İçeriğe geç

Kelebeğin Çift Yaşamı

Bölüm 14 · 3 dk okuma

Kelebeğin Çift Yaşamı

Bölüm 14

Kilit Arkasında Kalan Nefes

Enes’in fısıltısı balkondan mutfağa süzülen serin rüzgara karışırken, aralarındaki mesafe bir anda yok olmuş gibiydi.

Enes’in açık kahverengi gözlerinde artık o havai, dalgacı bakış yoktu. Bakışları Ece’nin göz bebeklerinin tam içine kilitlenmişti; orada sadece şüphe değil, birbirine bağlanan parçaların yarattığı o sarsıcı aydınlanma parıldıyordu. Yüzündeki o yarım tebessüm, sanki dünyanın en büyük sırrını çözmüş birinin sessiz zaferini taşıyordu.

Ece o bakışla karşılaştığı an, göğüs kafesinde adeta bir fay hattı kırıldı.

Anladı.

Zihninde yankılanan tek kelime buydu. Bütün o panik hali, yayındaki refleksleriyle birebir uyuşan o kontrolsüz bağırışları, mor ışık yalanı, kütüphanedeki o "sis bombası" lafı... Hepsi tek bir saniyede Enes’in zihninde birleşmişti. Ece’nin boğazı düğümlendi, bembeyaz yanaklarındaki o sıcaklık aniden buz kesti.

"Ben..." dedi Ece, dudakları titreyerek.

Geriye doğru sendeler gibi bir adım attı. Ne bir açıklama bulabiliyordu ne de yüzüne o eski havalı, mesafeli maskesini geçirebiliyordu. Gardı tamamen düşmüştü. Karşısında duran bu çocuğun gözlerindeki derin merak ve kavrayış, onu hayatında hiç olmadığı kadar çıplak ve savunmasız hissettirmişti.

"Ece, bekle—" Enes elini refleks olarak hafifçe uzattı.

Fakat Ece daha fazlasına dayanamadı.

Ani bir panikle arkasını döndü. Mutfak kapısından fırlayıp antrenin parkelerinde çoraplarıyla neredeyse kayarak depar attı. Nermin Hanım arkasından "Kızım ne oluyor, nereye?!" diye seslense de Ece hiçbir şey duymuyordu. Kulaklarında sadece kendi nabzının delice gümbürtüsü vardı.

Odasının önüne geldiğinde kapının koluna yapıştı, içeri girip kapıyı olanca gücüyle çarptı: GÜÜÜM!

Hemen ardından metalik, sert bir ses koridorda çınladı: ÇIT!

Anahtarı yuvasında iki kez çevirdi, emniyet mandalını da indirdi. Sırtını kapının soğuk ahşabına yaslayıp olduğu yere, parkenin üzerine çöktü. Dizlerini karnına doğru çekip ellerini yüzüne kapattı; göğsü hızla inip kalkıyor, nefesi boğazında tıkanıyordu.

Oda yarı karanlıktı. Karşısındaki duvarda asılı duran siyah ses yalıtım süngerleri, masadaki üç ekranın yaydığı loş mor LED ışık ve kulaklık standındaki parıldayan metalik kelebek figürü... Her şey tam yerli yerindeydi ama Ece için odanın güvenli sığınağı bir anda camdan bir kafese dönüşmüştü.

"Bitti," diye fısıldadı titreyen parmaklarının arasından. "Öğrendi. Her şeyi mahvettim..."

Dışarıda, koridorda ise derin bir sessizlik hakimdi.

Nermin Hanım şaşkınlıkla mutfaktan çıkıp kapıya doğru yürüdü: "Ece? Ne yapıyorsun içeride çocuğum, kapı niye kilitlendi?"

Enes ise mutfak kapısının eşiğinde öylece kalakalmıştı. Gözleri kapalı kapının beyaz ahşabındaydı. Yüzündeki o muzip gülümseme tamamen silinmiş, yerini derin, karmaşık ve kalbini sızlatan bir şaşkınlığa bırakmıştı.

Ece’nin gözlerindeki o saf korkuyu görmüştü. O an mesele bir gizemi çözmenin heyecanı değildi artık; o mesafeli, dimdik duran kızın bu sırrı saklamak için ne kadar büyük bir korku ve yalnızlık içinde kıvrandığını ilk kez bu kadar yakından hissetmişti.

Enes yavaşça antreye yürüdü. Nermin Hanım’ın omzuna hafifçe dokunup fısıldadı:

"Nermin Teyze, sanırım... Üzerine çok gittim, şakayı biraz fazla kaçırdım. Ben gideyim artık, annem de gelmek üzeredir."

Nermin Hanım mahcup bir ifadeyle başını salladı: "Kusura bakma Enesçiğim, bu kızın da bazen böyle damarı tutuyor işte... Çayını da içemedin."

"Hiç önemli değil, ellerinize sağlık," dedi Enes ayakkabılarını giyerken.

Dış kapıdan çıkmadan önce gözleri bir kez daha 12 numaranın o kilitli odasına kaydı. İki daire arasındaki duvar şimdi her zamankinden daha kalın görünüyordu ama Enes için o duvarın arkasındaki kız, artık sadece yan komşusu Ece ya da ekrandaki Butterfly değildi.

İkisi tek bir kişiydi; ve Enes, o kapının arkasında titreyen kıza zarar vermeden bu gerçeği nasıl taşıyacağını bilmiyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.