İçeriğe geç

Kehribar

Bölüm 8 · 2 dk okuma

Kehribar

Bölüm 8

8.Bölüm- Yan

8. Bölüm – Yan

Gece.

Otelde herkes uyumuştu.

Ama Mihrisu uyuyamıyordu.

Yüzük parmağında hafifçe ısınıyordu.

Mihrisu fısıldadı:

“Yine mi…”

Yüzüğün içindeki yazı parladı.

“Gel”

Mihrisu derin bir nefes aldı.

Sessizce ayağa kalktı.

Kızlara baktı.

“Bu sefer farklı…”

Yüzüğü tuttu.

“Kehribar.”

Gözlerini açtığında sarayda, Beyazıt’ın odasındaydı.

Onu bekliyordu.

Şehzade Beyazıt pencere önünde durmuştu.

Mihrisu’yu görünce döndü.

“Geldin.”

Mihrisu gülümsedi.

“Evet.”

Beyazıt bu sefer farklıydı.

Daha sakindi.

Daha derin bakıyordu.

“Bu gece gitme.”

Mihrisu şaşırdı.

“Ne?”

“Kal.”

Mihrisu’nun kalbi hızlandı.

“Ben… burada kalabilir miyim?”

Beyazıt yavaşça yaklaştı.

“Benim yanımda.”

Sessizlik oldu.

Mihrisu başını hafifçe salladı.

“Kalırım.”

Gece ilerledi.

Saray sessizdi.

Pencereden ay ışığı içeri vuruyordu.

İkisi yan yana oturuyordu.

Mihrisu fısıldadı:

“Burada zaman farklı akıyor.”

Beyazıt ona baktı.

“Sen gelince daha da farklı.”

Mihrisu hafifçe güldü.

“Beni hâlâ garip buluyor musun?”

Beyazıt başını salladı.

“Hayır.”

“Ne buluyorsun?”

Beyazıt bir an durdu.

Sonra yavaşça konuştu.

“Farklı… ama gerçek.”

Mihrisu’nun gözleri doldu.

“Ben de seni…”

Durdu.

“İlk geldiğimde çok korktum.”

Beyazıt hafifçe gülümsedi.

“Belli oluyordu.”

Mihrisu güldü.

“Ama şimdi…”

“Şimdi?”

Mihrisu gözlerine baktı.

“Korkmuyorum.”

Sessizlik oldu.

Beyazıt elini yavaşça Mihrisu’nun eline koydu.

İkisi de geri çekilmedi.

Mihrisu’nun kalbi hızlandı.

Beyazıt fısıldadı:

“Ben de.”

Zaman geçti.

Konuşarak, gülerek…

Ama aralarındaki bağ daha da güçlendi.

Mihrisu başını duvara yasladı.

“Keşke zaman dursa.”

Beyazıt ona baktı.

“Belki durdurabiliriz.”

Mihrisu gülümsedi.

“Yüzükle mi?”

Beyazıt yüzüğüne baktı.

“Belki.”

Tam o anda yüzük parladı.

Mihrisu baktı.

Yeni kelime:

“Yan”

Mihrisu kaşlarını çattı.

“Bu ne demek?”

Beyazıt da ciddileşti.

“Daha önce görmedim.”

Bir anda oda ısınmaya başladı.

Mihrisu irkildi.

“Beyazıt…”

Beyazıt elini tuttu.

“Buradayım.”

Ama ışık arttı.

Yüzük parladı.

Mihrisu bağırdı.

“Bir şey oluyor!”

Beyazıt gözlerini kısmıştı.

“Bu kapı açıyor!”

Bir anda ikisini de ışık sardı.

Mihrisu gözlerini açtı…

Ama bu sefer yalnız değildi.

Otel odasındaydı.

Ama karşısında…

Beyazıt duruyordu.

Mihrisu’nun gözleri büyüdü.

“Sen…”

Beyazıt etrafa bakıyordu.

“Bu… neresi?”

Mihrisu nefesini tuttu.

“Benim dünyam…”

Tam o anda Azra’nın sesi geldi.

“Mihrisu su var mı—”

Kapı açıldı.

Azra dondu.

“BU KİM?!”

Defne arkasından baktı.

“Ne oluyor—”

Gül de geldi.

Üçü birden sustu.

Beyazıt dimdik duruyordu.

Üzerinde kaftanıyla.

Azra fısıldadı.

“Şaka mı bu?”

Mihrisu panikle konuştu.

“Değil…”

Defne şoktaydı.

“Bu… o mu?”

Mihrisu başını salladı.

“Evet.”

Gül ağzını kapattı.

“Gerçekten gelmiş…”

Beyazıt Mihrisu’ya döndü.

“Burası senin zamanın mı?”

Mihrisu gülümsedi.

“Evet.”

Azra hemen yaklaştı.

“Bir dakika bir dakika!”

Defne hâlâ şoktaydı.

“Bu imkânsız.”

Gül heyecanlıydı.

“Merhaba…”

Beyazıt hepsine baktı.

“Bunlar arkadaşların mı?”

Mihrisu başını salladı.

“Evet.”

Azra kendini toparladı.

“Ben Azra.”

Defne hâlâ ciddiydi.

“Defne.”

Gül gülümsedi.

“Gül.”

Beyazıt başını hafifçe eğdi.

“Memnun oldum.”

Azra Mihrisu’ya döndü.

“Sen resmen Osmanlı’dan adam getirdin.”

Mihrisu gülmekle panik arasında kaldı.

“Ben de yeni fark ettim!”

Beyazıt etrafa bakıyordu.

“Bu ışıklar… bu eşyalar…”

Telefonu gördü.

“Elindeki şey.”

Mihrisu telefonu verdi.

“Hatırladın mı?”

Beyazıt ekrana baktı.

“Daha da garipleşmiş.”

Azra güldü.

“Alışacaksın.”

Tam o anda…

Mihrisu’nun yüzüğü tekrar parladı.

Mihrisu baktı.

“Bedel”

Mihrisu’nun yüzü ciddileşti.

Defne fark etti.

“Ne yazıyor?”

Mihrisu yavaşça konuştu.

“Bedel…”

Oda bir anda sessizleşti.

Bölüm sonu

1 yorum