İçeriğe geç

KELEPÇE

Bölüm 14 · 26 dk okuma

KELEPÇE

Bölüm 14

14. Bölüm

🍁🍁

Gözlerimi yoldan ayırmıyordum bir süre sonra Kuzey'in sesiyle gözlerimi ona çevirdim "Bige nereye gitmiş olabilir" cebimdeki telefonu çıkardım.

Bige'nin kaçtığını öğrendiğimde Kuzey ile çıktık. Klinikte Bige'nin akrabası olarak ikimizin ismi geçiyordu, sadece ikimizin. Klinik onada haber vermişti. Bige'yi bulamazsak polise ihbar ediceklerdi, Bige reşit olmadığı için bunu yapmaları gerekiyordu ama bu her şeyi daha fazla zora sokardı.

Telefonumdan Bige'nin konumunu buldum. Sabit bir yeri yoku haraket halindeydi. Bige daha önce gittiğimiz o yere gitmişti. Telefonu Kuzey'e uzattım "Burada" önce bakışları bana döndü "Takip cihazımı taktın kıza" önce biraz afallasada yaptığımın mantıklı olduğunu biliyordu sessizce önüme döndü.

"Cihazı neye koydun anlaşılan Bige'nin bundan haberi yok" telefondaki konuma ilerlerken ona dönmedim kafamı cama çevirdim "Yanından ayırmadığı bir şeye" diyerek cevap verdim. Annemin ona bıraktığı kolye.

Annem o kolyeyi hiç çıkarmazdı, ölene kadar. Öldükten sonra Bige'nin olmasını istemişti şimdi ise Bige onu hiç çıkarmıyordu.

Konumu Kuzey'in telefonuna atıp Bige'yi aradım. Telefon bir süre çalsada açıldı "Ne yaptın?" sessizlik ama sessizliğin içinde onun hızla çarpan nefes alışları kulağımı dolduruyordu, koşuyor olmalıydı, kaçıyordu. Arkadan birilerinin tehdit sesleri geliyordu. Sesler uzaktı ama bağrışları duyulabiliyordu.

"Yine ne çaldın?" sesim bıkkın çıkmamıştı bu artık alışagelmişti "Parlak bir mücevher, sana takmamı ister misin?" alayla konuşmasında bile gülmüyorum. "Geliyorum, gelene kadar kendini koru" telefon kapandı.

Kuzey'e döndüm "İleriden dönerek önüne geçiceğiz" başımı onaylayarak salladım. Biraz ilerlediğimizde bir yolun önünde durduk. Bige koşarak gelirken bizi gördü hızla arka koltuğa oturdu nefes nefese kalmıştı.

Bir silah sesi ve camın patlama sesiyle hepimiz eğildik. Hiçbirimizden çığlık sesi çıkmamıştı "Kahretsin! Arabayı hılzı sür!" Kuzey komutumla arabayı çalıştırdı. "Sakın kafanı kaldırma" silah sesleri dolarken eğildiğim yerden Bige'ye baktım.

Arka koltukta eğilmiş duruyordu araba ilerlerken camdan arkada gelen arabaları görebiliyordum. Kahretsin fazlaydılar. "Kuzey arabayı şehirden uzaklaştır, polislerin farketmemesi gerekiyor" bulunduğumuz yerde terekedilmiş inşaatlar vardı ama bu yinede silah seslerinin insanlara ulaşma ihtimalini yok etmiyordu.

Bige yine bir suça bulaşmıştı ama bu sefer diğerlerinden daha tehlikeli olduğu anlaşılıyordu. Kuzey arabanın hızını arttırırken arkadaki arabalarda hızlanıyordu "Onlardan ne aldın?" dedim silah seslerinden sesimi duyması için sesimi yükseltiyordum "Onlar için değerli bir şeyi" kısa bir bakış attım Bige'ye.

"Camı aç!" arabanın parçalanan camları heryere saçılıyordu "Saçmalama" ne yapıcağımı anladığı için sesi benden daha yüksek çıkmıştı. Arka camlar çoktan gitmişti, evden çıkmadan önce belime koyduğum silahı çıkardım.

Kuzey silahı gördüğünde pes etti "O silahı kullanma ruhsatlı" dedi bir eliyle torpidoyu açtı, diğer eliyle arabayı kullanıyordu "Bunu al ruhsatlı değil" kendi silahımı belime tekrar yerleştirdim. Kuzey arabayı çok iyi kullanabiliyordu ona karşı güvenim tamdı.

"İleriden dön" sözümü başıyla onayladı bir süre kendimi olduğum yerde sakladım kurşun denk gelmemesi için. Arkamızda iki araç vardı, iki tarafımızda bizi sıkıştırmaya çalışan iki araç daha vardı. Altı araba vardı şimdi ise dört tanelerdi, diğer ikisi önümüzü kesip bizi ortada sıkıştıracaklardı.

Bir anda yanımdaki camın kırılmasıyla elim kafama götürüp eğildim. Kuzey bir anlık direksiyon hakimiyetini kaybetsede geri topladı.

Camın parçaları üzerime dökülmüştü, kalan camları sol elimle vurarak alanımı açtım, elimden sızan kanı hisssedebiliyordum. "Şimdi!" Kuzey'in sözüyle araba hızlı bir dönüş almıştı. Elimi tavan kısmına götürüp kendimi dışarı çıkarttım.

Kalçamı kapıya dayadım sağ elime aldığım silahı arkadaki arabalara sıkarken sol elimle arabayı tutuyordum, hızlı gidiyordu dengemi bozmamam gerekiyordu. Arabaların tekerleklerine sıkıyordum. Öndeki arabanın tekerleği patlamasıyla yan döndü diğer araç ona çarptı.

Burada kameralar yoktu bu yüzden daha rahattım. Onları öldürmek değildi niyetim ama kendimi korumalıydım.

Diğer araçlarında tekerleklerine sıktığımda artık onlardan kurtulmuştuk. Onlar da normal değillerdi bir işler çevirdikleri belliydi.

Kendimi ön koltuğa attım başımı yaslayıp derin bir nefes verdim. Bige eğildiği yerden doğruldu "bitti mi?" başımı yana çevirdim "Evet" arkasına yaslandı rahat bir şekilde, onun rahatlığı hiç bitmiyordu. Eğlenmiyordu ama korkmuyorduda.

Kafamı cam kısmına çevirdim, cam parçalandığı için bir boşluk vardı, soğuk hava yüzüme şiddetli bir baskı uyguluyordu, sert rüzgardan kuruyan dudağımı yaladım. Bu girdiğim kaçıncı belaydı?

Ben polistim suçluları yakalamalıydım ama bir suçluya döndüyordum. Başkalarını korumaya çalışırken kendi benliğimi koruyamamıştım.

Bige bir suçluydu, onu herkesden korumaya çalıştım bütün suçlarını sakladım. Onun suçlarını saklarken kendim suça girdim.

Sıktığımı yeni farkettiğim sol elimi açtım, avcumdaki kanlar heryerde bulaşmıştı, kendi kanım elime bulaşmıştı. Cam parçalarının derime battığını hissediyordum, canımı yakmıyordu diğerleri kadar. Canımı yakacak son şey kendi kanım olurdu.

Aydınlığa çıkacağım diye çıktığım yolda karanlığa esir oluyordum. Bir bataklığa girmiştim çıkması imkansızdı. Herkes bir çicek bahçesinde olduğumu sanıyorlardı ama birgün herkes bataklıkta olduğumu anlıyacaktı. Hiçbir sır uzun zaman kendisini saklayamazdı.

"Siktir" Kuzey avcumdaki kanı gördüğünde sinirlenmişti eline aldığı bir bezi bana uzattı "Bastır eve geçtiğimizde hallederiz" elime aldığım bezi avcuma bağladım. Dikiz aynasından Bige'ye baktım ifadesiz donuk bakışları cama çevriliydi kafasını önüne çevirdiğinde artık o da dikiz aynasına bakıyordu. İkimizde bakıyorduk ama hiçbir şey göremiyorduk.

Ben büyük bir duvar örmüştüm kimsenin geçmesine izin vermediğim. O ise duygularını yok etmişti hissetmemek için.

İkimizde önümüze döndük Kuzey uçurum kenarına sürüyordu, ileride bir araba vardı Kuzey hemen yanına durdurdu.

Arabaya yaslanmış bize bakan siyah gözler tanıdıktı. Kafamı Kuzey'e çevirdim ikimizde aynı şeyi düşünüyorduk. O bizim karanlık tarafımızdı. Üzerimizdeki siyah bakışları hissedebiliyordum Kuzey zorlaki bir gülümseme koydu dudaklarına "Biz suç ortağıyız" dedi bu söz kelimelerden daha fazlasıydı. Biz suç ortağıydık.

Önüme döndüm üçümüzde arabadan indik. Bige'nin bakışları, geceden daha karanlık bakışları olan Alp'teydi.

Alp Aksoy.

Kalçasını siyah arabasına dayamış bize bakıyordu. Bige yanıma geldiğinde bakışlarını Alp'ten çekmedi "Bu kim?" sert sesine Alp "Bende tanıştığıma memnun oldum küçük hanım" dedi hafif alayla ama Bige'nin yüzünde hiç bir ifade oynamamıştı.

Kuzey Alp'in yanına gidip erkek selamlaşmasını yapıp sarıldılar "Geri dönmene sevindim" dedi Kuzey ondan ayrılıp "Artık tamamen buradayım" bu sefer bakışları bana dönmüştü.

Yandan bir gülüş attı ben ve Bige'ye bakarken "Kardeşin olduğuna şaşırmadım sana benziyor" dedi ellerimi göğsümde birleştirdim "Hoşgeldin" gülümsedi "Hoş bulucakmıyız görüceğiz" yine kendine özgü sözlerinden hiç eksilme olmamışa benziyordu.

"Pekala siz arabayı alıp benim eve geçin bende şu arabayı hallederim. Arkanızı toplamak lazım malum" arabanın anahtarını Kuzey'e verdi. Bige bana döndü "Gidelim" dediğimde haraket ederek arabaya ilerledi.

Arabanın kapısını açtığımda Alp'e baktım onunda bakışları bendeydi kafasını hafif öne eğdi,arabaya bindiğimde Kuzey uçurumdan bizi uzaklaştırdı. "Ağrıyor mu?" neyi sorduğunu anlamak için Kuzey'e döndüm elimi gösterdi gözleriyle "Hayır hallederim" kafamı cama çevirdim konuşacak halim yoktu sessizliğe ihtiyacım vardı.

Çevremdekileri susturabilirdim ama düşüncelerim susmuyordu, sessizlik hiç olmuyordu. İnsanlardan kaçsam düşüncelerimden kaçamıyorum.

"Bige birkaç gün bende kalıcaksın ama kimseye görünmek yok" dedim cevap vermedi, sessizliği evet demekti. Araba durduğunda ormanlık bir arazideydik. Arabadan indiğimde karanlık kaplamıştı heryerimi, ormanın ortasında bir evdi, Alp'in evi.

Önceden çok fazla karşılaşsakta bir süreliğine Alp gitmişti. Aslında Alp'le tanışmamız Bige'den dolayıydı, yada Alp'in gerçek yüzünü görmemiz. Ben Alp'i İstanbul'a geldikçe görüyordum Kuzey'in yakın bir arkadaşıydı.

O hep sessiz olan taraftı ıssızlığı hep yalnızlığı seçmesi garip gelirdi ama kendime o öyle birisi derdim. Kuzey avukat ben ise polis olduğumuzda bizden uzaklaşmaya başlamıştı, sakladığı şeyler vardı.

Biz doğruyduk aydınlıktık o ise karanlık ve yanlıştı. Kendisini bizden sakladı bunu başardı hiç anlamamıştım şüphe vardı ama kanıt yoktu. Bir zamandan sonra Kuzey ve bende karanlığa yanlışa gittik işte o zaman bizden saklanmasına gerek yoktu. Artık iki tarafda karanlıktı.

Onun bir katil olduğunu öğrendiğimde benden polis olduğum için sakladığını düşündüm onu hapise attırabilirdim ama öyle değilmiş benim onu yakalayabileceğimden değil kendi karanlığına bulanmamdan çekindiği içindi, ben artık o karanlığın içindeydim, en kuytu en sifiri yerinde.

Birini tutuklayacak olsam ilk kendimi tutuklardım ama yapmadım kendi suçlarımı sakladım. Bige'nin suçlarını sakladım, suçları saklayarak bile bir suçlu olmuştum. Kuzey ise benim yüzümden bu karanlıktaydı. Aramızda en masum oydu. Onu kendi kötülüklerimde suç ortağı etmiştim.

İki katlı büyük bir evdi Alp bu eve kimseyi getirmezdi işleri için kullanıyordu. Alp'in suçlarını hiçbir zaman saklayan olmamıştım o öyle başarılı yapıyordu ki kimse farketmiyordu.

Bir polis olarak bunu söylemek canımı yakıyordu, gözümün önündeki bütün suçlara susuyordum, yapıyordum, saklıyordum. Ama biryerden sonra alışıyordum her şey için.

Bige bana bakmadan Kuzey'in arkasında ilerleyerek eve gitti. Daha fazla dışarıda kalmak işe yaramayacaktı bende eve doğru ilerledim. Açık kapıdan girdiğimde Kuzey çoktan ışıkları yakmıştı büyük karanlık bir evi vardı "Ben arabadan kıyafetleri getireyim" Kuzey yanımızdan ayrılıp evden çıkarken ben ve Bige salondaydık.

İkimde konuşmadık sessizlikden ibaretti "Burada mı kalıcağız?" bakışları olan olaylardan sonra bana çevrilmişti "Üstümüzdekilerden kurtulalım gece eve geçeriz kimseye görünmeden" ona ne yaptığını sormamıştım o admalara neden bulaştığını bilmiyordum ama sorgulamadım cevap vermezdi.

Kuzey elinde çantalarla geri döndü ikimizde bir çanta verdi "Üzerinizden kurtulun" çantayı alıp merdivene ilerledim bu eve ilk kez gelmiyordum.

İstanbul'a yeni bir hayat için gelmiştim ama bu imkansızdı nereye gidersen git geçmiş her zaman yanındaydı. Girdiğim bu bataklıktan çıkmak imkansızdı, ilk zamanlar kurtulmaya çalışsamda çıkamayacağımı anladığımda çırpınmayı bırakıp alışmaya çalıştım.

Üst kattaki bir odaya girdim. Evdeki misafir odalarından biriydi Alp'in misafiri olmazdı ama yinede odalar vardı, dışarıdan normal bir ev gibiydi.

Çantayı kenara koyup banyoya geçtim duş almak istiyordum üzerimdeki bu kandan kurtulmak istiyordum, her şeyden kurtulacakmış gibi ama hiçbir şeyden kurtulamayacağım. Üstümdekilerden kurtulup duşa kabine girdim elimi sarmamıştım umrumda değildi.

Suyu gören kesik derimden kan hucum ederken saatlerce duş almak istiyordum. Bedenimi temizlesemde ruhum temizlenemezdi.

Duştan çıktığımda bir havlu sardım bedenime, dolaptan bulduğum bir bezi yine elime sardım. Odaya geçtiğimde çantamı es geçerek yatağa oturdum ellerimi yatağa koyup camdan dışarıya baktım.

İki haftadır hayatım o kadar normaldi ki hep öyle olucağını sandım ama hayat bildiği yoldan devam ediyordu. Sanki bana sen busun dercesine hatırlatma yapıyordu. Her şeyin geçiceğine inandırıp asla geçmeyeceğini söyleyerek benimle oyun oynuyordu.

***

Araba durduğunda Kuzey'e döndüm evin önündeydik bu sefer iki kişi değil üç kişiydik. Bige'yi korumaya çalışıp onu bir polislerle dolu bir yere getirmek ne kadar doğru bilmiyordum ama Bige'yle konuşmalıydım. Uzun zamandır sessizdi başına bela almıyordu şimdi ise daha büyük bir belayla karşıma çıkmıştı. O hiç sakinleşmemişti sadece durulmuş doğru zamanı bekliyordu.

Hayatımızın görünen yüzüne tekrar dönmüştük bütün oyunlar devam ediyordu. Arabadan indiğimde gözüm etrafta dolaştı kimse varmı diye. İleride elinde köpek tasmasıyla yürüyen Işık'ı gördüm gece geç saatler olmuştu ama dışarıdaydı. Bakışları önündeydi anlaşılan düşünceliydi.

Kuzey'e döndüm "Onu oyala" dedim Bige'yi görmemesi gerekiyordu "Ben niye oyalıyorum?" kafamı eve çevirdim Aras görünürde yoktu, olmaması daha iyiydi.

Kuzey Işık'ın yanına gittiğinde arka kapıyı açtım, Bige indiğinde bakışları etrafta dolaştı. Ben eve geçerken hemen arkamdaydı neyseki Aras'ın ışıkları yanmıyordu. Merdivenlerden çıktığımızda kapıyı açtım kenara çekildiğimde Bige eve girdi.

Bige eve bakarken ben kapıyı örtüp, ışıkarı yaktım hiçbir şey yapmadan koltuğa oturdum "Burası senin evin mi?" çatallı çıkan sesiyle kafamı ona çevirdim "Evet" etrafa bakarken cama ilerledi camın önüne geçtiğinde ellerini göğsünde birleştirdi "Bu kim?" ayağa kalkıp cama yaklaştığımda bahçede oturan Aras göz hizama girmişti.

"Aras, emniyette başkomiserim" dedim kelimelerimin üzerine bastırdım ondan uzak durması için "Kimseye görünme özellikle de Aras'a" dedim ona baktığımda o hâlâ Aras'a bakıyordu, neyseki Aras'ın sırtı bize dönüktü.

Bige'yi o kadar suçtan korumaya çalışırken bir polisle karşılaşmasını istemiyordum başını belaya sokmamalıydı. "Birkaç gün buradasın, başını belaya sokmayacaksın söz ver" dedim ama cevap vermedi. Ellerini çözüp bana döndü "Uykum var oda neresi?" parmağımla misafir odasını gösterdim "Odamdan birkaç kıyafet alabilirsin" başını sallayıp yanımdan ayrıldı.

Elimi saçlarıma geçirdim mutfağa girdiğimde bir bardak su koydum kendime, içimde garip bir his vardı bugüne kadar her şeyi saklamayı başarmıştım ama bundan sonra her şey bambaşka olucak gibiydi. Hislerim doğru çıkardı umarım bu doğru çıkmazdı.

Suyumu içtiğimde bardağı makineye koydum, salona geçtiğimde tekrar camın önüne geçtim bahçeye baktığımda bana dönük bakışlarka karşılaştım. Aras bu sefer eve dönük gözlerini yeşil gözlerime dikmişti. Gözlerini hiç çevirmesken ben çevirdim arkamı dönüp odama geçtim.

Yarın daha yorucu bir gün olucaktı, Kuzey hâlâ gelmemişti, iyi ki kızı oyalayacaktı.

🍁

Dolan bardağımdaki suya baktım gün doğmuştu, koşumu yapmıştım. Salona ilerlediğimde koltukta yayılmış uyuyan Kuzey heryeri dağıtmıştı. Yattığı koltuktaki yastıkları diğer koltuklara atmış yayıla yayıla uyuyordu.

Bardaktaki suyu yüzüne çarpıtmamla uçarcasına ayaklandı eli ıslak yüzüne gitti "Ne yapıyorsun ya? İnsan böyle uyandırılır mı" bardağı sehpaya koydum.

Elimle ayağına vurup açılan koltuğa oturdum "Hatırlatırım İstanbul'a geldiğimde beni suyla uyandırmıştın" Kuzey yok artık dercesine baktı doğrulup oturdu kıyafetinin bir kısmı ıslanmıştı "Onu hâlâ hatırlıyor musun? Nasıl bir kin var sende."

Omuz silktim duyduğum adım sesleriyle kafamı çevirdim Bige'nin üstünde benim pijamalarım vardı, yan tarafımızda ki koltuğa oturdu. Uykudan yeni uyandığı için mayışmış bakıyordu.

Onun hâlâ bu evde olduğuna alışamadığım için garip geliyordu. Üçümüzün arasında bir sessizlik oluşmuşken Kuzey bana döndü "acıktım" dedi.

Bende acıkmıştım "Yiyecek bir şey yok mu?" dedi Bige anlaşılan o da açıkmıştı "Dışarıda yiyemeyiz, çiftliğe hiç gidemeyiz babamların Bige'yi görmemesi gerekiyor. Evde yiyecek ne var?" Kuzey bana döndüğünde "Hiçbir şey" dedim yani çay kahve filan vardı ama pek bir şey yoktu.

"Tost yapacak bir şey bile mi yok?" başımı sağ sola salladım "Haftalar oldu insan bir mutfak alışverişi yapar, tamam yemek yapmasını bilmiyorsun ama en azından hafif şeyler yaparsın. Sen günlerdir karnını nasıl doyuruyorsun?" Kuzey'in şaşkın bakışlarından kafamı çevirdim.

Aslında çoğunlukla Aras'ın yanına gittiğim için karnımı onda doyuruyordum.

Daha fazla üzerime gelmemeliydiler sonuçta bu evde ben yaşıyordum canım ne isterse o olurdu.

"Kalkın alışverişe gidiyoruz yoksa bu evde açlıktan ölürüz" biraz daha abartsaydı. Ayağa kalkmış Kuzey'e baktım, İkimizde yerimizden kalkmadığımız için bize döndü "Sırf Bige'yi kimse öğrenmesin görmesin diye dışarıda yemek yemiyoruz, bizde alışverişe çıkıyoruz diyorsun" dedim.

"Kafasına bir şapka kapşon geçiririz tamamdır kimse farketmez" dedi Kuzey, ben itiraz edicekke Bige araya girdi "Olur" sessiz kaldım.

"Klinikten birkaç parça kıyafet yolladılar kapının girişine koydum al onları hazırlan. Kesin sende serseri kıyafetleri vardır giy birini" Kuzey'in sözüyle Bige yanımdan ayrıldı bu sefer bana döndü "Kalk sende hazırlan" bunu beraber vakit geçirmemiz için yapıyordu. Vakit geçirirsek Bige'yle aramızın daha iyi olucağını sanmıyordu umarım.

Üstümü değiştirmek için odama geçtim giyinme odamda kıyafetlerime göz attığımda sade giyinmek istiyordum, sonuçta sadece alışveriş yapıcaktım.

Gri yakası fermuarlı bir kazak, altıma ise aynı renk hafif bol bir pantolon giydim, kemerimi ve ayakkabılarımı giydiğimde aynanın karşısına geçtim boyum uzun olduğu için yakışmıştı. Saçımı düzleştirip arkama attım. Makyaj masama geçtiğimde hafif bir makyaj yaptım ama dudağıma koyu tonlar sürerek dudağımı belirginleştirdim.

Takı takmadım aynanın karşısına geçtiğimde hazırdım, çantamı alıp salona geçtim Kuzey çoktan hazırdı, elini ensesine koymuş bizi bekliyordu beni gördüğünde durdu "Sizde ne kadar uzun hazırlandınız" etrafıma baktığımda Bige yoktu "Hazırım" arkamdan duyduğum sesle döndüm.

Bige her zaman ki gibi bol kıyafetlerde takılıyordu kafasına siyah bir şapka takmış saçlarını ise açık bırakmıştı.



"Hadi gidelim" Kuzey bir havayla önden giderken bizde arkasından gittik. Merdivenlere geldiğimizde önde Kuzey gitti kimsenin olmadığını farkettiğinde bize seslendi. Kimsenin Bige'yi görmesini istemiyordum özellikle de Kılıç ve Aras'ın.

Sürekli onu sorgulayıp beni sıkıştırıllardı. Ve ben Bige hakkında hiçbir soru istemiyordum.

Polislerin arasında bir suçluyu saklıyordum. Üçümüzde arabaya bindiğimizde Kuzey çalıştırıp sürdü "Nereye gidiceğiz?" dedim yola bakışlarımı çevirip "Yakında bir market var" dedi.

Yakında olduğu için kısa sürmüştü karşımdaki markete baktım "Şimdi biz ne alıcağımızı nerden biliceğiz?" dediğimde ikiside kısa süreli bir aydınlanma yaşadı "Normal insanlar ne alıyorsa onu alıcağız" dediğinde Kuzey'e döndüm "Kuzey sen kıyafet yada araba almak dışında alışverişe çıkmayan insansın. Söylesene hayatında hiç mutfak alışverişi yaptın mı?" sorumla ciddi ciddi birkaç dakika düşündü "Bizim evde çalışanlar yapıyor bu işi" dedi anlamsız bakışlarını markete atarak.

Parmaklarımla burun kemiğimi sıktım sıkıntı içinde onlara baktım, bu üçlü nasıl bir alışveriş yapabilirdi ki?

"Aman sonuçta bir alışveriş ne kadar zor olabilir ki?" dedi Kuzey alayla Bige'de onu bakışlarıyla destekledi.

Markete girdiğimizde Kuzey eline tekerlekli market sepetlerinden birine aldı "Hadi başlayalım" bir şey yapabilecekmişiz gibi girişmiştik.

30 DAKİKA SONRA

"Bunu da alalım" dedi Bige eline aldığı mercimek paketini göstererek, Kuzey sepeti sürerek Bige'nin yanına geldi "Koy civciv" arabada gereksiz her şey vardı.

Ellerini geçen her şeyi koyuyorlardı, bence koydukları bazı şeylerin ne olduğunu bile bilmiyorlardı. "Bu ne? Neyse bunu da koyalım" Kuzey eline aldığı benim bile ne olduğunu bilmediğim paketi sepete koydu.

"Siz ne yapıyorsunuz adını bilmediğiniz şeyleri sepete koyuyorsunuz?" dedim artık daha fazla dayanamadım "Canım kuzenim biz çoğu şeyin adını bilmiyoruz, gerekli olduğunu düşündüğünüz her şeyi alın" sanki savaş için erzak biriktirir gibi her şeyi alıyorlardı.

Bige kendisini öyle kaptırmıştıki Kuzey'e uyum sağlayarak eline geçeni koyuyordu "Çok merak ediyorum ben yemek yapmasını bilmiyorum bu koyduklarınız ne işe yarayacak" hemen sepetin önüne geçip onları durdurdum.

"Ne güzel işte öğrenirsin, internette bunlar için videolar var. Sen artık büyüdün kuzen, çocuk değilsin kendi işlerini yapmayı öğrenmelisin tek başına yaşıyorsun. Bütün hayatını dışarıdan yiyerek geçirmeyi düşünmüyorsundur umarım " Kuzey beni es geçerek yanımdan geçip raflara bakmaya devam etti.

Kuzey ikinci sepeti almıştı diğeri dolduğu için, bende raflara bakmaya başladım birkaç paket makarnayı elime aldım, makarna yapması diğerlerine göre daha kolaydı. Paketi ileride raflarda bulduğunu sepete koyan Kuzey'e baktım, elimdeki paketleri sepete fırlatdım "Basket" Kuzey yan bir bakış atsada köşeyi dönerek marketi dolaşmaya devam etti. Etrafa baktığımda Bige'de görünürde yoktu, iyice kaptırmıştı kendisini.

Bir süre daha dolaştıktan sonra Bige'yi yiyecek kısmında gördüm, elinde çikolata tutuyordu, kısa bir süre çikolataya baktı ama tekrar yerine koydu. Yanına ilerledim bende yiyeceklere bakarken o hiç bana dönmedi "Kuzey nereye gitti?" dedim paketlere bakınırken.

"Sebze meyve kısmına geçti orayıda boşaltmayı düşünüyor olmalı" sözüne kıkırdadım ikimizde Kuzey'i biliyorduk. "Klinik nasıl, rahatsız olduğun bir durum var mı?" ben ona dönmüşken o da yönünü bana çevirdi "Bir sıkıntı yok" sesi pürüzsüzdü ama bir sıkıntı varsada bana söylemiyordu.

"Bana sormayacak mısın?" dedim gözlerini benden kaçırarak arada etrafa bakınıyordu "Neyi?" hiç merak ediyor gibi değildi "Neden yıllardır seni görmeye gelmediğimi" konunun buraya geliceğini bilmiş gibiydi ama umursamadı "Beni görmek istemediğin için gelmedin, neden sorayım" kendini buna inandırmıştı ama öyle değildi.

"Bige onun için değil ben..." sözümü kesti elini havaya kaldırdı dur dercesine "Neden gelmediğin beni ilgilendirmiyor merak etseydim sorardım!" sesi normalden biraz daha sert çıkmıştı, konunun kapanmasını istiyordu konuşmak istemiyordu.

Gözüm Bige'nin arkasına kaydığında gördüğüm yüzle durakladım. Aras buradaydı karşısındaki rafa bakınıyordu beni görmemiş olmalıydı görseydi yanıma çoktan gelmişti. Gözüm Bige ve Aras arasında gidip geldi, Aras Bige'yi bilmiyordu ama yanımda görürse sorgulardı "Aras"

Bige ne dediğimi anlamak için bana baktı "Kim?" kaşlarını çattı "Başkomiser Aras" dediğimde anladı. Dudakları aralandı bunu beklemiyordu ne yapıcağız dercesine bana baktı. Burada biraz daha durursak Aras'ın görmesi an meselesiydi.

Aras olduğu yerde haraketlenirken arkasına dönüceği belliydi Bige'yi kollarından tutup yanımızdaki rafların arasına ittirdim "Saklan" Aras bu yöne döndüğünde keskin gözleri anında beni bulmuştu. Resmen kokumu alıyordu nereye gitsem orada, anında beni buluyordu.

Bana yaklaşırken ben ona ilerledim bu tarafa gelirse Bige'yi görebilirdi bu ihtimali bile istemiyordum. Benim dibinde bitmemle durakladı fazla yakınlaşmıştım ama birkaç adım atsaydı Bige'yi görürdü.

"Sen ne yapıyorsun burada?" dedim dikkatini benim üzerime almak için, kaşları bir anda anlamsız çatılsada dikkati üzerime çevrilmişti "Evde birkaç şey eksikti onları almaya geldim" başka market mi yoktu burayı bulmuştu ki. Gerçi Kuzey eve en yakın market burası demişti.

"Sen ne arıyorsun burada?" dediği kuşkucu bakışlarla yada benim öyle düşündüğüm. "Ne arıyacağım. He-herkes gibi bende alışverişimi yapıyorum" kahretsin iyice salaklaşıyordum.

Sakin davran kızım saçmalama. Kendin ol, bugüne kadar herkese oynadın, Aras'a da oynayacaksın. Sen yaparsın Çağla.

"Mutfakla pek alakam yok demiştin?" dipdibeydik, ben Bige'yi farketmesin diye bu kadar yaklaşmıştım fakat Aras geri adım bile atmamıştı, halinde memnun gibiydi. "Öyleydi ama sonuçta tek yaşıyorum öğrenmem gerekiyor, artık yemek yapmayı öğreniceğim" dedim kemdimden emin çıkan bir sesle ama içimdeki ses bile bu sözlerime gülüyordu. Ben ve mutfak, ben vs mutfak kapışsa mutfak kazanırdı.

İki elini cebine koydu bunu sıklıkla yapıyordu "Tabak koymaya bile eriniyorsun yemek nasıl yapıcaksın. Bu arada mutfağa girdiğin zaman haber ver" dedi kaşlarım çatıldı "Neden ki?" keyifle güldü "Kendimi ve evimi koruma altına alayım malum alt katındayım evimin zarar görmesini istemem. Yangın tüpümü hazırlayacağım" dedi abartıyordu en fazla yapmayı beceremezdim, yangın çıkarıcak kadar beceriksiz olduğumu düşünmüyordum.

"Senin içinde eğlence çıktı ne var öğrenmek istiyorum" dedim gözlerimi ondan kaçırıp etrafa çevirdim somurtarak. "Şaka yaptım alınma" eli çeneme gittiğinde yüzümü yüzüne çevirdi "Eğer yemek yapmayı öğrenmek için bir aşcıya ihtiyacın olursa alt katında olucağım" dedi bu sefer daha içten konuşmuştu.

Tamam anlamında başımı salladım "Ne alıcağını biliyor musun bari" omuz silktim "En son Kuzey markette ne varsa birer tane alıyordu" dediğimde güldü hatta kahkaha attı ben ise sessizce gülüşünü izledim. Konunun dağılması güzeldi, Aras'ın yanında affallıyordum ve ne son affallamam gereken kişi oydu.

Benim afallamam Bige'yi yakardı, bu olmamalıydı. "Tişörtün güzelmiş" dedim üstünde koyu yeşil renk ona yakışmıştı, farklı renklerin üzerine uyduğunun farkındaydım belli ki o da bunların kendisini çekici gösterdiğinin farkındaydı.

"Rengi güzel" dedim beğenmiştim gözlerim tişörtündeydi ama onun pekte umrunda değil gibi gözlerini hâlâ gözlerimden çekmemişti "Yeşilin en güzel tonunu gözlerinde taşıyorsun" sözüyle gözlerimi yukarı çıkartarak kahveliklerine baktım. Bu ani iltifatı beklemiyordum.

"İltifat için teşekkür ederim" dedim nazik ve kibarca eli yüzüme yaklaştığında omzumdan önüme düşen bir tutam saçımı diğerleri gibi arkama attı, haraketleri o kadar yavaştıki gözlerini elinden çekmiyorken ben onun gözünün içine bakıyordum "Gerçekler" ufak bir mırıltı çıktı dudaklarından.

"Heyyyyyy"

Duyduğum bağrış sesiyle kafamı çevirmeme kalmadı Aras beni omzumda ittirdi, daldığım bu kısa an uzun sürmemişti . Ben affalayarak geri adımlar atarken inleme ve düşme sesleri kulağıma gelmişti.

Kafamı kaldırdığımda ilk yere düşmüş yiyecek, içecek ve paketleri gördüm "ahh!" Kuzey'in inlemesiyle yere yığılmış ikisini görmüştüm. Market arabası yere yuvarlanmıştı.

Aras sırt üstü yere yatarken onun üstünde yüz üstü yatmış Kuzey inliyordu. Bu görüntü pek hoş şeyler düşündürmesede aklımdakileri silmek istedim ama pozisyonları hiç uygun değildi.

Belli ki hiçbirinin kalkmaya niyeti yoktu hemen yanlarına gidip Kuzey'in kolunu tuttum "Kalk" sözümle kendine gelmiş ve bulunduğu pozisyonun farkına varmıştı, anında hızla Aras'ın üstünden kalktı.

Kendini yere bırakıp oturdu Aras'da olduğu yerde doğruldu eli başına gittiğine hafif başını arkasını okşadı.

"Ne yaptığını sanıyorsun sen?" dedim bir annenin çocuğuna kızar gibi Kuzey bana baktı "Market arabasının demirliğine basarak ilerlemesi güzeldi ama galiba fren kısmını ayarlayamadım" dedi suç işlemiş gibi.

Çocuk gibiydi, büyümeye niyeti yoktu. "Sen iyi misin?" Aras'a döndüğümde yüzü memnuniyetsiz olsada başını salladı "Evet" ikiside ayağa kalktığında etrafa baktım heryer batmıştı.

"Size kolay gelsin benim almam gereken birkaç malzeme vardı" dedi Aras yanımızdan ayrılarak. Aras gözden kaybolduğu an Kuzey normal modune geçerek bana döndü "Bige'yi gördü mü?" bu ihtimal için korkmuş gibiydi "Hayır" dedim.

"Ne kadar olaylı hayat" Bige'nin sesiyle ona döndüm yanımıza geldi etrafa göz attığımda Aras yoktu. Yerdeki arabayı doğrulttum "Yardım edinde şunları toplayalım" üçümüzde yerdekileri toplarken birkaç market çalışanıda yanımıza gelmişti. Her şeyin ödemesini yapıcağımız için sorun olmamıştı.

Alışveriş sona erdiğinde kasiyer kısmına geçtik üç market arabasıda dolmuştu. Benim önümündeki arabada hertür malzeme vardı bazılarını alma sebeplerini sorgulasamda sessiz kaldım. Üçümüzünde önündede bir market arabası vardı.

Savaş için erzak depoluyorduk. Maşallah

Kuzey benim önümde arabayı boşaltırken kasiyerin gözü ben ve Bige'nin önündeki arbaya gitti, bu kadarını o da beklemiyor gibiydi.

Bige beklemek istemediği için diğer kasaya geçti. Her şeyi poşetlere koyduğumuzda marketteki birkaç kişi poşetleri taşımamıza yardım etmek için yanımıza geldi. Sıra ödemeye gelmişti "Çentirmen bir erkek olarak ödemeyi bize yaptırmayacaksın değil mi?" dedim Kuzey'e bakarak.

Kuzey kartını çıkarttığında ödeme miktarına göz ucuyla baktım, sıfırların fazla olduğunu gördüm, sıfırlar yıllar önce atılmıştı ama bizim ödememizde daha atılmamışa benziyordu.

Bu kadar ödemeyi memur maaşımla yapamazdım. Dedemin bıraktığı parayıda buna harcamiyacaktım. Kuzey ödemeyi yaparken bizde eşyaları arabaya taşıdık.

Alışveriş bittiğinde kendimi arabaya bıraktım, ne kadar yorucu bir işti saatlerce boks yapsam bu kadar yorulmazdım.

Eve sakin bir şekilde geldiğimizde Aras'ın arabası evin önünde değildi, evde olmaması daha rahat hareket etmemizi sağlıyordu. Defalarca yukarı çıkıp insekte sonunda bütün eşyaları mutfağa taşımıştık "Sonunda bitti" Kuzey kendini sırt üstü koltuğa bıraktı o da yorulmuştu.

Bige odaya geçmişti rahat kıyafetler giymek için "Birde onlar mutfağa dizilecek" dedim bıkkınlıkla ofladım "Acaba yengeme söylesekte evdeki çalışan kadınlardan birinimi yollasa" dedim çünkü onları dizmek eziyet gibiydi.

"Evde Bige var onu görürseler hemen anneme yetiştiriler" dedi haklıydı "Ben yapamam yeter artık. Sonuçta bu evde sen yaşıyorsun ben niye bu kadar uğraşıcağım" her konuda kendini geri plana çekmesini biliyordu "Evden çok burada vakit geçiren de sensin" dedim.

Zil çaldığında ayağa kalktım "Kim geldi ki?" ara koridora girdiğimde Kuzey seslendi "Pizza sipariş etmiştim o dur" neredeyse öğlen olmuştu, kahvaltıyı es geçmiş bulunmaktaydık.

Poşetleri alıp sehpaya koydum Bige salona geçmiş tekli koltuğa oturmuştu bile "Bige dışarı çıkmaya ne dersin? Klinikten izni zor aldık çıkmışken dolaşalım eve tıkılı kalmak yok. Eğlenmece" Kuzey hevesle ellerini salladı, Bige'nin kabul etmiyeğini düşünmüştüm ama beni şaşırttı "Olur" telefonum çaldığında onların üzerindeki dikkatim dağılmıştı.

Arayan Merve'ydi, beni neden aramıştı bilmiyordum işte mi bir sıkıntı olmuştu acaba. Arabayı açtım "Naber" sesi mutlu geliyordu arkadan Zehra'nın sesini duymuştum "Selam söyle" Bige ve Kuzey'e baktığımda pizza yemeye çoktan başlamıştılar "İyi sen?" bir bardağa kendime su koydum.

"İyim, bizde dışarı çıkmıştık bugün hava güzel. Sende bizim yanımıza gelsene vakit geçiririz" beraber takılmamız için aramıştı "Üzgünüm ama benim evde işim var, alışveriş yaptım ve beni mutfakta yerleşmeyi bekleyen bir sürü poşet var" dediğimde ikisinden de gülme sesi geldi, Zehra'da konuşmamızı dinliyordu.

Zehra'nın sesi daha yakından geldi telefonu eline almış olmalıydı "Biz sana gelelim o zaman, yerleştirmene yardım ederiz" önce Bige ve Kuzey'e baktım onlar dışarı çıkıcaktı bu yüzden kabul etmemde sakınca yoktu "Olur" telefon bu sefer Merve'ye geçti "Bir kahve içip geliyoruz" dedi telefonu kapatmadan önce.

"Merve ve Zehra gelicek birazdan. Siz dışarı çıkmış olursunuz o zamana kadar" dedim "Sen bizimle gelmicek misin?" Kuzey'in sorusuyla Bige'de bana döndü benim gelmememi istediğine emindim. Kuzey'le iyiydiler ama ben yanlarına geldiğimde Bige'nin yüzü düşüyordu "Mutfağı halletmem gerekiyor zaten" dedim neyseki ısrar etmedi.

***

Kuzey ve Bige evden gitmişti, üstümü değiştirip rahat kıyafetler giymiştim. Altımda eşofman üstümde ise crop vardı. Kapı çaldığında Merve ve Zehra'nın geldiğini biliyordum. Kapıyı açtığımda ikiside selam verip içeri girdi "Ee bizi görmeyeli nasılsın?" dedi Zehra esprisine çünkü daha dün görüşmüştük.

Merve ellerini birleştirdi "Hadi eşyaları dizelim" dedi daha otumamıştı bile Zehra elinin tersiyle bana sır verirmiş gibi ağzını örterek bana yaklaştı "O iş yapmayı seviyor" dedi ama Merve konuşmasını zaten duymuştu cevabı ise sadece göz devirmekti.

"Hadi mutfağa geçelim" önden ben girerken ardımdanda onlar girdi önce eşyalara baktılar "Çağla sen tek kişilik bir alışveriş yaptığına emin misin çünkü buradaki eşyalar bir aileyi bir ay doyurur" Merve haklıydı "Kuzey biraz abartı" dedim bende ona birazcık uymuş olabilirdim.

Zehra bir elini beline koydu bu kadar eşyayı beklemiyordu. Neyseki kızlar ani şoklarını erken atlatmıştı ve etrafı toplamaya başlamıştık. Poşetleri açmaya başlamıştık "Aras'ı dünden sonra hiç gördün mü?" dedi Merve elimdeki paketi açıp cam şişeye koyarken "Sabah alışveriş yaparken markette gördüm" ben ise elimdeki paketi açmak için cebelleşiyordum.

Bir anda paket fazla açılarak içindekiler etrafa dağıldı of ya "Ne kadar marifetlisin Çağla" Zehra'nın imasına karşılık vermedim çünkü haklıydı.

"Başkomiserimle nasıl gidiyor?" Merve sürekli konuyu Aras'a getiriyordu "Normal" dediğimde Zehra bana döndü "Sizin normal sanki biraz anormal ha" bir kaşını havaya kaldırdığında omzu silktim.

"Hadi ama Çağla başkomiserimin seninle gereğinden fazla ilgilendiğini görmüyor değiliz. Yani bakışları bile bazı şeyleri anlatıyor" Zehra poşetleri açarken bir tarafdan da benim tepkimi kontrol ediyordu.

"Siz niye bu konuyla bu kadar ilgilenir oldunuz?" ikiside bir anda işlerine döndüler "Öyle gördüğümüzü söylüyoruz hem emniyette bile ufak dedikodular dönüyor" kafamı kaldırıp Zehra'ya baktım.

Merve "Zehra emniyette ki dedikoduları yakından takip ediyor anlaşılan" dedi Zehra omuz silkti "Ne her şeyden haberdar olabiliyorum sizde çevre yapın, tek yaptığınız iş" aralarındaki atışmayı böldüm elimdeki paketleri bırakıp Zehra'ya döndüm "Bu dedikodular neymiş?" Zehra önce biraz mırıldandı "Yani sen ve Aras başkomiser Arasında bir şeyler olduğu gibi dedikodular ama dediğim gibi dedikodudan ibaret sonuçta" kendi dediğine bile inanmıyordu "Hem emniyette böyle dedikodular döner takılma sen. Sonuçta sen başkomisere aşık değilsin. Bir şey olmaz birkaç güne unuturlar konu kapanır" dedi Zehra.

Arada sohbetler etsekte büyük uğraşlar sonucu mutfağa toplamayı başarmıştık. Merve ve Zehra'nın akşam başka işleri olduğu için gitmiştiler ben evde tek başıma kalmıştım.

Galiba bu yemek yapma işine bir yerden başlamalıydım. Bige ve Kuzey eve gelene kadar akşam yemeğini hazırlayacaktım. Önce ne yapıcağıma karar vermeliydim. Odamdan bilgisayarımı alıp mutfağa geçtim kısa bir araştırmanın ardından bir video bulmuştum.

Videoyu açıp bir süre izledim saydığı malzemeleri çıkartıp hazırladım. Etli bir yemek olucaktı dolaptan çıkardığım ete boş bakışlar attı. Her şeyi yapıyordum bunuda elbette yapabilirdim.

Videodaki ölçülere uyarak tepsiyi hazırladım uzun uğraş gerektirmişti ama sonuçta videoya uyarak yapmak pekte zor değilmiş. Fırını kadının dediği ayarda ayarladım.

Ve hazırdı yani o kadarda zor değilmiş. Mutfaktan çıkıp salona geçtim yemeğin pişmesini beklerken film izleyecektim.

Arkama yaslanıp filmi izlerken bir tarafdan da saati kontrol ediyordum.

Televizyona dalmışken saatime baktım hâlâ yemeğin pişmesine zaman vardı ama burnuma hiçte iyi olmayan kokular geliyordu.

Yemeği kontrol etmek için kalktım, mutfağa girdiğimde burnuma gelen yanık kokusu fırındandı. Hızla fırını açtığımda yoğun bir dumana maruz kalmıştım, elimle dumanı dağıtmaya çalıştım. Yemeği çıkarıp kenara koydum fırınıda kapattım.

Yemeğe baktığımda gördüğüm tek şey karanlıktı. Resmen yemeği yakmıştım ama ben kadının tarifine uyarak yapmıştım, videoda derece böyleydi. Hep o kadın yüzündendi.

Mutfağa yayılan duman yüzünden birkaç defa öksürdüm ilerleyip camları açtım. Yanık kokusu heryeri kaplamıştı. Yemek yanmıştı ve aç kalmıştım. Bige ve Kuzey gelmeden yemek yapmalıydım.

Tereddütde kalsam da cebimden telefonumu çıkardım, birinden yardım almam gerekiyordu. Bu yemek yapmayı tek başıma öğrenemiyordum. Kişilerden Aras'ı buldum elim arama kısmında durdu.

Bastığımda çalmıştı, telefon açıldığında ilk başta iki tarafdada sessizlik vardı ne ben ne o konuşuyordu.

"Galiba bir aşcıya ihyacım var" telefondan sadece cevap olarak hafif bir gülüş sesi geldi bu evet olmalıydı. Telefonu kapattığımda iki dakika içinde kapı çalmıştı.

Keşke şu yanık yemekten kurtulma gibi şansım olsaydı. Kapıya gittiğime önce delikten baktım. Kapıyı açtığımda Aras keyfi yerinde bana bakıyordu "Yemek yapma girişimine bu kadar çabuk girişiceğini düşünmemiştim" dedi ben kenara çekildiğimde o eve girdi.

Salona geçerken duraksadı yüzü buruşurken bana döndü "Yanık kokusu geliyor" dedi burun burun değildi maşallah köpek gibi koku alıyordu.

Ben cevap vermeyince bana döndü "Yemek mi yaktın?" benim konuşmama kalmadan mutfağa ilerledi. Yanık yemeğe baktı "Benim suçum değil hepsi kadının suçu" dedim kendimi savunmaya geçerek.

"Hangi kadın?" dediğinde bilgisayarımı gösterdim "Ben dediği ayarda ayarladım fırını, bana yanlış dereceyi ve dakikayı söyleyen o yoksa yemeğim çok güzeldi" dedim ellerimi göğsümde birleştirerek.

"Pekala bence ilk başlamalarında hemen ağır yemekler yapma önce hafif yemeklerden başla" dedi bana neler yapabileceğimi anlattı. Neyseki yanan yemeğin üzerinde fazla durmamıştı.

"Ne yapıcağız o zaman, Kuzey gelmeden yapmalıyız" dedim etrafına göz attı "Kolaydan başlayalım makarna ve salata?" benden cevap beklediği için "Olur" dedim.

"Önce makarnanın suyunu koyalım" Aras tencere alırken bende salata malzemelerini hazırlamaya karar verdim. Aras bana iyi dinlememi tembihledikten sonra her şeyi anlatarak yapmaya başladı, zaten çokta zor olan bir durum yoktu ama ben yemek yapmasını bilmediğim için bana öyle gelmiyordu.

Aras sanki çok önemli bir operasyonmuş gibi dikkatle anlatıyordu. Hafızam iyiydi birkez göstermesi yeterliydi öğrenebilirdim. Çabuk kavrıyordum. O makarnayla ilgilenirken bende salatayı yapmaya başladım sadece sebzeleri doğrayacaktım.

Doğrama tahtasını önüme aldığımda doğramaya başladım, Aras'a baktığımda kalçasını tezgaha dayamış ellerini göğsünde birleştirmişti. Gözleri benim üzerimde yaptıklarıma bakıyordu.

"İri doğruyorsun" dedi doğradıklarıma baktığımda Aras'ın nazik davrandığını düşündüm çünkü hepsi ayrı bir şekile sahipti. Hiçbiri birbiriyle benzerlik göstermiyordu.

Nezaketini kaybetmiyordu. Yerinen doğrulup yanıma yaklaştı sağ eli sağ elimi kavrarken arkama geçmişti. İki elide elimi kontrolü altına almıştı, Aras nasıl yapıcağımı tek tek gösterirken ben onu dinliyemiyordum.

"Anladın mı?" bakışlarımı yan tarafıma çevirdiğimde burunlarımız birbirine değmişti yakınlığımızdan dolayı "A-anladım" önüme dönüp sebzeleri doğrarken Aras ellerini üzerimden çekmemişti.

Arada yaptığım yanlışları avcunun içinde olan ellerimi kontrol ederek düzeltiyordu. Çenesini omzuma koyduğunda bakışlarımı yan bir şekilde ona çevirdim gözleri elimdeydi sanki sakinleşir gibi gözlerini dikmişti.

Sakinleşmek için balık alıp izler veya başka türlü şeyler yaparlardı ama Aras yemek yaparken sakinleşiyordu. Mutfakta daha başka birine dönüşüyordu.

"Elini nasıl kestin?" bir an sorduğu soruyla afallasamda neyden bahsettiğini anlamıştım. Elimdeki cam kesiklerinden dolayı sargılıydı, bunu şuan farketmemişti daha önce görmüş olmalıydı.

"Eşyalardan biri kırırınca camları elimi kesti" dedim bu sefer bakışları kesik elimdeydi salata bitmişti ama ne ben ondan uzaklaşmıştım ne de o arkamdan çekilmişti.

Sol elimi tutup havaya kaldırdı baş parmağı hafif ve yumuşak hareketlerle avuç içimdeki sargının üzerinde dolaştı "Canın acıdı mı?" ben ona bakarken o hâlâ yarama bakıyordu. Hoşuna gitmemişti ama üzülüyor gibiydi "Derin değil, acımadı geçer" dedim sakin bir tavırla.

Aras'ın telefonu çaldığında Aras benden ayrılıp tezgaha ilerledi, bir an boşluk hissetmiştim. Telefonu açıp kulağına götürdü kısa süren konuşma ardından bana döndü "Benim gitmem gerekiyor sana afiyet olsun" o mutfaktan çıkarken ben iki elimi tezgaha koydum. Derin bir nefes verdim garip bir his oluşmuştu anlamlandıramadığım.

🍁🍁🍁

Bölüm sonu

6 yorum