" Uzun bir yol , kısa görünen bir zaman peki ya sonra? Kocaman bir Son ya da sonsuzluk."
Üç kapı ve tek bir seçimle hepsinden geçmek bu nasıl mümkün olabilirdi ki? Bu seçim beni zorlasada zamanın yoktu. Hinzla'nın tablosunu düşünüp kararımı verdim.
" Aggef zaman bitmek üzere hangisini seçiyorsun?
1. Kapı ' Siyah' kapı mı? Yani çiçekler diyarı.
2. Kapı ' Beyaz ' kapı mı? Yani köpekler diyarı.
3. Kapı ' Kırmızı ' kapı mı ? Yani kötü kalp diyarı.
Bu ses kapıları hatırlatırken o yaşadığım anlara gitmiştim. Hepsi çok zor anlardı ama birçok şey öğrenmiştim. Bazen yaşanılan zorluklar da güzelliklerde bize ders vermek içindir. Bize gerçek kimliğimizi ve yapacaklarımızın, isteklerimizin sınırlarının olmadığını gösterir. Hiçbir şey imkansız değildir. Sadece yeterince istemediğinde o şey imkansızlaşır. Yeterince istediğinde ise imkansız diye bir şey kalmaz.
Artık karar vermenin zamanı gelmişti.
" Ben kırmızı kapıyı seçiyorum."
Seçimimi söyledikten sonra bütün kapılar birleşip tek kapı oldu. Bu gerçekten muazzam bir görüntüydü.
" Aggef doğru kapıyı seçtin. Çünkü kalp her zaman doğruyu bulur. Bütün iyi yollar kalpte birleşir. Kötülük ise mağlup olur."
Doğru kapıyı seçmiştim. İşte bu mutluluk her zorluğa değerdi. Karanlık beni yuttuğunda, artık umutsuzluğa kapilmıyacağıma emindim.
...
Yer: karıncarın yuvası
Saat :14. 20
Gözümü açtığımda karıncalar yine beni alkıslıyorlardı. Herbiri bana hayranlıkla bakıyor ve durmadan dans ediyorlardı. Karıncalar sanırım benle dost olmak için can atıyorlardı. Onlarla dost olmak o kadar da zor değilmiş. Sadece bir oyun kaldı.
" Aggef tebrikler ikinci oyunu da geçtin. Bu zorlu oyunu geçeceğini hiç düşünmemiştim. Ama beni yanılttın."
Gerçekten de çok zordu. O kapılarda farklı diyarlar ve farklı zorluklar vardı. Ama yinede başarmıştım.
" Aggef son oyun kaldı. Bu oyuna hazır mısın?"
İşte bu benim kaderimi belirleyecekti. Bu oyuna hazırdım. Kanatlarımın üstündeki tozları silkeleyip derin bir nefes aldım.
" Evet karınca kardeş hazırım."
Karınca biraz duraksadıkatan sonra konuştu. Herkes pür dikkat karıncayı dinliyorlardı. Sanırım onlarında benim gibi oyunun ne olacağından haberleri yoktu.
" Aggef son oyun sadece bir sorudan ibaret. Ve tek bir cevap verme hakkın var. Soruyu duymak ister misin?"
Nasıl yani? Tek bir soru tek bir cevap. Bu beni çok korkutmuştu. Ya yanlış cevap verirsem. Ama yapacak bir şeyim yoktu. Karınca soruyu sorsun diye başımı salladım. İlk kez çok korkuyordum.
"Soru , Biz karıncalar kendi aramızda hangi karıncayı sevmiyoruz? "
İşte bu soru tüyler ürperticiydi . Ama cevabını biliyordum. Ve her ne olursa olsun bu cevap bence doğruydu.
" Cevap hiç kimse."
Cevabımdan sonra karıncalar arasında derin bir sessizlik oluştu. Verdiğim cevaba çok şaşırmıştılar.
Sessizliği bozan ise Tembel karınca Cubti oldu.
" Hey Aggef bu yanlış cevap. Doğru cevap benim. Onlar beni hiç sevmiyorlar. "
Cubti'nin sözleri herkesi hüzünlendirmişti. Sanki ilk kez bu itirafı duyuyorlar gibiydi.
" Hayır Cubti herkes seni çok seviyor. Bana inan."
Cubti başını olumsuz anlamda sallayıp konuştu.
" Hayır Aggef bu doğru değil. Ben tembel bir karıncayım. Onlar beni sevmiyor."
Cubtiyle konuşmamızı kimse bölmüyordu. Sanki anlaşmışlar gibi öylece duruyorlardı.
" Cubti herkes herşeyi doğru yapamaz ama herkes bir şeyi mutlaka doğru yapar. Tıpkı senin tembel olup fakat bütün karıncaları kahkahalara boğacak kadar komik espriler yapman gibi."
Bu sözlerimden sonra büyük karınca Cubti'nin yanına yaklaşarak konuştu.
" Aggef cevabın doğru. Üç aşamalı olan oyunu geçip kazandın. Artık özgürsün."
Büyük karınca sözlerini bitirdiğinde Cubti'nin gözleri dolmuştu. Sevildiğini bilmek herkesin hakkıydı. Bence sevgi dile geldiği ancak anlam kazanır. Tıpkı şu an olduğu gibi.
Artık karıncalara veda etmenin zamanı gelmişti. Bu uzun görünen yol aslında onların dostluğuna sahip olmakla anlam kazanmıştı.
" Hinzla sence sevgi iyileştirir mi?"
" Evet Aggef iyileştirir."
" O zaman seni daha çok sevmeliyim Hinzla."
" Neden Aggef ?"
" Sen hastasın Hinzla unuttun mu?"