" Nerde kaldın? Yoksa hiç gelmedin mi? Sahi sen kimsin? "
Gözü açtığımda her şey çok farklıydı. Güneş yeni doğmuş gibiydi. Oysa güneş zaten doğmuştu. Hatta saatler kalmıştı batmasına. Ama bu nasıl olurdu?
Sanırım her şey başa sarmıştı. Ama neden?
" Aggef sayısız kahramanlıklar peşinde koştun. Seni kutlarım. Ama beni tanımamışsın. Ben zaman senin kaderin benim elimde. Artık benim oyuncağımsın."
Ses çok derinden geliyordu. Bu zaman benden ne istiyordu? Ben sıradan bir kelebek olmak istemiştim. Ve sadece uzun bir yaşam. Şimdi ise bu isteğimden pişman oluyordum.
" Hey zaman senden asla korkmuyorum."
Derindeki ses çok gür bir tonda konuştu.
" Aggef yapma benden korktuğunu biliyorum. Asıl meseleye gelelim. Sadece iki saatin var. Eğer bana yaşadıklarının gerçek olduğunu kanıtlarsan, seni özgür bırakırım. Aksi taktirde bütün kelebeklerin sonunu getirirsin."
Bütün kelebeklerin sonu mu ? Bu korkunç onlara bunu yapamam. Bir kanıt bulucaktım. Hem yaşadıklarım gerçekti. En büyük kanıt ise Hinzla'ydı. Onu bulmalıydım.
" Artık kara bulut yok Aggef. Sadece iki saatin var . Yaşadıkların gerçek mi ,değil mi?"
İki saat bana yeterdi. Bunu yapabilirdim. Önce Hinzlayı bulucak ve gerçek olduğumu ispatlıyacaktım.
Sorular büyüyordu. Ya da bana öyle geliyordu. Ne de olsa yoktum kim bilir belki de vardım.
Ama neden varlığım ya da yokluğum sorgulanıyordu?
Farklı olmak suç muydu?
Ben vardım bunu biliyorum ama neden varlığım hakkında sorguya mahkum edilmiştim? Zaman gerçekten bir kahramandı. Ama iyi ya da kötü olup olmadığını henüz kestiremezdim. Bu bile zamana bağlıydı.
Bu sayfaya kadar okuduğunuz her şeyi unuttun. Ama tek bir şey hariç Hinzla. O vardı. Ya da ben yoktum.
O yoksa ben de var olamazdım.
Hadi Gerçekler ortaya çıksın. Ve bu karmaşa bitsin.
Hinzla'nın bulunduğu yeri bir türlü hatırlayamıyordum. Onu bulmam gerekti. Evet bir daha düşünelim. Camdan içeriye düşmüş ve orda kalmıştım. Bu bina üç ya da dört katlıydı. Duvarları ise maviydi. Bu bir hastaneye benziyordu. O zaman bütün mavi hastanelere bakmakla başlamam gerekti. Bekle beni Hinzla seni bulacağım.
Mavi binalar o kadar çoktu ki. Hepsine bakacak vaktim yoktu. Hinzla nerdesin dostum? Çok zor durumdayım seni bulmam gerek. Ben belkide zavallıydım. Kabul etmeliydim, bana verilen zamanı kabul etmeliydim. Zamanı kızdırmak hiç doğru değildi. Ben onu kızdırıp ona meydan okumuştum. Bütün kelebekler benim yüzümden yok olacaklardı. Zaman gerçekten beni yeniyordu.
Ben Aggef sayısız kelebek gibi bir kelebek olmayı kabul etmememin bedelini ödüyordum. Ve bir şeyi çok iyi anladım Hinzla'yı bulmam imkansızdı.
" Yapma ama Aggef. Beni bulman gerek."
" Seni nasıl bulabilirim Hinzla?"
" Nasıl bulduğundan çok neden bulman önemli. "
" Ama sen yoksun Hinzla."
"Ben varım sen yoksun Aggef unuttun mu?"