Yatağındaki kıpırdanmalarla uykusundan uyanmıştı Meysa. Kendi evinden başka bir yerde olduğundan uykusu hafiflemişti. Zaten uyumaya başlayalı yaklaşık 20dakika olduğundan uykusu daha derinleşmemişti.
Gözlerini hafifçe araladığında kalemliği ile uğraşan bir Nazlı ile karşılaşmayı beklemiyordu. Nazlı keçeli kalemlerinden bir tane çıkardı ve kapağını açtı. Büyük bir mutlulukla kolundaki dövmeyi boyamaya başlamıştı. Meysa nın gözlerini açıp onu minik bir tebessüm ile izlediğinden bihaberdi.
Sonra fark etti. Korkuyla "hii!" Sesi çıkardığında Meysa sessiz olması için işaret parmağını dudaklarına götürdü. "Şşhh tamam sorun yok."
Nazlı "şey... kolundakiler çok güzel görünüyordu. Boyamak istemiştim. Özür dilerim." Başını eğdiğinde Meysa gülümseyerek çenesinden kaldırdı başını. "Sorun yok dedim. Boyayabilirsin uyumaya devam ediyorum ben."
Askılı badi giyerek yattığı için Nazlı rahatlıkla boyuyordu vücudunu. Vücudunu bir çocuğa boyama kitabı olarak kullandırtacağımı düşünmemişti hiç.
Nazlı "izin veriyor musun?" Diye sorarken boyamaya devam etmişti.
Meysa "hıhım."
Nazlı "hem zaten benim boyalarım siliniyor ki. Banyo yaparsan silinir. Babam ben üzerimi ve ellerimi çok boyadığım için kolay silinen sağlıklı boyalardan aldı. Yanlışlıkla boyuyorum ama bazen yaramazlık yaptığımı söyleyip kızıyor bana." Ofladı. "Ama ben yaramazlık yapmıyorum, gerçekten yanlışlıkla oluyor."
Meysa "eğer baban sana kızdıysa yanlış birşey yapmışsındır prenses." Gözlerini açıp burnuna minik bir vurdu. "O yüzden yaramazlık yapmaktan kaçınmalısın."
Nazlı güldü.
Meysa "şş ses çıkarmamamız lazım yoksa uyanırlar." Diye uyardı.
Nazlı "artık yaramazlık yapmıyorum ki. Babamı üzmemeye çalışıyorum. Çünkü annem için zaten üzülüyor."
Meysa nın içi burkulmuştu. Birşey diyemedi. Annesini özleyen bir çocuğa ne denirdi ki? Gelecek dese uyanacağı belli değildi. Umut vermek olurdu bu ve eğer uyanamazsa yıkılırdı.
Yalın yan taraftan gelen kıkırtıyı duyduğunda doğruldu yatağından. Meysa nın kaldığı misafir odasına yürüdüğünde kapının açık olduğunu fark etmişti. İçerideki Nazlı yı fark edince kaşları çatıldı. "Nazlı? Burada ne yapıyorsun?" Diyerek ona yürürken Meysa uyanmasın diye kısık sesle konuşuyordu. Meysa nın dövmelerini boyadığını görünce kaşları havalandı. "Naptın?"
Nazlı "Meysa ablanın dövmeleri çok renksizdi bende renklendirmek istedim. Çok güzel olmamış mı?"
Yalın Nazlı ya iyice yaklaşıp eserine baktı. Güzel görünüyordu ama bunu ona söylemedi. "Ama bebeğim bu yaptığın çok yanlış. Hem Meysa ablan bunu görse çok kızar."
Nazlı kalemini kapattı. "Ama kızmaz ki."
Yalın "Nereden biliyorsun bakayım küçük yaramaz?"
Nazlı "uyanıktı çünkü. Benimle konuştu."
Yalın hafifçe Meysa ya eğildi. Nazlı yalan söylemezdi. Bunu bildiğinden gülümsemişti. "Meysa uyuyakalmış galiba. Hadi kalemlerini toplayalım da çıkalım olur mu? Zaten bütün dövmelerini boyamışsın."
Nazlı "tamam benim de uykum gelmişti zaten." Nazlı ya kalemlerini toplamasında yardımcı olduktan sonra Meysa nın üzerini örttü, onu kucaklayarak odadan çıkardı.
Nazlı yı da Alper in kaldığı odaya götürmüştü. Nazlı yı yatağına koyar koymaz uyandı Alper. Kaşlarını çatmıştı. "Ne oldu?"
Yalın "sabah anlatırım birşey yok merak etme."
Alper zaten uykulu olduğundan üzerinde durmayıp kızına döndü ve küçük bedenini kollarının arasına aldı. Yalın da zaten hemen sonra odadan çıkıp kapıyı kapatmıştı.
...
İlk uyanan yine Yalın olmuştu. Önce Alper i kaldırdı. Sonra da Meysa nın odasına ilerledi.
"Meysa." Diye seslendim odaya girerek. Yatağına yaklaştığında üzerindeki örtüyü de attığını fark etmiştim. Evde Nazlı olduğundan üşümesin diye sıcaklığını iyice yükseltmiştim evin. Meysa nın kolsuz oluşu onu hasta etmezdi en azından.
Dövmeleri baya iyi duruyordu bu arada. Dün Nazlı boyamıştı ya.
Mırıldandı Meysa "5 dakika daha," diyerek.
"Uyanman gerek. İlk iş gününden geç kalmak istemezsin."
Meysa iş günü der demez uyanmıştı. "Sabah mı oldu ya?"
"Evet." Dedim gülerek.
Meysa "fark etmemişim."
"Ben kahvaltı hazırlayacağım bize. Sende duş alıp hazırlan hızlıca. Hadi beş dakikan var."
Meysa "tamam." Odadan çıkacakken durdurdu beni. "Şey ben havlu almayı unutmuşum da. Temiz bir havlu verebilir misin bana?"
"Banyodaki havlular zaten kullanılmamış. Onlardan alabilirsin."
Meysa "ah teşekkür ederim."
Gözlerim Nazlı ın boyadığı dövmeleri buldu yeniden. "Yakışmış bu arada."
Güldü. "Nazlı nın yeteneği."
Mutfağa geçtim daha fazla vakit kaybetmeden. Alper in yardımıyla hızlıca hazırlamıştık kahvaltıyı. Masayı kurmamızla geldi Meysa.
Meysa "Günaydın Alper."
Dün nasıl hitap edeceği hakkında ufak bir tartışma geçti aralarında. Alper ondan 5 yaş büyüktü çünkü. En son Alper adıyla hitap etmezse küseceğini söyleyince anlaşabilmişlerdi. Bence gereksiz bir konuydu. Sonuçta benimle arasında da minik bir yaş farkı vardı ama beni tanıdığından beri ismimle hitap ediyordu.
Yani.
Alper "Günaydın Meysa." Gözü dövmelerini buldu. "Dün siyah beyaz değil miydi dövmelerin?"
Ağlayarak yanımıza koşan kız ile sustu. Hızlıca Nazlı yı kucağına almıştı. "Hey hey hey. Neden ağlıyorsun sen bakalım? Söyle hadi babaya."
Nazlı içli içli ağlamıştı. Susana kadar kimse başka birşey sormadı. O da konuşmadı. En sonunda sustuğunda "kabus gördüm baba." Demişti.
Alper kızının yeniden ıslanan yanaklarını sildi güzelce. "Anlatmak ister misin güzelim? Hm?"
Nazlı "hayır! Anlatırsam gerçek olur. Gerçek olmasın."
Alper "tamam olmasın." İyice sakinleştiğinde uykusuzluktan olsa gerek uykuya dalması kısa sürmüştü. "Benim güzel meleğim."
"Bir uzmandan yardım mı alsak? İleride travma olarak kalmamalı bunlar."
Alper "bilmiyorum Yalın. Kafam hala karışık." Nazlı nın saçlarını okşamayı bir an bile bırakmadı. "Selin i özlüyor. Ben ona yetemiyorum. Olgun bir çocukmuş gibi davranıyor ama nasıl çöktüğünü görebiliyorum ve ben ne yapacağımı bilmiyorum. Elimden hiçbir şey gelmiyor."
"Sen yetersiz değilsin Alper. Sadece ikinizi istiyor. O da en kısa zamanda aranıza katılacak."
Alper "umarım." Nazlı yı kucaklayıp ayaklandı. "Ben yerine yatırayım." Diyerek gitti.
Meysa ile hiçbir şey söylemeden kahvaltımıza devam ettiğimizde Alper de Nazlı yı yatırıp geri geldi. Hızlıca bir kahvaltı edip ortalığı topladık. Sonra da biraz daha oturmak için salona geçmiştik. Henüz saatimize vardı ve Nazlı da yeni uyumuş sayılırdı.
Aslında bir yandan da aklım kız kardeşimdeydi. Bir süredir doğru düzgün konuşamıyorduk ve dün gece odasında ağladığını duymuştum. Belki yalnız kalmak istiyordur diye kapısını çalıp içeri girememiştim. Bilmiyorum bir sorunu vardı.
Biraz birbirimizi tanımak adına, daha çok Meysa ve Alper, sohbet etmiştik. Gitme vaktimiz geldiğinde Nazlı yı da uyandırıp direkt merkeze geçmiştik. Yeni gelen vaka ile uğraşmış oradan oraya katil peşinde koşturmuştuk. Şanslıydık ki katil gün sonu bitmeden gelip suçunu itiraf etmişti. Parmaklıklar ardına gönderdiğimiz o adam itiraf etmeseydi de kamera kayıtları ve deliller sayesinde bulurduk onu. Bir sürü kanıt bırakmıştı çünkü.
Alper işleri olduğundan merkezde kalmıştı. Meysa ile birlikte Nazlı yı alarak çıktık merkezden.
Nazlı "Yalın amca." Öne oturmak isteyince Meysa onu kucağına almıştı.
"Söyle güzelim?"
Nazlı "babam neden gelmedi?"
"Onun karakolda biraz daha işi varmış birtanem. O yüzden biz eve gittikten sonra gelecek."
"Anladım." Diye mırıldanarak geriye doğru Meysa nın göğsüne yaslandı. Meysa da kollarını onun etrafına dayamıştı.
Gülümsedim. "Meysa yı çok sevdin galiba, hm?"
Nazlı da güldü Meysa ile birlikte. "Evet çok sevdim onu. Sen sevmiyor musun?"
Bir anlığına Meysa ile bakışmıştım. O nasıl soruydu?
"Seviyorum. Neden sevmeyeyim?"
Nazlı "babamın annemi sevdiği gibi değil mi? Meysa abla da senin karın."
İşte bu beklemediğim birşeydi. Ağzım iki karış açık kaldığından Meysa cevapladı onu. "Biz... evli değiliz. Sadece arkadaşız. Birbirini çok seven iki arkadaş."
"Evet." Direksiyonu delicesine sıktığımı fark edince rahat bıraktım ellerimi. Nazlı nın soruları acayip germişti beni.
Yolun geri kalanında hiçbir şey konuşmadan gitmiştik. Eve gelir gelmez Meysa yorgun olduğunu söyleyip kendini odasına atmıştı.
Nazlı "Yalın amca. Bana boyalarımı çıkarır mısın? Parmak boya ile resim yapmak istiyorum."
Dolaba koydukları valizin içinden istediği boyaları çıkarıp masaya bıraktım.
"Buradan ayrılma tamam mı? Ben Aslım ablan ile konuşacağım biraz. Eğer birşey istersen seslenmen yeterli."
Nazlı kocaman gülümseyerek yanağımdan öptü. "Tamam."
Sandalyesine oturduğunda bende minik bir öpücük kondurmuştum başına.
Doğrulup geri çekildim. Ardından Aslım ın odasına yönelmiştim. Kapısını çalarak içeri girdiğimde telefonda birşeylere baktığını görmüştüm. Gözlerinin dolu dolu olduğunu buradan fark edebiliyorum. Biliyordum işte birşeyler olduğunu.
"Gelebilir miyim?"
Aslım gülümsemeye çalışıp "gel abi." Dedi.
Yatağa ilerleyip yanına oturmuştum.
Aslım "bir sorun mu var?"
"Bunu bana sen söyleyeceksin abisi."
Aslım "ne alaka?"
"Dün gece ağladığını duydum. Normalde yanıma gelip bana sataşan sohbet eden kız gitti kendini sürekli odasına kapatıyor. Anlatmak ister misin?"
Birşey demedi. Bende birşey dememiştim. Sustu bir süre. Sonra yavaşça uzanıp başını dizlerime koydu. "Var. Çok büyük bir sorun var." Saçlarınla oynamaya başladım.
"Dinliyorum."
Aslım "birisini seviyorum. Birisi var ve bir süredir ondan çok hoşlanıyorum. Ona baktığımda böyle kalbim pır pır ediyor. O konuşurken sürekli yaptığı mimikleri izliyorum ve bu o kadar hoşuma gidiyor ki, sanki böyle dünyanın en güzel filmini izliyormuşum gibi."
Gülümsedim. "Peki bunda kötü olan ne?" Yine sustu. "Bak güzelim. İnsanlar birini sever, ona açılır, kabul ederse sevgili olurlar etmezse zaten birşey olmamış demektir. Bundan doğal birşey yoktur. Hiç bu konu hakkında o kişi ile konuştun mu?"
Aslım "Şey... konuşmadım."
"Neden konuşmadın? Seni reddedeceğinden mi korkuyorsun?"
Aslım başını salladı hayır anlamında.
"Neden korkuyorsun o halde?"
Aslım "reddetmesi önemli değil. Tabi beni onaylamasını ve bundan sonra sevgilim olmasını isterim ama onu zorlayamam. He deyince olan birşey değil bu sonuçta. Sadece..."
"Hmhm."
Aslım "o çok yakın arkadaşım." Gözünden süzülmeye başlayan yaşları sildim hafifçe.
"Yani arkadaşlığınızın bozulmasından korkuyorsun?"
Aslım "evet abi. O giderse ben yaşayamam ki."
"Birini sevmek kalben olur. Dış görünüşünü değil kalbini seversin içini seversin karakterini seversin. Sana olan davranışını seversin. Eğer yüzü için sevdiysen bu gerçek sevgi değildir zaten. Kalbine söz geçiremezsin bu yüzden arkadaşını sevmek gayet normal. Şunu da unutma, arkanda desteğin her zaman var senin."
Aslım gülümsedi sonunda. Başını bana doğru çevirmişti. "Sen dünyanın en iyi abisisin biliyorsun değil mi? İyi ki benim hayatımdasın. İyi ki benim abimsin."
"Sende dünyanın en mükemmel kız kardeşisin. Peki şimdi ne yapmayı planlıyorsun?"
Aslım "tam şuanda evine gidip açılmak bile istedim biliyor musun?"
"Bu saatte göndermeyeceğimi biliyorsun tabi?"
Güldü. "Biliyorum o yüzden yarın bir kafeye davet edeceğim onu. Belki Zeynep ablanın kafesine gideriz. Orada daha rahat olabilirim."
"Öyle yap. Sonucu ne olursa olsun ben senin yanındayım hep tamam mı? Kimseden korkma. Canını sıkan olursa da sana hakaretten atarım içeri."
.
.
.
.