İçeriğe geç

Kayıp ruhlar projesi

Bölüm 6 · 3 dk okuma

Kayıp ruhlar projesi

Bölüm 6

Tramva

(Lidya) Oturduğum sandalyeden kurtulmaya çalışıyor ama bir türlü beceremiyordum. Bu hayatta en nefret ettiğim duygu, elinden bir şey gelmeme duygusuydu. Hayatımda sadece iki kez bu duyguyu yaşamıştım; birini 17 yaşımda soğuk bir morgun önünde ailemin naaşını beklerken, diğeri de bu an. Kollarımı birbirine sürttüm, elime bağlanan plastik kelepçe yüzünden bileğimin morardığına emindim. Tutulduğum soğuk hava deposundan içeri sert adım sesleri doldu, yine o gelmişti, iblisin teki. Karşıma geçip yarımca sırıttı, "Ne o Lidya, alıştın galiba?" Yüzüne sahte bir korku ekledi, "Yoksa beğenmedin mi?" Elini ağzına götürüp şok ifadesi yaptı ve bu da bana verdiği sözler gibi yalandı. Olayın üstünden bir bilemedin iki saat geçmişti. Tüm ahali, ortak salon diye tabir edilen bir mekanda toplanmış oturuyorduk. Sadece D-8 ile konuşuyor, öbür grup üyelerinden çekindiğim için kimseyle yüz göz olmuyordum. Her ne kadar C grubunun sakinleşmesi zor olsa da, onlar da durumu kabullenmiş, hiçbirinden beklenmeyecek bir ciddiyet ile oturup susuyorlardı. Bu sessizlik insanın içini ürperten bir hal almaya başlayınca, bizim gruptaki bir kız elini uzatıp, "Ben D-3, tanıştığımıza memnun olmak isterdim ama bu durum içerisinde ne kadar memnun olabilirsin ki?" diyerek gruptakilere benimle tanışmaları için start verdi. Tek tek gruptaki herkes ile tanıştım, sıra beni canım kızımla tehdit eden o kıza gelmişti. Elini ensesine atıp, "Aslında seni tehdit etmek istemedim, sadece eğer kıza doğru gitseydin yardıma, sen de hastalığa çabuk bulaşır, kızına sonsuza kadar ulaşamazdın," dedi. Tereddüt ile elini sıktım, bana tebessüm etti ve "Ben D-1, tanışmamıza çok sevindim," diye kendini tanıttı. Anlamamıştım bu biyolojik silah mevzusunu, bu yüzden gruptakilere sordum. D-2 öne atılarak, "Şimdi bu silah bir bulaşıcı hastalık ama nasıl bulaşır bilinmiyor henüz. Bizim sayemizde bir antikor bulunacak, sonra bizi halka salacaklar. Durum kötülemeye başlayınca da antikoru piyasaya sürecek, paraya para demeyecekler," dedi. Duyduklarım kanımı dondurmuştu. Hangi vicdan yoksunu bunu yapabilirdi ki? Titreyen sesim ile, "B-b-bu hastalık nasıl bir şey?" diye sordum. Kız biraz düşündü ve, "Vallahi ben de bilmiyorum, sadece kan kusup transa giriyoruz. Bir de biri tarafından uyarılınca saldırgan tavırlar ile kendimize hakim olamadan etrafa saldırıyoruz," dedi. Nutkum tutuldu, duyduklarım benim için bile çok zordu. Gözlerim istemsizce B grubunda kan kusma krizine giren kıza takılıyor, acaba benim vuslatım da böyle mi olacak diye düşünüp kahroluyordum. Bir anda ışıklar kapandı, içeri loş bir ışıkla aydınlatılmaya başlandı. Bir kadın sesi ile, "Sevgili kobaylar, gün bitmiş uyku zamanı gelmiştir. Her biriniz bizim için çok önemlisiniz. Ortak salon üç dakika içinde boşaltılsın," diye bir anons verildi. Şaşkın bakışlarımı megafonlara yönelttim. Bunu görünce D-8 gülerek, "Alışırsın bir gün elbet," dedi ve ayağa kalkıp elini uzattı. Elini gülümseyerek tuttum ve ayağa kalktık. Bizim kalkmamız ile grupta kalktı ve hep beraber sessizliğimiz ile odalara doğru yol aldık. Kapımın önüne gelince onlardan ayrılarak kapı kulpunu kavradım ama açılmadı. Bir süre sonra ışıklar tamamen söndü ve bir klik sesi gelmesi ile kapı açıldı. Anlam veremedim ama sorgulamayı bırakmıştım artık. İçeri girip karanlık odamda yatağı aradım. Gözlerim karanlığa alışınca yan odamdan çığlık sesi geldi. Kapıya doğru koştum ama çoktan kilitlenmiş durumda idi. Duvara çarpma sesi ile devam eden acı dolu çığlık, korkudan titreyen dizlerim ile kapıya doğru çöktüm. Başım histerik bir şekilde sağa sola sallanıyor, bu çığlıklar beni çocukluğuma götürüyordu. (16 yıl önce Mersin Mezitli) Minik Alança annesini bekliyor, onun için hazırladığı sürpriz ile annesini mutlu etmeyi planlıyordu. Nereden bilecekti ki o günün son günü olduğunu? Annesi yorgun argın kapı deliğine anahtarını yerleştirip açtı. İçeride annesinin mutluluğu için iki aylık harçlığı ile aldığı pastayı görünce annesine arkadan sarıldı Alança. Annesi Meral tebessüm ile kızının yanaklarını öptü. Az geldi olacak ki Alança'yı öpüp koklayıp sarıldı ve birden yerden yükselen uğultu ile beraber bir sarsıntı onların mutluluğunu sonsuza kadar maziye gömdü.

Bölüm sonu

3 yorum