İçeriğe geç

Kelebek Sırrı

Bölüm 44 · 2 dk okuma

Kelebek Sırrı

Bölüm 44

44.Bölüm

" Bir ses duydum tam da az önce bir şeyler söylemek ister gibiydi ama anlayamadım söyleneni. Ne de olsa duymak yetmezdi söyleneni anlamaya."

Sahi ne yaşıyorum ben? Bu kadar yolculuk bu bedene fazla değil mi? Artık yolumu bulmam gerek ama bulamıyorum yolumu. Çünkü yolumu bulmam için hangi yoldan geldiğimi bilmem gerekir. Ben hangi yoldan geldim? Ve o yol neden karşıma çıkmıyor ya da çıkıyor da ben mi hatırlamıyorum.

Bulutların arasındaki bu kavgaya bir son vermem gerekiyordu fakat Nakvi bana yardım etmeyi reddettiği için hiçbir şey yapamıyordum. Nakvi neden bu kadar katıydı anlamıyorum. Oysa o bu kavgaya bir son verebilirdi. Daha fazla dayanamayıp kavganın olduğu tarafa doğru uçtum.

Bulutların arka tarafı aslında pekte güzel değilmiş onu farkettim. Her yer sisliydi ve önümü görmek epey zorlayıcıydı. Arada da insanların içinde yolculuk yaptığı uçaklar ve ona benzer araçlar geçiyor ve baya korkuç sesler çıkıyordu. Bir şey farkettim ki insanlar durmadan yolculuk yapıyor. Ama hayvanlar böyle değil. Zaten uçağı merak edip ya da arabaları merak edip giren sinek ve arıları da insanlar canavar görmüş gibi hemen kovuyor. Sanırım az önce yine uçaktan bir kaç sinek tatmin olmamış olacaklar ki uçağı derhal terketmek zorunda kalmışlar. Oysa ilk bindiklerinde kafalarından geçen şey rahat bir yolculuk fikriydi. Onlara aslında şaşırmıyordum sadece insanlara şaşırıyordum yedikleri bindikleri çok şey vardı ama onlar yinede hayvanlar kadar mutlu değillerdi.

Kavganın olduğu yere vardiğımda sesler durması gerekirken daha da artmıştı. Bunca zamandır ne için kavga ediyorlar anlamıyorum.Belki de kavga sebepleri çok basit bir şeydir. Belki de büyük bir sorunları vardır. Bunu anlamanın tek yolu onları gizlice dinlemek.

"İnsanlar yüzünden nefesim kesilip duruyor ve siz kalkmış insanlar için yağmur yağdırmamı istiyorsunuz. Onlar kuraklığı çoktan hakettiler. "

İnanamıyorum bu bulut ne diyordu? İnsanları nankör oldukları için cezalandırmak istiyorlardı. Bu korkunç bir durum eğer kuraklık olursa dünyanın sonu gelir. Bu durumu durdurmam gerek. Ama bulutlar insanlara çok öfkeliler. Ne yapacağımı hiç bilmiyorum.

Doyumsuzluk olsa gerek seni durmadan üzen. Oysa neye sahip olursan ol yine de bir eksiklik hissedecektin . Ve sen bu eksikliği doldurmya çalışırken bir de bakmışsın ki o eksikliğin yeri dolması gerekirken daha da artmış.

"Nankör olmak neydi Hinzla?"

" Aggef yaprak ağaçtan nankörlük etmemek için düşer. Sonbahar ilkbahara nankörlük etmemek için vardır. Meyve yeşerir çünkü çekirdeğe nankörlük etmek istemez. Yani nankör olmak sorumsuz olmaktır. Değer bilmemek ve değersizleşmektir."

" O zaman ben sana karşı nankör değilim di mi Hinzla?"

" Evet Aggef değilsin. Çünkü hayallerde her şey yolundadır."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.