" Kalp iyileşir mi? Ya da kalp niye kötüleşir?"
Yer~ Kötü kalp
Bu insanda tek iyi bir şey bulmam ve bunu ortaya çıkarmam gerekti. Ama ben hala bir sonuç elde etmiş değildim. Bağırsakların dediğine göre beyne gitmem gerekiyordu. O çok zeki olduğu için bana kesinlikle yardım edebilirdi. Büyük bir odanın yanına geldiğimde buranın bağırsakların söylediği beynin yeri olduğunu anladım.
Kapıya bir kaç kez vurduktan sonra nihayet bir ses alabilmiştim.
" Girsene içeriye kapıyı kırdın."
Bu insanın beyni bile kötü. İnanamıyorum kötülük iyi bir şey değil. İsteyerek kötü olmak korkunç bir durum. Kapıyı açıp içeri girdim. Burası çok büyük bir yerdi. İçrede büyük bir kargaşa ortamı vardı. Beynin sorumlulukları büyüktü. Ve o da benim gibi zaman sorunu yaşıyordu.
" Merhaba ben Aggef. Buraya geldim çünkü yardımınıza ihtiyacım var."
Beyin bana anlamsıca baktı. Sanki çok büyük bir şey istemişim gibiydi.
" Senin benden ne isteyeceğini biliyorum Aggef."
Çok şaşırmıştım bunu bilmesi ilginç ve hayranlık uyandıran bir durumdu.
" Bunu nasıl biliyorsun?"
Biraz durduktan sonra konuştu.
" Ben beyinim her zaman her şeyi en doğru ben bilirim."
Sanırım haklıydı. O bir beyindi her şeyi bilmesi gayet normal bir durumdu.
" Bana yardım edecek misin peki?"
Öksürdükten sonra uzun uzun düşündü. Sanki ilk kez köşeye sıkışmış gibiydi.
" İstediğin şey çok büyük Aggef. Sen karanlık bir kalbi aydınlatmak ve iyileştirmek istiyorsun. Fakat beyin ile kalp arasında bir bağlantı yok. Sana nasıl yardımcı olabilirim ki?"
İşte bu çok kötüydü. Tek şansım burasıydı. Tam umudumu yitirmek üzereydim ki beyin konuştu.
" Aggef bu kalp iyi olamaz. Bence vazgeç gitsin.Hem sen bir kelebeksin git son saatlerini güzel yaşa."
Hayır bunu yapamazdım. Bu kalbin iyi bir yanı mutlaka olmalıydı. Oradan uzaklaşıp tekrar kalbin olduğu odaya girdim. Ekranda kalbin kötülükleri görünüyordu. Ne yapmalıydım ?
Karanlık beni yuttuğunda bu kalpten daha karanlık bir ortamda olmadığını anlamıştım.
...
Yer~ Gökyüzü
Gözümü açtığımda karanlık olan gökyüzündeydim. Ama daha karanlık olmamıştı. Ben şimdi gelecekteydim. Güneş batmıştı. Karanlıkla ilk kez gerçekten beraberdim. Çok korkunç bir ortam olduğunu söyleyebilirim. Her yerde korkunç sesler geliyor ve karanlık beni adeta içine çekiyordu. Tam korkuya teslim olurken, bir ışık yüzüme doğru vurdu. Ve her yer aydınlandı. Bu aydı evet tam karşımdaydı. Ayı bu kadar yakın görmek gerçekten inanılmaz güzeldi.
" Merhaba Aggef. Ben herkesin hayranlıkla baktığı ayım."
Bu çok ilginç ay konuşuyor ve benim ismimi biliyordu. Şaşkınlığımı üzerimden atıp aya cevap verdim.
" Merhaba ay."
O kadar parlaktı ki bütün karanlığı aydınlatmıştı.
" Aggef sana iyi bir haberim var. Ben sana yardımcı olabilirim."
Bu şaşırtıcı bir durumdu. Hemen cevap verdim.
" Nasıl yani, ne konuda?"
Biraz sessizlikten sonra konuştu.
" Aggef karanlık bir kalbi aydınlatabilirsin."
Evet işte sorunum buydu. O kalp aklıma gelince tekrar kötü hissetmiştim.
" Nasıl olucak ki?" Ben her yolu denedim, artık umudum kalmadı. O kalp sanırım iyi olamaz."
Bu umutsuz halim git gide artıyor ve boğuluyor gibiydim.
" Aggef bu doğru değil. O kalp iyi bir kalp. Bu ortaya çıkarabilirsin. Hinzla'nın gülünü hatırla."
Hinzla'nın gülü o dikenlerine rağmen, Hinzla'yı mutlu mutlu etmişti. O gül neden dikenliydi? Tabi ya kendini korumak için. Yani o kalp kötülük yaparak kendini koruduğunu zannediyor. Tıpkı gül gibi . Kalp gül gibi. Hemen kalp ile konuşup onun yanlışını düzeltmeliydim.
Güvende olmak için kendini karanlık gösteren sen, beni iyi dinle,
Bu çok yanlış sen karanlık ile aydınlığını gölgelersen, belki herkesin korktuğu o kişi olursun ama asla güvende olamazsın. Başkalarından korunursun ama kendinden korunamazsın. Herkest
en kaçabilirsin ama kendinden asla kaçamazsın.