Lenora'dan
Başım feci şekilde ağrıyordu. Etraftaki sesler, ah onlar hiç kesilmek bilmiyordu. Çocuk ağlamaları, fısıltılar.
Ölüm gibi bir şeydi bu ağrı.
Gözlerimi açmaya çalıştım, ama resmen yapışmıştılar.
Lanet olsun!
Biraz daha zorladığımda gözlerimi açmayı başardım.
"Uyandı." dedi Sierra.
Saray olmayacak kadar eski bir yerdeydik, neler olmuştu?
"İyi misin?" dedi Elvis.
Ona evet dercesine kafamı salladım.
En son neler olmuştu? Ah Victoria. O şeyi söylemişti. Düşünmek bile istemediğim şeyi.
Yerimden doğrulmaya çalıştım ama sadece çalıştım. Lucas hızla gelerek beni tekrar yatırmıştı.
"İyiyim ben, bırakır mısın?" dedim ona.
O da pes ediyormuş gibi beni tutmayı bırakıp yerine geri oturmuştu.
Hatam yoktu. Suçsuzdum biliyordum ama, utanıyordum. Yargılamalarından utanıyordum.
Yargılamalarından korkuyordum.
"Lenora, her ne yaptıysan düzelt." dedi Kraliçe Perla.
"Ne?" demekle yetindim bir şey yapmamıştım.
Ne yapacaktım ki.
"Elfrad'ı yıktın resmen!" diye bağırdı ilk defa gördüğüm bir kadın.
"Büyücülerin Kraliçesi." dedi Tina kadını tanıtarak.
Bir dakika bu sefer cidden ne!
Büyücüler ne arıyordu burada.
"Ben bir şey yapmadım, kendinize gelin isterseniz." dedim Büyücülerin Kraliçesine.
Hem bana o kadar işgence çektirecekti. Hem de bağıracaktı, bu kadarını da yapamazdı.
"Haddini bil karşında kim olduğunu unutma." dedi Büyücülerin Kraliçesi.
"Asıl siz haddinizi bilin ve karşınızda kim olduğunu unutmayın." dedim bende.
Kraliçe iyice sinirlenmişti. Umurumda da değildi.
"Kim olduğunu bilmiyorum ama cezasını çekeceksin." dedi Büyücülerin Kraliçesi.
Kim olduğumu söylememişler miydi?
İşime gelirdi.
"Kayıp Varis." dedim kendimden emin bir sesle.
Uyanır uyanmaz da, Büyücülerin Kraliçesi ile kavga etmedim demezdim artık.
Kadının yüzü tamamen değişirken, Kraliçe Perla 'niye söyledin' der gibi bakıyordu.
"Demek dedikodular doğruydu." dedi Büyücülerin Kraliçesi.
"Sizin bana ve Lucas'a, işgence ettirdiğiniz de doğru. Sahi Amos'u da öldürmüştünüz." dedim.
Bunları Kraliçe mi yaptırmıştı bilmiyordum ama Büyücüler'in kafalarına göre bir şey yapacaklarını sanmıyordum.
"O konunun benimle bir alakası yok." dedi Büyücülerin Kraliçesi, ama yalan söylediği çok açık bir şekilde belli oluyordu.
"Kapatın şu konuyu! Elfrad yok oluyor siz ne diyorsunuz? Kendinize gelin!" dedi bir kadın.
"Cadıların Kraliçesi." diye kulağıma fısıldadı Tina.
Bu kadın, Lucas'ın kardeşini öldüren kadındı.
Düşman olsa bile Elfrad için herkes bir aradaydı. Bu iyi bir şey miydi? Yoksa kötü mü?
"Sende ne yaptıysan düzelt hemen!" dedi Cadıların Kraliçesi bana bakarak.
Hepsinden güçlü olduğumu bile bile nasıl bu şekilde konuşabiliyorlardı.
"Kralım, Elaria gezegeni olanları öğrenmiş. Tüm Elfrad gezegenini kendi gezegeninde ağırlamak istiyorlar." dedi bir Element Kullanıcısı, Kral Leroy'un yanına gelerek.
Elaria gezegeni mi? Adını daha önce duymamıştım.
Elfrad o kadar kötü bir durumda mıydı?
Peki ben ne yapmıştım, ne yapmıştım bilmiyordum ama isteyerek olmadığı kesindi.
"Kabul ettiğimizi söyle." dedi Büyücülerin Kraliçesi.
Kendi başına karar alması da ayrı bir komikti.
Herkes Büyücülerin Kraliçesi'nin lafına katıldığını belli edercesine susmuştu. Element Kullanıcısı'da, Kral Leroy'dan bir emir bekliyordu.
Büyücülerin Kraliçesi'ni tınlamamıştı bile.
Büyücülerin Kraliçesi kötü kötü Element Kullanıcısına bakıyordu. Ondan güçsüz birinin bu şekilde davranmasını kaldıramamış olmalıydı.
"Sana diyorum, duymuyor musun? Kulağın mı sağır senin." dedi Büyücülerin Kraliçesi.
"Onun değil de sizin aklı dengenizde bir sorun olduğu kesin." diye mırıldandı Bronte.
"Duyuyorum efendim, lakin kendi Kralımdan emir almam daha doğru olur." dedi Element Kullanıcısı.
Kralım derken sesini bir tık yükseltmişti. Şu anda gülmemek için zor duruyordum.
"Kabul ettiğimizi söyle." dedi Kral Leroy.
Öncelikle hepsinin toplantı gibi bir şey yapması gerekmiyor muydu?
"Son sözü Kayıp Varis söyler." dedi Büyücülerin Kralı olduğunu düşündüğüm adam.
Ben ne alakaydı şimdi.
"Her zaman kararı en güçlümüz alır." diyerek bana kısa bir açıklama yaptı.
Herkesin üstünde bakışlarımı gezdirerek konuşmaya başladım.
"Lafınızın üstüne laf söylemek bana düşer mi bilmem ama," Element kullanıcısına bakarak devam ettim. "Kabul ettiğimizi söyle."
Element kullanıcısı beni başı ile onaylayarak yanımızdan ayrıldı.
"Bu sayfa ne zamandan beri var?" dedi Sierra elindeki kitabın sayfasına bakarak.
Cadıların Kraliçesi elini uzatarak Sierra'dan kitabı istedi. Sierra da ikiletmeden kitabı verdi.
Cadıların Kraliçesi boğazını temizledi ve okumaya başladı.
"Tüm Elfrad halkına sesleniyorum. Ben Güneş Tanrıçası, yerin göğün sahibi. Hem Lenora'ya yapılanlar, hemde sizin kurduğunuz komplolar beni oldukça etkiledi. Barış içinde yaşamayıp hepinizin savaş başlatmaya çalışması da ayrı bir komik. Ne istiyorsunuz geçmişteki atalarınız gibi yok olmak mı? Elfrad'ın sonu Lenora yüzünden değil, sizin yüzünüzden geliyor. Barış içinde kalmadığınız her an anahtarlar daha da güçsüzleşiyor. Savaş başlatırsanız hayatınız şu an olduğu gibi olacak. Belki de hepiniz başka Gezegenlere sığınacaksınız. Bu mu sizin istediğiniz? Hepinize emrediyorum. Kendinize gelin ve barış içinde yaşayın." diyerek konuşmayı kesti Cadıların Kraliçesi.
Yanında duran Cadılardan birisi hızla Kraliçelerine bir bardak su uzattı. Kraliçe su içerken bile bana bakıyordu.
Yüzümde bir şey mi vardı acaba?
"Bir an önce Elaria gezegenine gitsek iyi olur." dedi Cadıların Kraliçesi.
Bakışları beni fazlasıyla strese sokuyordu.
Cadıların Kraliçesi bu sefer bağırarak;
"Herkes Ruh Hayvanlarını çıkarsın! Elaria gezegenine gidiyoruz."
Herkes Kraliçeyi onaylayarak saniyesinde Ruh Hayvanlarını ortaya çıkardı.
Kim bilir kaç milyon kişi vardı şu an burada. Hepsi de Kral ve Kraliçeler belki de benim yüzümden bu haldeydi.
"Elaria gezegeni çok gösterişli diyorlardı, biraz birbirine katsak ne olur ki?" dedi Elvis.
"Kendi gezegenimiz gibi davranamayız belki de hayatımızda hiç olmadığımız kadar saygılı olmak zorundayız." dedi Tina uyaran bir sesle.
Haklıydı.
Amos da yanımda belirdiğinde Cadılar Kraliçesinin iğneleyici bakışları bu sefer Amos'a döndü.
Amos, Kraliçeye başını hafifçe eğip kaldırarak selam verdi. Kraliçe de aynısını yapınca tekrar önüne döndü.
"İyi misin?" diye sordu Amos bana bakarak.
İyiyim dercesine kafamla onu onayladım.
Hızlı bir şekilde Amos'un üstüne bindim. Herkes Ruh Hayvanının üstüne bindiğinde yola çıkmaya hazırdık.
"Tüm Elfrad halkına sesleniyorum. Elaria gezegenine gidiyoruz. İlerleyin!" diye bağırdı Kral Boris.
Diğer Kraliyet Üyeleri neden konuşmuyordu, aklım ona takılmıştı.
Amos hızlı bir şekilde koşmaya başladı. Gözlerimi kapatıp açtığımda simsiyah geçitte hala ilerliyorduk. Bir kaç saniye sonunda şiddetli bir mide bulantısıyla Elaria gezegenine geldik.
Etrafıma baktığımda çoğu kişinin bir köşeye kustuğunu gördüm. Ve tek kelime ile kusursuz bir yerdeydik.
Ormanlık alandaydık ama o kadar temizdi ki. Ve önümüzdeki temiz toprak yol da gideceğimiz yeri gösteriyor olmalıydı.
Milyonlarca kişiyi nasıl bu gezegende ağırladıklarına hala anlam veremiyordum.
Valencia'dan.
Yıllardır bir kere bile görmediğim yüzler. Abim, annem ve babam.
Yıllardır her saniye bana kötülenen yüzler. Her saniye bana öldürmem emredilen yüzler.
8 yıldır hiç birini görmemiştim. Ama orta da görmem gereken bir şey varsa, abimin Lenora'ya olan bakışlarıydı.
Yıllardır bulamadığı şeyi bulmuş gibi bakıyordu. Bir şey olsa hemen önüne geçecek gibi.
Kraliçe beni yine görünmez yapmıştı. İstesem büyüyü rahatlıkla bozabilirdim. Ama bozmak istiyor muydum bilmiyordum.
Hazır değildim.
Sevineceklerini bilsem de hazır değildim.
7 yaşından beri ailesi kötülenen bir çocuktum ben. Bir şeylerin farkında olmam bile mucize gibi bir şeydi.
Başaramamışlardı ne derlerse desinler aklımı dolduramamışlardı.
Bende istiyordum şu anda önlerine çıkıp, geri geldim diyebilmek. Ama içimden bir his yapma diyordu. Yaparsan ölürsün diyordu.
Ve ölürsem, bu ihtimali düşünmek istemiyordum.
7 yaşında ki çocuk yoktu artık.
8 yıldır ortalıkta olmasam da ben Ateş Krallığının Varisiydim. Ne bir Cadıydım ne bir Büyücü.
Ne de bir Vampir.
Ben Element Kullanıcısıydım.
Ruh Hayvanım Joey'in üstüne bindim.
İyi misin?
İyiyim Joey gidelim.
Önden Lenora arkasından abim ve Kraliçe ile ben.
Bazen düşünmeden edemiyordum. Kucağına yatsam saçlarımı yine okşar mıydı?
Abin o senin Velencia tabii ki okşar.
Neden büyüyü bozmuyorsun Valencia? Herşeyin tam zamanı.
Hayır, hiç zamanı değil.
Ters tepki vermelerinden korkuyorum Joey.
Engelleyebilecek olmama rağmen Cadıların, Krallığıma saldırmasına resmen izin verdim. Ben kötü biriyim.
Saldırmayın desen Kraliçe duracakmış gibi konuşma.
Önümüzde ki toprak yolda yürüyorduk. Ne zaman varacaktık? Acıkmıştım.
Önümde Lenora ve abim vardı. Abim önce Lenora'ya yandan bir bakış attı sonra da elini tuttu.
Çok yakışıyorlardı.
Ve birbirlerini sevdikleri her hallerinden belliydi.
Valencia büyüyü bozmaya kalkayım deme sakın!
Diye bağırdı zihnimden Kraliçe.
Ah şu Cadılar ve ayarlayamadıkları ses tonları, sinir ediyordu.
Zaten hazır değilim Kraliçem bozmam.
Hazırsın veya değilsin bozmayı aklından bile geçirme! Unut!
Kadının ciddi derecede ses sorunları vardı.
Sessiz kalmıştım, her zamanki ki lafının üstüne laf söylememiştim.
Sıkılmaya başlıyordum artık.
Elvis'ten
Mal gibi ortada kalmadığımıza sevinsem mi üzüsem mi bilemiyordum.
Gezegen yerle bir olmuştu.
Ne vardı şu an Kral ve Kraliçelerin bir yerine yüz metrelik tahta çubuk sokabilsem.
Ah hayaller işte.
Neyse canım gercekleşirdi bir gün.
Önde saray gözükmeye başlamıştı.
Sayın Cadılar Kraliçesi saray size girsin, hayal ettim de Cadılar Kraliçesi sarayın üstüne oturuyor ve saray ona giriyor.
Çok iyi olmaz mıydı?
Yüce Tanrıçalar bir kere de dileğimi gerçekleştirin ne olacak.
Ama önce Tina bana gelsin.
Önce onunla kavuşayım gerisini sonra aramızda konuşuruz bence.
Yazardan...
Elaria Gezegeninin elbet bir amacı vardı. Kral ve Kraliçeler her şeyi düşünmüş ve davet yollamışlardı.
Geleceklerini biliyorlardı. Elfrad'ın bitmiş durumda olduğunu biliyorlardı.
İstedikleri iki şey vardı.
Elfrad Gezegeni ve Kayıp Varis'in gücü.
Kral ve Kraliçe oldukça güçlüydü. Belki anahtarların gücünü değil ama, Kayıp Varis'in gücünü taşıyabilirlerdi.
Bunu bildikleri için çağırmışlardı.
Değilse hangi Gezegen milyonlarca insanı ağırlamak isterdi ki.
Bu diyarda herkesten şüphe edilmeliydi. Herkes her an bir şey yapabilirdi.
Peki ne için?
Altın mı? Hayır.
Toprak mı? Hayır.
Her şey güç içindi.
Çünkü her kim bir Kraliyet Üyesini öldürürse onun gücünü alıyordu.
Özellikle de Lenora'nın gücü, eşi benzeri yoktu o gücün.
18 yıldır normal birisi olup bir anda Kayıp Varis olduğunu öğrenmek, onu her konudan etkilemişti.
Özellikle de hissettiği duygular, kafasını daha çok karıştırıyordu.
Aşk.
En çok da bu karıştırıyordu kafasını.
Bir anda Lucas'a bağlanmıştı. Ne olduğunu kendisi bile anlayamamıştı.
İlişkileri çok hızlı ilerliyordu. Bir anda sevgili olmuşlardı.
Daha çok fazla olmasa da yorulmuştu Lenora. Elmentleri kontrol etmek kolay gibi gözükse de sonradan kendini çok halsiz hissediyordu.
Hayattan şu bir kaç günde bıkmış gibiydi.
Lenora'dan
Ruh hayvanlarımızın üstünden inmiş, Lucas ile el ele yürüyorduk.
Önden saray gözükmeye başlamıştı.
Aradan geçen on dakika sonunda sarayın önüne gelmiştik. Muhafızlar geçmemiz için bize yol verdi, hizmetlilerden biri de önden nereye gideceğimizi yönlendiriyordu.
Sadece Kraliyet Üyeleri girmişti saraya geriye kalan milyonlarca kişi aşağıda bizi bekliyordu.
Hizmetli bir kapıyı gösterince önden Lucas ve ben olmak üzere herkes içeriye girdi.
Her yer altınlarla döşenmişti. Koltuklar zemin her yer altındı.
Gözleri yorulmuyor muydu?
"Hoş geldiniz." diyerek bizi karşıladı giyim tarzının bizimle yakından uzaktan alakası olmadığı bir kadın.
Beni hemen kendine çekip sarıldı.
Gerçekten sarıldı.
Normal miydi bu?
"Lenora canım seni ne zamandan beri görmek istediğimi anlatamam." dedi kadın.
Aman ne iyi.
Kadından ayrılıp konuşmaya başladım.
"Gereksiz samimiyete gerek yok, ve iyiliğiniz için teşekkür ederiz."
Kadın başta bir bozulsa sonradan kendini toparlayıp gülümsedi.
Diğer herkesle de sarılıp selamlaştığı zaman Kraliçe olduğunu anlamam bir tık uzun sürmüştü.
Kral ise arkasında bekliyor herkesle el sıkışmakla yetiniyordu.
Aman sanki biz ona çok meraklıydık.
Cadılar Kraliçesine baktığım zaman yüzü bir yumuşuyor bir sertleşiyordu.
İyi miydi bu kadın.
Deli gibi gözüküyordu.
Zihninden birisiyle konuştuğu belli ama Ruh Hayvanının onu sinirlendireceğini sanmıyordum.
Önemli birisiyle konuştuğu da gayet kesindi.
Kafasını bir anda çevirince hızla önüme döndüm.
Çok ani haraketleri vardı
Korkmadım desem yalan olurdu.
"Hepiniz Elaria Gezegenine hoş geldiniz." dedi Kraliçe mutlu bir şekilde.
İşte şimdi başlıyorduk.
Lenora dikkatli ol. Ters giden bir şeyler var.
Ne.
Amos bir planları olduğunu bende anladım ama bu kadar erken de bir şey yapmazlar diye düşünüyorum.
Asıl şu an yaparlar, sizin güveninizi falan kazanmak değil amaçları. Kralın Ruh Hayvanı, ona ihanet etti. Tüm planlarını bana anlattı. Senden tek istediğim şu süreç içerisinde dikkatli olman.
Amos ne diyorsun sen?
Ne planı bu? Söylesen hani.
Lenora her şeyi söyleyemem Tanrıcaların da bizlere verdiği bir sınır var. Kusura bakma, sadece dikkatli ol.
Amos korkuyorum.
Ey kafanı!
Ne.
Lucas'ın kolundan çektiğim gibi ikimizde yere düştük o sırada duvardan çıkan ok sanki ağır çekimdeymiş gibi üstümden geçip gitti.
"Ne yaptığınızı sanıyorsunuz siz!?" diye bağırdı Kral Leroy.
Kraliçe Perla hızla hepimizin çevresine güçlü bir kalkan oluşturdu.
"Kimseye güvenme Leroy, bunu sana öğretmediler mi?" dedi Kraliçe.
Tüm mutluluğu gitmiş yerine duygusuz birisi gelmişti.
İşimiz fazla zor olacaktı.

