"Biraz aşşağa yok yok biraz yukarıya, ya da vazgeçtim biraz sağa yok yok biraz sola ya da boşver gitsin."
Bir iki üç desem her şey değişir miydi? Kim bilir belki de değişirdi. Peki ya değişen şey olan şeyden daha kötü olsaydı. O zaman ne olurdu?
Ben size söyleyeyim ne olurdu. Kocaman bir boşluk olurdu. Ve boşluk hiçbir zaman dolmaz aksine her seferinde doyumsuzlukla sonuçlanırdı. Hadi say. Bir iki üç ...
Gözümü açtığımda bir ağacın üstündeydim. Ve bu ağaç tisla gibi yaşlı değildi. Etrafa baktımtığımda her şeyin birkez daha ne kadar güzeldi olduğuna tanık oldum. Güneş hala enerjikti. Bu kadar enerjiyi nerden buluyordu? O defalarca kez batıp yeniden doğuyordu. Her zaman sonsuz şansa sahipti. O çok mutlu olmalıydı. Bilmiyorum belkide bıkmiştir.
" Çok yoruldum artık çalışmak istemiyorum."
Bu ses çalışmaktan bıkmış bır arının sesiydi. Yorulmuştu bunu anlıyabiliyordum. Fakat bu kadar karamsar olması hiç iyi bir şey değildi. Ne de olsa evren herkese farklı yaşamlar vermişti. Bunu kabul edip yolumuza bakmazsak daha kötüsü her zaman mümkündü.
" Hey arı kardeş merhaba ben Aggef."
Arı etrafına uzun uzun baktıktan sonra beni göremeyince biraz tedirgin olmuştu. Tabi ya beni nasıl görsün? Ben ağacın tepesindeyim. Hızla aşağıya doğru bir iniş gerçekleştirdim. Sanırım yukarıya uçmaktansa aşşağıya iniş yapmak daha eğlenceli bir durumdu.
" Hey seni görmedim. Merhaba ben Viy."
Arının ismi gerçekten çok komikti. Bunu duymayı beklemiyordum.
" Viy sen neden şikayet edip duruyorsun?"
Viy yüzüme aptalca baktı gerçekten çok şaşkın bir ayrıydı. Sorduğum soru onu baya şaşırtmıştı.
" Aggef buraya bir ayı dadandı. Bütün balları telef ediyor. Ayrıca yemiyor sadece kırıp döküyor."
Bu çok garip ayı yemek istemiyeceği şeyi neden telef ediyor olabilirdi ki? Demek Viy bu yüzden şikâyet ediyordu. Yine önyargılı davranmıştım. Hinzla duysa şöyle derdi," Aggef doğaya ayak uydurmak ancak önyargılarından vazgeçersen mümkün olur." Evet Hinzla kesinlikle haklıydı. Onu dinlemem şarttı.
" Aggef daldın gittin. Benim gitmem gerek."
Viy gittiğinde etrafa bir kez daha baktım bir ses geliyordu. Bir kız şarkı söylüyordu.
' Orman da bir kızım ben herkesi çok severim. Böcekler ve atlar benim dostlarım. Kötüler yok olur sen iyi olursan.'
Bu kız inanamıyorum. Bu Hinzla'nın anlattığı hikayedeki kız. Ama bu nasıl oluyor? Ben o hikâyenin içindeyim. Hayır kız ölüyordu. Ayı o burda . Arıların ballarını telef eden ayı ile hikayedeki ayı aynı ayı. Kız ayıya doğru gidiyordu. Onu durdurmak en doğrusu olacaktır.
" Hey ben Aggef merhaba ."
Beni duymuyordu. Aslında Hinzla' dan başka hiçbir insan beni duymuyordu. Kız git gide uzaklaşıyor ve ben bir şeyler yapamıyordum. Belkide bir şeyler olmuyorsa zorlamamak gerekti. Ya da ayıyı durdurmam gerekti.
Ayıyı durdurmaya çalışmak hiçbir şey yapmamaktan daha iyidir. Belki onu durdurmayı başarırım.
Ayının olduğu yere vardığımda, her şey çok garipti. Ayı her yere çarpıyordu. Arı kovanları belbat durumdalardı. Herbiri bir yere dağılmıştı. Hiçbir şey sebepsiz değildi. Her şeyin bir sebebi olmalıydı. Bu ayıda bir şey vardı. Buna eminim.