İçeriğe geç

KELEBEK

Bölüm 10 · 6 dk okuma

KELEBEK

Bölüm 10

10

Amirimin çağırdığını duyunca yaptığım işi ve Turan ı odamda burakıp yöneldim onun odasına. Bir anda çağırmasının sebebi neydi merak ediyordum. Normalde sebepsiz çağırmazdı beni. Demek istediği şey varsa ya sebebi söyleyerek çağırırdı ya da söylettirirdi.

Odasına geldiğimde tıklatarak girdiğim odada gergin amirim ile karşılaşmam kaşlarımı çatmama sebep olmuştu. Bu durum beni endişelendirmek dışında bir işe yaramamıştı.

"Amirim? Birşey mi oldu beni çağırmışsınız?"

Amirim "olanları duydum evlat." Elinde çevirip durduğu telefonu masaya bıraktı. "Katili bulmuşsunuz. Ancak bu adam öldürmeden çok farklı olarak işin içine kaçakçılık ve narkotik girdiği için davayı sizden almak zorundayım."

Alayla güldüm. "Ne? Ne demek davayı sizden almak zorundayım?"

Amirim "bu iş organizenin ve narkotik şubenin işi Yalın. Ona vermelisin. Bu iş kişiselleşmeye başladı."

"Kusura bakmayın amirim ama bu benim davam. Aklımda planım bile hazırken benden almanıza izin veremem."

Amirim sıkıntıyla yüzünü ellerine gömdü dirseklerini masaya yaslarken. Ofladı ve başını kaldırdı. "Tamam pekala genel müdürlük ile konuşup halledeceğim. Bu sana son kıyağım olsun."

"Son kıyağım mı?"

Başını salladı. "Emekli olma yaşım geldi evlat. Bir süredir bunun için çalışıyordum zaten. Yerime birini bulana kadar kalmak için anlaştım. Şimdi Burs dan genç daha dinamik biri gelecek."

"Hadi ya. Üzüldüm şimdi amirim. Severdim sizi." Söylediklerimde samimiydim.

Güldü ve ayağa kalktı. "Gel lan buraya."

Gülerek ona sarıldığımda sırtımı patpatlayarak cevap verdi. "Yolun açık olsun Yalın. Geleceğin hala çok parlak. Yürü, sadece yürü. Arada kafa izni al, gez toz eğlen kafanı dağıt, hayatına birini sok, evlen... oho yaşın gelmiş de geçiyor. Eş olarak senden daha iyisini mi bulacaklar?"

"Sağolun amirim. Size de hayırlı olsun."

Amirim "birazdan yeni amirin gelmesi ile hepinizle vedalaşacağım son kez. Şimdi git de son hazırlıklarınızı yapın."

Başımı sallayarak çıktım odadan. Kendi odama geçtiğimde Turan a da anlatmıştım olanı.

Turan "Oha ya. Gidiyor mu ciddi ciddi? Peki yeni gelecek kişi kimmiş?"

"Bilmiyorum ki," omuz silktim. "Bursa dan genç dinamik biri falan dedi. Göreceğiz işte dediğine göre birazdan."

Turan "düşünsene gelecek kişinin Alper olduğunu." Güldü. Ama benim ciddi İfademi görünce susmuştu.

"Cidden olabilir mi?"

Alper bizim çocukluk arkadaşımızdı. Selin o ben ve Turan hep dörtlü takılırdık. Sonra Alper Bursa ya atanınca Selin de eşi olarak tayinini oraya aldırmıştı. 6 senedir oradalardı. Ah, 6 yaşındaki koruyucu aile oldukları kızlarını unutmamak lazımdı. Nazlı çok tatlı sessiz ve akıllı bir kızdı. Bizim bu üçlü arada tatillerde buraya gelir bizde kalırlardı. Birkaç aydır görüşemiyorduk ama. Onların orada benim de burada olan işlerimden dolayı uzun zamandır kopuktuk anlayacağınız.

Tuan "Bilmiyorum. Arıyorum ama ulaşamıyorum bir süredir."

Kaşlarım çatıldı. "Tuhaf."

Turan "neyse. Planın üzerinden bir kez daha geçelim mi?"

Omuz silktim. Giyeceğim kıyafetler hazırdı. Turan ile birlikte sevgiliymiş gibi oraya girmeyi amaçlıyorduk. Eğer durumu çakmazlarsa adamları indirecek, o Leya denen kadını paket edecektik. Olası bir durumda olur da paket olan biz olursak diye de bizim ekip bir helikopter ile bekleyecek. Gidecek olan amirimin bir alt rütbesinde olan diğer amirimiz de onlarla bekleyecekti.

Almama imkanımız yoktu.

Turan. "Ee var mı kriminal laboratuvarından bir dönüş?"

Meysa için kriminal daire başkanlığı ile görüşmüştüm. Onun dolu CVsini görünce anında ilgilerini çekmişti. Kadroda bir açık olduğunu zaten biliyordum. Meysa nın etkileyici CVsini görünce onu alacaklarından neredeyse emindim. Ama kesinleşene kadar söylemeyecektim.

"Hala yok."

Turan "valla o CV den sonra diğerlerinin hiç şansı yok."

"Bende öyle düşünüyorum." Derin bir nefes aldım. "İşlemediği bir suç yüzünden tüm emekleri boşa gidecekti el atmasaydım."

Turan "Yapacak birşey yok."

Kolumdaki saate göz attığımda gitmemize daha 1 buçuk saat olduğunu gördüm. O sırada Kapım çalınca Turan benden önce davranıp "gel," demişti.

İçeri giren Levent "yeni amirimiz geldi. Bizi bekliyor hadi." Dedikten sonra geri çıktı.

"Görelim bakalım şu yeni amiri." Diyerek kalktım koltuğumdan.

Dalga geçmiştik ama karşımda görmeyi beklediğim kişi kesinlikle Alper değildi. Alışık olduğumuz güler yüz yerine suratı çökmüş Alper hiç değildi. Emniyette olması önemli değildi. Asla o gülüşü eksik etmezdi yüzünden. Selin üzgün durmasından nefret ederdi çünkü. Ne olmuştu bu adama?

"Alper?" Üzerimdeki şoku atıp koşarak sarıldım ona. "Kardeşim..."

Hızlıca kollarını bana doladı. "Yalın..." Sesi berbat geliyordu. İşte o an anlamıştım birşeyler olduğunu.

Ayrıldım ondan. "İyi misin sen?"

Dolu gözlerini saklamak istermiş gibi gülümsedi. Ağır ağır başını salladı. "İyiyim."

Benden sonra Turan da sarılmıştı. Amirim Alper i emniyete tanıttıktan sonra bizimle vedalaşıp gitti. Şimdi ise karşılıklı odamda oturuyorduk. Boğucu bir sessizlik hakimdi.

"Anlat hadi artık." Birşeyler olduğu belliydi. Çok kötü görünüyordu çünkü. "Buraya atandıysan Selin ve Nazlı nerede?"

Gözlerini kaçırdı.

Turan "Alper onlara birşey mi oldu?"

Alper sonunda sesini buldu. "Geldiğinizde konuşuruz tamam mı? Şimdi bir olaya gideceksiniz ona odaklanmak zorundasınız."

Turan "şuan seninle konuşuyoruz ama."

Alper "Turan lütfen soru sormayın. Çok zor duruyorum zaten. Hadi gidin. Yeni amiriniz olarak başınızda olacağım zaten döndüğünüzde."

"Peki."

...

Silah takacağımız kemerleri yeniden kontrol ettikten sonra iki silahı da yerleştirdil. Yanlarına da yedek şarjör koymuştu. Erkek gibi gitseydi silah sokamazdık içeriye. Arama yapıldığında fark edilirdi. O yüzden yönelimi farklı biriymiş gibi role bürünmüş ve etek giymişti.

"Sık iyice. Orada açılıp ortaya düşmesini istemeyiz."

"İyice kontrol ettim." Silahları tutan kemer bir daire ile birleşip aşağıya iniyor, bacağını saran bir kemer ile daha birleşiyordu. Böylelikle dikkat çekmeyecek bir bacak aksesuarı gibi görünüyordu karşıdan bakınca. Amaç dikkat dağıtıp sanki masummuşuz gibi düşündürtmekti. Dikkati başka yöne çektiğimden masum olmayışımızı takacaklarını da sanmıyordum gerçi.

"Hazır mıyız?"

Aklım hala Alper deydi. Düşündükçe aklıma başka başka şeyler geliyordu. En kötü senaryo bile nefesimi kesiyordu. Meysa da zaten kaç saattir arıyorum ulaşılamıyordu.

Turan "hazırız başkomiserim."

"Hadi o zaman."

Arabadan indik. Eve yaklaşırken kulaklığımdan bir cızırtı yükseldi.

"Levent?"

Ses yoktu.

"Levent orada mısın?"

Turan "siktir! Jammer var."

"Şerefsizler sinyal boğucu mu kullanıyormuş gerçekten?"

Oflayarak çıkardım kulaklığı. "Çıkarıp at sende. İşe yaramayacak zaten, görünüp bizi tehlikeye atmasın."

Başını sallayıp dediğimi yaptı.

Adamlarla birlikte içeri girmiştik. İşte tam karşımdaydı. Aylardır aradığım o yılan dövmeli kadın tam karşımdaydı.

"Merhabalar." Diyerek tokalaştım. Burada Turan çekincen rolü yaptığından nazikçe gülümseyip bir baş selamı vermişti yalnızca. Tahmin edersiniz ki içimden geçen küfürlerle dışarıya gösterdiğim yüz arasında uçurumlar vardı evet.

Leya "Çok saygın bir aileden geldiğinizi duydum Şebnem."

Bana söylemişti bunu.

"Ah evet, şirketlerimizi İtalya da büyüttük baya yayıldık aslında." Elim Turan ın belimi buldu. Onu kendime çekmitşim.

Leya güldü. "Ne kadar da güzel. Ancak neden adınızı hiç duymadığımı merak ettim." Koltuğa geri oturup iyice yayıldı. "Oturmaz mısınız?"

"Yok. Biz paketimizi alıp gideceğiz."

Leya baştan ayağa süzdü Turan ı. Bacaklarında fazla oyalanmıştı. Sırıttım. Şuan fena halde gözlerini oymak istiyordum.

Leya "paketi alacaksınız zaten merak etmeyin. Sizi en iyi şekilde ağırlayacağız."

Hareketlenen adamlar kaşlarımı çatarak bir anlığına Turan a bakmama neden oldu.

Turan "bundan hiç şüphem yok bayan Leya."

Leya "Gözlerim yaşardı doğrusu. Beni bu kadar çabuk bulduğunuz için."

Ne? Anlamış mıydı?

Bir anda silah çıkarıp bize uzatan adamlar ile refleksle bende silahları çıkarıp Leya ya tuttum. Yüzünde mimik oynamazken konuştu. "Ee, siz de hiç eğlenceli değilsiniz ama."

"Ne diyorsun sen?"

Leya "misafirimiz var diyorum." Gözü arkaya takıldı. Ama ben gözümü ondan ayırmıyordum. Tetikte bekliyordum.

Turan "Y-yalın."

Önüme düşen beden ile "yerinde olsam o silahını indirirdim başkomiser." Dedi Leya. Kimliğimi bile bilen bu adam karşısında kolundan tutup önüme fırlatılan kişi ile daha da savunmasız kalmıştım.

"Meysa?"

.

.

.

.

Ee sizce nasıl kurtulurlar buradan sağ salim? Dkmclemcpwö

Meysa ve Yalın sayesinde ✔

Bölüm sonu

2 yorum