Çat... Çat... Çat...
Kafası tam 180 derece ters döndüğünde, Eren ve Mert dehşet içinde geriye doğru sıçradı. Çocuğun gözleri yoktu; göz çukurları simsiyah, boş iki delikten ibaretti. Derisi kemiklerine yapışmıştı ve yüzünde insanüstü, dondurucu bir gülümseme vardı.
Mert, "Kaçalım!" diye bağırdı ama ayakları yere çivilenmiş gibiydi. O sırada kayıp çocuk, kurumuş, dökülen bir sesle mırıldandı:
"Beni buldunuz... Ama oyun daha bitmedi."
O an, ormanın dört bir yanından aynı gıcırtı sesleri yükselmeye başladı. Çalıların arasından, ağaçların arkasından, karanlığın içinden onlarca tekerlekli sandalye belirdi.
