"Hiçbir şey bitmemişti her şey daha yeni başlıyordu."
Kocaman bir karmaşanın içinde durmadan çıkışa ulaşmaya çalışıyordum.Ama çıkış yoktu.Hem girişi olmayan bir şeyin çıkışı nasıl olabilirdi ki?
Giriş ve çıkış birbiriyle eşdeğer olmalıydı. Sonsuz bir labirente gökten düşmek gibiydi hayatım. Başı yok sonu yok . Hatta görüneni bile yok...
Her şey bitmişti. Gebto gelmiyordu . Keşke bir yolu olsaydı.
"Aggef ne oldu burda?"
Bu ses Gebto' nun sesi. Sesimi duyup gelmişti.
" Gebto bir an hiç gelmeyeceksin sandım"
Gebto krala baktığında gözleri yine dolmuş fakat saklamak istiyor gibiydi.
"Aggef ne yapacağız?"
Konuşurken sesi titriyor ve nefes düzeni değişiyordu. Çok korkuyordu. Ama bunu belli edemiyordu.
"Gebto eğer asayı kullanırsan her şeyi eski haline getirebilirsin . Bu laneti ortadan kaldırmak senin elinde."
Gebto bir sağa bir sola yürüyor ve kendinden asla emin olamıyordu. En sonunda durup bana baktı.
" Aggef ben asayı kullanamam. Bu mantıksız bir karar."
" Hayır Gebto bu doğru bir karar . Biraz cesur ol. Buranın kaderi sana bağlı."
Ne söylesem Gebto ikna olmuyordu. Gebto arkasına dönüp gitmeye başladığında artık her şey bitmişti .
Tam umudumu yitirmiştim ki Gebto hızla asaya doğru gelip asayı kullandı. Etrafı kocaman bir ışık kapladı sonra sihay ışıkları tek tek içine çekti. Her yer beyaz bir dumanla kaplanıp göz gözü görmeyecek duruma geldi.
Karanlık beni yuttuğunda bu sefer hiç diğer karanlıklar gibi değildi.
~2 dakika sonra~
Gözümü açtığımda bir ağacın yaprağının üstündeydim. Tam uçmaya çalışırken kanatlarımın olmadığını farkettim. İşte bu olamaz tekrar tırtıl olmuştum. İnanamıyordum bu çok tuhaf. Artık gücüm tükeniyordu . Bana verilmiş bir günlük bir yaşamda bu kadar yorulacağımı hiç düşünemezdim. Yaşamım hiç bitmiyor gibi zaman durmuş gibi.
" Hey seni sersem tırtıl yaprağımda durarak daha ne kadar ağırlık yapmayı planlıyorsun?"
Etrafa baktım kimse yoktu. Kim konuşmuştu? Galiba garipten sesler duymama şaşırmamam gerek. Ne de olsa bu sesler hep var.
" Sana diyorum beni duymuyor musun?"
Ağaç konuşuyordu . Ve bu ses çok tanıdık gelmişti. Hemen ağaca dikkatlice baktım. Hey bu yaşlı ağaç Tisla.
" Tisla bu sen misin?"
Ağaç şaşırmış gibiydi çünkü cevap vermiyordu. Konuşmaya devam ettim.
" Tisla benim Aggef. Beni hatırlamıyor musun?"
Öksürdükten sonra nihayet konuşmuştu.
" Hey Aggef sen nasıl tırtıl oldun? Bu imkansız sen bir kelebektin. Sanırım çok yaşlandığım için rüya görüyorum."
Tisla benim bir rüya olduğumu düşünmüştü. Ama bu bir rüya değildi. Benim bir günlük garip olan yaşamımın ta kendisiydi. Artık kendimi anlatmaktan ve anlaşılmamaktan çok yorulmuştum. Hayat neden bu kadar zordu hiç anlamıyorum.
" Bu bir rüya değil Tisla . Benim yaşamım bu."
"Bu durum beni aşar Aggef . Ama sana yardım edecek birini tanıyorum."
Tisla konuşurken kanatlarımda oluşmaya başlamıştı. Defalarca kez aynı duyguyu yaşamak . Bir pervane gibi sürekli dönmek işte bu benim anlamladıramadığım yaşamımdı.
" Bahsettiğin kişi kim Tisla?"
Tisla derin bir nefes alarak nefesini düzenledi. Gerçekten çok yaşlanmıştı . Zar zor konuşuyor kelimeler ağzından tam çıkmıyordu. Yaşlılık zor bir şeymiş tislayı tanıdıkça bunu anlamıştım.
" Bahsettiğim kişi Zeki tavşan . Ona herkes öyle der o çok zeki biri her olayı çözer. Eminim sana da yardım edecektir Aggef."
Zeki tavşanın yerini öğrendikten sonra onu bulmaya karar verdim. Belkide Tisla haklıdır bu tavşan bana yardım edebilirdi. Hiç zaman kaybetmeden uçmaya başladım. Evleri, ormanları , çocukları , kötü ve iyi bakışlı insanları , dereleri geçtikçe hedefime yaklaşıyordum. Bu sefer ge
rçekten bu sorunun çözüleceğinden emindim.
