İçeriğe geç

Kayıp Mirasın Gölgesi

Bölüm 24 · 2 dk okuma

Kayıp Mirasın Gölgesi

Bölüm 24

Bölüm 24

Sato malikanesinin üst katındaki ana çalışma odası, gece yarısının soğuk sessizliğine gömülmüştü.

Kenji, masanın arkasında ayakta duruyor; bakışları kapıdan içeri giren Shin’in her adımını bir şahin gibi takip ediyordu. Shin ağır ve kararlı adımlarla yaklaştı, ceketinin iç cebinden çıkardığı kadife mendili masanın tam ortasına bıraktı. Mendilin uçları iki yana açıldığında, altın ejderha mührü loş ışıkta parıldadı.

Kenji bir anda nefesini tuttu. Parmakları titreyerek kolyeye uzandı; metalin soğukluğunu teninde hissettiği an gözleri doldu. Hanae’nin doğumdan hemen önce bizzat yaptırdığı, kendi kanının ve soyunun tek simgesi olan mühürdü bu. On sekiz yıldır süren o kanlı karanlık, tek bir kolyenin ışıltısıyla paramparça olmuştu.

Kenji’nin gözlerinde biriken yaşlar anında yerini vahşi, zapt edilemez bir kararlılığa bıraktı. "Arabaları hazırlat," dedi, sesi boğuk ama odayı sarsacak kadar sertti. "Korumalar hemen o evin etrafını sarsın. Bu gece kızımı oradan alıyorum. Kendi kanımı, bu hanedanın tek varisini o sokaklarda bir dakika bile bırakmam!"

Shin tek bir adım bile gerilemedi. Masanın önünde dimdik durarak başını kaldırdı. Kenji’ye hayatında karşı çıkabilecek tek kişi oydu ve bu hakkı ilk kez kullanıyordu.

"Hayır efendim," dedi Shin, sesindeki soğukkanlı netlikle. "Bunu yapamazsınız."

Kenji’nin kaşları çatıldı, bakışlarından ölümcül bir kıvılcım çaktı. "Bana karşı mı geliyorsun Shin?!"

"Sizi koruyorum efendim, en çok da kızınızı koruyorum," dedi Shin, bir milim bile geri adım atmadan. "O kızı kendi gözlerimle gördüm. Onu büyüten aileyi, oturdukları sofrayı izledim. O, bu karanlık odalarda, kan ve barut kokusuyla büyümedi. Onu büyüten insanlar saf, iyi kalpli ve sevgi dolu. Nami... öyle zarif, öyle temiz bir dünyada nefes alıyor ki... Eğer bu gece siyah araçlarla kapılarına dayanır, onu o evden silahların gölgesinde koparırsanız, onu kazanmazsınız efendim; onu kendi ellerinizle öldürürsünüz. Size bir baba olarak değil, bir canavar olarak bakar."

Kenji yumruklarını sıktı, kolyeyi avucunun içine öyle bir bastırdı ki tırnakları etine geçti. Shin’in her kelimesi mantığına bir tokat gibi iniyordu ama bir babanın on sekiz yıllık hasreti göğsünü parçalıyordu.

Shin sesini biraz daha yumuşattı, gözlerini efendisinin gözlerine kilitledi: "Üstelik her ne kadar kolye kesin bir kanıt gibi görünse de yeraltında hata yapma lüksümüz yok. Yüzde yüz emin olmalıyız. Tek bir saç teli, resmi bir DNA testi... Her şey kesinleşene kadar kızı ürkütmemeliyiz. Bırakın ona ben yaklaşayım. Adım adım, gölgesi gibi... Okulunda, çevresinde güvenliğini sağlarken hem onun bu dünyaya alışmasının zeminini hazırlayayım hem de şüpheye yer bırakmayacak o testi alayım."

Kenji uzun bir sessizliğe gömüldü. Masanın üzerindeki kolyeye, ardından yıllar önce sokaktan çekip aldığı ve şimdi kendisini aklıselime davet eden genç sağ koluna baktı. Göğsündeki yangın sönmemişti ama Shin’in haklılığını inkâr edemezdi.

"Tamam," dedi Kenji, sesi kısık ve yorgun bir kabullenişle titreyerek. "Ama tek bir kuralım var Shin. Saçının tek bir teline zarar gelirse, onu üzen ya da tehdit eden kim olursa olsun... Şehri başlarına yıkacaksın. Ve onu bana getirene kadar, onun gölgesi sen olacaksın."

Shin başını saygıyla öne eğdi. "Canım pahasına efendim."

Gecenin karanlığı Sato malikanesinin üzerine çökerken plan kurulmuştu: Nami’nin huzurlu dünyasını bir anda yıkmak yerine, Shin o dünyanın içine sessiz bir koruyucu olarak sızacak; gerçeğin fırtınası kopmadan önce genç kızı adım adım kaderine hazırlayacaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.