İçeriğe geç

Kayıp ruhlar projesi

Bölüm 5 · 3 dk okuma

Kayıp ruhlar projesi

Bölüm 5

Sadece ahunun annesi

"Bende hiç sevinmedim tanıştığımıza, C-6," diyerek ona meydan okudum. C-6 rahatsız edici şekilde gülerek, "Tamam pes ediyorum," dedi ve eliyle en arka yemek masasını gösterdi. Ahşaptan yapılmış bu yemek masası yuvarlaktı ve etrafında on kişilik sandalyeler dizilmişti. "D kategorisi, orada herkes kendi grubunda oturuyor," diyerek açıkladı. Aslına bakılırsa üzerimizdeki kıyafetler bile değişikti; onunki beyaz ve altında yeşil çizgileri vardı, benimkindeyse sarı çizgiler. Ağır adımlarla kendi grubum diye tarif edilen o topluluğa doğru ilerleyip masaya oturdum ve selam verdim: "Selam." Kızlardan biri endişeyle, "Geldiğinden beri hiç damar yolundan bir şey aldın mı?" diye sordu. Hatırlamaya çalıştım, evet almıştım. Sanki anlamayarak, "Evet, serum aldım da neden?" dedim. Kız bakışlarını yere eğip, "Umarım belirtileri göstermezsin," diyerek ağzının içinden mırıldandı. Gözlerimi şokla açtım. "Neyin belirtisinden söz ediyorsun se-?" Cümlem yarım kalmıştı çünkü bir kız sanki bir kriz geçiriyormuş gibi titreyerek ağzından kan kusmaya başlamıştı. Onun masasındaki Lee ise ondan olabildiğince uzaklaşarak yardım bile etmediler. Kaşlarımı çatarak kıza doğru yardım etmeye giderken masadaki kız kolumdan tuttu ve başını olumsuz anlamda salladı. Ya kıza güvenip birinin ölmesini izleyecektim ya da kıza yardım edecek, en azından vicdanımı rahatlatacaktım. Tabii ki kıza yardım etmek için kolumu kurtardım ve kıza doğru giderken masadan sert bir ses geldi. Arkama bakınca masanın başında oturan kızın bana öfkeyle baktığını gördüm. Yine öfkeyle, "D-10, eğer B masasına gidersen kızın Ahu için hiç iyi şeyler olmayacak," dedi. Kızımın adını duymamla onlara dönmem bir oldu. "Sen?" diye geveledim. Kadın pis pis sırıtıp, "Ne tatlı bir şey doğurmuşsun öyle! Saçlarının rengini senden almamış belli," dedi. Boşlukta gibiydim. Kızımın başı belada mıydı? İyi miydi? Peki ben iyi miydim? Hiçbir fikrim yoktu. O an yapabileceğim tek şeyi yaptım ve masaya oturdum. Önüme indirilen tepsiyle bakışlarımı masanın ahşap yüzeyinden ayırdım. Bunu indiren, az önce benim kolumu tutan kızdı. Omzumu güven verircesine sıkıp, "Merak etme, kızın iyi. Buraya bağlı bir çocuk kreşinde ve gayet keyfi yerinde. Hem biliyor musun, onları haftada iki kez görmemize izin veriyorlar," dedi. Kızın söylediği şeyle içim umut doldu. Sesim titreyerek, "Gerçekten doğruyu mu söylüyorsun?" diye sordum. Kız sıcak bir tebessümle beyaz önlüğünün cebinden bir fotoğraf çıkardı. Fotoğraftaki iki üç yaşındaki erkek çocuğu, fotoğraftaki kızın omzuna başını yaslamış, gamzelerini belli ederek fotoğrafı çekene gülüyordu. Fotoğraf insanda bir tebessüm oluşturuyordu. Kız sevgiyle fotoğraftaki oğlan çocuğuna bakıp, "Oğlum Mete, babası bizi bırakmadan önce çekindiğimiz son fotoğraftı. Eğer o hatayı yapmasaydı oğlum yetiştirme yurdunda, ben de hapishanede olmazdım," dedi. Derin bir iç çekip fotoğrafı içli bir şekilde öptü. Oğluna çok düşkün gibiydi. Gözlerim ister istemez kan kusan kıza kaydı. Boğazını elleriyle parçalıyordu ve B grubu hiçbir şey yapmadan oturup yemek yiyorlardı. Kız birden durdu ve başı masaya düştü. Merakla ne olacağını izledim. B grubu birbirlerine baktılar, her biri kafalarıyla onaylayınca bir kız kan kusan kızı dürttü. Kız sanki bir kabustan uyanmış gibi sıçrayarak gözlerini açtı. Yanındaki kız ona sarılarak gözyaşı döktü. Tüm grup birbirlerine sarıldı. Sanırım çok uyumlu bir gruptu ya da tüm melankolik insanları bu gruba almıştı. Harbi, kim almıştı bizi bu gruplara? Kız beni dürtüp, "Ben D-8," dedi. Ona tebessüm ettim. Birbirimizi tanımasak da ortak acılar insanları birleştirirdi. Elini tutup, "Ben de D-10, tanıştığımıza memnun oldum," dedim. Bu bir kabullenişti. Evet, artık Alança yoktu. Buradan çıkmak için yokluğu iliklerime kadar yaşayıp hayatımın sonuna kadar Ahu'nun annesi Alança olacaktım. Düşüncelerimi yemekhanenin kapısından içeri giren üç insan ile susturdum. İkisi kadın, biri erkekti. Kadın olan öne çıkıp elindeki bardağa kaşık ile vurarak herkesin dikkatini üzerine topladı. Boğazını temizleyip, "Evet hanımlar, hepiniz neden iki aydır burada tutulduğunuzu, neredeyse hepinizin girdiği kan kusma ve titreme krizlerinin nedenini merak ediyor musunuz?" dedi. Topluluktan onaylayan tarzda mırıltılar yükseldi. Kadın ellerini birbirine çarparak herkesin dikkatini yine çekti. "Eğer öğrenmek istiyorsanız cümlem bitene kadar asla kesmeyin," dedi. Topluluğa baktı, herkes pür dikkat onu dinliyordu. Dudağının kenarıyla hafifçe sırıtarak, "Güzel. Şimdi ilk olarak bir deneydesiniz. Bu deney biyolojik bir silah üretimiyle alakalı. Hepinizin girdiği o nöbetler, bu verdiğimiz serumun vücudunuzdan atılma çabaları ve bu deney birinizde antikor bulunana kadar devam edecek. Anlamayan var mı?" Salondan itiraz eden mırıltılar yükseldi. Özellikle C masası hunharca çıldırmış bir şekilde kadına bağırıyorlardı. Kadın yarattığı karışıklığa gururla baktı. Buradaki herkes delirmiş gibiydi.

Bölüm sonu

4 yorum