" Bahar gelmişti çiçekler açmıştı ama mutsuzdum. Çünkü ben bir kelebektim."
Her şeyin karışık olduğu bu dünyada var olmak zaman iisterdi. Çünkü varlık göstergesi zamanla kavramabilen bir durumdu. İşte tam da biz kelebeklerin ihtiyacı olan şeydi zaman. Çok büyük bir yarış düzenlense ve ödül olarak zaman verirse biz kelebekler seve seve mücadele verirdik. Dedim ya Zaman yoktu ve böyle bir yarışma da yoktu.
Biz de insanlar gibi aile kavramı da yoktu. Yani anne ve baba diye bir durum söz konusu olamazdı bizim için. Bizim için bu kadar basit bir durumdu bu. Aslında benim de saatlerim kaldı korkarım ki öleceğim. Ama ben hiçbir şey yapamıyorum yani neyi yapmayı heveslensem değmezmiş gibi geliyor. Bununla mı harcayacağım zamanımı diyorum.
Oysa bir an önce bir şeyler yapmalıyım. Muhteşem görünen kanatlarıma baktım. Aslında uçmak iyi gelebilirdi. Düşüncemi gerçekleştirmek için kanatlarımı oynattım. Bu gerçekten güzeldi.
Ama bu kadardı işte sonsuz olmaması yetmiyormuş gibi sadece bir gündü bize bizi yaşamak için verilen zaman. Ama anlayamıyordum ya da kabul etmek istemiyordum. Önünden hızlı uçan bir kelebek grubu gördüm bir şeyler yiyip uçuşuyorlardı. Hallerinden gayet memnunlardı. Ben de bir sorun vardı galiba. Ben neden onlar gibi değildim?
Beyaz kanatlı bir kelebek bana doğru bakıp konuştu,
"Hey hadi bize katıl bu yiyecekler çok güzel"
inanamıyorum gerçekten. Zamanımız yokken bir de beni bir şeyler yemem için ikna ediyorlardı. Artık dayanamayıp oradan uzaklaştım. Bu kelebekler çıldırmış olmalılar. Sadece bir günüm vardı ve benim yapacak hiçbir şeyim yoktu. Birden rüzgarın etkisiyle açık olan bir evin camından içeriye düştüm. Tam uçup camdan tekrar dışarı çıkmak için hareket ettiğimde yaşlı bir kadın camı kapattı. Ben ise yaşlı kadına görünmeden hızla yatağın üstünde duran oyuncak ayının arkasına geçtim. Kadın kapıyı açıp odadan çıktı.
Bir de camı kapattı yetmiyormuş gibi üzerime kapıyı da kapatmıştı işte şimdi her şey bitmişti benim için. Burada bir günlük ömrümü geçirip ölecektim. Keşke dışarıda olsaydım en azından gezer bir şeyler yerdim. Benim suçumdu bu durum kabul etmeliydim sadece bir günüm vardı. Eğlenip gezmek yerine ben daha fazlasını istemiştim. Ve sonuç olarak da elimdekini de kaybetmiştim. Duvardaki saate baktım saat sabahın onuydu. Ben tam 3-4 saattir boş boş dolanıyordum. Zamanımı kendi kendime tüketmiştim. Ama pes edemezdim. Bu odadan çıkmalıydım. En azından dışarıda güzel zaman geçirebilirdim.
Bir ses duyduğumda hızla etrafıma odada benden başka biri vardı. Ama bu kocaman ayıcık kim olduğunu görmemi engelliyordu. Oyuncak ayı sallanınca korkmaya başlamıştım her kimse oyuncak ayıyı kaldırıyordu. Oyuncak ayı hızlı kalkınca karşımdaki bitkin kızla göz göze geldik. Uzun kırmızı saçlı bu kız çok solgun ve zayıftı. Tam uçmaya hazırlandığım esnada kızın gözlerinden Bir damla yaş döküldü. Ağlıyordu. Neyi vardı acaba belki de o da benim gibi yarın ölecekti. Kız parmağını kanatlarıma doğru getirdi ben ise hareket etmedim. Kanatlarıma dokunan kız şaşırmış gibiydi. Aslında şaşırmakta haklıydı. Biz kelebekler insanlardan korkarız. Ben ilk kez korkmamıştım. Kız bana doğru uzun uzun baktıktan sonra bağırdı,
"sen ölü bir kelebeksin."
kaçmadığım için beni ölü sanmıştı. Gerçi ben onun yerinde olsam ben de kendimi ölmüş zannederdim hiç kıpırdamamıştım. Ve hala da kıpırdamıyorum. Kız arkasına dönüp benden uzaklaştı belki de şu an bir yere saklanmalıydım. Ama ben kızın yürüdüğü yöne doğru hızla uçtum. Kızın önüne gelip burnuna kondum. Kız afalladığında tüm gücümle hiç yapmamam gereken bir şey yaptım. Sitemkar bir ses tonuyla bağırarak konuştum,
" Daha ölmek için zamanım var."









