İçeriğe geç

Kelebek Etkisi

Bölüm 7 · 5 dk okuma

Kelebek Etkisi

Bölüm 7

6. Bölüm

Gözlerimi yavaşça aralamıştım. Odamda yatağımda uzanıyordum. Etrafa bakındığımda kimse yoktu ne olmuştu bana öyle ve buraya nasıl gelmiştim...

Yatakta gerinip tekrar gözlerimi kapattım ve birden kapım açıldı. İçeri lara girdi ve bana söylenmeye başladı. "Kötü varis kalk artık sabahtan beri yatıyorsun tembel kız!!" Dedi

Kafamı hafif kaldırdım "lara ne diyorsun" dedim ve kafamı yastığa gömerek tekrar konuştum "saat kaç lara" dedim.

Lara elini beline koyup havada uçarak konuştu "akşam 8" dedi. Kaşlarımı çatıp kalktım "ne zaman geldim ben odama" dedim. Lara ise "bilmiyorum bir anda burdaydın" dedi.

İç çekip "peki lara" dedim ve laradan istediğim büyü kitaplarını alıp balkona gittim.

İç çekip kenara oturdum gözlerimi kapatıp, kafamı havaya kaldırdım nolmuştu bana en son gölün başında suya bakıyordum gerisini hatırlamıyordum.

Yoğun bir baş ağrısıyla balkon demirlerinden tutunup, sandalyeye doğru oturdum. İç çekip başımı iki yana sallayıp, kitaplara odaklanmaya çalıştım.

Kitabın kapağını açtığımda su elementi ile ilgili bir çok bilgiyle karşılaştım kan kontrolünden tut sıvı olan her maddeyi yönetebiliyorlarmış. Gödüklerimle şaşırdım. Deanın canlıları nasıl kontrol ettiğini anlamıştım, etkileyiciydi.

Sayfayı çevirdiğimde ateş elementi ile karşılaştım, tek bir sayfada gördüğüm şeylerle kaşlarımı çattım sadece ateş kontrolü yazıyordu bu kadar basit miydi?

İç çektim ve toprak elementine baktım doğadaki bütün canlıların kontrollerini sağlıyabiliyorlarmış.

Sayfayı çevirdiğimde rüzgar elementini gördüm. Element sahibi olan kişi hava durumu gibi ve benzeri şeyleri yönetebiliyormuş.

Sayfayı çevirdiğimde karanlık ve aydınlık elementini gördüm. Işık elementi saf enerjiden oluşurken, karanlık elementi pek saf değildi bir evreni yok edebilecek güçteydi, garipti.

Sayfayı çevirdiğimde yırtılmış sayfaları gördüm kaşlarımı çatıp kitabı kapadım ve laraya seslendim.

"Lara hemen buraya gel" dediğimde saniyeler sonra lara gelmişti. "Bir sorun mu vardı?" Diye sordu. "Bu sayfalar neden yırtılmış" dedim, "sence biliyor gibi miyim" dediğinde iç çekerek başımı salladım.

"Ben biraz dışarıya çıkıcağım." Dediğimde lara olumlu bir şekilde başını salladı.

Odamdan çıkıp,aşşağı kata inip, dışarıya çıkmıştım. Dalgın bir şekilde yürürken olanları hatırlamaya çalışıyordum.

O gölün orada ne olmuştu öyle? İç çekip elimi başıma götürdüm. Ağır bir ağrı vardı, başımı gök yüzüne kaldırıp derin bir iç çektim. Başımı iki yana sallayıp yere doğru baktığımda, yerde turuncu yavru bir kedi görmüştüm.

Gülümseyip kediye uzandığımda kedi mırıldayarak kendini sevdirdi. Kedinin gıdısının altını okşadım ve elimi geri çektim. Kedi miyavlayıp yürümeye başladı.

Arkasından bakıp kaşımı çattım ve kedi bana bakıp tekrar miyavladı. Sanırım peşinden gitmemi istiyordu.

Kedinin peşinden usulca yürüdüm kedi ise mutlu bir şekilde mırıldanarak yürüyordu.

Kedi en sonunda bir çift ayağın orada durdu ve kendini ayakların sahibine sevdirdi.

Başımı yavaşça kaldırıp karşımdaki adama baktığımda onun dean olduğunu fark ettim.

Göz devirip tekrar kediye döndüm ve konuştum "gel pisi pisi" dediğimde, kedi tısladı.

Kulaklarımı gülme sesi doldurduğunda kaşlarımı çatıp deana baktım. "Ne gülüyorsun" dedim. "Sanırım megatron seni sevmedi" dediğinde kaşlarımı çattım.

"Ne" dedim. Bana bakıp "ne ne" dedi.

"Gerçekten kediye megatron ismini vermiş olamazsın" dedim ve sanki çok normal bir şeye bakıyormuş gibi yaptı.

"Ne var bunda ne vermem gerekiyordu" dedi. Kafamı aşşağı, yukarı sallayıp "anlıyorum" dedim ve dudağımı ısırıp gülmemeye çalışarak başka yöne baktım.

"Senin kedin olduğunu bilmiyordum" dedim. "Değil zaten iki gündür peşime takıldı bende isim verdim" dedi.

Gülümseyip yere çöktüm ve kedinin kafasını okşadım. Dean ağacın gövdesine yaslanıp bana bakmaya başladı kollarını birleştirdi ve beni süzdü.

"Antremandan sonra nerdeydin" dedi birden. Kaşlarımı kaldırıp deana baktım.

"Seni ilgilendiriyor mu" dedim. "Sadece soru sordum" dedi. Omuz silktim"sorma" dedim.

Göz devirip tepemden bana bakmaya devam etti. Kedinin karnını okşadığımda tıslayıp elime saldırdı ve ısırdı. Kaşlarımı çatıp yüzümü buruşturup "annecim yavaş" dediğimde kulaklarımı gülme sesi kapladı.

Kafamı kaldırıp Deana baktığımda pis pis sırıtıyordu. "Megatron bile seni yeniyor" dediğinde kaşlarımı olabilcekmiş gibi daha fazla çattım.

"Saçmalama artık gerçekten elimde kalıcaksın" dediğimde iki elini kaldırıp teslim olurcasına baktı. "Kızma tamam tamam" dediğinde gözlerimi devirip ayağa kalktım. "Gerçekleri söylediğim için sorun ben oldum" dediğinde yerden taşı alıp kafasına doğru attım.

Taşı havada yakalayıp gözlerini kısıp bana baktı. "Sen beni öldürmeye çalıştın..." Dedi ,birden şok olurcasına.

Kafamı olumlu anlamda salladım. "Evet ve devam edersen bu işlemi gerçekleştireceğim." Dedim ve sırıtıp yere doğru kafasını eğip güldü. "Tamam kızma sadece uğraşıyorum" dedi.

Yerden megatron isimli yavru turuncu kediyi kucağıma aldım "bu kedi artık benim senin eline bırakmam, bunu yersin felan şimdi" dediğimde kaşlarını çattı.

"Uzaktan bakınca ne gibi gözüktüğümü bilmiyorum ama onun zaten bir sahibi var oda karşında duruyor." Dedi.

Kafamı iki yana sallayıp, "hayır artık annesi benim buda benim yavrum" diyip saraya doğru yürümeye başladım.

Deanın elleri kolumu tutunca kaşımı çatıp Deana döndüm. Gözleri kısık bir şekilde bana bakıyordu "kedimi alabilirsin demedim" dedi.

"Evladımı alabilir miyim demedim zaten" dedim ve tekrar gitmek için haraket ettim.

"Megatronun zaten bir sahibi olduğunu söyledim git farklı hayvan bul" dedi. Başımı iki yana salladım. "Hayır megatron hoşuma gitti onu alıcam" dedim ve gözlerini devirip parmağını şıklattı.

Megatron birden Deanın kucağında belirdi. "Sen..." Diyip dişlerimi sıktım.

"Megatron seni sevmedi bile inan benimle daha mutlu olucak" dediğimde megatron bana doğru tıslamıştı.

Deanın kahkahası kulaklarımı doldurunca somurttum. "Evet megatron çok iyi bir seçim" dedi. Megatron miyavladığında dean tekrar konuştu "megatronda haklı güçlü olan tarafta durmayı seviyor" dedi ve ellerimi yumruk yapıp birden deanın karın boşluğuna geçirdim.

"Küstah prens" dedim ve deanın ağzından kısık bir acı tıslaması çıktı.

"Sert prenses..." Diye mırıldandı ve dudaklarının kenarı kıvrıldı.

Arkamı dönüp saçımı savurarak saraya doğru yürüdüm ve Deanın dediğini umursamadan yürümeye başladım.

Bir kaç saniyeliğine durdum ve dönüp omzumun üstünden Deana baktım. "Bir gün bu laflarını tek tek sana yedireceğim o zaman güçsüz kimmiş görüceksin" dediğimde sırıtması genişledi.

"Mutlaka bekliyorum o zaman" dedi.

Anlık olarak sırıttım ve arkamı döndüm saraya doğru yürüdüm ve olanları düşündüm.

Şuan tek bir hedefim vardı. Deanı ne olursa olsun geçip megatronu elinden almaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.