İçeriğe geç

Kelebek Sırrı

Bölüm 43 · 3 dk okuma

Kelebek Sırrı

Bölüm 43

43.Bölüm

" Gökyüzündeki yıldızlara söyledim yeryüzündeki ağaçlara birbiriyle kavga eden şu haylaz bulutlara ama cevap yoktu varlığıma dair"

Neydi bizleri birbirimizden ayrı kılan yüzümüz mü?

Yoksa duruşumuz mu? Bence varlığımız olmadan farkındalık olamazdı. Her şeyin başı varlıktı. Mesela bir ağaç düşünün mavi renkli bir ağaç. Böyle bir ağaç yok . İşte bu yüzden nasıl göründüğünün ya da duruşunun da önemi yok. Varsan önemlisidir yoksan bir hiç.

Yer: Hinzla' nın odası

Saat: 15:45

Gözümü açtığımda Hinzla'nın odasındaydım. Hinzla hüzünlü bir şekilde pencereden dışarı bakıyordu. En son ben onun ailesinin ölümüne sebep olmuştum ama bu sadece bir günlük bur yaşamken ben nasıl geçmişte bir ölüme sebep olabilirdim ki?

" Aggef ben küçükken gökyüzünün yıkılacağını düşünür korkardım biliyor musun?"

Bu çok komikti gökyüzünün yıkılması tuhaf olurdu.

" Sana bunu düşündüren nedir? "

Hinzla pencerenin yanındaki koltuktan kalkıp bana yaklaştı. Artık ondan korkmuyor hatta onunla dost olduğum için kendimi şanslı hissediyordum.

" Bunu bana düşündüren gökyüzünün sonsuzluğu."

Bir şeylerin sonsuz olması korkunç bir şeye dönüşebilir diyordu. Bu çok garip yani benim hayatım mutalka bitmeli. Ama bitmesi için daha zaman var. Hemen saate baktım saat 15:45 akşam olursa ne olur hiç bilmiyorum.

Sadece çok yorgun ve bitkin hissediyorum. Bunun nedeni ise zamanın bitmeye yaklaşmasıydı. Karanlık beni yuttuğunda neyle karşılaşacağımı hiç bilmiyordum.

Yer : Gökyüzü

Gözümü açtığımda gökyüzündeydim bence ait olmam gereken yerdeydim. Ama bulutların araka tarafında olduğum için yeryüzü görünmüyordu. Her yer sisliydi. Bir an kör olma ihtimalini bile düşündüm. Ama kesinlikle kör değildim burası gerçekten böyleydi.

" Hey sersem kelebek canımı yakıyorsun."

Bu ses de nereden gelmişti. Ve bana neden herkes sersem kelebek diyordu?

" Sana söylüyorum beni duymuyor musun?"

Bu ses üstünde olduğum bulutun sesiydi. Hemen üzerinden çekildim canını yakmış olmalıyım.

" Çok özür dilerim. Merhaba ben Aggef."

Bulut üzerinde sanki koca bir yükü atmış gibi rahatlamıştı. Oysa ben gayet hafif bir kelebeğim.

" Sinirim bozuldu Aggef. Ben de Nakvi ."

Bu bulut çok zor konuşuyordu. Sanki onun konuşmasını engelleyen bir şey vardı.

" Aggef korkma ben biraz yavaş konuşurum çünkü yaşlandım artık. Bak şuradaki genç bulutlar benle dalga geçiyorlar. Bu yüzden çok sinirliyim. "

Nakvi' ye çok üzülmüştüm yaşlılık zor olsa gerek ama dalga konusu olmak daha da zor. Oysa diğer genç olan bulutlar da böyle yaşanacaklar bunun farkında olmamaları cok saçma.

"Burda ne işin var Aggef? Benim bildiğim kadarıyla bulutların arkasına kelebekler gelmezler."

Bu çok doğruydu ama benim bu soruya verebilecek bir cevabım yoktu. Çünkü ben de buraya neden gelmiş olabileceğimi bilmiyordum. Ona yaşadıklarımı söylemek isterdim ama herkese bunu anlatmaya kalkarsam bana asla inanmazlar. Hem anlatmaktan da yorulmuştum.

Çok yüksek bir gürültü olduğunda ne olduğunu anlayamamiştım .

" Bu sesler de nedir?"

Nakvi kendinden emin ve biraz da üzgün bir ses tonuyla konuştu.

" Bu sesler bulut toplantısından geliyor. Sanırım kavga ediyorlar."

Bu çok garip bulutlar da insanlar gibi toplantı yapıyorlarmış. Ama onlar neden kavga ediyorlardı ki? Bunu durdurmam gerekti. Ama beni dinlemezlerdi. Nakvi o bunu yapabilirdi o da bir buluttu. Ne olursa olsun bu kavgaya sebep olan şeyi durdurup bulutların arasını düzeltmek zorundaydım. Çünkü bulutlar küserse dünyanın dengesini bozabilirler . Bu da hem hayvanlar hem de insanlar için hiç iyi olmaz.

Final bölümünden alıntı ,

" Aggef sence kurduğumuz bu hayal ne zaman biter?"

" Bütün kötülükler bittiğinde . İşte o zaman biter Hinzla."

" O zaman asla bitmeyecek Aggef."

" Kötülüğün bittiğini görüceksin Hinzla . Bana inan."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.