İçeriğe geç

Kehribar

Bölüm 6 · 2 dk okuma

Kehribar

Bölüm 6

6. Bölüm- Gece ve mezarlık

6. Bölüm – Gece ve Mezarlık

Evde gece olmuştu.

Masanın üzerinde kahveler, ortasında ise yüzük ve lale kolye duruyordu.

Azra kollarını bağladı.

“Yani diyorsun ki…”

Mihrisu devam etti.

“Evet. Mezarlıkta bir taş var.”

Defne kaşlarını çattı.

“Ve bu taş yüzüğün sırrını çözebilir?”

Mihrisu başını salladı.

“Aynen öyle.”

Gül kolyeyi eline aldı.

“Bu gerçekten hanedan işi gibi duruyor.”

Azra hemen atıldı.

“Tamam o zaman gidiyoruz.”

Defne şok oldu.

“NE?!”

“Ne var? İş gezimiz var zaten.”

Defne ciddi bir sesle konuştu.

“Gece mezarlığa girmekten bahsediyoruz!”

Gül biraz korkarak sordu.

“Gündüz gitsek olmaz mı?”

Mihrisu yavaşça konuştu.

“Bence gece gitmeliyiz.”

Azra kaş kaldırdı.

“Neden?”

Mihrisu yüzüğe baktı.

“İçimde öyle bir his var.”

Defne iç çekti.

“Ben bu hisleri hiç sevmiyorum.”

Ertesi gün…

Dört kız Manisa’ya gitmişti.

Gündüz işlerini hallettiler.

Ama akşam olunca…

O gerilim başladı.

Gece.

Sokaklar sessizdi.

Azra fısıldadı.

“Tam bir korku filmi gibi.”

Defne sinirliydi.

“Evet ve biz o filmin aptal karakterleriyiz.”

Gül Mihrisu’nun koluna girdi.

“Korkuyorum biraz.”

Mihrisu derin nefes aldı.

“Ben de.”

Azra güldü.

“Harika. Hepimiz korkuyoruz ama gidiyoruz.”

Mezarlığın kapısına geldiler.

Demir kapı hafif aralıktı.

Defne durdu.

“Son şans. Geri dönebiliriz.”

Mihrisu yüzüğe baktı.

Yazı belirdi.

“Gir”

Mihrisu fısıldadı.

“Girmeliyiz.”

Azra kapıyı itti.

“Tamam. Hadi.”

Kapı gıcırdayarak açıldı.

İçerisi karanlıktı.

Ay ışığı mezar taşlarının üzerine düşüyordu.

Rüzgar hafifçe esiyordu.

Gül fısıldadı.

“Hiç hoşuma gitmedi burası.”

Defne etrafa baktı.

“Taş nasıl bir şeydi?”

Mihrisu kolyeyi gösterdi.

“Bunun gibi.”

Azra mezar taşlarını inceliyordu.

“Burada yüzlerce var.”

Mihrisu yavaşça yürümeye başladı.

“Yüzük bizi yönlendirecek.”

Defne alay etti.

“Tabii. Çünkü bu çok normal bir durum.”

Bir süre yürüdüler.

Bir anda Mihrisu durdu.

“Bekleyin.”

Azra sordu.

“Ne oldu?”

Mihrisu yüzüğe baktı.

Yazı değişti.

“Bul”

Mihrisu etrafa baktı.

“Burada bir yerde.”

Gül işaret etti.

“Şu taş…”

Hepsi yaklaştı.

Diğerlerinden farklıydı.

Üzerinde ince bir lale işlemesi vardı.

Mihrisu’nun nefesi kesildi.

“Bu…”

Defne fısıldadı.

“Gerçekten aynı.”

Azra heyecanlandı.

“E hadi alalım.”

Defne hemen engelledi.

“Dur! Bu mezar taşı!”

Mihrisu diz çöktü.

Taşın alt kısmında küçük bir parça vardı.

“Sanırım bu.”

Yavaşça çıkardı.

Avucunun içinde küçük işlemeli bir taş duruyordu.

Tam o anda rüzgar sertleşti.

Gül korkuyla bağırdı.

“Bir şey mi oldu?!”

Mihrisu yüzüğe baktı.

Yeni kelime belirdi.

“Kaç”

Mihrisu panikle konuştu.

“Gitmemiz lazım!”

Azra etrafa baktı.

“Niye?!”

Defne bağırdı.

“Koşun!”

Dört kız mezarlıktan koşarak çıktı.

Kapıyı arkasından kapattılar.

Nefes nefese kaldılar.

Gül neredeyse ağlıyordu.

“Ben bir daha gelmem!”

Azra güldü.

“Ama bulduk!”

Defne hâlâ panikti.

“Biri var gibiydi içeride.”

Mihrisu taşı sıktı.

“Evet… ben de hissettim.”

Otele döndüler.

Kapıyı kapattılar.

Azra hemen konuştu.

“Şimdi ne olacak?”

Mihrisu taşı masaya koydu.

Tam o anda yüzük parladı.

Yeni kelime:

“Getir”

Defne fısıldadı.

“Bu… Beyazıt’a mı?”

Mihrisu başını salladı.

“Evet.”

Gül merakla sordu.

“Şimdi mi gideceksin?”

Mihrisu derin nefes aldı.

“Sanırım evet.”

Azra kolunu tuttu.

“Dikkatli ol.”

Mihrisu gülümsedi.

“Olacağım.”

Yüzüğü tuttu.

“Kehribar.”

Rüzgar tekrar yükseldi…

Bölüm sonu

2 yorum