Kayıp Rota – 2. Bölüm: Karşılaşma
Rüya istasyondan çıktıktan sonra nereye gideceğini bilmeden yürümeye başladı. Küçük kasabanın sokakları sessizdi. Eski taş evler, dar yollar ve arada esen hafif rüzgar… burası şehre hiç benzemiyordu.
Adımlarını yavaşlattı. İlk defa acele etmesine gerek yoktu.
Tam o sırada arkasından bir ses duydu:
“Buraya ilk defa geliyorsun, değil mi?”
Rüya durdu. Yavaşça arkasını döndü.
Karşısında sırt çantalı, hafif dağınık saçlı bir çocuk duruyordu. Gözlerinde garip bir rahatlık vardı, sanki her şeyi biliyormuş gibi.
“Belli mi?” diye sordu Rüya.
Çocuk hafifçe gülümsedi. “Çok belli. Buraya gelenler ya kaybolmuş olur… ya da kaybolmaya gelmiştir.”
Rüya bir an durdu. Sonra gülümsedi.
“Belki ikisi de.”
Çocuk elini uzattı.
“Ben Arda.”
“Rüya.”
Birlikte yürümeye başladılar. Rüya nereye gittiğini bilmeden gelmişti ama Arda sanki bu kasabanın her köşesini biliyordu.
“Burası küçük bir yer,” dedi Arda. “Ama herkesin bir hikayesi var.”
Rüya etrafına baktı.
“Benimki daha başlamadı bile.”
Arda kısa bir an ona baktı.
“Belki de başladı… sadece sen fark etmedin.”
Kasabanın biraz dışına çıktılar. Ağaçların arasından geçen dar bir yol vardı. Rüya tereddüt etti.
“Kaybolmayız değil mi?” diye sordu.
Arda gülümsedi.
“Bazen kaybolmak gerekir.”
Rüya içten içe gülümsedi.
Garipti… ama bu cümle ona korkutucu gelmemişti.
Yol onları küçük bir şelaleye götürdü. Su taşların üzerinden akıyor, etraf sessiz bir huzurla doluydu.
Rüya hayran kaldı.
“Burası… gerçekten güzel.”
Arda omuz silkti.
“Kimse bilmez burayı. Artık biliyorsun.”
Rüya suya yaklaştı. Elini suya değdirdi. Soğuktu.
Tam o anda ayağı kaydı.
Düşecekken Arda onu kolundan tuttu.
Bir anlığına göz göze geldiler.
Zaman durmuş gibiydi.
Rüya kalbinin hızlandığını hissetti.
Ama bu korkudan değildi.
Arda yavaşça elini bıraktı.
“Dikkat et.”
Rüya başını salladı.
“Sağ ol.”
Ama ikisi de az önce olan şeyi unutamamıştı.
Güneş yavaş yavaş batmaya başladı. Gökyüzü turuncuya döndü.
“Gitmen gerekiyor mu?” diye sordu Arda.
Rüya düşündü.
“Bilmiyorum,” dedi. “Artık hiçbir şey bilmiyorum.”
Arda hafifçe gülümsedi.
“O zaman kal.”
Rüya ona baktı.
İlk defa biri ona “kal” demişti.
Ve ilk defa… gitmek istemedi.
O akşam Rüya kasabaya dönerken içindeki his değişmişti.
Artık sadece kaçmıyordu.
Sanki… bir şeye doğru gidiyordu.
Ve o şey… belki de Arda’ydı.
