Sessizliğin Altındaki Ses – 3. Bölüm (Seçim)
Evde zaman durmuş gibiydi.
Annesinin nefesi hızlanmış, elleri titremeye başlamıştı. Gözleri, merdivenin başındaki Deniz ile odanın içindeki Deniz arasında gidip geliyordu.
İkisi de aynıydı.
Aynı yüz.
Aynı ses.
Ama biri… yanlıştı.
“Anne…” dedi odanın içindeki Deniz. Gözlerinden yaşlar süzülüyordu. “Lütfen bana bak… ben buradayım… beni bırakma…”
Merdivendeki Deniz başını hafifçe eğdi. Sakin, neredeyse sabırlı bir ifadeyle konuştu:
“Onu dinleme. O sadece senin korkun.”
Annesi geri çekildi. “Susun… ikiniz de susun…”
Kalbi göğsünü parçalayacak gibiydi.
“Gerçek olan…” diye fısıldadı kendi kendine, “benim kızım…”
Ama nasıl anlayacaktı?
Odanın içindeki Deniz bir adım öne çıktı.
“Anne… hatırlıyor musun? Küçükken gece korkardım… sen yanıma gelip ışığı açık bırakırdın…”
Annesinin gözleri doldu.
Ama merdivendeki Deniz hemen konuştu:
“Herkes bunu bilir. Bu anılar… sadece yüzeyde olanlar.”
Sonra bir adım daha indi.
“Gerçek olanı anlamak istiyorsan… korktuğun şeyi dinleme. Hisset.”
O an evin içindeki hava ağırlaştı.
Sanki duvarlar bile onları izliyordu.
—
Annesi gözlerini kapattı.
İçinden bir ses yükseldi.
Sessiz ama net.
Bir şey… yanlış.
Yavaşça gözlerini açtı.
Merdivendeki Deniz’e baktı.
O… hiç korkmuyordu.
Hiç.
Ama onun kızı… korkardı.
Her zaman.
Annesinin bakışı değişti.
“Sen…” dedi yavaşça. “Sen benim kızım değilsin.”
Merdivendeki Deniz’in gülümsemesi bir anlığına dondu.
Sonra…
Yavaşça genişledi.
Ama bu sefer daha karanlıktı.
“Geç oldu,” dedi.
O an…
Odanın kapısı aniden kapandı.
BAM.
Annesi çığlık attı.
“DENİZ!”
Kapıya koştu, tutacağı çevirdi.
Açılmadı.
İçeriden vurma sesleri geliyordu.
“ANNE BEN BURADAYIM!”
Gerçek Deniz’in sesi.
Annesi kapıya vurdu. “Dayan! Açacağım!”
Ama arkasında…
Ayak sesleri vardı.
Yavaş.
Ağır.
Annesi dondu.
Yavaşça arkasını döndü.
Merdivendeki Deniz artık çok yakındı.
Gözleri… artık tamamen boştu.
“Yanlış seçim,” dedi.
Annesi geri çekildi.
“Yaklaşma!”
Ama o şey durmadı.
Bir adım daha attı.
“Artık sadece bir kişi yukarıda kalmayacak,” diye fısıldadı.
O an…
Evin içindeki ışıklar titredi.
Bir anlığına her yer karardı.
—
Annesi gözlerini açtığında…
Merdivenlerin başında yalnızdı.
Kapı açıktı.
Odanın içi karanlıktı.
“Deniz?” dedi titreyerek.
Cevap yok.
Yavaşça içeri girdi.
Oda boştu.
Ne bir ses.
Ne bir iz.
Hiçbir şey.
—
Alt kattan bir ses geldi.
Mutfakta bir bardak konuldu.
Annesi dondu.
Yavaşça merdivenlere yöneldi.
Aşağı indi.
Mutfakta…
Deniz oturuyordu.
Sakin.
Normal.
Gülümsedi.
“Anne, neredeydin?”
Annesi nefesini tuttu.
“Sen… az önce…”
Deniz kaşlarını çattı.
“Ne oldu?”
Her şey… normal görünüyordu.
Ama…
Masada iki bardak vardı.
Ve biri…
Hâlâ sıcaktı.