"Kimin için çalışıyorsun?"
Taylan ın sorgusundaydım.
Taylan "kimse için çalışmıyorum!"
"Amacın ne lan o zaman it! Ne diye adamı öldürüp suçu başkasının üzerine attın?!"
Taylan "Birşey yapmadım ben."
"Bana maval okuma Taylan. Bak. Ağırlaştırılmış müebbet yiyeceksin. Eğer herşeyi anlatıp bizimle iş yaparsan cezanı indirtirim."
Taylan "Yalan söylüyorsun. Hep böyle dersiniz zaten. Sonra kendimizi hapiste buluruz."
"Ulan aptal herif zaten hapse gireceksin her halükarda!" Kafamı sağa sola atıp kütlettim boynumu. "Sinirleniyorum ben Taylan. Ve ben sinirlenince bambaşka biri oluyorum. Görmek ister misin? Ama sana tavsiye; isteme."
Taylan "n-nasıl?"
Güldüm. "Derini yüzüp odama güzel bir halı yaptıralım mı? Odam benim siyah da. Beyaz tenin açar bence."
Yutkundu.
"Şimdi, adamı öldüren kim?"
Taylan "ben yaptım! Bilerek yaptım!"
"Ha şöyle. Anlat bakalım." Ekledim. "En başından."
Taylan "Kerim eski bir arkadaşımdı. Dün mekanda karşılaştığımızda sinirimi bozacak bazı şeyler söyledi."
Yalan söylüyordu. Duraksamaları yalanın devamında ne söyleyeceğini düşünme fırsatı olduğuna servetimi basabilirdim.
"Ee? Ne söyledi?"
Taylan "eski sevgilimi elimden aldı. Onunla ilgili şeyler söyledi."
"Vay o*ospu çocuğu. Sende buna bozulup sinirlendin ve dedin ki ben bunu öldürmeliyim?"
Başını salladı.
"Suçu niye başkasına attın? Onunla derdin neydi? O da sen sevgili olmak istedin red mi etti yoksa?"
Taylan "Meysa ile bir derdim yok benim!"
Gülümseyerek oturduğum sandalyede arkama yaslandım. Bacaklarımı rahatlama ile birlikte hafifçe araladığımda konuştum. "Öyle mi?"
Taylan "öyle."
"Peki burada inanmam gereken nokta neresi?" Böyle sorgularda bilerek isim vermezdik. Suçlunun isim vererek kendini ele vermesini beklerdik.
Tıpkı az önce olduğu gibi.
Taylan "O Kerim i öldürmem dışında birşey yapmadım."
"Sana Meysa nın ismini vermedim Taylan."
Taylan yakaladığım nokta ile afalladı. Elleri titremeye başladı. Geldiğimden beri de bacaklarını sallıyordu zaten. Göz temasını bilerek kesmemeye çalıştığı o kadar belliydi ki. Asla rol yapamıyordu.
"Bana eksiksiz olarak hepsini anlatıyorsun. Yoksa senin burada boğazını keser köpeklerime atarım. Seve seve kabul ederler."
Köpeklerim yoktu ama bunu onun bilmesine gerek yoktu.
Sessizlik çöken sorgu odasında Taylan ın yeniden yutkunuşu duyuldu.
"Yolun sonundasın. Planlı adam öldürme suçundan 3 kez ağırlaştırılmış müebbet yemek ister misin? Yoksa konuşacak mısın? Yoksa ben seni tam da dediğim gibi gırtlaklayayım ve leşini köpeklerime atayım. Bunu beğenmediysen odama halı olma seçeneğin de var."
Taylan ın sustuğunu görünce ayağa kalkıp tek elimle boğazına yapıştım onun. "Konuşsana!"
Taylan "d-ur t-ama-m!" Elimin altında çırpınıyordu. "K-konuş-acağım!"
Onu bırakır bırakmaz elleri boğazına gitti. Öksürerek nefes almaya çalıştı.
"Konuş!"
Taylan "Leya Tunalı ya çalışıyorum. O istedi tüm bu yaptıklarımı." İşte başlıyorduk. "Büyük bir uyuşturucu taciri o. Bende yardım ediyorum ona birilerini bularak." Gözlerini kaçırdı. Sonra geri sabitledi gözlerime. "Birini öldürüp bütün deliller Meysa yı gösterecek şekilde ayarlamam gerektiğini söyledi. Bende tam da dediği gibi birini buldum ve öldürdüm. Sizin masanıza gelip içtiğiniz şişeyi aldım. Ruhunuz bile duymadı ikiniz deliler gibi kahkaha atıyordunuz çünkü. Sonra da kamera kayıtlarını silip oradan ayrıldım. Hepsi bu kadar."
"Meysa dan ne istiyorlar?"
Taylan "Bilmiyorum söylemedi."
Aklıma kelebek dövmeli katil geldi. "Bana Leya Tunalı nın nasıl biri olduğunu anlatabilir misin?"
Taylan "Biraz uzun boylu bir kadın birde esmer biri."
"Dövmesi var mı?"
Başını salladı. "Kolunda kelebek şeklinde bir dövmesi var."
Gülümsedim. "Güzel. Bu sana güveniyor mu?"
Bir daha başını salladı.
"O zaman bizi ona götüreceksin."
...
Geldiğim gibi sorgu odasına girmiştim. Şimdi ise katile yaklaşmamın rahatlığı ile gülümseyerek gidiyordum odama.
Köşede oturduğunu gördüğüm Meysa yı yaka paça buraya getirtip sorguya alan Sare bile moralimi bozamamıştı. Bakması gereken birim cinayet masasıyken sorguya organizeden birinin girmesi sinirimi bozmuştu. Üstelik merkeze aldıkları kişi Meysa ydı. Kaçtır katil damgası yediğinden çökmüştü o da. Onu sorgu odasında bulduğumda nasıl da kötü olmuştu.
Odama girdiğimde Turan in odada olmadığını, Meysa ve kardeşinin ise birbirine sarılarak oturduğunu fark etmiştim.
"Serbestsin Meysa Kızılok. Asıl katilleri yakalamamız an meselesi." Masama geçtim gülümseyerek. "Bu yaşadıklarını değiştirmez ama özür dilerim herşey için."
Meysa ve ikili birbirinden ayrılıp bana döndüler. İkisinin de gözleri kıpkırmızıydı ağlamaktan.
Meysa "ben katil değilim."
Başımı salladım. "Değilsin. Hiçbir zaman da değildin."
"İyi misin?"
Meysa "İyiyim."
"Yaran ne durumda? Dikişler zarar görmüş mü?"
Simon "sürttüm demedin mi? Nasıl dikiş atacak kadar ileri bir yara olabilir?"
Hah doğru... söylememişti vurulduğunu. Saklamayı tercih etmişti. Aslında bir noktada anlıyordum onu. Bende birkaç kez olay yerinde vurulduğum, yaralandığım zaman telaş yapmaması için söylemiyordum. Alışık olduğum için acı çektiğim zaman duygularımı rahatlıkla saklayabiliyordum en nihayetinde.
Meysa "yakışıklım öyle zaten."
"Ben cevabımı alamadım?"
Meysa "ben baktırmak istemedim."
"Ne demek istemedim?" Telefonumu almıştım konuşurken. Hızlıca Tamer in numarasını bulup çağırdım odama. "Tamer ile birlikte revire gidiyorsun Meysa. Sonra da sizi eve bırakacağım. İkiniz de çok yoruldunuz dinlenin güzelce."
Meysa "katiller ne olacak?"
"Plan yaptım. İçlerine girdikten sonra bir operasyon ile alacağız onları."
Meysa "Dikkatli olun tamam mı? Yakalayacağınız kişi seri katil çünkü."
İçeri giren Tamer ile konuşmaya girecekken sustum. "Gel Tamer." Diyerek içeri davet ettim. "Meysa yı alıp revire götürür müsün?"
Levent "Tabi başkomiserim."
"Hadi Meysa. Hemşireler sana baksın, sonra da gidelim."
Meysa Tamer ile birlikte gittiğinde Simon ile tek kalmıştık. Başımda feci bir ağrı vardı. Ağrı kesicilerim de arabadaydı. Niye odama da koymazdım ki?
On dakika kadar sonra Meysa geri geldiğinde ayağa kalkarak ceketimi ona uzattım. Giymesi için gözlerimle işaret edince birşey demeden giydi ceketi.
"Çıkabiliriz."
Emniyetin çıkışına doğru ilerlerken telefonum çalmaya başladı. Yükselen ses başımı daha da zonklamasına sebep olunca yüzümü buruşturdum.
"Efendim kardeşim?
Aslım "abi neredesin? Yemek yaptım yiyelim diye kaç saattir bekliyorum." Sesi durgun geliyordu. Eve gidince sormayı aklımın bir kenarına yazdım.
"Geliyorum. Meysa ve Simon ile beraberim onları eve bırakıp geleceğim."
Aslım "anladım tamam. İstersen onlara da söyle gelsinler."
"Tamam. Görüşürüz." Vedalaşıp kapattığımda arabamın yanına gelmiştik çoktan.
İçine yerleşip çalıştırdım.
"Yemek hazırlamış da. Gelmek isterseniz bize gidebiliriz?"
Meysa "başka zaman olsun Yalın. Çok yorulduk hepimiz de."
Başımı sallayarak yoluma devam ettim. "Torpidoda ağrı kesici var bir tane çıkarıp bana verebilir misin?"
Torpidoyu açtı. Silahım ile karşılaşmış olacak ki bir anlığına duraksamıştı. "Torpidoda silah mı taşıyorsun?"
Ciddi misin dercesine suratına baktım. "Üzerimde de taşıyorum Meysa. Polisim ben?"
Meysa "doğru." Dedi ilacı uzatırken. Elinden alıp attım ağzıma. Atmamla yutmam bir olmuştu. "Teşekkür ederim."
Meysa "bir daha katil damgası yer miyim?"
Alayla sorduğuna karşılık yarım ağız gülümsedim ona. "Her seferinde ardında bende olacağım merak etme. Ayrıca suçu üzerine atanları yakalayacağız."
Meysa "ne yapmayı düşünüyorsun?"
"Taşıyıcı adayı olarak sokacak beni Taylan denen soysuz." Ben niye görev detayı paylaşıyordum bu kıza?
Meysa "anlamadım?"
"Ya bunların ele başı var ya kelebek dövmeli katil. Taşıyıcı adayları toplayıp onların midelerinde uyuşturucu tacirliği yapıyor. Taşıyıcılar midelerinde götürdüğünden yakalanmaları da imkansız oluyor işte."
Meysa "asla aklıma gelmezdi."
"Emniyette neler görüyoruz sen bir görsen. Hele ben birde cinayet masasındayım. Sürekli yeni bir ceset."
Meysa "kurbanları sizde mi görüyorsunuz? Adli tıp uzmanlarının görmesi yeterli değil mi?"
"Teyit sağlıyoruz de sen ona. Doktorların tetkiklerini yakaladıkları noktaları ceset başında dinliyoruz."
Meysa "ben kaldıramazdım bir tanesini bile."
"Biz bu muhabbeti daha önce kurmuştuk sanki?"
Meysa "olsun."
Dikiz aynasından gördüğüm manzara ile hafifçe gülümsemiştim. "Uyumuş."
Meysa başını çevirip baktı arkaya. "Hiç uyumadı."
"Ee sen neler yapıyorsun?"
Meysa "hiç." Söylemek istediği bir şey varmış da söylemekten çekiniyor gibiydi.
"Birşey mi oldu?"
Meysa "katil damgası yediğimden iş için başvurduğum yerleri etkiliyor."
Siktir! Ben bunun olacağını düşünememiştim.
"Yarın merkeze gidince ne yapabiliriz bir bakayım. İşlemediğin suç yüzünden hayatını etkilememeli buna izin veremem."
.
.
.
.
