İçeriğe geç

Kefen ve Kadife

Bölüm 12 · 3 dk okuma

Kefen ve Kadife

Bölüm 12

11. BÖLÜM: HOLDİNGDE ÖĞLE YEMEĞİ VE PASAKLI PRENSES

Asistan nihayet sunumunu bitirip titreyen adımlarla odadan çıktığında, ofisim yeniden o eski sessizliğine gömülmüştü. Masanın üzerindeki milyon dolarlık anlaşma evraklarını bir kenara ittim. Şu an dünyadaki hiçbir bütçe, ceketimin altındaki o küçük kıpırtı kadar önemli değildi.

Önümdeki o üç büyük düğmeyi yavaşça açtım. Ceketimin iki yana açılmasıyla birlikte, 1.42’lik Mila başını tamamen göğsümden kaldırıp o şiş gözleriyle etrafa bakındı. Ağzındaki pembe emziği pıt diye halının üzerine düşmüştü.

"Niko," dedi karnını tutarak. "Bebek ayı acıktı. Çuf çuf mama istiyor."

"Mama saati gelmiş o zaman," dedim. Telefonumda bebek oyununun o cıvıl cıvıl müzikleri hala açık kalmıştı, onu kapatıp Dimitri’yi dahili hattan aradım. "Dimitri, malikanenin mutfağına haber ver. Mila için hazırlanan o özel sebze püresini ve ılık sütü hemen buraya getirsinler. Bir de bana az pişmiş bir biftek söyle."

Çok geçmeden Dimitri elinde gümüş bir tepsiyle içeri girdi. Tepside benim ağır iş yemeklerimin aksine, üzerinde sevimli ayıcık figürleri olan pembe plastik bir kase, bebek kaşığı ve ılık süt dolu bir biberon vardı. Dimitri tepsiyi masaya bırakıp hızla odadan çıktı; artık o da bu duruma tamamen alışmıştı.

Mila’yı kucağımdan indirip o devasa, lüks deri koltuğumun tam ortasına oturttum. Koltuk o kadar büyüktü, Mila o kadar minikti ki, koltuğun içinde adeta kaybolmuştu. Ayıcıklı pembe elbisesinin fırfırlarını düzeltti, beyaz ponponlu çoraplarını birbirine sürterek sabırsızlıkla beklemeye başladı.

"Bakalım bugün mamada ne varmış," dedim. Sandalyemi onun tam karşısına çektim. 2 metre 34 santimlik cüssemle o küçük pembe kaşığı elime aldım. Benim dev parmaklarımın arasında o kaşık adeta bir kürdan gibi kalıyordu.

Kaşığa biraz püre alıp ona doğru uzattım. "Aç bakalım ağzını, kocaman."

Mila gözlerini kocaman açıp bebeksi bir neşeyle ağzını açtı ama tam kaşığı alacakken hapşırıverdi! O minicik hapşırığıyla birlikte kaşıktaki yeşil sebze püresi tamamen uçtu ve benim bin dolarlık İtalyan kumaşı takım elbisemin tam ortasına, beyaz gömleğime yapıştı.

Mila yaptığı şeyi görünce aniden duraksadı. O şiş gözleri daha da büyüdü, dudakları büzüldü ve o ufacık burnu anında kıpkırmızı kesildi. Korkmuştu. Çöp kenarında ona bağıran o kötü insanlar gibi benim de ona bağıracağımı sandı. Minicik elleriyle yüzünü kapatıp ağlamaya yeltendi.

"Şşş... Tamam, tamam ufaklık. Ağlamak yok," dedim sesimi olabildiğince yumuşatarak. Cebimdeki kumaş mendili çıkardım. Takım elbisemdeki lekeye bakmadım bile. Önce eğilip Mila’nın püre bulaşmış o minicik burnunun ucunu, ardından çenesini narince sildim. "Niko sana hiç kızar mı? Elbise yıkanır, biter. Bak, temizlendi bile."

Mila yüzünü açtı, mendille yüzünü silerken ona gülümsediğimi görünce o saf, bebeksi neşesi anında geri geldi. Kıkır kıkır gülerek minik elleriyle masaya vurdu. "Pasaklı Niko!" dedi bana bakarak.

"Evet, pasaklı Niko olduk," dedim gülerek. Kalan mamayı bu kez çok daha dikkatli bir şekilde, her kaşıkta ağzının kenarını silerek ona kendi ellerimle yedirdim. Maması bittiğinde eline ılık biberonunu verdim. Koltukta arkasına yaslanıp biberonunu iştahla emmeye başladı. Gözleri yola çıktığımızdan beri ilk kez bu kadar huzurlu ve sakin bakıyordu.

O sırada odanın kapısı aniden vuruldu. Gelen, Moskova yeraltı dünyasının en büyük silah baronlarından biriyle yapacağım acil bir görüşmenin habercisiydi. Mila’yı burada böyle bırakamazdım.

Onu tekrar koltuktan kucağıma aldım. Siyah ceketimin içine, göğsümün üstüne yerleştirdim ve o üç düğmeyi yeniden sıkıca kapattım. Mila başını ceketimin açık kalan üst kısmından dışarı uzatıp biberonunu emmeye devam etti. Benim sol kolum onun arkasında bir kalkan gibi dururken, kapıya doğru döndüm. "Girin," dedim sesimi yeniden o acımasız mafya lideri tonuna getirerek.

İçeri giren misafirlerin karşısında yine o dondurucu Dominico Moretti vardı ama ceketimin altında, o üç düğmenin arkasında bambaşka, sıcacık bir bebek dünyası gizliydi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.