İçeriğe geç

Kelebeğin Çift Yaşamı

Bölüm 37 · 3 dk okuma

Kelebeğin Çift Yaşamı

Bölüm 37

Karanlık Koridorlar ve Çift Taraflı Çığlıklar

Cumartesi ve pazar günleri, son haftaların bütün o kemik yoran ağırlığını süpürüp götüren birer nefes molası gibi geçti. Ne sınav kağıtlarının telaşı vardı ne de hastane koridorlarının o buz gibi sızısı... Mahallenin yağmurla yıkanmış serin sokaklarında yapılan kısa yürüyüşler, balkondan balkona uzatılan taze demlenmiş kahveler ve nihayet deliksiz çekilen uykularla ikisi de tamamen yenilenmişti.

Ve pazar gecesi saat 22.00’yi vurduğunda, 12 numaranın odasındaki neon mor ışıklar bu kez bambaşka bir curcuna için parıldadı.

Ece ile Enes, yan yana çekilmiş oyuncu koltuklarına kurulmuşlardı. Kulaklıklar takılı, mikrofondaki parıldayan kelebek amblemi aktif ve ekranda ise gecenin bombası açıktı: Terk edilmiş, loş bir akıl hastanesinde geçen yeni nesil bir hayatta kalma-korku oyunu.

Yayın açıldığı anda chat ekranı yine saniyeler içinde kilitlendi:

“BUTTERFLY VE GİZLİ ORTAK YİNE YAN YANA!”

“Korku oyunu mu?! İşte beklediğimiz içerik!”

“Enes reis yine kurtarır bizi, Butterfly arkasına sığınsın.”

Ece mikrofona eğilip gözlerini kıstı: "Bakıyorum chat'te yine bana laf çarpanlar var. Arkadaşlar, bu oyunu ilk defa oynamıyorum. Soğukkanlılık benim göbek adımdır, arkanıza yaslanın ve profesyonel bir hayatta kalma dersi izleyin."

Enes dönüp sırıttı, elini göğsüne koydu: "Ben buradayken zaten korkmanıza imkan yok. Bir tehlike sezersem kraliçenin önüne atılırım, rahat olun."

Fakat oyun başlayıp karakterler el fenerinin cılız ışığıyla o kan lekeli, gıcırdayan paslı koridora adım attığı anda işler bir anda değişti.

Oyunun ses tasarımı o kadar gerçekçiydi ki, arkadaki borulardan gelen metalik damlama sesleri bile odayı titretiyordu. Ece koltuğunda farkında olmadan öne doğru eğilmiş, tırnaklarını farenin kenarına geçirmişti.

"Enes... Kapıyı açma," dedi Ece, az önceki o havalı ses tonu hafifçe tizleşerek. "Sağdaki kapıdan nefes sesi geliyor, açma diyorum bak!"

"Sakin ol kraliçe, taktiksel keşif yapıyorum," dedi Enes fısıltıyla, karakteri yavaşça kapının koluna uzatırken. "Bak tertemiz, hiçbir şey y—"

ŞRAAAAK!

Kapı bir anda menteşelerinden fırladı; ekrana boydan boya kanlı, yüzü parçalanmış devasa bir yaratık fırlayıp doğrudan kameraya doğru kükredi!

"AYYYY! ANNEEE!"

Ece koltuğundan neredeyse tavana zıplayacak gibi oldu. Kulaklığı boynundan fırlayacakken iki eliyle havaya kaldırıp tiz, adeta camları titreten bir çığlık kopardı ve refleks olarak Enes’in hırkasının koluna sımsıkı yapıştı.

Enes önce durumu toparlamaya çalıştı, başını arkaya atıp kahkahayı bastı:

"Hani soğukkanlılık senin göbek adındı?! Çığlığın desibeliyle Gölcük sahilindeki martılar havalandı yemin ederim!"

"Gülme! Çok yakından çıktı, kalbim durdu salak!" diye bağırdı Ece, yüzünü Enes’in omzuna gizlemeye çalışıp ekrana tek gözüyle bakarak.

"Tamam tamam, çekil kenara. Bak şimdi profesyonel nasıl kurtarır izl—"

Enes cümlesini bitiremeden, fenerin pili aniden bitti. Ekran zifiri karanlığa gömüldü. Arka plandan derinden gelen ağır bir zincir şakırtısı ve hırıltı yükseldi.

Enes farenin tuşuna panikle ardı ardına basmaya başladı: "Fener yanmıyor... Dur, pil nerede? Lan fener yansana!"

Tam o saniyede, zifiri karanlığın ortasında kırmızı iki göz bir anda parladı ve yaratık böğürerek Enes’in karakterinin boğazına yapıştı!

"HÖÖÖÖÖÖÖST! O NE BE?!"

Enes’in boğazından öyle komik, öyle kontrolsüz ve cırtlak bir ses dalgası koptu ki, çocuk koltuğunda geriye doğru savrulurken ayağını masanın ayağına çarptı. Elleri havaya kalktı, gözleri yuvalarından fırlamış halde ekrandan uzaklaşmaya çalıştı.

Odayı bu kez Ece’nin durdurulamaz kahkahası inletti.

Ece az önceki korkusunu bir saniyede unutup iki büklüm oldu; karnını tutarak, gözlerinden yaşlar gelene kadar gülmeye başladı.

"Bö-böyle mi kurtaracaktın?!" dedi Ece kesik kesik, nefesi tıkanarak. "Attığın çığlığa bak! Bildiğin düdük gibi öttün Enes!"

Chat kutusu tam anlamıyla cehenneme dönmüştü, emojiler ve yorumlar okunamaz bir hızla patlıyordu:

“ENES’İN SESİ İNCELECEK DİYE KORKTUM HAHAHAHAHA!”

“Düdük gibi öttün dedi kraliçe, BİTTİM BEN!”

“Butterfly ve Enes korku yayını her hafta yapılsın, gülmekten yarıldık!”

“Reis karizmayı fena çizdirdi!”

Enes masadaki bardağa uzanıp bir yudum su içti, kravatı olmasa da hayali bir yakayı düzeltir gibi yaparak mikrofona eğildi:

"Chat, bakın... O bir korku çığlığı değildi. Tamamen taktiksel bir şaşırtma manevrasıydı. Yaratığın kulak zarını patlatıp sersemletmek istedim ama oyun izin vermedi."

"Tabii canım, kesin öyledir," dedi Ece, yanakları gülmekten kıpkırmızı olmuş halde saçlarını geriye atarak. Kulaklığını tekrar düzeltti ve göz ucuyla Enes’e baktı. Gözlerinde öyle parlak, öyle içi dolu dolu bir neşe vardı ki, neon mor ışıkların altında bütün oda ısınıyordu.

Saatler boyunca o lanetli hastanenin koridorlarında kimi zaman birbirlerinin koluna yapışarak, kimi zaman en ufak gölgede aynı anda çığlığı basıp sonra dakikalarca birbirlerine gülerek oyunu tamamladılar.

Gece yarısı yayını kapatırken ikisinin de sesi kısılmış, yanakları gülmekten ağrımıştı. Birkaç hafta önce aynı odada kopan o acı çığlıkların yerini; bu kez ekranın ardındaki yüz binlerce insanın kalbini ısıtan, pırıl pırıl kahkahalar almıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.