Kayıp Rota – 3. Bölüm: Yıldızların Altında
Rüya o gece kasabada kalacak küçük bir yer bulmuştu. Eski ama sıcak bir pansiyon… tahta merdivenleri gıcırdıyordu, odası küçüktü ama huzurluydu.
Yatağa uzandı ama uyuyamadı.
Aklında tek bir şey vardı: Arda.
Onu daha yeni tanımıştı ama sanki uzun zamandır biliyormuş gibi hissediyordu.
Tam gözlerini kapatmıştı ki telefonuna bir mesaj geldi.
Arda: “Uyumadın, değil mi?”
Rüya hafifçe gülümsedi.
Rüya: “Belli mi oluyor?”
Arda: “Gel dışarı.”
Rüya hızla kalktı. Üzerine bir şey alıp dışarı çıktı. Kasaba geceleri daha da sessizdi.
Arda kapının önünde bekliyordu.
“Gel,” dedi. “Sana bir şey göstereceğim.”
Birlikte kasabanın dışına doğru yürümeye başladılar. Hava serindi ama rahatsız edici değildi.
Bir süre sonra Arda çantasından küçük bir fener çıkardı. Yol artık karanlıktı.
“Biraz daha,” dedi.
Rüya hiçbir şey sormadı. Sadece onu takip etti.
Garip bir şekilde kendini güvende hissediyordu.
Sonunda küçük bir tepeye çıktılar.
Arda durdu.
“Bak,” dedi.
Rüya başını kaldırdı.
Ve o an… nefesi kesildi.
Gökyüzü yıldızlarla doluydu. Şehirde hiç görmediği kadar parlak, sayısız yıldız…
Sanki gökyüzü ışıklarla kaplıydı.
“Bu… inanılmaz,” dedi Rüya.
Arda yere oturdu.
“Ben buraya her şey karıştığında gelirim.”
Rüya da yanına oturdu.
“Benim de ihtiyacım var sanırım böyle bir yere.”
Bir süre konuşmadan yıldızları izlediler.
Sonra Arda konuştu:
“Bir gün buradan gidecek misin?”
Rüya durdu.
“Bilmiyorum.”
Arda gözlerini yıldızlardan ayırmadan devam etti:
“Buraya gelen herkes sonunda gider.”
Rüya ona baktı.
“Ya kalmak isterse?”
Arda hafifçe gülümsedi.
“O zaman bir sebebi vardır.”
Rüzgar hafifçe esiyordu. Sessizlik vardı ama bu sefer rahatsız edici değildi.
Rüya yavaşça konuştu:
“Ben kaçtım.”
Arda başını çevirdi.
“Biliyorum.”
Rüya şaşırdı.
“Nereden?”
Arda omuz silkti.
“Gözlerinden.”
Rüya bir şey diyemedi.
Kalbi hızlı atıyordu ama bu sefer korku yoktu.
Sadece… bir şeylerin başladığını hissediyordu.
Gece ilerledikçe hava daha da serinledi.
Rüya üşüdüğünü fark etti.
Arda ceketini çıkarıp ona verdi.
“Al.”
Rüya kabul etti.
“Teşekkür ederim.”
Ceketi giydiğinde hafifçe gülümsedi.
“Senin kokun var,” dedi farkında olmadan.
Arda bir an durdu, sonra hafifçe güldü.
“Şikayet mi ediyorsun?”
Rüya başını salladı.
“Hayır.”
O an göz göze geldiler.
Bu sefer daha uzun sürdü.
Kimse bakışlarını kaçırmadı.
Sanki ikisi de aynı şeyi hissediyordu ama söylemeye cesaret edemiyordu.
Gece bittiğinde kasabaya geri dönerlerken her şey değişmişti.
Artık sadece iki yabancı değillerdi.
Aralarında görünmeyen bir bağ oluşmuştu.
Ve bu bağ… her geçen gün daha da güçlenecekti.

