Yaklaşık 30 dakikadır bir çıkış yolu bulmaya çalısıyoruz amma ne gelib bizi kurtaran var nede çıkmanın başka bir yolu.Artık uykum gelmeğe başlamışdı.Sırtımı duvara yaslayarak yere oturdum, çok sıcakdı, yorulmuşdum. "Muhtemelen yarın sabah biri gelib bizi çıkaracakdır" "Umarım" Arıt yorqunlukdan gözlerim kapanmaya başlıyordu amma burada uyuyamazdım, kendimi ne kadar zorlasamda yavaş yavaş uykuya teslim oludum.Siren sesleri ile gözümü açdığımda ne olduğunu anlamadım. Emrede öbür duvara yaşlanmış yeni uykulu gözlerle ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. "Ne oluyor?" "Bilmiyorum sanırım yanqın var siren sesleri geliyor" "NE? Nasıl? Kimin evi?" "Bende sizinle birlikde kilitliyim ya bilmiyorum" "Umarım sadece kücuk bir alan yanıyordur" "Umarım, acaba hangi kat yanıyor?" Tam bu esnada kilit sesi geldi ve kapı açıldı. Biri koşarak içeri giriddoğal kazı kapattı biz ne olduğunu anlamaya çalışdıgımızda arkasını dönüb bizi hordüğünde şasırıb kaldı. "Emre bey burada ne yapıyorsunuz?" Emre bey'mi ? "Dün buraya bir kedi girdi. Sana kaç defa kazan dairesinin kapisını kapatmanı söylemem gerekiyor?" "Efendim ben..." "Biz kediyi almak için içeri girdiğimizde kapıyı kapattın ve biz içeride kaldık." "Özür dilerim efendim" Emre'nin üzerine bagırdığı adam apartman yöneticisi olmalıydı 30 lu yaşlarnda bıyık ve sakallı hafifden göbeği çıkmıs üzerinde kırık beyaz bir tişört altında mavi bir kot pantolon vardı. "Kimin evi yanıyor?" "Yeni satılan ev 26 numaralı daire "26 mı ? Hayır o benim evimdi. "Benim evim" "Sizinmi?" "Evet 26 numaralı daire benim" "Hemin gidelim. Evin neresinde yanqın çıkmıs?" "Efendim yanqın mutfakda çıkmış" Hayır, uçakı bulamadıgımda kaçığını düsünüb evden çıkmısdım ve o telaşla mikro dalqayı kapatmayı unutmuşdum.Koşar adımlarla yukarıya çıkdığımızda itfaiye ekibinin yanqını söndürdüğünü gördürdük.Koşarak içeriye girdiğimde mutfakın tamamen yandıgını gördüm salonada bulaşmısdı koltuklarım, perdelerim, özenle seçdiğim herşey yanmışdı kedimin tırmalama tahtası herşey, öbür odaları kontrol ettiğimde sadece misafir odasının kapisinın yandıgını gördüm. Camlar patlamışdı, kapılar yanmışdı, ve bu evde geçirdiğim ilk günümdü. Yarısı yanmıs duvar saatine bakdıgımda saatin 2.17 olduğunu gördüm. İnsanlar dağilmaya basladı herkes kendi evine gitti amma benim evim yokdu. Nerede kalacağım halda hiçbir fikrim yokdu. Bu sırada Uçakın evin kapısının önünde olduğunu gördüm. "Miyav" Koşarak onun yanına gittim, ona sarildım ve ağlamaya basladım. Birsüre öylece durdukdan sonra kendime gelib ayaklandığımda Emrenin başımda dikildiğini fark ettim. "Sizin adınız çok üzüldüm" "Ben nasıl oldu anlamıyorum, ucakın kaçması telaşıyla mikrodalgayı açık bırakmışım" "Eğerki bu gece kalacak bir yere ihtiyacıniz varsa altdakı daire boş" "Teşekkürederim amma bunun için evin sahibi ile konuşmam gerekiyor" "Evin sahibi izin veriyor siz geçin" "Siz bunu nereden biliyorsunuz?" "Çünki evin sahibi benim" Ne ? Nasıl yani sahibi ? "Aaa teşekkürler amma gerek yok ben bir otele geçerim" "Hayır gerçekden orada istediğiniz kadar kalabilirsiniz" "Miyav" Uçaka baktığımda onu düşündüm evi tamir ettirene kadar otelde kalamazdım uçakda kalamazdı mecburen teklifini kabul etmeliydim. "Tamam maden ısrar ediyorsunuz evi tamir ettirene kadar orada kalabilirim" "Tamam ben anahtarı getireyim ev zaten yarı eşyalı" Emre koşar adımlarla merdivenlere yönelib üst kata çıkdı 1 kaç dakika sonra yine koşar adımlarla merdivenlerden inib bana anahtarları uzattı. "Tesekkürler" "Birşey değil, tam sizin altınizdaki daire no.16" "Tamam" Anahtarları alıb yanmış eve girdim, battaniye ve yastık alıb uçakla birlikde aktlara indik. Üzerinde no.16 yazılan kapının önünde durdum anahtarla kapıyı acıb içeriye girdim ve ışıkları yaktım.Evin kurulumu benimki ile aynıydı salonda üstü naylonla kapatilmıs eski bir L koltuk vardı, önunde siyah bir televizyon ünitesi, yerde tozlanmış bir halı. Yatak odasına girdiğimde yatağın naylonla kapatildıginı gördüm naylonu kaldırıp yastık ve yorqanımı üzerine attım.Sonra kendi evime dönüb kıyafetimi değisdim ve kedimin kumunu alib tekrar alt kaka indim ve kendimi yatağa bıraktım. Kapı sesi ile uyandığımda ilk önce nerede olduğumu anlamadım amma sonra dün yaşananları hatırlayıb gidib kapıyı açtım. Kapıyı açtığımda apartman görevlisi elinde bir tepsi ele karşımda duruyordu. "Merhaba" "Merhaba" " Ben dün olanlaran sonra size kahvaltı gətirmişdim, nede olsa bir nevi benim yüzümden oldu." "Hayır sizin suçunuz değil tüm suç bende mikrodalgayı açık unutmuşum ve yemek için tesekkür ederim çok düşünceli birisiniz" "Birşey değil hoşcakalin afiyet olsun" Adam gittikden sonra kapıyi kapatıb salona geçdim, tepsiyi televizyon ünitesinin üzerine koyub koltuğun naylonlarını kaldırdim. Kahvaltı ettikden sonra yanmış evime gedib birkaç eşyamı aldım ve eve geri dönub tasıma sirketini arayın yanmıs esyaları atmaları için çağırdım. Adamlar gelene kadar yeni geçici evimi temizledim . Taşıma şirketi gəldikdən sonra eşyaları taşımaya başladılar. Bu esnada Emre'nin merdivenvenlerden indiğini gördüm beni görunce yanıma geldi. "Merhaba" "Merhaba" "Bakıyorumda hızlısınız" "Evet" "Kahvaltıyı beğendinizmi?" Azından birşey kaçırmış gibi duraksadı.Bende duraksadim kahvaltıyı nereden biliyordu yoksa omu göndermişdi? "Evet beğendim siz nereden biliyorsunuz?" "Şey... Sabah markete giderken Akil'i gördüm size kahvaltı götürdüğunü söyledi kendisini suçlu hissediyormuş" Yalan söylemeyi hic becermiyor "Evet söyledi" "Mine hanım yanliş anlamazsanız birşey soracakdım" "Tabi buyurun" "Yarın akşam bana yemeğe gelmeye ne dersiniz" Yanlış anlıyordum, resmen beni yemeğe davet ediyordu. "Yani hem komşu olarak birbirimizi tanirdık hemde size söylediğim gibi evimi yenilemek istiyordum onuda konuşurduk" Benim evim yanmış bu kendi evini düsünüyor. "Şey tabiki olur" "Tamam ozaman yarin görüsürüz Mine hanım" "Görüsürüz" Emre gittikden sonra tasıma şirketine odaklandım yaklasık 15 dakika sonra işleri bitti ve gittiler bende çalışdığım şirkete gidib evin tadilatı için ustalarla konuşdum.Öğle yemeği için kendime birşeyler alıb eve girttim. Kendine yemek yaptım, evi biraz daha temizledim,öbür evden kıyafetlerimi getirdim. Gece saat 10 du kendime kahve yapıb balkona gecdim ve kitab okumaya başladım Aslı Arslanın Beyaz Leke kitabını okuyordum aniden yukarıdan bir piyano sesi geldi. Biri piyano çalıyordu, basımı camdan cıkarıb baktığimda 2 kat üstdəki bir dairenin penceresinin açık olduğunu gordüm muhtemelen oradan geliyordu huzurlu piyano sesi eşliğinde kitabımı okumaya başladım. Aniden piyano sesi kesildi pencereyi kapatdıklarinı düşundüm bakmak için kafamı camdan çıkardığımda Emre'nin aynı pencereden dışarı baktığını gördüm.
Bölüm 3
Piyano sesi
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.