İçeriğe geç

Kelebeğin Çift Yaşamı

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Kelebeğin Çift Yaşamı

Bölüm 2

Sünger Paneller ve Neon Işıklar

Cuma gününün son ders zili çaldığında, okul koridoru adeta bir stadyum çıkışına dönüştü. Dolap kapaklarının çarpılma sesleri, hafta sonu planları yapan öğrencilerin bağırışları birbirine karışıyordu.

Enes çantasını omzuna atıp sırasından kalktı. Bora hemen yanına yanaşıp kolunu omzuna attı. "Beyler, akşam langırt mı atıyoruz yoksa Enes yine bizi satıp sanal aşkının peşinden mi koşacak?"

"Sanal aşk değil Bora, kaliteli içerik," diye düzeltti Enes gülerek. Murat ve Ali de arkalarından yetişmişti. "Akşam sekizde Butterfly’ın canlı yayını var diyorum, kaçıramam. Hem siz de gelin, beraber izleyelim Discord’da."

Ali başını salladı. "Ben gelirim valla. Geçen hafta haritayı tek başına temizlediği bölümü hala açıp izliyorum."

Dörtlü, ana çıkış kapısına doğru ilerlerken merdivenlerin başında Ece ile karşılaştılar. Ece, sırt çantasını tek omzuna asmış, siyah kabanının ceplerine ellerini sokmuştu. Yanında İnci vardı. Ece'nin bembeyaz yüzü, yorucu geçen bir haftanın ardından biraz solgun görünse de bakışlarındaki o keskin ve dik duruş zerre değişmemişti.

Enes dayanamayıp yine öne atıldı. "Komşu! Hafta bitti, farkında mısın? Yüzündeki o 'tüm dünyayı sorguluyorum' ifadesini en azından pazartesiye kadar rafa kaldırabilirsin bence."

Ece duraksadı, başını yavaşça çevirip Enes’e baktı. Koyu renk gözlerinde hafif bir alay parıltısı vardı. "Benim yüz ifadem gayet yerinde Enes. Asıl sen koridorda megafon gibi bağırmayı bırakırsan, okul ahalisi olarak kulaklarımıza hafta sonu tatili verebileceğiz."

Bora arkadan kıs kıs gülerken, Enes hiç bozulmadan gülümsedi. "Hafta sonu boyunca sesimi duymayacaksın zaten. Odamdan çıkmayı pek düşünmüyorum."

"Harika bir haber," dedi Ece tek kaşını kaldırarak. "Apartman için büyük bir huzur adımı."

İnci arkadan Ece’nin kolunu hafifçe sıktı, kendini tutamayıp kıkırdadı. Ece adımlarını hızlandırıp bahçeye doğru ilerlerken, bahçe kapısında Mert’in motorunun yanında beklediğini gördüler. Enes başını iki yana sallayarak arkadaşlarına döndü:

"Gördünüz mü? Kız laf sokmadan tek bir gün bile geçiremiyor. Doğuştan laf cambazı."

"Ama haklı," dedi Murat sırıtarak. "Sesin gerçekten çok çıkıyor kardeşim."

Saat 19.30. Apartmanın 4. katı.

Enes odasındaki oyuncu koltuğuna kurulmuş, masanın üstünü cips paketleri, soğuk içecekler ve fındık kasesiyle donatmıştı. Çift monitörün birinde YouTube bekleme ekranı, diğerinde ise Bora ve Ali ile açık olan sesli sohbet kanalı vardı.

"Oğlum Ali, cipsini aldın mı? Geri sayım başladı," dedi Enes mikrofonuna doğru.

"Hazırım oğlum, ekran açık bekliyorum," dedi Ali kulaklıktan.

Aynı dakikalarda, aralarındaki ortak duvarın hemen diğer tarafında bambaşka bir atmosfer vardı.

Ece odasının kapısını kilitledi. Bu oda, evin geri kalanından tamamen farklı bir dünyaya açılıyordu. Mert’in yaz tatilinde bizzat yardım edip duvara santim santim monte ettiği kalın, siyah akustik sünger paneller tüm odayı kaplıyordu. Dışarıdan gelebilecek en ufak sokak gürültüsünü kestiği gibi, içeride bağırıp çağırsa bile yan daireye—yani Enes’in odasına—tek bir desibel sesin bile sızmasına imkan yoktu.

Ece siyah kabanını çoktan çıkarmış, üzerine bol mor bir kapüşonlu giymişti. Kuzguni siyah saçlarını tepesinde özensizce topuz yaptı. Masanın üzerindeki yayın ışıklarını açtı; odanın loş havası bir anda neon mor ve camgöbeği mavisi ışıklarla doldu.

Üçlü monitör sisteminin karşısına geçti. Profesyonel yayın mikrofonunun süngerini kontrol etti. Kulağına taktığı kulak içi monitörden İnci ve Mert’in sesi geldi.

"Ses kontrol, bir iki," dedi Mert. "Akustik harika Ece, arka plan dip gürültüsü sıfır. Duvar panelleri görevini kusursuz yapıyor."

"Süper," dedi Ece, derin bir nefes alarak. Parmaklarını çıtlattı. Okuldaki o mesafeli, yorgun ve içine kapanık kız bir anda buharlaştı. Gözlerinde yanan o muzip ateş ve yüzüne yayılan canlı gülümsemeyle bambaşka birine dönüştü. "Chat hazır mı İnci?"

"Kırk bin kişi beklemede patron!" dedi İnci heyecanla. "Giriş yap, ortalık yıkılsın."

Ece fareye tıkladı: YAYINI BAŞLAT.

Enes’in kulaklığına dolan o hareketli elektronik giriş melodisiyle birlikte ekran canlandı. Ekranda dans eden neon kelebek logosu yerini oyun ekranına bıraktığında, Butterfly’ın enerjik, neşeli ve hafif alaycı sesi patladı:

"Selam millet! Ben Butterfly. Kaosun, panik çığlıklarının ve zombi avının tam merkezine hoş geldiniz! Cuma gecesi evde pinekleyenler, ders çalışmaktan beyni yananlar ve sadece biraz eğlenmek isteyenler... Hepiniz doğru yerdesiniz!"

Enes koltuğunda doğrulup neşeyle sırıttı. "İşte bu be! Başladı kraliçe!"

Butterfly her zamanki gibi fırtına gibiydi. Yeni haritaya girdiği ilk dakikalardan itibaren oyundaki yaratıkları zekice tuzaklara çekiyor, bir yandan da chatin yazdığı esprilere şakır şakır cevap yetiştiriyordu. Oynayışında muazzam bir akıl ve refleks vardı; aynı zamanda dili o kadar tatlı sert ve komikti ki ekrana bakan birinin sıkılması imkansızdı.

Oyunun ellinci dakikasında Butterfly çok dar bir tünelde kıstırıldı. Önünde devasa bir canavar belirdiğinde Butterfly yayında bağırmaya başladı:

"Hayır hayır hayır! Sen nereden çıktın ya?! Geri bas, vallahi vururum! Mert— yani chat, bombayı nereye attım ben?!"

Canavarı son anda patlattığı bir el bombasıyla havaya uçurunca arkasına yaslanıp derin, rahatlamış bir kahkaha attı. O kahkaha odasındaki ses yalıtımlı süngerlere çarpıp tamamen yok oldu; yan odada duvarın dibinde oturan Enes, bu kahkahayı çıplak kulakla asla duyamadı, sadece kulaklığındaki kristal netliğindeki yayından işitti.

Enes hayranlıkla başını salladı. "Kız gerçekten bir efsane ya. Şuradaki manevrayı dünyada yapabilecek üç kişi falan vardır."

Hemen klavyeye uzanıp yayının sohbet kutusuna yazdı:

Enes_07:"Refleksler yine alev alıyor Butterfly! Bu oyunu senin gibi oynayan birini daha görmedim, ciddiyim idolümsün."

Mesaj akıp giden binlerce yazının arasında parladı. Ece, yan ekrandaki chat akışında "Enes_07" ismini görünce gözleri bir anlığına kısıldı. İstemsizce başını kaldırıp tam karşısındaki ses yalıtımlı duvara baktı. O duvarın hemen arkasında, birkaç metre ötesinde oturan o gürültücü komşu çocuğunun bu mesajı yazdığını bilmek içinde tuhaf, muzip bir his uyandırdı.

Mikrofonuna eğilip hafifçe güldü:

"Teşekkürler Enes_07. İdolün olmak güzel ama fazla gaza gelme, haritada hala hayatta kalmaya çalışıyorum. Övgüleri bölüm sonuna saklayın gençler!"

Enes kulaklıktan kendi kullanıcı adını duyunca koltuğunda zıpladı. "Duydu oğlum! Bora, Ali! Yine adımı okudu lan!"

"Oğlum sakin ol, alt tarafı mesajını okudu," dedi Bora Discord'dan gülerek.

Enes arkasına yaslanıp yüzündeki koca tebessümle ekrana bakmaya devam etti. Dünyanın en mutlu insanı gibi hissediyordu. Yan odasında oturan o siyah saçlı, bembeyaz tenli, ona her gün laf yetiştiren mesafeli kızın aslında kulaklığından hayatına neşe saçan Butterfly olduğunu hayal bile edemezdi.

Aralarında sadece birkaç santimlik tuğla ve Mert'in taktığı siyah süngerler vardı; ama Enes için aralarındaki mesafe kilometrelerden farksızdı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.