Sabahın erken saatleriydi.
Lara aynanın karşısında dakikalardır aynı noktaya bakıyordu. Saçları omuzlarına dökülmüş, gözlerinin altı hafif şişmişti. Dün gece neredeyse hiç uyumamıştı zaten. Gözlerini her kapattığında aynı sahne tekrar ediyordu.
Baran.
Elinde buket.
Ve o bakış…
Derin bir nefes aldı.
“Toparla kendini,” diye mırıldandı. “Sadece okula gidiyorsun.”
Ama bu sıradan bir gün değildi.
Bugün… her şeyin değiştiği günün ertesi sabahıydı.
Telefonu titreşti.
Neşe.
Neşe: Okula geliyosun dimi??? Kaçma sakın 😡😡
Lara istemsizce hafif gülümsedi. Her şey darmadağın olsa bile Neşe aynıydı. Fazla konuşan, fazla hisseden, ama her zaman yanında olan.
Lara: Geliyorum.
Telefonu bıraktı.
Çantasını aldı.
Ve evden çıktı.
Okul her zamanki gibiydi.
Aynı gürültü.
Aynı kalabalık.
Aynı insanlar.
Ama Lara için hiçbir şey aynı değildi.
Bahçeye adımını attığı an gözleri istemsizce onu aradı.
Baran.
Oradaydı.
Arkadaş grubunun yanında ama… biraz uzakta. Eskisi gibi gülmüyordu. Daha sessizdi. Daha… eksik.
Göz göze geldiler.
Bir saniye.
İki saniye.
Lara hemen bakışını kaçırdı.
Kalbi hızlandı.
“LARAAAA!”
Neşe resmen üzerine atladı.
“SENİ ÖLDÜRDÜM SANDIM DÜN GECE!”
“Neşe…” dedi Lara yorgun bir sesle.
Ama Neşe bir anda durdu.
Yüzüne baktı.
Uzun uzun.
“Sen… daha kötüsün.”
Lara bir şey demedi.
Neşe’nin yüz ifadesi değişti.
“Gel,” dedi koluna girerek. “Burada konuşmayacağız.”
Onu sürükler gibi kantine götürdü.
İçeri girdiklerinde Eymen zaten oradaydı. Her zamanki köşede, sakin, gözlemleyen haliyle.
“Geldin,” dedi kısa bir şekilde.
Lara başını salladı.
Neşe direkt oturdu.
“Anlat.”
“Neşe—”
“ANLAT.”
Eymen gözlerini Lara’ya çevirdi.
“Zorlamasan iyi olur,” dedi Neşe’ye.
“Yok zorlayacağım,” dedi Neşe. “Çünkü bu kız konuşmazsa patlar.”
Haklıydı.
Lara derin bir nefes aldı.
“Yıldız…” dedi.
Neşe hemen eğildi.
“Evet???”
“…Baran.”
Sessizlik.
Neşe dondu.
“NE??”
Eymen’in yüzü sertleşti.
“Ciddi misin?”
Lara başını salladı.
“Dün buluştuk… ve—”
“VE OYDU??” diye bağırdı Neşe.
Herkes dönüp baktı.
“Neşe…” dedi Lara kısık sesle.
Neşe ellerini saçlarına attı.
“YOK BEN BUNU KABUL ETMİYORUM. BU NET ŞAKA.”
Eymen sakin ama sert bir sesle konuştu:
“Devam et.”
Lara gözlerini masaya indirdi.
“Her şey gerçekti… mesajlar, konuşmalar… ama o da gerçekti.”
Boğazı düğümlendi.
“İkisi aynı kişiydi.”
Sessizlik çöktü.
Tam o sırada biri sandalyeyi çekti.
“Selam millet, beni özlediniz mi?”
Karza.
Elinde yine abur cubur, yüzünde saçma bir gülüş.
“NEŞEĞĞĞ sarışın bomb—”
Durdu.
Ortamı fark etti.
“...ben yanlış zamana mı geldim?”
Neşe döndü.
“ÇOK YANLIŞ.”
Karza yavaşça oturdu.
“Anlatın ben de gerileyim.”
Eymen sertçe baktı.
“Saçmalama.”
“Abi ben ciddiyim,” dedi Karza. “Duygusal destek veriyorum.”
Neşe sinirle:
“BARAN BU KIZI KANDIRMIŞ!”
Karza kaşlarını kaldırdı.
“O uzun boylu artist mi?”
Lara başını kaldırmadı.
“Evet.”
Karza’nın yüzü değişti.
Ciddileşti.
İlk defa.
“Ciddi mi bu?”
Kimse cevap vermedi.
Bu yeterliydi.
O sırada…
Baran uzaktan onları izliyordu.
Lara’nın güldüğü, konuştuğu masa… artık ona ait değildi.
Ve en kötüsü?
Yanında Ayaz vardı.
Duvara yaslanmış, rahat, ama gözleri Lara’da.
Baran’ın içi yandı.
Bir adım attı.
Sonra bir adım daha.
Masaya doğru yürüdü.
Neşe ilk fark eden oldu.
“Geliyo bu.”
Eymen hafifçe doğruldu.
Karza fısıldadı:
“Ben kavga izlerim bu arada.”
Ayaz kafasını kaldırdı.
Baran geldi.
Durdu.
Gözleri sadece Lara’daydı.
“Konuşmamız lazım.”
Neşe direkt:
“Yok lazım değil.”
Eymen sakin ama tehditkar:
“Ne konuşacaksın?”
Baran dişlerini sıktı.
“Sizinle değil. Onunla.”
Ayaz sırıttı.
Ama o sırıtmada tehlike vardı.
Lara yavaşça başını kaldırdı.
Göz göze geldiler.
Bu sefer kaçmadı.
Ama içinde hiçbir şey yoktu.
“Benim seninle konuşacak bir şeyim yok,” dedi.
Baran’ın yüzü düştü.
“Lara lütfen—”
“İsmimi o şekilde söyleme.”
Sessizlik.
Bu… keskin bir darbeydi.
Baran bir an dondu.
Ayaz hafifçe doğruldu.
Eymen gözlerini kıstı.
Neşe nefesini tuttu.
Karza:
“Offf bu sertti.”
Lara ayağa kalktı.
“Ben derse gidiyorum.”
Ve yürüdü.
Ayaz da hemen ardından.
Ama bu sefer bilinçli.
Baran arkasında kaldı.
Tek başına.
Ve ilk defa…
Gerçekten kaybettiğini hissetti.