İçeriğe geç

Kehribar

Bölüm 14 · 2 dk okuma

Kehribar

Bölüm 14

14. Bölüm - Kırılma

14. Bölüm – Kırılma

Gece.

Saray odası loştu.

Mum ışıkları titriyordu.

Şehzade Beyazıt yalnız değildi.

Dilruba karşısındaydı.

Bu sefer daha kararlıydı.

Yavaşça yaklaştı.

“Şehzadem…”

Beyazıt sertti.

“Yine mi sen?”

Dilruba durmadı.

“Bu gece beni dinleyeceksiniz.”

Beyazıt kaşlarını çattı.

“Sana söyledim—”

Dilruba bir adım daha yaklaştı.

“Elinizden kaçırıyorsunuz.”

“Ne demek bu?”

Dilruba gözlerinin içine baktı.

“O kız sizi bırakacak.”

Beyazıt’ın yüzü değişti.

“Sus.”

Dilruba fısıldadı.

“Ve siz yalnız kalacaksınız.”

Tam o anda…

Rüzgâr yükseldi.

Oda titredi.

Mihrisu belirdi.

Gözleri direkt o sahneye takıldı.

Dilruba… Beyazıt’a çok yakındı.

Mihrisu’nun kalbi parçalandı.

“Ben…”

Sesi titredi.

Beyazıt döndü.

“Mihrisu!”

Hemen Dilruba’dan uzaklaştı.

“Bu düşündüğün gibi değil!”

Mihrisu geri adım attı.

“Görmem yeterli.”

Dilruba sinsi bir gülümsemeyle baktı.

“Geç kaldın.”

Beyazıt sertçe bağırdı.

“Dilruba çık!”

Ama Mihrisu’nun gözleri dolmuştu bile.

“Gerek yok…”

Beyazıt ona yaklaştı.

“Dinle beni.”

Mihrisu başını salladı.

“Hayır.”

Yüzük aniden ısındı.

Mihrisu irkildi.

Yazı belirdi:

“Git”

Mihrisu gözlerini kapattı.

“Kehribar.”

Ve…

Kayboldu.

Beyazıt panikle elini kaldırdı.

“Hayır!”

Ama o anda kendi yüzüğü yandı.

“Elim—!”

Yüzüğün içindeki yazı parladı:

“Kehribar”

Bir anda ışık yükseldi.

Beyazıt gözlerini kapattı.

Mihrisu odasında ağlıyordu.

Yatağın kenarında oturmuştu.

Gözyaşları durmuyordu.

“Ben ne yapıyorum…”

Kapı bir anda rüzgârla kapandı.

Mihrisu başını kaldırdı.

Ve dondu.

Karşısında Beyazıt vardı.

“Sen…”

Beyazıt nefes nefeseydi.

“Geldim.”

Mihrisu şaşkındı.

“Nasıl?!”

Beyazıt elini gösterdi.

Yüzük hâlâ sıcaktı.

“Bilmiyorum… ama bu sefer ben geldim.”

Mihrisu gözyaşlarını sildi.

“Orada… sen ve o…”

Beyazıt hemen yaklaştı.

“Hayır.”

“Gördüm.”

“Yanlış gördün.”

Mihrisu başını salladı.

“Ben buna dayanamam.”

Beyazıt yavaşça konuştu.

“Yüzük değişti.”

Mihrisu durdu.

“Ne?”

“Artık sadece seni değil…”

Durdu.

“Beni de çekiyor.”

Mihrisu’nun kalbi hızlandı.

“Yani sen de…?”

“Evet.”

Mihrisu daha fazla tutamadı.

Gözyaşları yeniden aktı.

“Ben…”

Sesi titredi.

“Ben senden kaçamıyorum.”

Beyazıt sessizce baktı.

Mihrisu devam etti:

“Senden korkuyorum ama…”

Durdu.

“Aynı zamanda seni düşünüyorum.”

Gözlerinden yaşlar akıyordu.

“Bu normal değil.”

Bir anda Beyazıt’a sarıldı.

Sıkıca.

“Dayanamıyorum…”

Beyazıt bir an dondu.

Sonra o da sarıldı.

Yavaşça.

“Ben de…”

Bir süre öyle kaldılar.

Sessizce.

Bir süre sonra Mihrisu geri çekildi.

“Biraz… çıkalım mı?”

Beyazıt kaşlarını kaldırdı.

“Nereye?”

Mihrisu gülümsedi.

“Bizim dünyayı göstereyim.”

Bir süre sonra…

Mihrisu üzerini değiştirdi.

Beyaz bir şort etek.

Üstüne bordo bir crop.

Saçları açık.

Beyazıt kapıda bekliyordu.

Onu görünce durdu.

“Bu…”

Mihrisu güldü.

“Ne?”

Beyazıt kaşlarını çattı.

“Çok dikkat çekiyorsun.”

Mihrisu omuz silkti.

“Normal bu.”

Beyazıt mırıldandı:

“Hiç normal değil.”

Sahile gittiler.

Geceydi.

Dalga sesleri geliyordu.

Mihrisu derin nefes aldı.

“Burası…”

“Güzel.”

Beyazıt etrafa bakıyordu.

Ama gözleri sürekli Mihrisu’daydı.

Bir grup insan yanlarından geçti.

Beyazıt onları izledi.

Sonra Mihrisu’ya döndü.

“Böyle giyinmen…”

Mihrisu kaş kaldırdı.

“Ne var?”

Beyazıt ciddi konuştu.

“Hoşuma gitmiyor.”

Mihrisu şaşırdı.

“Neden?”

Beyazıt yaklaştı.

“Sana bakıyorlar.”

Mihrisu hafifçe gülümsedi.

“Eee?”

Beyazıt’ın sesi değişti.

“Ben bakmalarını istemiyorum.”

Mihrisu sustu.

Kalbi hızlandı.

“Bu… kıskançlık mı?”

Beyazıt hiç kaçmadı.

“Evet.”

Mihrisu’nun nefesi kesildi.

Beyazıt bir adım daha yaklaştı.

“Mihrisu…”

Gözlerine baktı.

“Ben seni…”

Durdu.

“Kaybetmek istemiyorum.”

Mihrisu fısıldadı:

“Zaten sahip değilsin.”

Beyazıt hemen cevap verdi:

“Olmak istiyorum.”

Dalga sesi yükseldi.

Gece daha da derinleşti.

Beyazıt yavaşça konuştu:

“Ben seni seviyorum.”

Bölüm sonu

1 yorum