işimiz var"

****

Sorgu Odası

"Tekrardan merhaba Mete" dedi Asır alaya aldığı bir tavırla. Mete tedirgin bir tavırla eliyle oynarken "Neden beni buraya getirdiniz?" dedi. Asır omzunu kaldırdı "Öyle canım sıkıldı bende dedimki Mete ile iki tavla atarız" Asır'ın sakin tavrının aksine Mete tedirgindi.

"Yoksa tavla bilmiyor musun?"

"Biliyorum" dedi Mete.

Asır elinde ki dosyayı açtı "Hani gece arkadaşlarınlaydın lan" Asır alaycı tavrını bırakıp Mete'ye dikti gözlerini.

"öyleydim" dedi Mete kendini savunmaya çalışarak. "Allah Allah, senin DNA Berra'nın parmağının arasına uçarak girdi zaten canım" dedi Asır masanın üstünde ki sol avucunu açarak.

Mete gözlerini masaya çevirdi "Dün gece değil biz geçen hafta kavga etmiştik ondan kalma" dediğinde Asır başını hafif eğerek Mete'nin yanağında hafif kalan kızarıklığa baktı "Bu tokat izide geçen yıldan kalmıştır şimdi" Mete'nin eli anlık yanağına gitti.

"Bak dosyada yazıyor iz yeni, dün gece olmuş her şey. Bana daha fazla yalan söyleme" Asır elini yumruk yapıp açarken Mete kısılan sesiyle "Ben öldürmedim" dedi.

Asır güldü "Tabi canım siz öldürmediniz. Biz zaten burada oyun oynuyoruz sizinde öyle kahve içmeye çağırıyoruz" eliyle boş odayı gösterdi "Bak bunların hepsi düblaj" Mete anlamaz bakışlarla bakarken Asır'ın masaya inen eliyle ilkildi "Adam gibi anlat. Sakın yalan söyleme"

Mete başını salladı "Biz arkadaşlarla kahvede maç izliyorduk ama takım yenilince sinirle çıktım. Biraz dolaşayım diye yürürken durağın ilerisinde Berra'yı gördüm. Hesap sormak için yanına gittim"

"Ne hesabı?"

"benden neden ayrıldığını sormak istedim. Ama aramızda ki kavga büyüdü onun üzerine yürüdüğümde tokat atıp üzerime saldırdı. Boynumu çizmişti, sinirle onu orada bırakıp gittim"

Asır derin bir nefes verdi "Kız sana sırf soru sordun diye darp etti. Sende öylece gittin öyle mi?" dediğinde Mete "Valla öyle komiserim. Sonrada hiçbir şey yapmadan eve geçtim"

Asır elinde ki dosyayla masadan kalktı "Eğer bir daha yalanını duyayım bittin sen!" arkasını dönüp çıkarken Mete öylece masaya bakmaya devam etti.

****

Etrafa baktığımda sessizliğimi korumaya devam ettim. Aras birine uğrayacağımızı söylediği için bekliyordum.

İleride çöp toplayan bir adamın yan tarafında durdurdu arabayı. Kornanın çalmasıyla üstü kir içinde ki genç adamın bakışları bize döndü. Aras'ı gördüğünde bize doğru ilerledi. Aras'ın el haraketiyle arkaya bindiğinde bakışları bizi buldu "Ne oldu başkomiserim?" aynı soruyu bende kendime soruyordum.

Aras bana döndü "İsmet ile bir soruşturma sırasında tanışmıştık, burada çoğu şeyden haberdardır" İsmet bana baş selamı verdiğinde ikimizde ona dönmüştük. "Çöpe atılan cinayeti duydun mu?" dedi Aras.

İsmet "Evet, bizim arkadaş bulmuş ceseti" dedi saygılı ama biraz da rahattı. Aras telefonundan mağazanın kamera kayıdını açıp İsmet'e gösterdi "Bu adamı tanıyor musun?" dikkatli baktıktan sonra "Yüzü görünmüyor ki başkomiserim" kamerayı yakınlaştırıp bilekliği gösterdi "Bu bileklik tanıdık geldi mi?"

İsmet başını salladı "Bu Ali, bilekliği genelde takılı olur" söze ben girdim bu sefer "Bu Ali'yi nerede bulabiliriz?" bize nerede olduğunu söyledikten sonra işine devam etmek için inmişti.

Bir ekibi Ali'ye yönlendirdiğimizde emniyete geçmiştik. Çayımı içerken Asır odaya girdi "Mete kesin bir şey saklıyor" dedi anlık. "Ne sakladığını bulsaydın ya" dedim ona takılarak "Bulucam."

"Çay iç haraletini alır" dediğimde yüz ifadesi kırıldı. Güldü "Baş şüphelim Mete" dedi. "Gece onunla konuşuyordu sonra kavga etmeye başladılar ve Mete kıza sardırdı." kurdu teoriyi, bize anlatırken ben çay içmeye devam ettim.

"Siz ne yaptınız?" yerine geçtiğinde arkasına yaslandı "Hırsızı bulduk emniyete getirtiyoruz " iyi anlamında başını sallarken Aras'a döndü.

Ama Aras telefonuna dalmış bir şeyler yapıyordu "Çınar bey daha nasılsınız?" Aras'ın anlık kafasını kaldırmasıyla güldüm.

Asır'ın yaptığı şakayı anladığında telefonunu kapatıp önüne döndü "Çok komik" onun için olmasada biz gülmüştük. "Böyle dalmış bir vaziyette neye bakıyordunuz başkomiserim?" Aras güldü bu sefer "Ne o Asır sevgiliyizde benim mi haberim yok, hesap sormalar filan" Asır yalandan alınmış gibi yaptı "Aşk olsun başkomiserim" dedi.

"Var zaten" diyip Aras'a döndüm "Neye bakıyordun sonuçta bizim bir ilişkimiz var, ben hesap sorabiliyorum bence" dedim.

"İş sırasında ilişkimize dikkat etmeliyiz değil mi?" Ah be beni kendi silahımla vuruyordu. Bir şey söyleyemedim. Öylece arkama yaslandım. Alınganlık yapmiyacaktım.

"Başkomiserim Ali'yi emniyete getirdik" polis memuruna döndü Aras "Sorgu odasına alın" üçümüzde ayağa kalkarken "Ben sorguya girerim" dedim önden.

Sorgu odasına geçtiğimde Asır ve Aras camın arkasındaydılar. Sandalyeye oturduğumda elimde ki dosyayı ortamıza bıraktım.

"Ne oluyor beni neden buraya getirdiniz?" sorularının ardında endişe vardı "Cinayet soruşturmasında şüphelisiniz" dedim sakin bir tavırla.

Başını hayır anlamında iki yana salladı "Ben katil değilim" klasik cümleleri sıralarken "Kızı neden öldürdün?" dedim. Bakışları bende durdu "Ben kimseyi öldürmedim" dedi.

Dosyanın içinden Berra'nın fotoğrafını çıkarıp ona gösterdim "Kızı tanıyor musun?"

"Hayır"

"Yani hiç tanımadığın kızı zevklerin uğruna öldürdün, hiç bu kız kim diye düşündün mü?" acımasızca onu köşeye sıkıştırırken daha da tedirgin oluyordu.

"Ben bu kızı tanımıyorum, ilk defa görüyorum yemin ederim" dedi. Elimi birleştirdim masanın üzerinde "Burada ne yeminler duyduk katillerin dilinden" dedim.

"Geçen hafta hırsızlık yapıp kaçmışsın" dediğimde "Evet bir kazaktı sadece" diyerek hızlı bir cevap verdi.

"Bu kazağın ipliği maktülün saçından çıktı buna nasıl bir bahane bulucaksın?" bir kaşım havaya kalktı "O kazak bende değil" dedi.

"İki gün önce gece bir adam üzerime saldırıp kazağımın yakasına yapıştı. Peşimi bırakmayınca ona verdim" dakikalardır düz bir biçimde duran dudağımın köşesi yukarı kıvrıldı.

"Sen o kadar çal ve sonra sokakta ki öylesine bir adama ver vay be" dedim inanmış gibi. Başını salladı "Daha gerçekçi yalanlar atmalısın, yolda geçen birine verdiğine kim inanır" elimde ki dosyayı açtım.

"Pekala susmak istiyorsan sus. Hapiste düşünecek vakte sahip olucaksın" arkama yaslandığımda gözleri irileşti "Sadece hırsızlıktan hapsemi giriceğim?" omuz silktim "Hırsızlık ve adam öldürme"

"Kimseyi öldürmedim" dedi hızlı konuşuyordu artık savunma iç güdüsü ile "Mahkeme için saçında ki ip yeterli olucaktır, hapiste devam edersin hayatına" ona suçluluk psikolojisi yükleyerek sıkıştırıyordum.

"Yemin ederim ben öldürmedim, o kazakı deliye verdim sonra onu hiç görmedim. Ben bilemezdim katil olduğunu"

Dudağımı yaladım "Adam kimdi?" gözleri masaya kaydı "Çok alkol almıştım pek hatırlamıyorum sadece yakama yapışıp kazağımı istemişti" dedi hatırlamaya çalışarak kaşlarını çattı.

"Yüzünü hatırlamıyor musun?"

"Deliydi işte komiserim, manyak herifin tekiydi, üstü boş değildir başıma bela almamak için verdim kazağı" ayağa kalkıp çıktım odadan.

Aras ve Asır'ın yanına geçtiğimde "Katili bulmuş olabiliriz" dedim Asır araya girdi "Belli olmaz, kazağın sahibini bulduğumuzda da katil olabileceğini düşünmüştük. Herkes bizi başka yöne yönlendiriyor" dedi.

"Hâlâ katil o olabilir, kazağı alan kişiyi bulana kadar şüpheli" dedim.

"Eve geçelim geç oldu. Laboratuvar sonuçları yarın sabah çıkmış olur" Aras'ı doğrulamıştık.

Emniyetten çıktığımızda Asır dosya üzerinde biraz duracağını söylemişti. Biz ise eve geçicektik. Soğuk hava bir anda yüzüme çarptığın da arabaya ilerleyen adımlarımı hızlandırdım.

Arabaya geçtiğimde Kuzey'i aradım ama açmadı. Hâlâ evde mi diye sormak istemiştim sadece. Aras arabayı sürerken ona baktım, yüzüne vurup geçen ışıklar aydınlatırken gözlerini dikkatli bir şekilde yola dikmişti.

Eve geldiğimizde arabadan inip çift kapıdan geçtik. "İyi geceler o zaman" dedim Kaşları çatıldı "Yemek yapmiyacak mıydık?" dediğinde saatime baktım "Geç oldu?" dedim.

"Olsun vaktim var"

Küçük mırıltılar döküldü dudaklarımdan "Yorulmadın mı?" dedim bütün gün bir yerden bir yere gitmiştik. "Seninle vakit geçirmek beni yormaz aksine mutlu eder" tebessüm ettim sözlerine. Anlayışlı olması içimi ısıtırken "Ben üstümü değiştireceğim. Gelirim birazdan o zaman" dedim.

Ben merdivenlere ilerlerken o da eve geçmişti. Yüzümde ki aptal gülümsemeyle merdivenleri çıkarken duyduğum çığlık sesiyle gülümsemem yok olmuştu.

Hızla kapıyı açıp girdiğimde, sesler salondan geliyordu. Koridoru geçtiğiimde gördüğüm manzara ile dudaklarım aralandı. Kendimi çığlık atmamak için zor tuttum.

"Siz ne yaptınız?" diyebildim ama bunu bile duymamışlardı.

Işık ve Kuzey ellerinde ki benim olan yastıklarla birbirine girmişlerdi. "Kuzey sinirlerimi bozma gel buraya" Işık elinde yastıkla Koltuğun etrafında dolaşırken Kuzey "Yok ya" diyerek kaçıyordu.

Salon mahvolmuş bir haldeydi. Koltuklarım, yastıklarım,vazolarım kırlentlerim...

Koltuğumun üstünde içecek lekeleri varken yastıklardan bazıları yırtılmış içinde ki pamuklar etrafa saçılmıştı. Kırkentler koltuk hariç heryerdeydi. Vazo kırıkları yerde dağılmış bir haldeydi.

"Evime ne yaptınız!"

Bağırmamla ikisi beni farketmiş olucak ki bana döndüler, kavgayı bırakıp.

Asık suratla birkaç adım attım dağılmış evime göz gezdirdim. "Kim yaptı bunu?" dememle ikiside birbirlerini işaret parmağıyla gösterdi.

"Kuzey her şey senin yüzünden oldu" dedi Işık. Kuzey hemen savunmaya geçti "Bulduğu her şeyi kafama atan sendin" diyerek karşılık verdi. İkiside konuşmak için ağzını açmışlardı ki "Kesin!" dememle önlerine döndüler.

Sakin kalmak için nefes alıp verdim, yine nefes alıp verdim. Ama sakinliğin gramı yoktu üzerimde.

Işık "Aslında şöyle oldu Çağla. Kuzey beni çağırdı kahve içeriz dedi sonra" elimi kaldırdığımda sözleri yarıda kalmıştı.

"Sebebiyle ilgilenmiyorum, sonuçu görüyorum" dedim hiddetle. Kuzey sinirimi anladığı için sessiz kalıyordu.

Karşımda ikiside suçlu iki çocuk gibi sessizce bana bakıyorlardı. "Ben bunun hesabını ikinizede sorarım" dedim birbirlerine baktılar bir kaç saniye.

"Şimdi çıkın gidin"

Kuzey "İyide ben artık burada kalıyorum" dediğinde gözlerimi ona diktim "Yarın sabaha kadar gözüme görükme yoksa seni kimse elimden alamaz Kuzey!" yavru kedi bakışlarını attıktan sonra Işık'la beraber evden çıktı.

Evime baktıkça sinirlerim bozulurken her şeyi es geçip odama gittim. Bütün moralim bozulmuştu.

Üstüme rahat bir şeyler giyerken saçımı arkadan rahatça bağladım.

Balkondan çıkıp aşağı inerken salonun halini görmek istemiyordum. Camın kulpu açık olduğu için içeri girip kendimi koltuğa bıraktım.

Aras'ın arka odalardan çıkmasıyla beni görmesi bir oldu. Gülümseyerek yanıma geldiğinde yüzümü görmesiyle silindi.

Yanıma otururken "Ne oldu sana?" dedi anlamlandıramayarak. "Kuzey ve Işık bütün neşemi yok ettiler" dedim asık suratla.

"Işık ve Kuzey mi? Onlar ne alaka?" ikisinin beraber olması biraz saçmaydı ama o an bunu düşünemezdim. "Bunlar evde kavga etmişler bütün salonum mahvolmuş, heryeri dağıtmışlar" dedim şikayet eder bir tavırla.

"Tamam halledilir sıkma canını" dedi ama sakinleşmem için yeterli değildi. Anlık ayağa fırladım "Mahvetmişler evimi. Ben onlara yapacakları biliyorum. Süründürüceğim onları" dedim hızla.

Aras halime güldü "Kinci" dedi ama alakası yoktu sadece sinirlerim bozulmuştu. O da ayağa kalktığında yüzüme düşen küçük bir tutamı kulağımın arkasına sıkıştırdı.

Elerimi ellerinin arasına alırken aramızda ki mesafeyi kapatıyordu. Bedenlerimiz birbirine değerken gözümün içine baktı öylece bir şey söylemeden.

İçimde ki bütün öfke parmaklarımın arasından gitmiş gibi sakinleşmişken Aras dudaklarımdan öptü. Beni sakinleştirmek için konuşmasına gerek olmaldığını öğrenmiş olmuştum.

Dudaklarını dudaklarımın arasına alırken bu sefer hızlı değil onun gibi yavaş haraket ettiriyordum. Eli belimi sararken dudaklarını zihnime ezberlemek ister gibi yavaştım. Elim ensesinden yanağına doğu çıkarken dudaklarımız arasına kısa bir mesafe bıraktım. "İyi ki seninle tanışmışım" dedim gözleri hâlâ yeşilliklerime kenetlenmişti.

"İyi ki orman yeşili gözlerine bakma fırsatı vermişsin" dedi içime titreten bir sesle. Aras ileyken gözleri hep gözlerimi buluyordu konuşurken veya susarken bu hep böyle olmuştu. İlk tanıştığımızda da şimdide. Hep gözlerime bakıyordu ama gördükleri her seferinde farklı oluyordu.

"Hadi mutfağa" dedi elimi kavradığı gibi benide peşine taktı "Sana çok rezzetli yemekler yapıcam" dediğinde güldüm "Aras sen yapsan ben izlesem" dediğimde bu sefer o güldü "Öyle olmaz beraber yapıcağız. "

"Evlendiğimizde yemekleri ben yaparım diye öğretmeye çalışıyorsan bunu unut başkomiser. Yemekleri sen yaparsın "

İşaret parmağımı onu tehdit edercesine tutarken elimi kavrayıp avucumun içini öptü "Evlendiğimizde yemekleri ben yaparım" dediğinde evlilik kısmını bastırarak söylemişti.

Neyseki sözünü almıştım. İleride hatırlatırdım. Ev işi yapmaktan duyduğum nefreti kimse sorgulayamazdı.

Aras bana bir şeylerin nasıl yapılcağı, nasıl doğranıcağını anlatırken yemeğin çoğunluğunu o yapmıştı. Ben sürekli bir beceriksizlik yapıyordum.

Aras yemeği karıştırırken gözümün yanması ile elimi yelpaze yapıyordum. Gözümün etrafında sıcaklık basarken yanma hissi artıyordu.

Mutfakta dönmeye başlarken elimle yelpaze yapmaya devam ettim "Gözüm yanıyor" dedim acılı bir sesle.

Aras hemen karşıma geçtiğinde "Ne oldu?" dedi yanma hissi artarken "Gözümün etrafı yanıyor" dedim sızlanarak.

"Gel öpüyüm geçer" diyip iki gözümdende öptü, geçmemişti. "Gözüm yanıyor" dedim tekrardan.

Hafif güldü "Biberi doğradıktan sonra elini yıkamadın mı?" dediğinde dolan gözlerimle ona baktım "Kimse bana yıkamam gerektiğini söylemedi" dedim mızıkçı bir tavırla.

"Acı biber doğradıktan sonra elini yıkamadan yüzüne dokundurmamalısın" dediğinde sinirle karışık hüzünle ona döndüm "Bu şimdi mi söylenir" dediğimde omzunu kaldırıp indirdi.

"Şimdi ne yapmalıyım gözüm çok yanıyor?"

"Elini yüzünü sabunla yıkarsan geçer"

"Bunu en başında söylesene"

Yanında hızla geçip banyoya girdim. Sabunla elimi yüzümü yıkarken "Fırsatçı" dedim. Birde öpersem geçer diyor.

Kurulandıktan sonra banyoda çıktım. Yanık hissi hâlâ varken acısı azalmıştı. Gözüm duvarda ki saate kaydığında saat 23.30'du. Gece yemeği gibi bir şey olmuştu bizimki ama emniyette işimiz geç bitmişti.

Aras masayı hazırlarken hiçbir şey yapmadan sandalyeye oturdum. Ellerini sandalyeye dayayıp bana baktı yüzünde eğlenen bir gülümse vardı.

"Ne o canımın yanması seni mutlu mu etti?" elini sandalyeye dayadığı için belirginleşen damarlı kollarından dolayı sesim sert çıkamamıştı.

Yanımda ki sandalyeye geçip bana dönerek oturdu. "Öyle bir şey olur mu? Sadece çok tatlı görünüyordun ve şuan bana küsmüş gibi bir halin var ve biliyor musun hâlâ çok tatlı görünüyorsun" dediğinde omzu silktim "Küs değilim, çocuk muyum ben?"dedim ama o bana bu kadar yumuşak davranıp güzel bakarsa ona karşı sitem dahi edemezdim.

Güldü, gamzesi ortaya çıktı yine.

"Buna sevindim" ayağa kalktığında saçımın üstünden bir öpücük bıraktı. Karşıma geçip oturduğunda yemek yemeye başladı.

Şuana kadar yapabildiğimiz en Uzun ve sakin konuşmamız olmuştu.

Ve ben onunla sohbet etmeyi çok sevmiştim.

🍁🍁🍁

Bölüm sonu

3 yorum