İçeriğe geç

KELEBEK

Bölüm 12 · 8 dk okuma

KELEBEK

Bölüm 12

12

...

Turan "Yine harikalar yaratmışsın sevgilim." Diyerek Zeynep in yanağından öptü.

Zeynep in eli çok lezzetliydi demiştim. Denediği herşeyi en mükemmel şekilde yapardı. Parmaklarını yersin deyimi onun için yapılmış diyebiliriz tam olarak. Arkadaşları olarak biz, sevgilisi olarak Turan çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum.

Alper "özlemişim cidden."

Zeynep "Turan senin geldiğini söyler söylemez hemen başladım hazırlıklara. Sana özel herşey yani."

Gülümsedi. Geldiğinden beri ilk gülümsemesiydi bu.

Biramı kafama dikerek bitirdikten sonra başka bir şişe daha açtım.

Ortamın havası bir tuhaftı.

Alper "Yine güzel bir sabaha uyanmıştık." İşte başlıyorduk. "Birlikte kahvaltı hazırladık. Bolca sohbet ettik. Sarıldık birbirimize." Gözleri şimdiden dolmuştu. "Sanki olacakları biliyormuş gibi."

Nefesim kesildi.

Zeynep "o ne demek Alper?" Onun da gözleri dolmuştu. Belliydi ne olduğu. Duymak istemedik devamını. Kulaklarımı kapatarak arabama gidip evimde yorganımın altında uykuya dalmak istiyordum. Kaçmak istedim. Ama ellerim milim bile kıpırdamadı. Alper in cümlesine devam etmesini bekledi.

Alper "her zamanki gibi yine hastanedeki işine gitti. Hastalarıyla ilgilenecekti, onları iyileştirecekti. Ameliyatları vardı onun." Ağlamaya başladı. "Bende emniyete gittim. Bir saat sonra aldık ihbarı. Hastanenin çatı katından bahçesine düşen sözde 'intihar' etmiş bir kadın bulunduğu."

Selin şu hayatta tanıdığım en neşe dolu kadındı. Hiçbir zaman kötü düşünmezdi kimseye de kötülüğü dokunmazdı. Selin ölümden korkardı ki. İntihar kelimesini bile ağzına alamazdı o.

Ne düşüneceğimi ne yapacağımı bilemedim. Gözlerimden süzülen yaşları bile boynumu ıslattığında fark etmiştim. Aldığım nefes sanki ortam bana dar geliyormuş gibi yetmiyordu bana.

Alper "Selin di o. Gördüm. Ben o an ne yapacağımı bilemedim. Önüme kim gelirse saldırmışım. Sakinleştirici yapmışlar bana. Uyandığımda Selin in bitkisel hayata girdiğini öğrendim. Doktorlar umut vaadetmiyor. Yaşamasının çok düşük bir ihtimal olduğunu söylüyorlar. Ben kızımla bir başıma kaldım." Bana döndü. "Yalın ben ne yapacağım?"

Konuşamadım. Yaşıyordu. Bitkisel hayatta olsa da yaşıyordu. Doktorlar hee ne kadar umut vaadetmese de bir şansı vardı.

Turan "Alper..." Gözüm onu buldu. Kendini tutmaya çalışıyordu. Kasılan yüzünden birbirine bastırdığı dudaklarından belliydi. "Biz yanındayız. Bunu hep beraber atlatacağız. Selin güçlü bir kadın tamam mı? O da yenecek bu laneti."

Alper başını sağa sola salladığında ayağa kalkıp lavaboya koştum. Çalan telefonum cebimde kendini belli ederken çıkarmıştım onu. Meysa nın aradığını görünce parmağım cevapla butonuna gitmişti bile.

Tatlı sesi duyuldu hattın öbür ucundan. İsmimi sayıklamıştı.

O an yaşlarım daha çok akmaya başladı. Ağzımdan kaçan hıçkırığa engel olamadım.

Meysa "Yalın? Cevap ver korkutuyorsun beni."

"O komadaymış Meysa." Aynadaki kendimi görmek istemezmiş gibi eğdim başımı ellerimi lavaboya dayayarak. "Doktorlar yaşamasının düşük bir ihtimal olduğunu söylüyormuş!"

Meysa "Kim? Kim komada?"

"Selin."

Bir süre sustu. Bende sustum. Hıçkırıklarım yaşlarla birlikte yavaşça azalırken yalnızca sustuk. Canım o kadar çok yanıyordu ki. Ben böyleysem Alper i düşünemiyordum. Kalbinin hala attığına sevinmeli miydik? Yoksa yaşamasının düşük bir ihtimal olduğuna mı üzülmeliydik? Canımdan bir parça alınmış gibi bir sızı dolaşan vücudumu daha fazla taşıyamadığımı hissetmiş gibi içeriye Zeynep dalmıştı. "İyi misin?" Kızarık yüzünü süzdüm. Başımı sallayıp "Geliyorum birazdan." Dedim.

Çıkmıştı.

Meysa "gelip seni almamı ister misin? Hadi nerede olduğunu söyle bana."

"Teşekkür ederim Meysa. Gelmene gerek yok."

Meysa "tamam. Ama almamı istersen beni arayabilirsin tamam mı? Nerede olduğunu bilmiyorum ne yapacağını bilmiyorum ama ne olursa olsun saat kaç olursa olsun beni arayabilirsin. Gelip alırım."

"Zeynep in kafesindeyiz. Yalnız değilim. Sonra konuşalım olur mu?"

Meysa "tamam dikkat et kendine. Birde şey... çok geçmiş olsun."

Selin...

"Sağol."

Lavabodan çıkıp masaya yönelirken içeri dalan kişiler çekti dikkatimi. Serseriler.

Zeynep "kapalıyız." Diye uyarsa da çekinmeden masalara kuruldular.

İçlerinden biri konuşmuştu. "Yani? Açız biz. Birşeyler hazırla."

Alper ayaklanıp onlara doğru yürüdüğünde ardından gitmiştim. "Size kapalıyız dedik!"

Bu sefer konuşan başka biriydi. Güldü. "Sizde buradasınız ama? Çok konuşma da yürü bize birşeyler hazırlayın." Yandakine döndü. "Bebeye bak üflesem uçacak bana atar yapıyor. Gözleri de belli ediyor halbuki haplandığını."

Emniyet amirine? Acılı ve sinirli bir emniyet amirine. Güzel.

Alper tam tahmin ettiğim gibi yakasından yakaladı. "Ne dedin sen?" Yakasını sıkıca tutup duvara savurdu onu. Diğerleri de ayaklanırken vakit kaybetmeden bir tanesini tuttum. Yumruklarımı tanıştırdığım pezevenk yeri boylarken diğerine geçmiştim. Ensesinden tutup karnına geçirdim bir tane. Nefesi kesilen pezevengi de bırakıp bir başkasına geçmiştim.

Çoğunu haşat ederken ikisini onları taşıması için bırakmıştık evet.

"Leşlerini al ve siktir git."

...

Zeynep kafenin anahtarını bana emanet ettikten sonra Turan i alarak gitmişti. Ben ise Alper ile birlikte içmeye devam etmiştik. Hala da ediyorduk.

Alper "intihar etmeyi bile düşündüm biliyor musun?"

Gözlerim karşıya odaklanmıştı. Yerine kendimi koymaya çalışıyordum. Ben ne yapardım? Hayatıma devam edebilir miydim? Ölüm ne büyük bir acıydı. Katlanılması en zor acılardan biri. Herşeyin bir çaresi dermanı vardı. Ama ölen birinin dermanı yoktu. O gittikten sonra yeri dolmazdı. Geri gelmezdi. Ardında bıraktıklarıyla kalırdı. Ardında kalanlar da bir parça ölüyordu ölenle.

Alper "sonra aklıma kızım geldi. O bensiz ne yapacak? Ben Selin siz yapamam diyorum ama o iki ebebeynini de kaybettiğinde ne yapacak?"

"Nazlı bunu kaldıramaz."

Alper "evet." Güldü. "Ona her baktığımda Selin i görüyorum Yalın. Her baktığımda o geliyor gözümün önüne. Bunu fark ettiğinde ne dedi biliyor musun?" Merakla ona döndüm. Ağlıyordu ama bir yandan da deli gibi gülüyordu. "İstersen bana bakma dedi. Bakmazsan üzülmem ben dedi. Onu da üzdüm ben."

Dizini okşadım.

"Ya amına koyayım ölmüş gibi davranıp kendini daha da aşağı çekme Alp!" Sesim yükselmişti. "Selin gözlerini açtığında o sensiz ne yapacak?"

Alper "berbat bir babayım."

"Hayatımda gördüğüm en iyi babalardan birisin."

Alper "Selin de öyleydi. Dünyanın en iyi annesiydi. Nazlı nın herşeyiyle ilgilenirdi. Okuluna gidip toplantılarına katılırdı. Elinden tutup gezdirirdi kızını."

"Bunları sende yapıyordun."

Alper "ama o en iyi anneydi."

...

Dönen başını kontrol altına almak ister gibi masaya gömdü Yalın. Eve gitmeleri gerekiyordu ama bırak Alper i taşımayı ayağa bile kalkamıyordu.

"Alper." Diye seslendi arkadaşına. Sızdığı için cevap vermeyen Alper ile telefonunu çıkardı ve Siri ye seslendi. "Meysa yı ara."

Meysa bir anda çalmaya başlayan telefonuyla irkildi. Ekranda beliren isimin ardından cevaplayıp kulağına dayadı. "Efendim?"

Yalın "Meysa... ben ayağa kalkamıyorum." Güldü. "Burası çok dönüyor."

Meysa "sen iyi misin?"

Yalın "hıhı. Çok iyiyim." Ayağa kalkıp etrafında döndü. "Laylay lay. Bak." Bir anda gürültüyle yere düştü. Meysa onun adını seslendiğinde gülerek "düştüm," dedi. Kafası bir dünyaydı.

Meysa "iyi misin?"

Yalın "İyiyim dedim ya!"

Meysa "Zeynep in kafesindesin değil mi? Oradan ayrılma on dakikaya oradayım. Tamam mı?"

Yalın "ben bir yere gidemiyorum ki zaten. Kapıyı bulamıyorum."

Meysa arabasına atladığı gibi ezbere bildiği kafeye yol aldı. Bu süre zarfında telefonu kapatmayıp Yalın ile konuşmuştu. Koşarak içeri girdi.

Yalın "aa, geldin mi?" Ayağa kalkıp Meysa ya sarıldı. "Leş gibi alkol kokuyorsun Yalın."

Yalın burnunu Meysa nın boynuna yaslamıştı. Derince kokladı. "Ama sen çok güzel kokuyorsun."

Meysa afallamıştı. "Ne kadar içtin?"

Elini kaldırdı. "Üç beş şişe."

Masada duran alkol şişeleri üç beş olmadığını kanıtlar nitelikte olsa da ses etmeyip kendinden ayırdı. "Tamam. Arkadaşını da alıp gidelim." Gözleri yara olan kaşını bulduğunda eve gidince ilgilenmeyi bir köşeye yazdı. Yarın soracaktı bunları.

Alper in koluna girerek zorlukla kaldırdı onu. Yalın da diğer tarafından girdi. Sarhoş Yalın zorlasa da sonunda arabaya yerleştirebilmişti ikisini. "Kafenin anahtarı nerede?"

Cebinden çıkardığı anahtarı ona uzattı. "Al. Kilitle ama tamam mı? İki kere."

Kafenin ışıklarını kapatıp kapıyı kilitledikten sonra arabaya binmiş ve ikiliyi kendi evine taşımıştı. Alper in kim olduğunu bilmese de onun yanındaysa arkadaşıdır diye düşünüp onu da almıştı. Misafir odasına yatırıp Yalın ı da kendi odasına götürdükten sonra ceketini çıkartıp bir kenara bıraktı. Yalın ın da üstünü değiştirmeyi düşünse de hemen bu fikrinden vazgeçmişti.

Bunun yerine ilk yardım çantasını getirip kaşındaki kurumuş kanı temizledi. Bu süre zarfında Yalın gözlerini yeniden açmıştı.

"Nasıl oldu bu?" Diye sordu çıkardığı küçük bandı da yapıştırırken.

Yalın "kavga ettim. Kanunlara uymayanlara ceza verilmeli."

Meysa ne olduğunu anlayamadan bir anda kendini Yalın ın altında bulmasına şaşırmıştı. İrileşen gözleri onun başını göğsüne koyup bedenine sarılması ile tavanı buldu. "Ne yapıyorsun?" Kelimeleri de teklemişti tıpkı kalbi gibi.

Yalın "uyuyorum." Derin bir nefes ile altındaki bedenin kokusunu çekti içine. "Burası çok rahat."

...

Alışık olduğum yumuşak yatağımın aksine başka bir yerde başka bir pozisyonda olduğumu algılayamamıştım ilk başta.

Zihnime akın eden anılar ile kaldırdım başımı. Dibimdeki yüz ile gülümsemiştim. Bulduğum pozisyonun onu çekip göğsüne yattığım andan beri değişmemiş oluşunu fark edince kendimi onu uyandırmamaya çalışarak yan tarafa attım. Benim cüssem onunkinden daha iri olduğundan muhtemelen her yerini uyuşturmuştum. Gram kıpırdamamış olan bu kadın muhtemelen uyandığında ağrı da çekecekti. Salak gibi onu yatağa çekip üstüne çıkarsam normaldi. Aptal gerizekalı Yalın.

Mırıldanarak uyanan Meysa ya baktım. "Günaydın," dedi bana.

"Uyandırdım mı?"

Meysa yerinde doğrularak esnedi. "Zaten bu saatlerde uyanıyorum."

Saat dediği an kafama dank eden şeyle hızlıca kolumdaki saati kontrol ettim. 10 a geldiğini görünce küfrederek telaşla ayağa kalkmıştım.

Meysa "Yalın bir sakin olur musun?"

"Çok geç kalmışız. Alper nerede?"

Meysa "Alper?" Diye sorup duraksadı bir an. "Haa o yan odada."

Zaten geç kalmıştık. Daha fazla geç kalsak birşeyi değiştirmeyecekti.

"Başına çok bela olmadım umarım?"

Omuz silkti. "sorun değil."

"Kendimi affettirmek için kahvaltıyı benim hazırlamam lazımmış."

Gülümsedi bu sefer. "Öyleyse sana yerlerini göstereyim."

...

"Arabam kafede kaldı."

Alper "taksi çağıralım-" sözünü Meysa kesmişti. "Ben bırakırım isteseniz. Hem..." gözlerini kaçırdı benden. "Yeni işim için emniyete uğramalıyım."

Memnuniyetle gülümsedim. Demek kabul ettin Meysa hanım.

Alper "yeni işin?" Kahvaltı hazırlarken sohbet ettiğimizden birbirlerini tanıyıp kaynaşmışlardı. Meysa herkesle anında kaynaşıp samimi olabilecek biriydi.

"Meysa bizim yeni kriminalist adayımız."

Selin aklımızda olsa da olabildiğince normal davranmaya çalışıyorduk. Alper duygularını başkalarına belli eden biri değildi. Her daim saklayabilirdi. Ama onun üzüntüsünü buradan ben okuyabiliyordum. Gözündeki ışık yoktu. Dünkü hali aklımdan çıkmıyordu. Yolunu kaybetmiş bir çocuk gibi görünen benliği onu kendime çekip sarıldıktan sonra bir daha hiç bırakmamamı söylüyormuş gibiydi.

Alper buraya atandığında ambulans uçak ile Selin i buradaki hastaneye getirmiş. Orada bırakamam ama gitmek de zorundaydım demişti.

Umarım iyileşirsin Selin. Yoksa Alper i toparlamamız çok güç olacak.

Alper "senin için mutlu oldum. Umarım bir ayın sonunda işin yeni sahibi sen olursun."

Meysa "Teşekkür ederim Alper."

Alper "Turan lardan haber var mı?"

Başımı salladım. "Onlar gitmiş bile." Son lokmamı da ağzıma attığımda "bizde kalksak iyi olur." Dedim.

Meysa "yediyseniz kalkalım?"

Emniyete gidecektik. Bulduğumuz ilk molada ise çıkıp Selin i ziyaret edecektik.

Alper "başım çok ağrıyor. Rica etsem herhangi bir ağrı kesici varsa verebilir misin?"

Hemen ayaklandı Meysa. "Getiriyorum."

O sırada bende masadaki tabakları çatalları toplamaya başlamıştım. Mutfağa götürürken beni gören Meysa kızsa da.

Sonunda evden çıkabildiğimizde telsizimden uyarı aldım.

"Başkomiser Yalın dinlemede."

Karşı tarafta birisi sokak adı söyledi. "Arsada şüpheli bir ceset ihbarı aldık."

"Anlaşıldı. Olay yerine intikal ediyoruz."

Telsizi kapatıp Meysa ya baktım. Benim birşey dememe gerek kalmadan direkt direksiyonunu çevirerek rotasını değiştirdi. "Arabanızı gitmekle vakit kaybetmeyin."

"Sağol."

.

.

.

.

Bölüm sonu

2 yorum