"Bağlar onarılıyordu bağlar güçleniyordu ve bağlar sonsuza dek birleşiyordu."
İçim içimi dinlemiyor. Ve içim içime hiç sağduyulu değildi. Hep bir boş vermişlik ile savaşırken durmadan üzerime gelen zehirli yılanlar benim ölümümden çok sürünmemi istiyordular. Ve zehir bir kez girdimi vücut denen biçare bedene artık ömrü billah çıkmaz. Ölüme giden yolları durmadan uzatırdı. Şimdi dünya karşısında tek başıma olmak zorundayım. Çünkü ben bir kelebeğim ve artık zaman bana dost olmadığı gibi aynı zamanda da tek düşmanım. Kelebek olmak bir seçim olsaydı yeniden kelebek olur muydum bilmiyorum. Ama Hinzla için her şeyi yapabilirdim.o benim dostumdu. Her ne kadar farklı olsak da bu farkındalıklar dost olmamıza asla engel değildi.
Tüm umutsuzluklar ve zorlanmalara rağmen balık ile beraber köpek balığının içinden çıkmayı başarmıştık. Başta her şey çok zor ve imkansız görünsede içimizdeki o sonsuz inanç bize vazgeçmememiz gerektiğini haykırmış ve biz de bu haykırışa olumlu cevap vermiştik. Sonuç olarak da kurtulmayı başarmıştık.
Balık ile vedalaştıktan sonra hızla denizden çıktım. Çünkü ben kelebektim her ne kadar yüzebilsemde bu bana saçma geliyordu. Hiç bir kelebek yüzemezdi. Ama ne hikmetse ben yüzebiliyordum. Karaya ulaştığımda dünya sanki durmuş gibiydi. Hinzla ordaydı ve bir sürü insan vardı. Korkarım ki Hinzla'nın anne ve babası ölmüşlerdi.
Hinzla'nın yanına yaklaşıp yere kondum . Öylece duruyordu ne ağlıyor ne de hareket ediyordu. Onu böyle görmek beni çok etkilemişti. Öyle ki dünyadan mutsuzluğu onun için kaldırmak bile istedim. Sonuç itibariyle imkansız diye bir şey yok bunu yapabilirdim.
"Hayal dünyasında yaşamayı bırak Aggef."
Hinzla konuşmuştu bu gerçekten biraz da olsa beni rahatlatmıştı.
"Hinzla sen iyi misin?"
Şu an sadece bunu merak ediyordum. Onun bana kızması hiç önemli değildi.
"Aggef sana bir gerçekten bahsediceğim. Umarım bunu duyduktan sonra beni tahat bırakırsın."
Hinzla çok soğuk davranıyordu. İçimde çok büyük bir korku olmuştu. Sanki bu gerçeği duymaya hazır değildim. Ama gerçeklerden asla kaçamazdım
"Nedir bu gerçek Hinzla?"
"Sen benim anne ve babamın ölümüne sebep oldun."
"Hayır bu doğru değil Hinzla. Ben bir şey yapmadım."
"Tam da az önce köpek balığının ağzından çıkan su yüzünden benim annem ve babam öldü. Sen kendini kurtarmak için onların ölümüne sebep oldun. Sen bir katilsin Aggef."
Hani derler ya en çok sevdiklerimiz canımızı yakar diye bu sanırım doğruydu ama eksik olan bir nokta vardı can yanması da ancak sevgi varken olurdu. Ve sevgi bütün olumsuzluklardan , kırgınlıklardan, öfkeden daha güçlüydü. Bu yüzden Hinzla ben ve sen asla düşman olamayız biz gerçek dostuz.
Final bölümünden alıntı,
"Hinzla sana bir şey söylemek istiyorum."
" Söyle Aggef ."
" Sen gerçek misin?"
" Aggef sen ne kadar
gerçeksen ben de o kadar gerçeğim."

