İçeriğe geç

KELEBEK ETKİSİ

Bölüm 8 · 5 dk okuma

KELEBEK ETKİSİ

Bölüm 8

Hazırlık

Sinem’in Ankara’ya dönmesine iki gün kala onun için sürpriz bir doğum günü organizasyonu yapmak için kolları sıvamıştım. Yaklaşık iki hafta sonra doğum günüydü ve muhtemelen birlikte olamayacaktık. Bu yüzden birlikteyken bu fırsatı değerlendirmek, yıllardır her türlü saçma hareketime katlanan bir tanecik arkadaşımın güzel yüzünü güldürmek istiyordum. Duru’nun da bu organizasyona katılmak isteyeceğini düşünerek onu aramış, yardım istemiştim. Büyük bir parti vermek istiyordum ve Duru bu konuda bana yardım edebilecek tek kişiydi.

Onunla olan ilişkimizi çocukluğumuzdakinden daha iyi bir yere taşıma umudum giderek artıyordu fakat aynı şeyi Yalın için düşünmüyordum. Onda, bana karşı bir kinin varlığını seziyor, nedenini bulma işini erteleyip duruyordum. Sanırım Sinem’i yolcu ettikten sonra okullar açılıncaya kadar bu mesele üzerine yoğunlaşabilirdim. Çok fazla önemsemesem de nedenini merak ediyordum. Yalın’a karşı ne yanlış yaptım da bana bu şekilde fevri davranıyordu?

Siz zannediyorsunuz ki okullar açılıncaya kadar yapmam gereken tek şey bu. O zaman gelin size dün akşam; denizin uçsuz bucaksız maviliğini kızıla boyayan güneş batarken, her insanın aşk dolu gözlerle baktığı o manzaranın altında biz Gediz’le neler konuştuk biraz da ondan bahsedeyim.

Gediz’le olan anlaşmamız Sinem’in gittiği günden başlayarak okulların açılacağı güne kadar, yaklaşık bir aylık bir süreci kapsayacaktı. O, her aradığında telefonumu açacak; nereye gelmemi isterse gidecektim. Bunun nedenini bana tam olarak anlatmasa da az çok amaçladığı şeyi biliyordum. Beni süründürmek istiyordu. Belli ki Yalın’da olan kuyruk acısı, onda da vardı. Bu anlaşmayı kabul etmemin yegâne sebebi bilekliğimi geri almak olsa da Yalın ve Gediz’in bana karşı olan kinlerini çözebilmem için faydalı olabileceğini düşünmüştüm.

Gediz’le muhatap olmama daha iki gün var diye sevinirken bilin bakalım ne oldu? Ah, nasıl böyle bahtsız bir insana dönüşmüştüm ben?

Duru’dan Sinem’i evden uzaklaştırmasını istediğimde süsleme işleri için yardıma ihtiyacım olduğunu düşünüp çok sevdiği abisini, bana yardım etsin diye, yanıma yollamıştı. Ondan böyle bir şeyi talep etmediğim halde kafasına göre karar alması, az önce onunla olan arkadaşlığımız konusundaki yorumlarımın sarsılmasına neden olmuştu. Tabi her düşünce gibi bu da kısa sürmüştü çünkü Gediz geldiğinde yanında bahçeyi ışıklandırmak için kullanacağı bir düzenek getirmiş, fayda sağlamıştı.

Gediz, elektrik işlerini hallederken ben süslemelerle ilgileniyor, bir yandan da atıştırmalık siparişi veriyordum. Birbirimizle konuşmadığımız dakikalarda aslında işler çok daha güzel ilerlerken konuştuğumuzda hiç de düşündüğüm gibi ilerlemediğini görmek şaşırdığım bir durumu değildi. Onunla işleri düzeltmem oldukça zordu çünkü elinde benim çok değer verdiğim bir şeyi rehin tutuyordu. Onu bana vermeden aramızdaki iletişim hiç de sağlıklı olmayacaktı.

Sipariş vermek için atıştırmalıkları seçmiş ve Sinem için özel bir pasta yaptırmıştım. Bütün bunları yapmam yaklaşık bir saatimi almış, süslemelere odaklanmaya başlamıştım. Göz ucuyla Gediz’i de kontrol ediyor, karışıp sataşacak şeyler arıyordum.

Evet, o zamanlar bunu yapan bir insandım. Sevmediğim insanların hatalarını kollar anında yüzlerine vururdum. Şöyle bir geçmişe bakıyorum da ne çok kusurları olan bir insandım. Belki de yolum bu yüzden onunla kesişmişti?

Gediz’den duyduğum bir inilti ile şişirdiği balonları verandanın bir köşesine fırlatıp ona doğru koştum. Verandadan onu gözlesem de ne olduğunu anlamamıştım. Yanında yere çöktüğümde önce önündeki kablolara sonra ona bakmıştım.

“Ne oldu?”

“Elektrik çarptı.”

“Dikkat etsene ya! Madem beceremeyecektin neden giriştin bu işlere?”

Alaylı bir kahkaha patlattığında yüzünü bana döndü.

“Kaza bu, her an olabilir. Beceriyle ne ilgisi var?”

Gözlerimi devirdim. İki elini de kavrayıp çimene bastırdığımda elleri, zeminle benimkilerin arasında sıkışmıştı.

“Şöyle biraz toprakla temas et de hem elektriğini hem sinirini alsın. Çok asabisin.”

Gediz, sessiz kalınca ona baktım. Bakışları ellerimden gözlerime kalktığında yaptığım hareketin saçmalığıyla kalakalmıştım. Ne gerek vardı ki böyle bir harekete? Bir yandan kendime kızıyor öte yandan hâlâ ellerini bırakmıyordum.

Hani şu filmlerde olur ya, ağır çekimle oyuncuların her bir mimiğini yavaş yavaş çekerler; o kişilerin normal hayatta bir saniyeden fazla o şekilde durmalarına imkân yokken etkiyi artırmak için dakikalarca öyle durmaları gerekir. İşte tam da o durumun içindeydim. Şaşkınlık beni kitlemiş, bir sonraki hamlemi düşünmeme mâni olmuştu.

“Sinirli olan ben miyim? Akıma kapıldım diye bana kızan sen, çok sakinsin yani?”

O an Gediz konuşmasa inanın utançtan kendimi Windows gibi kapatacaktım. Ne rezil bir andı. Hatırlayınca yine tüylerim ürperdi.

Anında çektim ellerimi. Kendimi kavga moduna alıp utancımı yastık altı etmeliydim ki akşam yatağa yattığımda uykudan önce aklıma dolan utanç anılarımın arasına bunu da ekleyeyim.

“Burada ölüp gitsen ailene ne hesap veririm?”

“Niye, benim sorumluluğum sizin üzerinde mi hocam?”

“Asla! Sorumluluk kabul etmiyorum. Seni buraya ben çağırmadım. Bu düzenekleri kurmanı da ben istemedim.”

“Yardıma ihtiyacı olan insanlardan ‘Lütfen bana yardım eder misin?’ cümlesini duymadan önce yardıma gitmek fedakarlıktır. Sen ve arkadaşın için izin günümde buraya gelmiş olmamdaki iyi niyeti görmen için illa bunu cümlelere dökmem mi gerekiyor? Bu şekilde yaptığımda iyiliğimi yüzüne vurmuş oluyorum çünkü. Bu da hiç sevmediğim bir şey.”

Ellerimi göğsümde birleştirip ayağa kalktım.

“Senden iyilik isteyen olmadı.”

O da beni taklit edip ayağa kalktı. Bedenini benden tarafa çevirdi. Uzun bir konuşma yapacakmış gibi derin bir nefes alıp sözlerine başladı. “İyilik sırf karşı taraf istedi diye yapılmaz. Bazen içten gelir. Hatta bazen karşındaki o kadar istemez ki senin ona yardım etmeni seni kovar, kızar, işine mâni olmaya çalışır. Ama bu tarz insanlar bile sonucu gördüğünde içten içe mahcup olur ve er ya da geç teşekkür eder. Senin gibi insanlarla çok karşılaştım Eslem. Şu an bana ne kadar senden yardım istemedim dersen de yaptığım bu şey işine geliyor ve içten içe hoşuna gidiyor.”

Bakışlarım yerdeki kablolarda ve kurduğu harika düzenekte dolaştı bir süre. Oturma alanının etrafına ve çimli kısma çubuklar dikmiş, aralıklarla yerleştirdiği aydınlatmalarla çubukları birbirine bağlamıştı. Süslemenin en güzel yanı, ışıklandırma olacak gibi gözüküyordu ve evet, işime geliyordu.

“Neyse, madem içinden geliyor. Devam et o zaman.” dediğimde gülmüştü.

“Edeceğim zaten. Asla başladığım işi yarım bırakmam.”

“Peki.”

Gerisin geri verandaya balon şişirme işine döndüm. Balon şişirmekten gözlerim kararmaya başladığında Gediz, bunu anlamış gibi yardımıma koşmuş; kalan balonları birlikte şişirmiştik. Ben kalan süslemeleri yaparken o müzik sistemini kurmaya koyulmuştu. Pasta gelmiş atıştırmalıklar çoktan masadaki yerlerini almıştı. Gediz, ışıklandırma ve müzik sistemini ayarladığı için mecburen onu da partiye davet etmiştim ama neyse ki başka işinin olduğunu söyleyip beni reddetmişti.

Geriye sadece hazırlanıp Duru ve Sinem’in gelmesini beklemek kalmıştı. Gediz bana ışıkların nasıl çalıştığını öğrettikten sonra gitmiş, bende hızlı bir duş alıp hazırlanmaya başlamıştım. Makyajımın son rutinlerini yaparken Duru mesaj atmış ekibi eve yönlendirdiğini yazmıştı.

“Ekip mi?”

Bölüm sonu

9 yorum

  • Kendimi Windows gibi kapatacaktım KDAŞDKSŞDMLWKD Nereden geliyor aklına ya ve ben neden satır arası yorum yapamıyorum 😐

  • Anlatımın müthiş ya. Kendi kendime sırıtarak okudum. Bu hikayeyi çok beğenmekk. Ama Eslem’e her bölüm biraz daha sinir oluyorum. Düzeldiği günleri de görecez inşallah

  • Anlatımın müthiş ya. Kendi kendime sırıtarak okudum. Bu hikayeyi çok beğenmekk. Ama Eslem’e her bölüm biraz daha sinir oluyorum. Düzeldiği günleri de görecez inşallah

  • Anlatımın müthiş ya. Kendi kendime sırıtarak okudum. Bu hikayeyi çok beğenmekk. Ama Eslem’e her bölüm biraz daha sinir oluyorum. Düzeldiği günleri de görecez inşallah

  • Anlatımın müthiş ya. Kendi kendime sırıtarak okudum. Bu hikayeyi çok beğenmekk. Ama Eslem’e her bölüm biraz daha sinir oluyorum. Düzeldiği günleri de görecez inşallah