İçeriğe geç

KELEBEK

Bölüm 13 · 7 dk okuma

KELEBEK

Bölüm 13

13

Meysa nın sert freni ile duran arabadan hızlıca indiğimde ilerleyecekken onun da indiğini görünce ona döndüm. "Arabada dur." Ne halde olduğunu bilmediğim bir ceset vardı ve onun görmesini istemiyordum. Etkilenebilirdi.

Meysa "Neden?"

Birkaç adımda yanında bittim. Alper çoktan Şerit çekilmiş olay yerine girmişti bile.

"Orada ne halde olduğunu bilmediğimiz açık bir ceset var Meysa. Gördüğün zaman etkilenmeni istemiyorum."

Gözleri irileşti. "Filmlerde olduğu gibi hemen poşete konup morga götürülmüyor mu?"

Ciddi misin dercesine yüzüne baktığımda ciddi olduğunu fark etmiştim. Tabiiki de hemen götürmüyorlardı.

"Burası bir film değil. Delil toplayıp otopsi için laboratuvara gönderiyoruz bu yüzden ceset hemen kaldırılmaz. Şimdi gir hadi arabana ve bekle beni."

Meysa "Peki." İçeri girdiğinde hızlı adımlarla yürümüştüm bende.

"Detaylar nedir?" Diye sordum cesedin yanına çökerken. Her yeri kesiklerle kaplıydı. Fazla derin gözükmese de her yeri kan içindeydi. Sanki öylesine yapılmış gibi.

Olay yeri inceleme polislerinden biri konuştu. "Her yerinde kesikler mevcut. Öldürücü darbeyi göbek dediğinin sağ tarafından 7 santim üstte sivri bir cisim ile almış. Kan kaybından öldüğünü düşünüyoruz. Geri kalan detayları adli tıp söyleyecek başkomiserim. Delil toplamaya devam ediyoruz."

"Kimliği belli mi?"

Alper "Henüz bir ize rastlanmamış."

"Bir uzman talep edelim." Cesedin fotoğrafını inceleyip üzerinde ne yapılmak istenilmiş analiz edebilecek uzmanlar vardı. Alper de ne demek istediğimi anladığından başını salladı. O sırada yanımıza koşturan polise döndük.

Polis "Amirim, başkomiserim. Bir ihbar daha aldık. Aynı buradaki maktul gibi ama sadece baygın. 20li yaşlarda kadın."

Alper "nerede?"

Polis "olay yeri inceleme ekibi yollandı oraya amirim. Kadın da hastaneye kaldırılmış. Durumu henüz belli değil ama bilinci kapalı."

Alper "anladım."

"Kızlardan ne istemiş olabilirler?"

Alper "en önemlisi buradaki ölmüşken o neden yaşıyor?"

Omuz silktim. "Belki de birine yakalandı ve öldüremeden kaçtı?"

Alper "ihbarı yapan kişi nerede?"

Polis "ekip araçlarının yanında bekletiyoruz."

Gösterdiği yere doğru ilerledik. Çıkardığımız kimliklerle kendimizi adama tanıtmıştık yanına gelir gelmez.

Adam "ben şuradaki yapı markette çalışıyorum başkomiserim. Her sabah yaptığım gibi evimden çıkıp dükkana giderken gözüme takıldı yerde yatan birisi. Bir baktım kanlar içinde bi kadın. Hemen sizi aradım sonra."

Alper "tanıyor musun peki?"

Adam "hayır amirim. Tanımıyorum. Görmedim kimseyi de."

Alper polislerden birine döndü. "Kamera kayıtlarına ulaştınız mı?"

Polis "çalışıyoruz amirim. Sokaktaki tüm kameraları araştırıyoruz."

"Parmak izi ve swap örneği alalım beyefendiden."

Adam "Neden?"

Kaşlarım çatıldı. "Her ihtimale karşı."

Alper "cesede dokundun mu?" Başını sağa sola salladı adam. "Aferin."

Oradaki işimiz bitince Meysa nın arabasına yürümüştük ikimiz.

"Ana iz başka yerde yapılmış ve buraya taşınılmış."

Alper başını salladı. "Kesikler ise olay yerinde. Nerede olduğunu bulmamız gerek. Cinayet aletlerini bulamazsak işimiz zor."

Arabanın kapısını açıp ön koltuğa otururken konuşmama devam ettim. "Herhangi bir boğuşma izi göremedim. İşimiz zor gibi."

Alper "sarhoş olabilir, uyuşturucu almış olabilir."

"Bakıcaz." Meysa ya döndüm. Merakla bize bakıyordu öyle. "Zeynep in kafesine götürür müsün bizi?"

Başını salladı ve direksiyona döndü.

Alper "dün size zorluk çıkardığım için kusuruma bakmayın cidden. Birde eve götürmediğiniz için. Kızımın o halimi görmesini istemezdim."

Meysa "kızınız mı var?"

Alper "evet. Altı yaşında." Güldü. "Tanışırsınız belki. Yetişkinlerle tanışmada sıkıntı yaşıyor ama tanıdıktan sonra çok sevecen bir kızdır."

Annesini sormaması için dualar ederken gözlerimiz birleşti. Yüzümdeki ifadeden ne anlamıştı bilmiyorum ama başını sallamıştı.

Gülümsedim. Nazlı gerçekten de dünyanın en sevimli kızıydı. Belki de ben amcası olduğum için bana o kadar sevimli geliyordu bilmiyorum.

"Bu arada bize Meysa sahip çıktı." Güldüm. "Bende dağıtmışım bayağı. Meysa geldi aldı ikimizi de."

Alper "sanırım baya bela olduk sana."

Meysa da güldü bu sefer. "Olsun. Kötü bir gün geçirdiğinizi anlamıştım."

Alper "hemde çok." Birkaç saniye sessizlik oluştu arabada. "Tanrı aşkına sizli bizli konuşmayı bırakır mısın lütfen? Resmiyetten hoşlanmıyorum işim dışında." Ne zaman patlayacağını bende merak ediyordum.

Meysa "kusura bakma. Nasıl hitap edeceğimi bilemedim bir an. Benden büyüksün birde."

Alper "kaç yaşındasın ki?"

"24 yaşında." Lafa atlayan ben oldum.

Alper "sanırım yaşlanıyoruz ha Yalın? 30 a merdiven dayadık." O 29 yaşındaydı. Selin ise 28.

Meysa "hala genç sayılırsınız bence."

Zeynep in kafesinin önünde durdurdu arabasını. Benim siyah bebeğim karşıdan sırıtıyordu bana.

"Zeynep e de uğrayalım. Ne yapmış öğrenelim."

Alper yüzünü buruşturmuştu arabadan inerken. "Sarhoş Turan çekilmez oluyor."

"Of hemde nasıl."

Meysa "geldiğimde o yoktu?"

"Zeynep de yoktu sen kapattın kapıları biliyorsun değil mi?"

Meysa "hatırlıyor musun?" Diye sordu kapıları kilitlerken.

Gözlerimi kaçırdım. "Evet."

Kafeye girdiğimizde bizi gören Zeynep yanımıza gelmişti güler yüzüyle. "Hoşgeldiniz."

Sarıldık tek tek.

"Nasılsın?"

Zeynep "İyiyim. Dün ne yaptınız? Güzelce ışıkları kapatıp kilitleyip gitmişsiniz."

"Meysa sağolsun."

Zeynep "Meysa kim?"

Meysa nın omzuna koydum bir elimi. "Simon ın ablası."

Meysa "kardeşimi nereden tanıyorsunuz?"

Zeynep "ha sen osun."

"Hani bir akşam yemek yedik ya. Sonra da senin eve geri bıraktım. O zaman Zeynep in kafesindeydik." Zeunep e döndüm. "Onsuz sanırım sızar kalırdık."

Zeynep in kaşları çatıldı. "Sonra da soysunlar dükkanımı. Resmen hayatımı kurtardın Meysa."

Meysa "Benim için zevkti."

Alper "abartmasan mı? Hem sevgilin polis merak etme. Hemen yakalar."

Zeynep gözlerini devirmişti. "Cinayet şubeye bakıyorsunuz farkındasın değil mi?"

Yanağından bir makas aldım. "Asayiş şubede de tanıdıklar var merak etme."

Alper "Turan i ne yaptın?"

Zeynep "evime götürüp güzelce yıkadım sonra da yatırdım. Bebek gibi baktım ona."

"O zaman biz kaçalım daha fazla oyalanmadan."

Zeynep "birşeyler ikram etseydim?"

"Yok daha fazla geç kalmayalım. Yeni bir vaka geldi hem."

Zeynep "tamam kaybolun hadi. Meysa dün için bende ayrıca teşekkür ederim."

...

Alper Meysa ile birlikte emniyete geçmişti. Bende kendi arabamla diğer kadının kaldırıldığı hastaneye geçmiştim. Odasının nerede olduğunu öğrenmiş ve o kata çıkmıştım. Şimdi ise Pervin isimli kadının odasını arıyordum.

453 numaralı odayı kapısındaki polisler sayesinde daha rahat bulduğumda sevinmiştim. Bir hemşire ile görüşüyorlardı.

Yanlarına gidince o polislerden birinin bizim birimden Polat olduğunu fark ettim.

"Durum nedir?"

Sorduğum soruya karşılık vücudunu bana döndürdü. "Hala bilinci kapalı başkomiserim. Bizde bilgi alıyorduk."

"Tetkikler yapıldı mı?"

Hemşire "evet yapıldı ancak henüz çıkmadı."

"Polat sen arkadaşla burada kal. Sonuçlar çıkınca arkadaş burada Pervin in başında durur sen de alır gelirsin."

Polat "tamamdır başkomiserim."

"Hastanın bilinci açıldığında arayın beni direkt. Sorgusunu ben alacağım."

Direktifleri verdiğim gibi yanlarından ayrılmıştım. Adımlarımı hızlı attığımdan kısa sürede vardığım arabamın içine attım kendimi. Hava çok soğuk olduğundan ve benim üzerimde sadece ince bir hırka olduğundan donmuştum.

Acaba Meysa ne yapmıştı? Torpil istemediğini sert bir dil ile yüzüme haykırdıktan sonra kabul etmesini beklemiyordum.

Belki de benim öyle biri olmadığıma kanaat getirmişti. Torpil yapacak olsam ondan önce kardeşime yapardım o torpili değil mi? Hah!

Arabamı hastane bahçesinden çıkarıp yola koyuldum. Emniyete geldiğim gibi odama çıkmıştım.

"Selam."

Turan başını salladığında ben koltuğuma oturuyordum. "Nasıl oldun? Bacağın nasıl?"

Turan "iyi ya. Daha beterlerini yaşadım kaldıramayacağım bir acı değil."

Güldüm. "Öyle. Yine de dikkat et. Neyse. Yeni vaka hakkında ne düşünüyorsun? Gelmiştir sana dosya."

Başını salladı. "Dün gece bir gece kulübüne gitmişler. Eğlenmişler falan. Arkadaşlarını soruşturacağız seni bekliyordum."

"Otopsiye uğrayalım detaylarını öğrenmek için."

Kapım tıklandı. İçeri giren bedenin Meysa olduğunu görünce yayıldığım koltukta dikleşmiştim. "Konuşabilir miyiz biraz?" Suratı asık olmasının yanında birde solgun görünüyordu.

"Gel Meysa."

Turan değneğini alarak sandalyesinden kalktı. "Ben bir lavaboya gideyim." Dedi ve odadan çıktı. Her seferinde bizi yalnız bırakması kaçıncı seviye krallıktı?

"Otursana." Dedim Meysa ya karşımdaki koltuğu işaret ederek. Gösterdiğim yere oturdu. Diken üstündeymiş gibi temkinli oturuyordu. İyi miydi o?

"Bir sorun mu var? Ya da biri birşry mi dedi?"

Meysa "yok hayır. Ben şey..." gözlerini kaçırdı. "Sana çıkıştığım için özür dilemek istedim. Yaptığım çok saçmaydı."

"Ben unuttum bile."

Meysa "Yine de özür dilerim. Gereksiz yere atarlandım dememem gereken şeylerdi onlar. Yapmam gereken tek şey teşekkür etmekti sana."

"Bende özür dilerim Meysa." Gözlerini bana dikti irileştirerek. "Bende kendimi tutamayıp bağırdım sana ve kovar gibi davrandım."

Meysa güldü. "Birine iyilik yapıp ona bir iş bulduğumda bana o kişinin gelip torpil mi istedim senden diye atarlansaydı ben daha fazlasını söylerdim sanırım. Haklıydın yani."

"Aslında sinirini kontrol edemeyen biri değilim. Mesleğim ilk olarak öfke kontrolünü öğretir. O gün pek iyi şeyler yaşamadık Meysa. Sende yaşamadın ondan öncesinde de. Herşey üst üste geldi farkındayım. Hatta biraz hızlı bile gitmiş olabilirim."

Meysa "Teşekkür ederim Yalın."

"O iş senin bileğinin hakkı. İnan bana benim birşey dememe gerek bile kalmadı o CV nin ardından."

Meysa "Gerçekten mi?"

"Sen cidden kendi potansiyelinin farkında değil misin?"

Meysa "Yani şey... sanırım."

Güldüm. "O zaman hayırlı olsun yeni işin?"

Meysa "Teşekkür ederim."

"Bir daha teşekkür edersen polisi sıktığın için seni nezarete atacağım bak."

.

.

.

.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.