İçeriğe geç

Kelebeğin Çift Yaşamı

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Kelebeğin Çift Yaşamı

Bölüm 1

Sahanlıktaki Mesafe

Dördüncü katın loş sahanlığında yankılanan metalik anahtar sesi, sabahın erken saatlerindeki apartman boşluğunda adeta yankı yaptı.

Enes, sırt çantasının tek askısını omzuna yerleştirip kapıyı kilitlerken ayağındaki spor ayakkabının bağcığını son bir hamleyle sıktı. Ağzında ıslıkla çaldığı ritmik melodi, hemen yanındaki 12 numaralı dairenin kapısının açılmasıyla yarım kaldı.

Dışarı adımını atan Ece’ydi.

Kuzguni siyah saçları omuzlarına dökülmüş, bembeyaz duru teni loş koridor ışığında bile dikkat çekecek kadar berrak görünüyordu. Üzerindeki siyah kaşe kaban, boynundaki ince gümüş zincir ve her zamanki gibi boynunda asılı duran kafaüstü kulaklığıyla son derece mesafeli ve kendinden emin bir havası vardı. Kapıyı ardından sakince kapatıp anahtarı çantasına attı.

Enes yüzüne yayılan geniş tebessümle geriye bir adım çekildi:

"Günaydın komşu! Bakıyorum yine sabah neşesi saçıyorsun etrafa."

Ece başını yavaşça Enes’e doğru çevirdi. Koyu renk gözlerinde sabahın bu saatinde Enes enerjisine maruz kalmanın getirdiği hafif bir bıkkınlık belirdi:

"Desibel seviyen sabahın bu saati için bile gereğinden fazla yüksek Enes. Günaydın."

"Aman be Ece, biraz hayat enerjisi! Cuma sabahındayız farkında mısın? Akşam hafta sonu başlıyor, insan biraz gülümser."

Merdivenleri yan yana inmeye başladılar; Enes basamakları ikişer ikişer atlarken, Ece zarif ve sakin adımlarla onu birkaç basamak geriden takip ediyordu. Apartmanın ağır demir dış kapısını itip sokağa çıktıklarında serin sonbahar rüzgarı yüzlerine vurdu. Kaldırımın kenarında, siyah mat kaskını gidona asmış olan Mert onları bekliyordu.

"Mert erkencisin," dedi Ece. Yüzündeki o mesafeli ifade, dostunu görünce yerini hafif ve samimi bir tebessüme bıraktı.

"Trafiğe kalmayalım dedim," diye yanıtladı Mert. Ardından Enes’e dönüp başıyla hafif bir selam verdi: "Selam Enes."

"Selam Mert. Vay be, özel şoför kapıya kadar geliyor," diye takıldı Enes. "Mert, şu motora bir gün beni de at da asfaltta gerçek hız görelim dostum."

Ece kaskı Mert’in elinden alırken Enes’e hafifçe ters bir bakış fırlattı:

"Mert’in canına kastın yoksa uzak dur Enes. Kaskı takıp arkada bile uslu durabileceğini hiç sanmıyorum."

"Kırıcı oluyorsun Ece Hanım," diye sırıttı Enes. "Neyse, ben durağa koşayım da Bora’lara yetişeyim. Size kazasız belasız sürüşler."

Enes caddenin sonuna doğru koşar adım uzaklaşırken, Ece kaskı başına geçirip vizörünü indirdi. Mert motoru çalıştırdığında Ece arkasına yerleşti. Okula doğru yol alırken aklında tek bir şey vardı: Akşam açacağı yayının teknik hazırlıkları.

Okul bahçesi her zamanki cuma hengamesini yaşıyordu. Enes, bahçe kapısından girer girmez Bora, Murat ve Ali’nin yanına damladı. Dörtlü anında ayaküstü hararetli bir sohbete daldı.

"Oğlum Enes, akşamki yayını unutmadın değil mi?" dedi Ali telefonundaki bildirim ekranını göstererek. "Butterfly dün gece topluluk sekmesine yeni bir anket koymuş. Hangi oyunu oynasın diye soruyor."

"Unutur muyum hiç!" dedi Enes gözleri parlayarak. "Ben oyumu hayatta kalma haritasına verdim bile. Akşam sekizde tam kadro ekran başındayız. Kızın taktikleri ders niteliğinde."

Bora Enes’in omzuna vurdu: "Yüzünü bile görmediğin birine bu kadar bağlanman beni korkutuyor kardeşim. Belki elli yaşında ses programı kullanan biridir?"

"Saçmalama Bora, o ses tonu, o hazırcevaplık tamamen doğal. Anlarsın ya, oyun oynarken dünyayı unutturuyor insana."

O sırada az ilerideki bankta İnci ve Ece oturmuş, okul kantininden aldıkları sıcak çayları yudumluyorlardı. İnci eğilip Ece’nin kulağına fısıldadı:

"Akşamki ankette hayatta kalma oyunu açık ara önde gidiyor. Hazır mısın?"

"Hazırım," dedi Ece çayından bir yudum alarak. Gözleri okul bahçesinde arkadaşlarına el kol hareketleriyle bir şeyler anlatan Enes’e kaydı. "Sadece biraz yorgunum. Hafta içi dersler çok yoğun geçti."

"Yayında enerjin yerine gelir senin," dedi İnci gülerek. "Kelebek kanatlarını açınca bütün yorgunluğun uçup gidiyor."

Ece gülümsedi ama gözlerini Enes’in olduğu taraftan hemen çekti. Aynı katta oturup aynı merdivenleri iniyorlardı; okulda her gün karşılaşıp atışıyorlardı ama Enes’in dünyasındaki "ulaşılmaz komşu kızı" ile hayranı olduğu o ses arasında aşılmaz dağlar vardı. Ve Ece, bu dağların yerinde kalması için elinden geleni yapmaya kararlıydı.

Bölüm sonu

1 yorum

  • Çok iyii ama kız yayın yaparken yüzünü göstermiyor mu anlamadım, ben bu tip oyun yayınlarında hep yüzlerini gösteriyorlar sanıyordum. Ama çok akıcıydı ve eğlenceli

    1Yanıt