Kayıp Rota – 4. Bölüm: Yakınlaşma
Ertesi sabah Rüya erkenden uyandı. Pansiyonun penceresinden içeri giren güneş ışığı odasını aydınlatıyordu.
Ama aklında tek bir şey vardı: Dün gece.
Yıldızlar, tepe, Arda…
Ve o bakışlar.
Rüya hafifçe gülümsedi. Ne olduğunu tam bilmiyordu ama içinde yeni bir his vardı.
Kapı çaldı.
Rüya şaşırdı. Bu kadar erken kim olabilirdi?
Kapıyı açtığında karşısında Arda’yı gördü.
“Elinde kahveyle gelen biri var,” dedi Arda gülerek.
Rüya gülümsemesini saklayamadı.
“Sabah sürprizi mi bu?”
“Alışsan iyi olur,” dedi Arda. “Ben sürprizleri severim.”
Birlikte kasabanın içinde yürümeye başladılar. Bu sefer daha rahattılar.
Konuşmalar daha doğal, bakışlar daha uzundu.
Sanki aralarındaki mesafe yavaş yavaş kayboluyordu.
Arda Rüya’yı eski bir kitapçıya götürdü. Küçük, tozlu ama sıcak bir yerdi.
“Burası benim kaçış yerim,” dedi Arda.
Rüya raflara bakarken bir defter buldu. Boştu.
“Bu güzelmiş,” dedi.
Arda omzunu silkti.
“Al. Senin olsun.”
Rüya şaşırdı.
“Ciddi misin?”
“Evet,” dedi Arda. “Yeni bir başlangıç için boş sayfalar lazım.”
Rüya defteri eline aldı.
Belki de gerçekten yeni bir başlangıçtı.
Öğleden sonra kasabanın biraz dışına çıktılar. Bu sefer daha uzun bir yürüyüş yaptılar.
Yol boyunca konuştular. Çocukluklarını, sevdikleri şeyleri, korkularını…
Rüya ilk defa birine bu kadar açık konuşuyordu.
Ve Arda… onu gerçekten dinliyordu.
Bir noktada durdular.
Önlerinde geniş bir manzara uzanıyordu.
Rüzgar hafifçe esiyordu.
Rüya konuştu:
“Buraya geldiğimden beri ilk defa… kendim gibi hissediyorum.”
Arda ona baktı.
“Çünkü burada kimse senden bir şey beklemiyor.”
Rüya başını salladı.
“Sen de beklemiyorsun.”
Arda bir an sustu.
“Hayır,” dedi. “Ama kalmanı isterim.”
Rüya’nın kalbi hızlandı.
“Niye?” diye sordu.
Arda gözlerini ondan kaçırmadı.
“Çünkü sen gelmeden önce her şey aynıydı.”
Rüya nefesini tuttu.
Arda devam etti:
“Ve şimdi… değil.”
Sessizlik oldu.
Ama bu sefer ağır bir sessizlikti.
Rüya bir adım yaklaştı.
Arda da geri çekilmedi.
Aralarındaki mesafe neredeyse yok olmuştu.
Rüya’nın kalbi çok hızlı atıyordu.
Arda yavaşça konuştu:
“Rüya…”
Rüya gözlerini kapatmadı.
Sadece ona baktı.
Ama tam o anda Arda bir adım geri çekildi.
Rüya şaşırdı.
“Bir şey yok,” dedi Arda hızlıca. “Sadece…”
Cümlesini bitirmedi.
Rüya’nın içindeki o sıcak his bir anlık duraksadı.
“Ne oldu?” diye sordu.
Arda başını salladı.
“Hiç. Boş ver.”
Dönüş yolunda eskisi kadar konuşmadılar.
Rüya bir şeylerin değiştiğini hissediyordu.
Sanki tam bir şey başlayacakken… durdurulmuştu.
Akşam Rüya pansiyona döndüğünde defteri açtı.
İlk sayfaya yazdı:
“Her şey güzel giderken neden bir şeyler hep yarım kalır?”
Kalemi bıraktı.
Ama bu sorunun cevabını çok yakında öğrenecekti.
Çünkü Arda’nın sakladığı bir şey vardı.
Ve o sır… her şeyi değiştirecekti.
