İçeriğe geç

Kefen ve Kadife

Bölüm 9 · 3 dk okuma

Kefen ve Kadife

Bölüm 9

8. BÖLÜM: BÜYÜK TUZAK VE BOŞ BEŞİK

Şirketteki o asistan olayının üzerinden sadece iki gün geçmişti. Ofisimde yaşananlar yüzünden sinirlerim hala gergindi ama Mila’yı evde tek başına bırakmaya da korkuyordum. Bu yüzden o sabah onu yine yanımda şirkete getirmiştim. Üzerinde mavi, ayıcıklı fırfırlı bir elbise vardı. Ağzında her zamanki gibi pembe emziğiyle, ofisimdeki halının üzerine oturmuş peluş tavşanına biberonla hayali süt içiriyordu.

"Niko’nun çok önemli bir toplantısı var ufaklık," dedim, yanına çömelip o minicik saçlarını okşayarak. "Kapıda tam beş tane silahlı koruma bekliyor. Sakın dışarı çıkma, tamam mı?"

Mila emziğini pıt diye çıkarıp o koca, saf gözleriyle bana baktı. "Tamam Niko. Tavşan uyuyacak, ben de uyuyacağım."

Onu alıp lüks deri koltuğuma yerleştirdim, battaniyesini üzerine örttüm. Kapıdaki adamlara en sert sesimle, "Gözünüzü kırpmayacaksınız. Canınız pahasına bu kapıyı koruyun," emrini verip alt kattaki sığınağa, yeraltı konseyinin acil toplantısına indim. Telefonların çekmediği, tamamen izole o sığınakta toplantı tam iki saat sürdü.

Ancak yukarıda, düşmanlarım hayatımın en büyük zarını oynamıştı.

Moretti çetesinin adamları, siyah takım elbiseler giymiş ve ellerinde benim mühürlü sahte belgelerimle ofis katına gelmişlerdi. Kapıdaki korumalarımın önüne dikildiler. İçlerinden liderleri, soğukkanlı bir yalanı devreye soktu: "Nikolai Bey’in emri. Alt katta büyük bir güvenlik açığı var, çatışma çıkabilir. Mila Hanım’ı hemen arka asansörden güvenli eve götürmemizi emretti. İşte imzalı evrak, bizi bizzat o görevlendirdi."

Korumalarım evraktaki mühre ve adamların rahatlığına aldandı. "Biz de gelelim," dediler ama adamlar, "Hayır, Nikolai Bey aşağıda acil destek istiyor, hemen sığınağa inin!" diyerek onları manipüle etti. Korumalarım bir anlık dalgınlıkla aşağı koşarken, o şerefsizler ofisimin kapısını açtı.

Mila koltukta yarı uykulu bir halde, emziği ağzında yatıyordu. İçeri giren yabancı adamları görünce korkuyla doğruldu, 1.42’lik minicik gövdesiyle koltuğun köşesine sığındı. "N-Niko..." diye mırıldandı, gözleri anında doldu. "Niko nerede?"

"Nikolai Bey seni bekliyor küçük hanım, hadi bizimle geliyorsun," dedi adamlar. Mila gitmek istemedi, ağlayarak geri kaçmaya çalıştı ama adamlardan biri onun o narin, incecik bileğini acımasızca kavradı. Mila, çöp kenarındaki o eski kabusunun geri döndüğünü hissederek bebeksi bir çığlık attı. "Hayır! Bırak! Canım acıyor! Niko! Niiikooo!" diye feryat etti ama adamlar onun ağzını sertçe kapatıp kollarının arasında sürükleyerek arka asansörden binadan çıkardılar. Pembe emziği ve peluş tavşanı halının üzerine düşmüş, öylece kalmıştı.

Toplantı bittiğinde asansörle yukarı çıktım. Koridora adım attığım an kapıdaki korumaların olmadığını fark ettim. İçime saniyeler içinde ölümcül bir soğukluk yayıldı.

Ofisimin kapısını sertçe iterek içeri daldım.

Koltuk boştu. Halının üzerinde Mila’nın o çok sevdiği pembe emziği ve yere fırlatılmış peluş tavşanı duruyordu.

O an odadaki hava adeta oksijensiz kaldı. Gözlerim öfkeden tamamen karardı, damarlarımdaki kanın çılgınca pompalandığını hissettim. 2 metre 34 santimlik cüssemle odanın ortasında dururken, tüm Moskova’yı yerle bir edecek o fırtına içimde koptu.

"DİMİTRİİİİİ!" diye kükredim. Sesim binanın camlarını titretecek kadar güçlüydü.

Dimitri ve diğer korumalar korkuyla odaya daldı. Halıdaki emziği ve boş koltuğu gördükleri an hepsinin yüzü kireç gibi oldu, dizlerinin üzerine çöktüler.

Yere eğildim. Mila’nın o minicik emziğini ve tavşanını dev avcumun içine aldım. Parmaklarım öfkeden tir tir titriyordu. Ayağa kalktım, gözlerimden adeta alev fışkırıyordu. Yüzüm yeraltı dünyasının gördüğü en acımasız, en vahşi canavarın yüzüne dönüşmüştü.

"Şehirdeki tüm adamlarımı topla Dimitri," dedim. Sesim o kadar kısık ve buz gibiydi ki, az önceki kükrememden çok daha korkunçtu. "Moretti çetesinin gittiği, nefes aldığı her yeri tespit edin. Silahları yükleyin. Bu gece Moskova’da tek bir canlı kalmayacak. Benim nefesimi, benim minik bebeğimi benden alanların soylarını kurutacağım!"

Nikolai Petrov için artık yasa, kural ya da merhamet bitmişti. O minicik kızı kurtarmak için tüm şehri cehennem ateşine boğmaya gidiyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.