22. Bölüm – Yüzleşme
Sarayın büyük salonu…
Herkes toplanmıştı.
Hava ağırdı.
Kimse konuşmuyordu.
Ortada Şehzade Beyazıt duruyordu.
Karşısında Dilruba.
Bir yanda ise Mihrisu…
Kucağında Selim.
Beyazıt’ın sesi yankılandı:
“Son kez soruyorum.”
Dilruba başını kaldırdı.
“Evet?”
“Bu çocuk…”
Durdu.
“Benden mi?”
Herkes nefesini tuttu.
Dilruba hiç tereddüt etmedi.
“Evet.”
Salonda fısıldaşmalar başladı.
Mihrisu’nun kalbi sıkıştı.
Ama bu sefer susmadı.
Bir adım öne çıktı.
“Yalan.”
Herkes ona döndü.
Dilruba’nın gözleri daraldı.
“Sen karışma.”
Mihrisu’nun sesi sakindi.
Ama güçlüydü.
“Karışırım.”
Selim’i daha sıkı tuttu.
“Çünkü bu sadece senin meselen değil.”
Beyazıt Mihrisu’ya baktı.
Gözlerinde destek vardı.
Mihrisu devam etti:
“Şehzade sana dokunmadı.”
Dilruba güldü.
Alaycı.
“Sen mi vardın?”
Mihrisu hiç geri adım atmadı.
“Yoktum.”
Durdu.
“Ama seni tanıyorum.”
Salondaki herkes gerilmişti.
Beyazıt sertçe konuştu:
“Şahit getir.”
Dilruba bir an durdu.
İlk defa…
Gözlerinde tereddüt vardı.
Ama hemen toparlandı.
“Gerek yok.”
Beyazıt bağırdı:
“Gerek var!”
Kapıya döndü.
“Getirin.”
Kapı açıldı.
İçeri bir ağa getirildi.
Başı eğikti.
Titriyordu.
Dilruba dondu.
“Hayır…”
Beyazıt’ın sesi buz gibiydi:
“Konuş.”
Ağa diz çöktü.
“Affedin…”
Sessizlik…
“Şehzadem…”
Sesi titriyordu.
“Bu çocuk…”
Durdu.
“Benden.”
Salon karıştı.
Dilruba’nın yüzü bembeyaz oldu.
“Hayır!”
Ayağa kalktı.
“Yalan söylüyor!”
Ama ağa devam etti:
“Beni zorladı…”
Dilruba çığlık attı:
“SUS!”
Beyazıt bir adım attı.
Öfkesi artık saklanmıyordu.
“Yeter!”
Dilruba geri çekildi.
Beyazıt’ın sesi tüm salonda yankılandı:
“Beni iftirayla kirletmeye cüret ettin.”
Dilruba’nın gözlerinden yaş aktı.
Ama bu sefer çaresizlik vardı.
“Ben sadece…”
Durdu.
“Sevilmek istedim…”
Mihrisu ona baktı.
İlk defa…
Acıyarak.
Ama Beyazıt sertti.
“Sevgi zorla alınmaz.”
Bir işaret verdi.
“Götürün.”
Dilruba çırpındı.
“Hayır!”
Ama kimse durmadı.
Giderken Mihrisu’ya baktı.
Gözleri doluydu.
Ama hâlâ karanlıktı.
“Bu bitmedi…”
Ve götürüldü.
Salon sessizleşti.
Mihrisu derin nefes aldı.
Selim’i kucağında salladı.
Beyazıt ona yaklaştı.
“Bitti.”
Mihrisu yavaşça başını salladı.
“Hayır…”
Beyazıt kaşlarını çattı.
“Ne demek o?”
Mihrisu yüzüğe baktı.
Yazı belirdi:
“Bedel”
Mihrisu fısıldadı:
“Daha değil…”