İçeriğe geç

KELEBEK

Bölüm 17 · 6 dk okuma

KELEBEK

Bölüm 17

17

"Meysa." Diye seslenerek yanına ilerlediğimde bana döndü hızlıca. "Efendim?" Dedi.

"Biraz konuşabilir miyiz? Bir yere davet edeceğim de."

Meysa elindeki eldiveni çıkararak çöpe attı. "Tabi." Üzerindeki beyaz önlüğü ile oldukça hoş görünüyordu.

"Yarın akşam için bir parti organize ediyorlar da emniyetteki arkadaşlar. Tüm çalışanlar orada olacak. Düşündüm de sende gelmek istersin."

Meysa "Bende mi?"

"Hmhm. Sende emniyet çalışanısın sonuçta. Birde şey... bende gelmeni istiyorum." Düşündüğünü pat diye söyleyebilecek kadar patavatsız olan ben Meysa nın karşısında dilimin tutulmasından nefret ediyordum.

Meysa kocaman gülümsedi. "Tabi, gelirim."

"Zaten benim evimdesin. Birlikte gideriz." Niye elim ayağım dolaşmıştı yahu?

Meysa "Alper?"

"O gelmek istemedi. Biraz yatıp dinlenmek istiyor."

Meysa "anladım."

"O zaman sana kolay gelsin? İşin çokmuş engel olmayayım. Akşam konuşuruz."

Meysa "Teşekkür ederim Yalın. Görüşürüz."

"Görüşürüz."

Laboratuvardan çıkıp adımlarımı odama yönlendirmiştim bu sefer. İçeri girdiğimde Turan muzip bir ifadeyle karşılamıştı beni.

"Hayırdır? Ne sırıtıyorsun pişmiş kelle gibi."

Turan ın sırıtışı daha da büyüdü. "Bizim Yalın'ımız aşık mı olmuş." Kahkaha attı.

"Ne alaka gerizekalı?"

Tutan "sen diyorum Meysa ya abayı yakmışsın oğlum. İşin gücün yokken yanına uğramalar, konuşmalar arasında ondan bahsetmeler, evine almalar falan?"

Oflamıştım sandalyeme otururken. "Saçmalama istersen? Yarın akşamki parti için gelip gelemeyeceğini sordum."

Turan "Yani seninle gelmesi için davet ettin?"

"Hayır, emniyetteki bütün personel, polis ve kadrolu çalışanlar için düzenlenen partiye o da kadrolu çalışan sayıldığı için davet ettim?"

Turan "yeme beni Yalın! Senin içini biliyorum içini. Neyse yakında sende fark edersin zaten."

"Birşey olduğu yok. Ya oğlum polis molis demem uçarım burdan üzerine bak he."

Turan "Aman yesinler. Bensiz ne yaparsın?"

Omuz silktim. "Yeni bir komiser yardımcısı atarlar bana ve bende kurtulmuş olurum senden?"

Böyle desem de Turan benim en yalın arkadaşımdı. İş içerisinde sürekli yan yana olduğumuz yetmezmiş gibi iş dışında da görüşürdük. O beni çok sever bende onu çok severdim.

İkimiz de gerçeği biliyorduk.

Turan "aslında sana anlatmam gereken birşey var."

Surat ifadesi bir anda ciddiyete büründü.

"Dinliyorum?"

Turan oturduğu sandalyeden kalkıp masamın önündeki koltuğa oturdu. "Bursa polis departmanından telefon aldım. Beni departmanın cinayet bürosuna başkomiser olarak atanmamı istiyorlar."

Şimdi anlamıştım karın ağrısını. Burayı, sevgilisini ve bizi bırakmak istemiyordu. Ama başkomiser olacaktı giderse.

"Bu iyi bir haber değil mi?"

Turan "iyi bir haber ama... Yalın buradan Bursa tam 3 saat yol. Sürekli git gel yapamam. Zeynep burada, sen buradasın, Alper ler geldi..."

Yaslandığım sandalyeden sırtımı çekip Turan a yaklaşmıştım. "Bunun hakkında sana bir öneri veremem Turan. Git ya da kal diyemem. Zeynep ile konuştun mu bunu?"

Turan "hayır henüz ona söylemedim haberi yok."

"Onun ile konuş. Anlayışı kadındır Zeynep. Sana mutlaka yol gösterir. Senin de iyice düşünmeni istiyorum tamam mı?"

Turan "düşüneceğim."

"Hangi kararı alırsan al yine arkanda olacağız. Hepimiz."

Turan gülümsedi. "Biliyorum."

"Tamam hadi kalk yeni gelen vaka üzerinde çalış az."

...

Yorucu bir günün daha akşamına geldiğimizde bizimkileri alıp geçmiştim eve. Duş alıp akşam yemeği yedikten sonra biraz oturup sohbet etmiş odalarımıza dağılmıştık. Aslım ın yüzü eskisi gibi gülüyordu ve bugün aramızda takılmıştı.

Sorduğumda olumlu cevap aldığını ve çıkmaya başladıklarını öğrenmiştim. En kısa zamanda onunla tanışmak istediğimi söyleyince heyecanla onun da çok istediğini söylemişti. Henüz yeni de olsalar. Melih i tanıyordum. İyi aile çocuğuydu. Bu durumdan memnun olsam da Aslım ın sevgilisi oluşu beni geriyordu.

Şimdi ise uyku tutmuyordu bir türlü. Belki bir uyku hapı alsam iyi olacaktı.

İki saattir debelendiğim yataktan kalkıp mutfağa ilerlediğimde kapalı balkona açılan kapının açık olduğunu fark etmiştim. Kapatmak için yürüyünce Meysa yı gördüm.

Yavaşça balkona çıkıp yanına oturmuştum. "Senide mi uyku tutmadı?"

Başını salladı. "Evet." Bir sorunu olabileceğini düşünüp var mı diye incelediğimde farkına vardığım şey ile sinirlerim bozulmuştu. Karşımda oturan ve evime aldığım kadının hakkında ismi yaşı ve okuduğu okullar yaptığı katıldığı projeler dışında birşey bilmiyordum.

O da benim hakkımda birşey bilmiyordu.

"Meysa."

Hımladı.

"Birşey fark ettim. Birbirimiz hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. Bana güvendin hiçbir şey bilmediğin halde."

Meysa "polis değil misin sen? Polisimize de güvenmeyeceksek kime güveneceğiz."

Dediğine gülünce o da güldü.

"Haklı olabilirsin."

"Liseye kadar babam beni hiç sevmedi." Diye söze başladığında bende onun gibi duvara yaslandım. "Aslında tam olarak lisede başladı benden nefret etmeye. Ona göre sevilecek bir tarafım yokmuş." Güldü. Ama içten bir gülüş değildi. Bunu anlayabilecek kadar iyi tanımıştım onu bu kısa zamanda.

"Neden peki?"

Meysa "anneme benziyormuşum." Birkaç saniyeliğine sustu. "Her gün bağırışlar çağırışlar derken bu durumdan sıkıldım. Kanada da bir arkadaşım vardı. Jake di adı. Pasaportumu vizelerimi halledip oraya yerleştim. Bana iş bulmamda yardımcı oldu. Hem o işte çalıştım hemde deli gibi derslere odaklandım. Gecem gündüzüm birbirine girse de içimdeki hırs daha da ateşledi beni. Daha çok çalıştım daha çok çabaladım. Kimseye eyvallah etmedim. Çabalarımın sonucu bu oldu işte. Bölümümü birincilikle bitirdim. Stajımı başarıyla tamamladım. Şimdi ise güzel bir işim var." Başını omzuma koydu bir anda. "İş için sana özellikle teşekkür ederim. CV mi oraya atmasaydın benim aklıma gelmezdi."

"O işi en çok hak edenlerdensin."

Hayat hikayesini ilk defa dinliyordum ondan. Özel hayatını paylaşmaktan hoşlanmadığınız fark etmiştim ama şimdi gelip benimle konuşması hoşuma gitmişti.

Bende başımı başına yasladım.

"Durumu güzel varlıklı bir aileden geliyorum ben."

Kıkırdadı. "Fark ettim. Altındaki araba polis maaşıyla alınmayacak kadar pahalı."

Gülüşüne bende güldüm yeniden. "Aslında polis maaşıma hiç dokunmuyorum biliyor musun? Tamamını yatırdığım hesaplar var. Okuttuğum liseli iki kız var ve onlara yolluyorum direkt. Şirketin masraflarını üstleneceği kişilerden iki tanesini seçip kendim üstlendim."

Meysa "şirket? Birde manevi kızın olduğunu bilmiyordum. Bu çok hoş bir davranış."

"İyilik olsun diye anlatmıyorum. Hatta bunu annem ve kardeşim bile bilmiyor. Ara sıra görüşüyorum onlarla derslerinin ve ortamının nasıl olduğunu görmek için. Şirket ise benim değil. Yani aslında ailemizindi. Babam öldüğünde tüm mirası üçümüz kaldı. Ben ise babamın bıraktıklarından yürümek istemediğim için hisselerimi anneme satıp herşeyi bıraktım. Kardeşim de benden ayrı olmak istemediğinden yanıma yerleşmişti. Liseyi de burada bitirdi."

Üşüdüğünü fark edince kollarımı doladım ona yavaşça. "Küçüklüğümden bu yana çok dışlandım biliyor musun? Ailemin zengin olması herkese batıyordu. Yanımda olan ise sadece param için oldu. Şirketi bırakmamın en büyük etkeni de bu oldu zaten. Arkamdan baba parasıyla buralara geldi denmesini istemedim. Kendi çabamla birşeyler yapmak istedim. Torpilsiz, kendi alın terinle."

Meysa "Torpil davası yüzünden sana da çok çıkışmıştım."

"Bende sana çıkışmıştım. O kadar sinirlenmemin nedeni de buydu zaten."

...

"Yalın." Diyerek kolumu dürtükleyen kişi daldığım uykumdan çekip çıkarmıştı beni.

"Hı?"

Gözlerimi araladığımda karşılaştığım saçlar ile algılarımın açılması bir oldu.

"Balkonda mı uyuyakalmışız?"

Olduğumuz pozisyona baktım bir. Meysa ile sarmaş dolaş oturduğumuz gibi kalmışız.

Kahretsin. Her yerim tutulmuş.

Alper "aynen. Meysa yı uyandır da kahvaltı hazırlayayım bende."

"Tamam." O çıkarken yerimde hafifçe doğruldum. Dün gece uykuya daldıktan sonra iyice yayılmışım.

"Meysa," diye seslendim yavaşça yanağını okşarken. "Uyan hadi."

Mırıldandı ama ne dedi anlayamadım.

"Güzelim uyanman gerekiyor. Hadi."

Güzelim mi? Cidden mi Yalın? Kıza gidip güzelim mi dedin? Salak mısın sen ya? Aptal kendine gel kaptırma!

Meysa sonunda doğruldu. "Yalın?" Gözlerini ovuşturmuştu. Çok tatlı göründüğünü söylemeden edemeyeceğim. "Burada mı uyumuşuz?"

Başımı salladım. "Bende uyuyakalmışım kusura bakma yoksa taşırdım içeri."

Meysa "ağırım zaten ben boşver."

"Kaslı kollarım boşuna güçlü değil."

Güldü. 50 kilo birşeydi zaten.

"Hadi kalk da elimizi yüzümüzü yıkayıp Alper e yardım edelim.

.

.

.

.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

18. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.