İçeriğe geç

Kelebeğin Çift Yaşamı

Bölüm 20 · 3 dk okuma

Kelebeğin Çift Yaşamı

Bölüm 20

Kırılan Eşik

Enes geriye doğru iki adım açılıp olanca hızıyla ileri atıldı. Sağ omzunu kapının kilit hizasına sertçe vurdu: GÜÜÜM!

Eski masif ahşap kapı hafifçe esnedi ama kilit dili yuvasından çıkmadı. Çarpmanın şiddetiyle omzuna saplanan keskin sızı Enes’in gözlerini kararttı; yine de durmadı. Dişlerini sıkarak bir adım daha geriledi, nefesi ciğerlerini yakıyordu.

"Ece, dayan! Çıkartacağım seni oradan!"

İkinci kez bütün gövdesiyle yüklendi: GÜÜÜM!

Kapının pervazından beyaz kireç tozları döküldü, ahşabın içinden tok bir çatırtı geldi ama mandal hala sımsıkı tutunuyordu. Nermin Hanım kapının hemen arkasında ellerini göğsüne bastırmış, gözyaşları içinde "Kızım! Ses ver yavrum, ne olur ses ver!" diye feryat ediyordu.

Tam o sırada dairenin dış kapısının zili acı acı, aralıksız çalmaya başladı.

Nermin Hanım titreyen elleriyle antreye koşup dış kapıyı ardına kadar açtı. Karşılarında yüzleri kireç gibi bembeyaz olmuş İnci ve Mert duruyordu. İkisi de okul kıyafetleriyleydi; Mert kaskını elinde sıkıca tutmuş, İnci ise telefonunu cebine tıkmaya çalışıyordu.

"Nermin Teyze! Neler oluyor, içeriden ne sesleri geliyor?!" diye bağırdı İnci, kadının ağlayan yüzünü görünce içeri bir adım atarak. "Aşağıdan gümleme seslerini duyduk!"

"Ece içeride düştü!" dedi Nermin Hanım hıçkırıklarının arasından. "Camlar kırıldı, sesi çıkmıyor, kapıyı kıramıyoruz!"

Mert kaskı anında antredeki vestiyerin altına fırlatıp bir hışımla koridora daldı. İnci de arkasından koştu.

Koridorun ortasında Enes’i gördüler. Enes nefes nefeseydi, hırkasının sağ omzu aşınmış, alnından şakaklarına doğru ter süzülüyordu. Sırtını duvara yaslamış, üçüncü kez yüklenmek için güç topluyordu. Gözleri kan çanağı gibiydi; iki günlük uykusuzluğun ve o kilitli kapının ardındaki çaresizliğin tüm ağırlığı yüzüne kazınmıştı.

"Enes!" dedi Mert hızla yanına varıp omzunu tutarak. "Dur, tek başına omzunu kıracaksın!"

"Mert, yerde yatıyor..." dedi Enes kesik kesik, parmaklarıyla kapıyı göstererek. Sesi çatallanmıştı, nefesi boğazına batıyordu. "Camlar kırıldı, üç gündür bir damla su içmedi... Açmamız lazım bu kapıyı, hemen!"

İnci kapının ahşap yüzeyine iki eliyle birden vurdu, gözlerinden yaşlar boşanarak kulağını çatlağa dayadı: "Ece! Ece beni duyuyor musun?! İnci ben, buradayım birtanem! Aç gözlerini, lütfen!"

İçeriden sadece zayıf, hırıltılı bir inilti ve kırık porselen parçalarının üzerinde sürtünen kumaş sesi geldi. Ece hareket edemiyordu.

Mert geri çekilip kapının kilit noktasına baktı. Gözlerinde okulda görmeye alışık olmadıkları o ciddi, sert ve korumacı ifade parladı. Başını hızla Enes’e çevirdi:

"Birlikte vuracağız. Aynı anda, tam kilit hizasına."

Enes başını salladı. İki genç çocuk yan yana geçip omuz omuza verdiler. Aralarındaki bütün o okul rekabeti, laf dalaşları, motor şakaları bir anda sıfırlandı; geriye sadece kapının ardında nefesi tükenmekte olan o kızı kurtarma iradesi kaldı.

"Üçe kadar sayıyorum," dedi Mert dişlerini sıkarak. Gövdesini kapıya doğru yan çevirdi. "Bir... İki..."

Enes nefesini tuttu, gözlerini kapının çatlayan ahşap damarına kilitledi.

"ÜÇ!"

İkisi birden, sahip oldukları tüm güç ve ağırlıkla kapıya yüklendi: ÇAAAAT!

Kilit mandalının oturduğu ahşap pervaz boydan boya yarıldı. Vidalar yerinden fırlarken metal kilit dili yuvasını parçaladı. Kapı büyük bir gürültüyle içeriye doğru savrularak duvara çarptı.

Odanın boğuk, havasız ve loş karanlığı koridora döküldü.

Eşiğin hemen bir metre ötesinde, boylu boyunca parkenin üzerinde yatan Ece göründü. Bembeyaz yüzü, etrafa saçılmış kırık porselen biblo parçalarının ve dökülen suyun ortasında cansız gibi duruyordu; kuzguni siyah saçları kırıkların arasına yayılmıştı.

Enes kapının eşiğini adeta uçarcasına geçti; dizlerinin üzerine, cam kırıklarının battığını bile hissetmeden kızın hemen yanına çöktü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.