İçeriğe geç

Kelebeğin Çift Yaşamı

Bölüm 19 · 3 dk okuma

Kelebeğin Çift Yaşamı

Bölüm 19

Kırılan Cam ve Çözülen Kilit

Pazartesi sabahının ayazı, dördüncü katın loş sahanlığından dairenin içine doğru sızıyordu. Gün ağarmak üzereydi; pencerelerden henüz sadece kurşuni bir alacakaranlık görünüyordu.

Enes bütün gece o kapının eşiğinden ayrılmamıştı. Sırtını 12 numaranın koridor duvarına, başını ise doğrudan o kilitli kapının ahşap pervazına dayamış vaziyette, dizlerini kendine çekerek sızıp kalmıştı. Üzerindeki kapüşonlu hırkası onu soğuktan korumaya yetmemişti; dudakları hafifçe kurumuş, göz altları iki gecelik uykusuzluğun ağırlığıyla morarmıştı.

Salondaki kanepede sabahlayan Nermin Hanım, çıt sesine uyanıp hırkasını omuzlarına çekti. Yavaş ve yorgun adımlarla koridora yöneldi. Eşiğin hemen dibinde, kapının önünde kıvrılıp kalmış Enes’i görünce gözleri doldu. Usulca yanına yaklaşıp çocuğun omzuna elini koydu, eğilerek hafifçe sarstı.

"Enes... Oğlum, kalk hadi. Taşın üstünde buz kesmişsin, geç içeri bir koltuğa uzan..."

Enes irkilerek gözlerini araladı. İlk saniyede nerede olduğunu toparlayamadıysa da bakışları anında kapının kilidine kaydı. Anahtar yuvası hala dikey, mandal hala kapalıydı.

"Nermin Teyze..." dedi Enes, sesi kısık ve çatallı çıkarak. Doğrulmaya çalıştı ama bacakları uyuştuğu için sendeledi. "Bir ses geldi mi içeriden? Kıpırdadı mı hiç?"

Nermin Hanım çaresizce başını iki yana sallarken, tam o anda, o kalın akustik süngerlerin arkasından boğuk bir hışırtı duyuldu.

İçeride, zifiri karanlığın ortasında Ece gözlerini aralamıştı. Üç gündür ağzına tek lokma koymamanın, tek bir yudum su içmemenin bedeli artık vücudunu tamamen ele geçirmişti. Başı öyle bir dönüyordu ki, tavan ile zemin birbirine karışmış gibiydi. Kulaklarında tiz bir uğultu vardı. Dışarıdan annesinin ve Enes’in o boğuk, fısıltılı konuşmalarını duyduğunda, içinde son bir gayret kırıntısı uyandı.

Artık dayanamıyordu. Bu karanlık, bu açlık ve en çok da Enes’in sesindeki o tükenmiş yalvarış kalbini delip geçiyordu. Kilidi açmak, sadece bir yudum su içmek ve belki de her şeyi bitirmek istedi.

Avuçlarını soğuk parkeye dayayarak dizlerinin üzerinde doğruldu. Bacakları birer külçe gibiydi, tir tir titriyordu. Parmaklarını hemen kapının yanındaki ahşap komodinin kenarına uzattı; bütün ağırlığını oraya verip ayağa kalkmaya çalıştı.

Fakat gücü yetmedi.

Dizleri aniden boşaldı. Ece dengesini kaybedip geriye doğru savrulurken, can havliyle komodinin üzerindeki örtüye yapıştı. Parmakları kumaşın üzerinden kaydı; komodinin üzerinde duran porselen biblolar, çerçeveli küçük bir fotoğraf ve cam su bardağı Ece’nin ağırlığıyla birlikte hızla sürüklendi.

GÜÜÜM!

Hemen ardından gelen tuzla buz olma sesi: ŞAAAANGIR!

Ece omzunu kapının pervazına çarparak sertçe yere yığıldı. Kırılan porselen ve cam parçaları karanlıkta odanın zeminine saçıldı; Ece’nin boğazından sadece kesik, boğuk bir inilti dökülebildi. Kendini toparlayacak, doğrulacak tek bir kası bile hareket etmiyordu.

Dışarıda, koridorda zaman bir anda patladı.

O korkunç kırılma sesi ve ardından gelen çarpma gürültüsüyle Enes’in gözleri yuvalarından fırladı. Uyuşan bacaklarındaki tüm sızıyı bir saniyede unuttu.

"ECE!"

Enes kapının koluna iki eliyle birden asıldı, olanca gücüyle sarstı ama kilit yerinden oynamadı. "Ece, ses ver! Ece ne oldu?!"

Nermin Hanım ellerini yanaklarına vurarak çığlık attı: "Kızım! Ece, yavrum ne oldu orada?!"

İçeriden sadece derin, güçsüz bir nefes sesi ve kırık camların üzerinde hafif bir kıpırdanma hışırtısı geldi; başka hiçbir cevap yoktu.

Enes bir adım geri çekildi. Açık kahverengi gözlerinde artık tereddüt, korku ya da kural denen şeylerden eser kalmamıştı. Göğsü çılgın gibi inip kalkarken Nermin Hanım’a baktı:

"Nermin Teyze, geri çekil."

"Enes, ne yapacaksın—"

"Geri çekil!"

Enes bütün ağırlığını ve gücünü sağ omzuna toplayıp gerildi. O kapının arkasında yerde yatan kızın nefesi tükenmek üzereydi ve Enes’in onu orada bir saniye daha bırakmaya niyeti yoktu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.