İçeriğe geç

KELEBEK ETKİSİ

Bölüm 5 · 5 dk okuma

KELEBEK ETKİSİ

Bölüm 5

-5- ÇİĞKÖFTE

Sabah erken uyandığımda kendimi prenses gibi hissediyordum ama nedenini anlayamıyordum.

Yataktan kalkıp banyoya gittim, duş aldım, işilermi hallettim ve çıktım. Bugün farklı bir şey yapmak istiyordum. Bugün Kimya sınavım vardı ve strese girdiğimde kızarıp ateşim çıkıyordu. Bu çocukluğumdan beri vardı. Bugün saçlarım iki topuz yapıp okula gidecektim. Giyindim ve makyaj masama oturdum. Önce güneş kremi ve allık sürdüm. Hayalet gibi görünmeyelim. Kirpiklerimi kıvırdım ve nemlendirici sürdüm. Saçımı yapmaya başladım. İstediğim gibi görünmüyordu ama olmuştu.

Bittiğini düşünüp oturma odasına gittim. Büyükbabam gazete okuyor ve çay içiyordu. Büyükannem bahçede Turşu ile bir şeyler yapıyordu.

Aaa, size söylemedim. Turşu büyükannemin köpeği. Çocukları gibi onu da çok seviyorlar. Babaannem adını Turşu koymuş. Hemen anlatıyorum bommba bir anısı var.

Bir gün yağmur yağıyormuş ve büyükannem turşu getirmiş sofraya. Yemişler yemeklerini onları dolaba koymak yerine depodaki kutusuna koymak istemiş. Dedeer o sabah İzmir'e gidecekti.

"Cevher, git turşuları depodaki kutuya dök ki dolap kokmasın" demiş. Dedem babaannemin elinden tabağı aldı ve yağmura rağmen depoya gitti ve deponun kapısını açtı ve içeride üzerine turşu kutusunu dökmüş bir köpek varmış ve turşu suyu tüylerinden ve ağzından aşağı akıyormuş ve dedem hemen babaannemi çağırmış ama köpek o kadar kötü kokuyormuş ki onu zorlukla yıkamak zorunda kalmışlar köpek evden kaçmış bir süs köpeğiymiş ve sahibini aramışlar ama bulamamışlar babaannem ve dedem onu bırakmak istemediler ve sahiplendiler babannemin yaşlı köpeği Molly'den sonra sahiplendiği tek hayvan şimdi 4 yaşındaydı.

"Ekin kızım, gel konuşalım" o an korktum sıra sorguya gelmişti.

Düşünüyordum kendi kendime, keşke şu an toprak olsaydı, beni bu durumdan kurtarırdı.

Zil çaldı. "Dede, biliyor musun, bunu çok isterdim ama kapı zili çaldı, gidip bakayım." Aşağıya koştum ve kapıya baktım. Kapıda bekleyen kişiye baktım.

Kargo gelmişti. Kargoyu adamın elinden aldım ve imzaladım falan.

Kargoyu elimde tutarak içeri girdim. Dedem hala gazetesine bakıyordu.

"Evet, şu anda kapıyı çalan yok, konuşalım." "Tamam dedecim." Başka seçeneğim yoktu. Gerçeği anlatacaktım. Dedeme konuşmasına izin vermeden bütün hikayeyi tek seferde anlattım. Dedem ilk başta tereddüt etti. "Bak, rahatsız oluyorsan seni o sınıftan alabilirim." "Sana bir şeyler mi söylüyorlar yoksa seni rahatsız mı ediyorlar?" Hayır anlamında başımı salladım. "Tamam kızım, o zaman gidelim." Koştum, çantamı aldım. Büyükanneme veda edip gittik. Yol çok sessizdi. Yarım saate okula vardık. Tam o sırada içeri girme zili çaldı. Dedeme veda edip hızla okula girdim ve sınıfa çıktım.

Kapıyı açtığımda, sınıfta olup bitenlere şok oldum, erkekler tahtada bir horon müziği açmışlardı. Toprak onlara horon oynamayı öğretmeye çalışıyordu.

Tuğra'nın oynadığı horon daha çok can çekişen bir balığa benziyordu. Hepsinin yüzüne bakıp gülüyordu. Tuğba masumca aralarında duruyordu.

"Oooo Ekin, gel de bak, horon öğrenelim, Toprak bize horon öğretiyor" Ben hâla kapının yanında onlara gülüyordum. Arkamdan biri omzuma dokundu. Herkes horona dalmıştı, ben de arkamı döndüm. Uraz'dı bu. Çok yakışıklı yeşil gözleri ve masum bir gülümsemesi vardı. Aaaa, hayır yapamam o sınıf arkadaşım.

"Merhaba, nasılsın Ekin?" "İyiyim, umarım sen de iyisindir" Uraz başını salladı. Bir şey söyleyecekti ama konuşmadı. "Bizimkiler yine eğleniyor, sen de eğleniyor musun" Ilgaz arkadan geldi. Bu sefer diğerleri Halaya başladılar ve Toprak baş çekiyor Tuğba"nın bandanasını almış sallıyordu.

Tugra zılgıt çekmeye çalışıyordu. "Oooo, çocuklar, naberr? Hoş geldin, birader" Ilgaz tam Uraz ve benim aramıza dikildi. Ellerimi kaldırdım ve sırama oturdum. Ilgaz ve Uraz bir şeyler söylediler. Tam yerlerine oturacakları sırada Tuğra, Urazın, Toprak ise Ilgaz'ın elinden tutup aralarına çektiler.

Melis, Lina ve ben oturuyorduk İçlerinde Bedirhan Toprak ve Tuğra çok kaptırmışlardı kendilerini. İçlerinden Akın adında bir çocuk telefonunu en ön sıradaki masanın üzerine koymuştu. Maç izliyordu. Toprak oynamayı bırakıp yanıma geldi. "Galggg gızz bak. Toprağın sana horon oynamayı öğretecek." dedi elimi tutarak. Toprak elimi tutup beni ayağa kaldırdı. Ceketimi çıkarıp yanlarına gittim. Toprak beni Uraz ve Ilgaz'ın arasına koydu. Ilgaz'ın elleri çok soğuktu. Uraz'ın elleri sıcak ve yumuşaktı. Uraz ve ben uzun süre kalmadık. Yerlerimize geçtik. Zil çalınca çoğu kişi yerlerine geçti. Akın, Bedirhan Toprak ve Tuğra tahtada çılgınca bir şeyler yapıyorlardı. Sonunda öğretmen geldi. Dersimiz müzikti. Bu sınıf müzik odasına gitmeyecekti. Müzik odasındaki sıraları kırmışlar. Öğretmen sınıfa geliyordu. "Vayyy Halaymı var" "Evet Cemalletin hocam buyrun, katılın bize." Öğretmen eşyalarını masanın üzerinde bırakıp Toprak'ın ensesine vurdu. Tam o sırada "EBENIIIZIII SİKTİİKKKK" diyen bir ses duyuldu ve hepimiz Akın'a döndük. Ben de dahil olmak üzere herkes gülmeye başladı. Öğretmen Akin'in poposuna vurdu ve onu sınıftan dışarı attı.Akiın'ın mutluluğu ve küfürlerinin sesi hala geliyirdu. Ilgaz gülmesini durduramıyordu. Onu ilk defa içten ve bu kadar çok gülerken görüyordum.

Hoca Toprak ve Tugra'ya döndü. "Siz de şimdi yerlerinize teneffüste halayınıza devam edersiniz." Toprak halay çeke çeke sırasına gitti.Tuğra Toprak'a kaş ve göz hareketleri yapıyordu. Sınavdan sonra teneffüs geldi.

Hepimiz bir şeylerle meşguldük. Ilgaz uyuyordu. Uraz arkadaşlarıyla konuşuyordu. Toprak. Tuğra ve Bedirhan birbirleriyle fısıldaşıyorlardı. Tuğba yanıma geldi. "Ne haber? Sınıfa alıştın mı?" Ona evet anlamında başımı salladım.

Tuğra ve Toprak tahtanın önünde durdular "Sevgili engelli erkek ve akıllı kız arkadaşlarım, bu iki yakışıklının sizin için harika bir fikri var."

"Toprağımla konuştuk ve sınıftaki herkesi bir Çiğköfteciye kaçırmaya karar verdik."

kendilerini alkışladılar.

"Bu sarışın arkadaşımız hepsini çok sevdiği bizler için ısmarlayacakmış. Bizimle kaçmaya varmısınız?"

Tuğra şok olmuştu. Böyle bir şey beklemiyordu. Hesabın tamamını Tugra'ya yüklemişti Toprak.

Bedirhan, Tuğba, Akın, Emin Ilgaz, Melis, Lina, Berkan, Rıfat, Zafer, Mehmet, Asaf, Ercan, Zeki, İlyas, Kubilay. Hepsi kabul etmişti

Uraz ve ben oturuyorduk. Tuğra, Urazın, Toprakda benim yanıma geldi. "Bak Tuğra ısmarlıyor başka bir zaman bulamazsın şimdi GALGG GIZZ." Kolumu tutup beni kaldırdı. Ne kadar dirensem de beni kabul ettirdiler.

Hepimiz eşyalarımızı toplayıp okulun arkasına gittik. Hepimiz duvardan atlayacaktık. Toprak. Tuğra, Ilgaz, Uraz, Berkan, Ercan, Emin Akın rahatça atladılar.

Kızlar ve birkaç kişi kalmıştı.

Melis İlyas sayesinde duvara çıktı. Karşı taraftaki Ercan, "Hadi canım, atla." dedi. Melis atladı ve Ercan tuttu.

Emin Linayı, Toprak Tuğbayı tuttu. Sıra bendeydi. Bedirhan, üzerine basmam için ellerini birleştirdi. Duvara oturdum. Yere baktım ve gözlerimi kapattım çünkü benim YÜKSEKLİK KORKUM VARDI.

"Yapamam, burası çok yüksek" "Saçmalama Ekin, atla, seni yakalarım" "Ekin, sakin ol, sana söz veriyorum, hiçbir şey olmayacak." Gözlerimi açtım ve iki adama baktım. "Ama ben çok-" "Ekin, yapabilirsin, seni yakalarım" "Şapşal, atla, bizi bekliyorlar" İki adama baktım. Uraz'ın beni yakalamasını istiyordum.

"Tamam, Uraz, sakın düşürme beni."

Ilgaz erkeklere "ARKANIZI DONUN LANN." diye bağırdı Ilgaz ve Urazda gözlerini kapattı. Diğerleri arkalarını döndüler. Etek giydiğimiz için, her ihtimale karşı maalum açılmariski var hava esiyor. Diğer kızlarada aynı şeyi yaptılar elbette.

Ilgaz ve Tuğra ellerini kullanarak (DÖVEREK) iki üç kişiyi döndürmüşlerdi Gözlerimi sıkıca kapattım ve kendimi Uraz'ın kollarına attım.

SIZ URAZIMI ILGAZIMI SECERSINIZ?????

SIZCE TOPRAK VE BIRINI ÇIFT YAPMALIMIYIM????

SIZCE SERSERI DUSUNCELI ERKEKMI YOKSA AKILLI DUSUNCELI BIR CENTILMENMI. (BENIM OYUM SERSERIDEN YANA)💖

SIZCE OKULDAN KACTIKLARINDA BAŞLARINA NASIL BIR

BELA AÇILACAK?????

AKIN KARAKTERINI EGLENCELI BULUYORMUSUNUZ?????

HALAY SAHNESINI BEGENDİNİZ Mİ??????

BIR SONRAKI BÖLÜM KIMIN YUZUNU GÖRMEK ISTERSINIZ????

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.