İçeriğe geç

Kehribar

Bölüm 17 · 2 dk okuma

Kehribar

Bölüm 17

17. Bölüm- İki Dünya

17. Bölüm – İki Dünya

Sabah…

Ev sessizdi.

Mutfaktan gelen seslerle Mihrisu gözlerini açtı.

Yavaşça kalktı.

Hâlâ biraz halsizdi.

Kapıya doğru yürüdü.

Mutfağa girdiğinde gördüğü manzaraya şaşırdı.

Şehzade Beyazıt mutfakta duruyordu.

Elinde kettle.

Ama ne yapacağını bilmiyordu.

Ciddiyetle bakıyordu.

Mihrisu gülümsedi.

“Ne yapıyorsun?”

Beyazıt döndü.

“Bu şey kaynamıyor.”

Mihrisu güldü.

“Fişe taktın mı?”

Beyazıt durdu.

“Fiş?”

Azra arkadan seslendi.

“Efsane başlangıç.”

Defne kahvesini almıştı.

“Modern hayata hoş geldin.”

Gül güldü.

“Çok tatlı.”

Beyazıt kaşlarını çattı.

“Bu kadar zor olmamalı.”

Mihrisu yaklaştı.

Fişi taktı.

Kettle çalıştı.

Beyazıt şaşkınlıkla baktı.

“Büyü gibi.”

Mihrisu gülümsedi.

“Biz buna teknoloji diyoruz.”

Bir süre sonra herkes sofradaydı.

Azra Beyazıt’a baktı.

“Bugün sana şehir turu yaptırıyoruz.”

Beyazıt ciddi sordu:

“Gerekli mi?”

Defne cevap verdi:

“Evet. Yoksa sürekli böyle bakarsın her şeye.”

Dışarı çıktılar.

İnsanlar, arabalar, sesler…

Beyazıt her şeyi inceliyordu.

Mihrisu yanından yürüyordu.

“Nasıl?”

Beyazıt yavaşça konuştu:

“Çok hızlı.”

Bir araba hızla geçti.

Beyazıt refleksle Mihrisu’yu kendine çekti.

Mihrisu irkildi.

“İyiyim!”

Beyazıt sertçe baktı.

“Dikkat etmelisin.”

Mihrisu hafifçe gülümsedi.

“Alıştım ben.”

Azra arkadan fısıldadı:

“Adam hâlâ şehzade modunda.”

Defne güldü.

“Koruma içgüdüsü full açık.”

Bir kafeye oturdular.

Beyazıt menüye baktı.

“Bunlar ne?”

Gül heyecanla anlattı.

“Latte, cappuccino…”

Beyazıt kaşlarını çattı.

“Bizde kahve vardı.”

Mihrisu güldü.

“Bu upgrade hali.”

Tam o sırada…

Mihrisu’nun yüzüğü ısındı.

Yüzü değişti.

Beyazıt fark etti.

“Ne oldu?”

Mihrisu fısıldadı:

“Yine…”

Yazı belirdi:

“Bedel”

Mihrisu’nun içi sıkıştı.

Beyazıt ciddileşti.

“Bu hâlâ bitmedi.”

Mihrisu başını salladı.

“Hayır…”

Aynı anda…

Geçmişte…

Saray karışmıştı.

Dilruba’nın yalanı ortaya çıkmıştı.

Hekimler konuşuyordu.

“Hamile değil.”

“Hiç olmamış.”

Dilruba’nın yüzü bembeyazdı.

“Hayır…”

Ama kimse inanmıyordu.

Bir anda kapı açıldı.

İçeri Şehzade Beyazıt’ın adamları girdi.

“Şehzadenin emri var.”

Dilruba geri çekildi.

“Ne emri?”

“Artık haremde kalamazsın.”

Dilruba’nın gözleri büyüdü.

“Hayır…”

Ama kimse durmadı.

Dilruba götürülürken fısıldadı:

“Bu bitmedi…”

Gözleri karanlıktı.

“Mihrisu…”

Tekrar günümüze…

Mihrisu hâlâ düşünceliydi.

Beyazıt ona baktı.

“Bir şey olacak.”

Mihrisu başını salladı.

“Hissediyorum.”

Azra sordu:

“Yine mi yüzük?”

Mihrisu cevap verdi:

“Evet… ve bu sefer daha güçlü.”

Beyazıt Mihrisu’ya yaklaştı.

“Ne olursa olsun…”

Mihrisu baktı.

“Evet?”

Beyazıt net konuştu:

“Yanındayım.”

Bölüm sonu

1 yorum