İçeriğe geç

Kayıp Varis

Bölüm 18 · 10 dk okuma

Kayıp Varis

Bölüm 18

16. Bölüm

Amos lütfen gitmeyeceğimizi söyle.

Gidiyoruz.

Neden başımıza bela alıyoruz ki.

Saçmalık!

Önden biz arkadan da diğerleri gelerek portaldan geçtik. Her adımımızda hava biraz daha değişiyordu.

Portaldan tamamen geçtiğimizde peri portalı kapattı ve eli ile önümüzde eğilerek ilerlememiz için yol verdi.

"Kraliçemizin sarayı orada şu an sizi bekliyor." dedi ve ortadan kayboldu.

Gerçekten mi?

Bir de getirip gidiyor muydu?

"Başımıza bela almaya ne gerek vardı ki." dedi Sierra.

Haklıydı, hem de sonuna kadar.

Sadece biraz aksiyon Lenora, kimse bir şey yapamaz.

Nixie'nin yaptığını unutma istersen. Kızın tek bağırmasına bakmıştı Lucas'ı öldürmek.

Senin tek ümitleri olduğunu biliyorlar isteseler de bir şey yapamazlar artık.

Ne ümidi bu? Ne yapacakmışım?

Bir yaratık var onu, her neyse uzun bir konu sonra anlatırım.

Beni mi geçiştiriyorsun sen?

Hayır Lenora saraya geldik, bakarsan görürsün.

Eh tamam ne olmuş yani.

Kafamı kaldırıp baktığımda gerçekten saraya gelmiştik. Hatta muhafızlar kapıyı açmış içeriye giriyorduk.

"Bunun güvenli olduğundan emin miyiz?" diye sordu Alvin.

"Güvenli olmasa gitmezdik herhalde. Ve üstümüzden inin." dedi Amos.

Hepimiz Ruh hayvanlarımızın üstünden indik ve ilerlemeye başladık.

Önümüze geçen peri olduğu boylarından belli olan muhafızlar bizi yönlendirmeye başladı. Her adımlarında çelik zırhlarından dolayı metalik bir ses çıkıyordu.

Bir odanın önünde durduğumuzda muhafızlar kapının iki yanına geçerek kapıyı açtı.

Tanrıça aşkına! Cidden mi?

Yaşlı olduğu her halinden belli bir peri içeride rahat bir şekilde oturuyordu. Geldiğimizde ayağa kalkma gereksiniminde bile bulunmamıştı.

Ters giden bir şeyler olduğu da açık bir şekilde ortadaydı.

"Kraliçem." diyerek Peri'nin önünde eğildi Amos.

Ayağa kalkma gereksiniminde bile bulunmayan birinin önünde eğilmek fazla değil miydi?

Ben mi yanlış düşünüyordum.

Ayağa kalkmaması saygısızlık olsa bile o bir kraliçe Lenora.

Biliyor musun Kraliçe olması beni hiç ilgilendirmiyor.

Öğrenmen gereken çok şey var.

Öğrenmek istediğini mi kim söyledi?

"Küçüğüm buraya gel." diyerek Tina'yı gösterdi Kraliçe.

Hepimiz kaşlarımızı çatmış bir şey anlamadığımızı belirterek Kraliçeye bakıyorduk.

"Ben mi?" diye sordu Tina emin olmak istercesine.

Kraliçe gülümseyip kafa sallayınca Tina yavaş adımlarla yanına gitti.

"Diz çök." dedi Kraliçe.

Ne!

Kendini ne sanıyordu bu kadın.

Kraliçe falan ama soyları zaten tükeniyordu.

"Hareketlerinize dikkat edin!" dedi Elvis.

İşte şimdi Tina'yı sevdiğine emin olmuştum.

"Sana söz hakkı verdiğimi hatırlamıyorum."

Amos buraya gelmemizin güvenli olduğundan emin misin?

Eminim Lenora bir şey yapamaz.

Tina sabır dilercesine derin bir nefes çekti ve Kraliçenin önünde eğildi.

Kraliçe ise ayağa kalkıp elini Tina'nın kafasına koydu.

Ne yapmaya çalışıyordu.

"Küçüğüm damarlarında çok büyük bir güç yatıyor. Belki de en başından beri Kayıp Varis sendin." dedi Kraliçe.

Yuh ama bu kadar da olamazdı.

"Bir de siz gelin buraya, size de bakalım." dedi Kraliçe Bronte, Sierra ve bana bakarak.

Sorun çıkarma git.

Amos'un dediğini uygulayarak Kraliçenin yanına gittim. Diğerleri de arkamdan geliyordu.

"İlk seninle başlayalım ha ne dersin?" diye sordu Sierra'ya bakarak.

Sierra kafası ile onaylayıp Kraliçenin yanına gitti ve diz çöktü.

Kadın ne yapmaya çalışıyordu bilmiyordum ama bakışlarında ki sinsiliği fark etmiştim.

Bir amacı vardı belliydi.

Hatta fazla belliydi.

Kraliçe elini Sierra'nın kafasına koydu ve gözlerini kapattı.

"Sen de güçlüsün, hem de baya. Ama bir şey eksik, birden çok şey eksik sen Kayıp Varis olamazsın." dedi ve elini geri çekti.

Övdü mü? Sövdü mü? dedikleri tam olarak buydu sanırım.

"Sen gel." dedi Kraliçe beni göstererek.

Kraliçenin yanına gittim ama diğerleri gibi diz çökmedim.

"Neyi bekliyorsun? Diz çök." dedi sesini biraz yükselterek.

Sabır, gerçekten sabır.

Diz çöktüm ve bir süre sonra elini kafamda hissettim. Ama bir şeyler yapıyordu, hissediyordum.

"Sende saf öfke var kızım. Güçlüsün hatta tüm Elfrad'dan güçlü." dedi Kraliçe.

Tamam güçlü olduğumu biliyordum açıkçası hoşuma da gidiyordu. Ama Elfrad'dan da güçlü olmak, korkutuyordu.

Ve öfke.

Ben öfkeli değildim. Sadece gerektiği zamanlarda öfkeleniyordum.

"Ne demek istiyorsunuz?" diye sordum.

"Kayıp Varis'sin olmasına da, kayıp varis hiç bir zaman Elfrad'dan güçlü olmaz, olamaz. Tanrıçalar o kadar büyük bir gücü bahşetmedi. Sen de daha farklı şeyler var. Ancak bir Tanrıça Elfrad'dan güçlü olabilir." dedi Kraliçe elini kafamdan çekerken.

Ben daha Kayıp Varis'e alışamamışken bir de Tanrıça mı olacaktım, yuh ama.

"Gelecekteki Tanrıça da olabilirsin."

Ben, bilemiyordum.

Tanrıça olmak veya varisi sıradan cümlelerle anlatılamayacak kadar büyük bir şeydi.

Neden kafam her geçen saniye daha çok karışıyordu.

Ve neden bir kere bile normal bir şey olmuyordu.

Ben Kayıp Varis olmayı istememiştim. Tanrıça olmayı hiç istememiştim. Tamam belki Lucas ile tanışmıştım ama ben sadece normal birisi olmak istemiştim.

Sadece normal birisi.

"Tanrıça olabilirsin falan diyorsunuz da, hala saygısızsınız. Nesli tükenmek üzere olan birisi için bu haller, fazlasıyla tuhaf." dedi Sierra.

Haklıydı.

"Kime saygı duyup kime duymayacağım bana kalmış küçük hanım." dedi Kraliçe iğneleyici bir tonda.

"Perilerin Kraliçesi saygısı ve güzelliğiyle övülürdü. Sen gerçekte Kraliçe olduğuna emin misin?" dedi Sierra.

"Haddini aşma!" diye bağırdı Kraliçe.

Hızla ayağa kalkıp bir iki adım geri gittim.

Sierra neden böyle davranıyordu.

"Ah pardon, peri misiniz diye sormalıydım."

Eğer Kraliçe gerçekten Peri ise olaylar fazlasıyla büyüyecekti.

"Sen, benimle nasıl böyle konuşursun?!" diye bağırdı Kraliçe.

Kendisi Kraliçe olabilirdi ama karşısındakiler de Varisti. Fazla sert davranıyordu. Ve bu anca kendine zarar verirdi.

Sanırım ikinci defa sana katılıyorum.

Sağol ya zahmet oldu.

Rica ederim.

Kraliçe Peri mi? Vampir mi?

Peri kılığına girmiş Büyücü de olabilir Lenora. Ama bana kalırsa Vampir.

Peri olma ihtimali?

Yüzde sıfır.

Tamam birazdan ortalık karışacaktı.

"Asıl siz bir Varisle nasıl bu şekilde konuşursunuz, haddinizi aşmayın." dedi Lucas tüm sakinliği ile.

Kraliçe yani Vampir mi demeliyim bilmiyorum ama iyice sinirlenmişti.

Ve sinirlenmesi burdaki kimin umurundaydı o çok başka bir konuydu.

"Anladınız, düşündüğüm kadar salak değilmişsiniz." dedi Kraliçe ve elini önünde iki kere silkeledi.

Sanki bedeni tozlarla kaplıymışcasına bu hareketinden sonra bedenini küçük bir sis bulutu kavradı, sonra ise Kraliçe halı gitmiş yerine Vampir gelmişti.

Dişleri çok keskindi ve kana susadığı açık bir şekilde belli oluyordu.

"Sorunum Cadılarla ama bir kere daha Element Kullanıcı kanı tadına baksam sorun olmaz bence." dedi ve hızla Sierra'ya atak yaptı.

Sierra ise önüne hızla bir bariyer oluşturarak Vampiri engelledi.

"Aklından bile geçirme Victoria." dedi Sierra.

Ne yani Vampiri tanıyor muydu?

"Eskiden olan arkadaşlığımız seni öldürmeyeceğim anlamına gelmez, Sierra." dedi ve Sierra'nın arkasına doğru hızlıca geçti.

Tam boynuna dişlerini geçirecekken Tina hızla bir küre gönderdi.

Ben ise, ben hiç bir şey yapamıyordum. Şaşırmıştım. Çünkü Vampirlerin yaşama ihtimali yoktu.

"Seni sürtük!" dedi adı Victoria olan Vampir.

"Ağzını topla." dedi Tina aynı sakinlikle.

Geçmişte bir şeyler yaşadıkları çok belliydi. Tina onun canını acıtmak istemezken Victoria sonuna kadar saldırıyordu.

"Belki de bir Ruh Hayvanının tadına bakmalıyım. Yüce bir Ruh Hayvanının." dedi dedi Victoria.

Ve önce bana sonra ise Amos'a bakarak hızla üstüne atladı.

Vampirler hızlı giderdi değil mi? Şu anda gözümde her hareketi yavaşlamış gibiydi.

Gibi değil her hareketi yavaşlamıştı. Göz bebeklerinin titreyişi bile çok açık ortadaydı.

Ya da ben öyle görüyordum.

Victoria, Amos'a çok fazla yaklaşmadan hızla Amos'un önünde bir bariyer oluşturdum.

Victoria ise ne olduğunu anlamadan bariyere çarpıp geri savrulmuş ve sırtını sertçe duvara çarpmıştı.

"Son kademe bariyer mi? Cidden mi?" dedi bana bakarak.

Lucas ise hiç beklemeden, Victoria'nın etrafına hapis gibi bir bariyer oluşturdu. Artık istese de saldıramazdı.

"Pes ediyorum, siz kazandınız." dedi Victoria.

Önce Karina, sonra büyücüler, Nixie ve Victoria mı? Ah tabi dünyadaki cadıları da unutmamak lazım.

Ve Element okulundaki sinir bozucu profesörler.

Herkesin derdi neydi?

Senin gücün.

Ne?

Bunu sana söylememem lazım biliyorum ama öğrenmelisin Lenora.

Amos açık konuş.

Kayıp Varis'i yani seni öldüren kişiye senin gücün geçecek. Yani kimseye güvenme Lenora.

Ben, her saniye kendimi koruyabileceğimi sanmıyorum.

Merak etme çoğu kişi bu gücü taşıyamaz. Yani seni öldürseler bile gücü taşıyamadığı için kendisi de ölür. O yüzden Büyücüler bu işe hiç kalkışmadı.

İçim rahatladı sağol ya.

"Biz her zaman kazanırız ne sandın." diyerek çok da uzun olmayan saçını arkaya savurdu Elvis.

"Ah hiç değişmemişsin." dedi Victoria ve göz devirdi.

"Sende." dedi Elvis ve onun gibi göz devirdi.

Ama fark ettiğim şey ise Tina, Victoria ve Elvis'e sinirli sinirli bakıyordu.

Hissediyordum yeni aşk doğacaktı.

Hatta aralarını ben bile yapabilirdim.

"Burada ne işin var Victoria?" diye sordu Alvin.

"Ondan önce nasıl hala yaşıyorsunuz diye sormalıydın, üzdün." dedi ve olmayan göz yaşlarını siler gibi yaptı.

Aklımı tek kurcalayan soru nereden tanıştıklarıydı.

"Periler sarayındayken burada konuşmamız hiç güvenli değil." dedi Lucas.

Victoria bakışlarını ona döndürerek konuşmaya başladı.

"Periler sarayında olduğumuzu kim söyledi, eski sevgilim." dedi ve ardın gözlerini bana çevirdi.

"Bu sürtüğü bıraksan hala ilişkimize devam edebiliriz aslında."

Bu kız ciddi miydi?

Vampir ateşte yanarak ölürler unutma Lenora.

"Kes sesini!" dedi sesini yükselterek Lucas.

Nedeni neydi bilmiyordum ama Victoria eski sevgilim diyince kalbim acımıştı. Belki de onu eskiden beri Lucas'ı tanıyor olması beni üzmüştü, bilmiyordum.

"Karşında kim olduğunu bil ve öyle konuş." dedi Bronte hemen atağa geçerek.

"Kaç yıllık dostunuza karşı bu sürtüğü mü koruyorsunuz." dedi Victoria.

"Senin o sürtük dediğin kişi şu iki günde hiç birinizin veremediği sevgiyi verdi. O yüzden ona bir daha laf etmeye bile kalkma!" dedi Lucas.

Sözleri o kadar kendinden emin çıkmıştı ki, belki de ilk defa sevildiğimi hissetmiştim.

Hayır Lenora burda olmaz ağlayamazsın.

"Hala bana nasıl bu kızı savunuyorsunuz aklım almıyor." dedi Victoria ve bakışlarını bana çevirdi. "Tecavüze uğradığını biliyorlar mı?" diye sordu.

Herkesin bakışları bana çevrilirken utandığımı hissettim. Suçum yoktu, ama utanıyordum işte.

Gözlerimin içi yanmaya başladı ağlamamak için sonuna kadar direniyordum.

Tecavüze uğramayı ben istememiştim ki kimse sesimi duymamıştı. Bağırmıştım ama, kimse duymamıştı.

Ya da duymuştu ve o adamın zevki uğruna beni kurtarmamışlardı.

"Ah bilmiyorlar mıydı? Durun ben size anlatayım." dedi Victoria.

Anlatacak kadar her şeyi öğrenmiş miydi? Cidden mi?

Anlatmasını istemiyordum.

O anı bir daha duymak istemiyordum.

"Günlerden bir gün 13 yaşında bi-" derken Lucas hızla sözünü kesti.

"Eline ne geçiyor bunu anlatınca! Lenora'dan ayrılacağımı falan mı düşünüyorsun."

Ayrılmaz mıydı?

Lenora kendine gel suçsuzsun sen.

Biliyorum suçsuzum ama halam her zaman kullanılmış kadını kim ister derdi. Ben bunu hep sakladım Amos.

Başım dönüyordu.

Korkudan mıydı? Lucas'ın beni bırakma korkusu muydu bu?

Ya da o anı tekrar hatırlamaktan mı?

Ben iyi değildim.

Tutunacak bir yer aradım ama yakınlarda hiç bir şey yoktu.

Bedenim artık kendini taşıyamazken, kendimi boşluğa bıraktım.

Ama daha düşmeden iki el hissetmiştim bedenimde.

Sonrası ise karanlıktı.

°°°

•Yazardan•

Lenora düşerken Lucas hızla belinden tutmuştu ama gözleri kapandığı anda yer Elfrad'ın hiç görmediği kadar şiddetli bir şekilde sallanmaya başlamıştı.

Yerin sallanmasını Toprak Krallığın'ın Kral ve Kraliçesi bile durduramıyordu.

Her yerde yıkılan evler, ağlayan çocuklar ve çığlık atan insanlar vardı.

Cadıların süpürgeleri bile uçamaz olmuş herkes bu şiddetli sallanmaya maruz kalmıştı.

Bir süre sonra o güzel havadan eser kalmayarak deli gibi yağmur yağmaya başladı.

"Saray yıkılacak gitmemiz lazım." dedi Tina.

"Hey! Beni burda bırakacak haliniz yoktur umarım." dedi Victoria.

Lucas içinde ki tüm öfkeyle etrafına bir bariyer oluşturduğu için her dokandığında elleri çok fazla yanıyordu.

"Orda kal belki akıllanırsın." dedi Elvis.

Lenora'yı hepsi çok kısa bir sürede bağlanmıştı. Lenora her ne kadar onlarla aralarının çok da iyi olmadığını düşünsede onlar için her şey farklıydı.

Bir kaç gün içinde hepsi alışmıştı Lenora'ya.

Lucas hızla Lenora'yı kucaklayarak alt kata inen merdivenlerden inerken diğerleri de arkasından geliyordu.

Hepsi dışarıya hızla çıktıları zaman sanki saray onların içerden çıkmasını bekliyormuş gibi anında yıkılmaya başladı.

Lucas ise sarayı değil Lenora'ya bakıyordu. Bir yandan ne yaşadığını öğrenmek istiyor, diğer yandan da sadece ona sarılmak istiyordu.

Lenora hayatına girdiği andan beri sert halinden eser kalmamıştı. Valencia varken ki haline dönmüştü.

Huzurluydu.

Ve izin verirlerse mutlu da olmak istiyordu.

Hepsi hızla Ruh Hayvanlarının üstüne bindi.

"Düşerse portalda kalır. Sırtıma koy." dedi Amos otoriter bir sesle Lucas'a.

Lucas ise Lenora'yı daha çok kendine çekti. Ondan ayrılmak istemiyordu.

"Peki, dikkatli ol." dedi Amos bıkmışçasına.

Lucas hızlı bir şekilde Ruh Hayvanının sırtına bindi ve Lenora'yı sıkıca tuttu.

"Nereye gidiyoruz?" diye sordu Adrian.

Huzursuz hissediyordu kendini.

"Ateş Krallığına, herkes oradaydı zaten." diye yanıtladı onu Lucas.

Hepsinin Ruh Hayvanı kendisine özel bir portal açıp hızla içine doğru ilerlemeye başladı.

Lucas daha sıkı kavramıştı Lenora'yı.

Ateş Krallığı'na geldiklerinde ise her yerin savaş alanı gibi karmaşık olduğunu gördüler.

Yerdeki sallanma durmadığı için Ruh Hayvanları ayakta durmakta zorlanıyordu. Ve Element kullanıcıları, her adımında yere düşen bile vardı.

Biraz ilerdeki sarayın yıkılmaması için tüm Kral ve Kraliçelerin büyüyle tuttuklarını gördüler.

Kraliçe Perla yıkılmaması için öyle bir güç uyguluyordu ki yağmur yağmasına rağmen her şey çok sıcaktı.

Kral Boris, Varisleri gördüğü gibi bağırmaya başladı.

"Lenora nerede? Düzeltsin hemen şu saçmalığı."

Lucas, Kral Boris'in Lenora'ya resmen emir vermesine sinirlenmişti. Onun için kimse Lenora'ya emin veremezdi.

Artık dayanamayan Kral ve Kraliçeler aynı anda güç sarf etmeyi bıraktılar.

Önce hava sonra toprak, su ve ateş.

4 Krallıkta yıkılmıştı.

Büyücüler Krallığı ve Cadılar Krallığı da farksız değildi. Her yer yıkılmıştı.

Elfrad harabeye dönmüştü.

Bölüm sonu

2 yorum